26.01.2011

Ara Transfer: Fiorentina & Galatasaray

Henüz transfer dönemi bitmemiş olsa da iki takımın önemli hamlelerinden bahsetmemiz lazım. Fiorentina sanki kaleci sıkıntısı varmış gibi kadroya 6. kaleciyi de kattı. Ayrıca sağ bekteki Comotto kabusu sanırım artık geride kaldı, Valon Behrami 4 Milyon € karşılığında takıma katıldı.(5 de olabilir) Galatasaray'ın transferlerde neler yaptığı zaten malum. Fiorentina'nın 2 transferi ile başlayalım.

Norberto Murara Neto: Neto olarak da bilinen Brezilyalı kalecinin Fiorentina'dan önce geçmişinde sadece Atletico Paranaense var. 3.5 Milyon € karşılığı takıma katıldı ki Frey ve Boruc gibi iki önemli ilk 11 oyuncusu olabilecek kaleciye sahip olan takım geleceği konusunda çok umutlu konuşulan bu genci alarak önemli iki kaleciden birinin gideceğinin sinyalini vermiş oldu. Frey mi Boruc mu hangisi gider bilinmez ama yolcu olarak benim tercihim takıma yeni katılmış olsa da Boruc olur, Frey kalsın Boruc gitsin derim yani. Neto için Brezilya'da Inter'in kalecisi Julio Cesar ayarında bir kaleci olacak deniyor, oyun tarzı benzetiliyor ve bu yüzden kendisine Yeni Julio Cesar deniyor. Ancak kendisi bunun hoşuna gittiğini söylese de karşı çıkıyor. Fiorentina'ya imza attıktan sonra şöyle bir açıklaması var kendisinin: "Elbette öyle büyük bir isme benzetilmek hoşuma gider ancak ben yeni Julio Cesar olmaktansa Neto olarak kalmayı her zaman tercih ederim. Ayrıca birine benzetileceksem bilinmesini isterim ki en büyük idolüm Taffarel'dir." Neto hakkında bildiklerimiz elbette kısıtlı, Brezilya ligini sıkı takip edip bu oyuncuyla ilgili bilgi verebilirim diyenler için her zaman kapı açık, detaylı bir yazı yazıldığı takdirde bloga yazı olarak ekleriz.

Valon Behrami: Biliyoruz ki takımın en ciddi sorunu sağ kanattaydı. Santana sakatlıktan yakasını yeni kurtardı, Ljacic ortada sağa göre daha iyi oynadığı için sağda pek tercih edilmiyor. Marchionni'nin futbolcu bile olabilmesi büyük tesadüf olduğu için kendisini ciddiye almıyorum. Geride ise De Silvestri gibi bir yetenek Comotto'nun ardında çürütülüyordu 1.5 yıldır. Hem bekte hem açıkta oynayabilecek ve bu ligi daha evvel tecrübe edip üstüne 3 sezona yakın süre Premier Lig havasını da soluyup geldi. Sağ kanada Comotto'dan ve Marchionni'den bizi kurtarabilecek bir adam. Açıkta başarılı olsa, arkasında da De Silvestri ile daha uyumlu olsa ve Comotto hiç tercih edilmese biz daha ne isteyelim? Behrami'nin takıma sınıf atlatması ve bir anda her şeyi mükemmele çevirmesi tabii ki mümkün değil ama yukarıya yeniden tırmanmak isteyen takıma en azından 1 basamak daha atlatacak seviyede.

Şimdi de Galatasaray'ın yenilerini yorumlama zamanı:

Juan Emmanuel Culio: Kendisi hakkında ne biliyorduk? Cluj'un sürpriz Roma galibiyetinin mimarı. Ancak geldikten sonra oynadığı hazırlık maçları ve resmi maçlarda gördük ki kendisi birkaç sezondur tamamlamak istediğimiz puzzle için en önemli parçalardan biriymiş. Lorik Cana'nın ofansif versiyonu desek doğru olur sanırım, mücadele ve karakter olarak. Adam hiçbir şeye takılmadan aynı istikrarla topunu oynuyor. Sürpriz şekilde gelip takım için efsane olan oyunculara benzeyeceğini şimdiden söyleyebiliriz. Bunu açıkça belli ediyor kendisi. Elano yıldızdı, yetenekliydi, falandı, filandı bilmem ama Elano'yu ve Culio'yu kıyaslayınca büyük isim almanın her zaman işe yaramayacağını görebiliyoruz. Culio'ya şunu demek isterim: Mükemmel başladın ve umarım efsane olarak bitirirsin Galatasaray maceranı.

Yekta Kurtuluş: Kapalıda kombinesi olan, Türk Telekom Arena'da açılış maçında sahada olamamayı geçtim Kasımpaşa ile maçı olduğu için tribüne bile gidemeyince içi içini yiyen bir adam. Bu takıma para değil yüreği sayesinde kanının son damlasına dek faydalı olabilecek ender Türk oyunculardan birini kazandık. Bunu daha maça değil antrenmana bile çıkmadan önce biliyorduk. 25-26 yaşında buraya gelip de 18'lik genç gibi hırsla oynayan bir oyuncu oldu. "Taraftar gibi futbolcu" isterdik hep, Yekta için "gibi" lafı bile fazla orada. Barış-Sarp-Ayhan üçlüsünün mücadele gücünü tek başına sağlıyor bence Yekta. Yekta-Culio-Cana üçlüsünü, bir de o diğer üçlüyü düşünüyorum, geride kalan 2 sezona acıyorum...

Bogdan Stancu Fesat insanlarımızca ön adı gibi oyuncu olur mu diye sorgulandı, haksız mıyım? İlk maçtaki yarım saatlik performanstan sonra Ilie'den daha büyük bir iz bırakabileceği konuşuluyor. Culio ve Yekta kadar net bir yorum yapamıyoruz henüz hakkında ama Sivas maçındaki formu ekstra değil de doğal haliyse Baros ile kendisini ikili forvette izlemeyi hayal bile edemiyorum, çok başka bir boyut kazandırabilirler takıma.. Ben kendisinin yakın tarihteki forvet alternatifleri arasında en iyisi olduğunu düşünüyorum şimdilik.

Robinson Zapata: Kendisiyle ilgili tek bilgim 8 aydır profesyonel futboldan uzak olduğuydu. Hala bir bilgim yok. Ufuk hep Sivas maçındaki gibi oynarsa Zapata'nın tek işi Aykut'u kulübeden tribüne yollamak olur galiba.

Colin Kazım-Richards: Geldiği zaman isyan ettik, ettim. Çok büyük ve ağır konuşanlarımız oldu, disiplin başlığıyla yola çıkıp demediğimizi bırakmadık. Ancak 3 hafta önce şimdilerde Kazım hakkında bu kadar olumlu konuşacağımı aklımın ucundan geçirmezdim. Bu adam bu takım için mücadele ediyor, formayı gerçekten istediğini hissettiriyor. Bu adamı Chelsea maçından sonra ilk kez gerçekten mutluyken gördüm. Fenerbahçe'deki gamsız hallerinden eser olmaması çok ilginç. Bu durumlarını gördükten sonra adamın "Gerçekten Galatasaralıyım" tadında yaptığı açıklamalara daha fazla inanasım geliyor. Umarım kariyerinin parlaması için son şansı olduğunun farkındadır, burada da düşerse bir daha kalkmasının zor olduğunu biliyordur ve hep bu ilk günlerdeki gibi kalmaya devam eder.

2 yorum:

Anonim dedi ki...

tv8 e bak yahu Lazio fiorentina macını vermıyor brescia chıveo macını verıyor vay anasını

Anonim dedi ki...

hahahaha kazım hakkında yazdıklarının arkasında mısın hala :))

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO