31.12.2007

Doğan Seyfi Atlı


Bir bayram akşamı oturmuş gazete okuyordum. Kanalları değiştiriyordu kuzenim "hayatını kaybeden genç oyuncu" lafını duydum ve birden ekrana döndüm, Doğan Seyfi Atlı yazıyordu ekranda. Daha bir kaç hafta önce kupa maçında Fenerbahçe'ye karşı golü yazmıştı, zaten CM 01/02'de banko transferim olduğu için de tanıyordum bir önceki senenin oyunundan beri. Ligde de ara sıra izliyorduk işte. Çok üzüldüğümü hatırlıyorum, hep O'nu Galatasaray forması giyecekken hayal etmiştim. 55 Ekranda gördüğüm kaza yapmış arabanın resmi ile o hayalim de bitivermişti aniden.

Yılın son günü şu saatte neden ve nasıl aklıma geldiğinden de bahsetmem gerekirse. CM00/01 taktım yükledim, Hagi'li Büyük Kaptan'lı oyuna bir göz atıp ikisi bırakana kadar 2-3 sezon oynamayı düşünüyordum. Oyundaki ilk yerli oyuncu transferim her zaman Doğan Seyfi olurdu, yine öyle oldu... İnsanız sonuçta, bir kaç yüz megabytelık oyun bile gecenin bir vakti moralleri bozmaya yetebiliyor...

Bir de aynı oyunda başka bir default transferim olan Foe var ki O'nu da anayım buradan kendimce...

Bir daha böyle her seferinde her takıma aldığım oyuncu hiç olmadı 6 senedir, korkuyor insan "uğursuz muyum acaba ben?" diye.

30.12.2007

Martin Fenin Frankfurt'ta


Kendisi Teplice forması giymekteydi ve geleceğin yıldız adayları arasındaydı. Hala yıldız adayları arasında ancak 3.5 milyon € farkla artık Frankfurt'un yıldız adayı oldu.
Liverpool, Arsenal, Juventus peşindeydi diye biliyorum. Daha fazlası da olabilir çok araştırmadım. Daha çok şans bulabileceğini düşünüp Frankfurt'u seçmiş. Buradan sıçrayıp bir yerlere gider 2 seneye. 3.5 milyon'un üstüne 10 daha katıp Seria A veya Premier Lig'e doğru gider eğer burada başarılı olabilirse, gidip de fos çıkmak da var işin ucunda..

Seviyorum Yıl Sonunu


Premier Lig'de 11-12 günde seri maçların oynandığı, bir maç gününü konuşup bitiremeden diğer hafta maçlarının başladığı bu günler yüzünden yıl sonlarını ve yeni yılı daha da başka seviyorum. Maçları izleyebilene mükemmel keyif sunuyor bu bir gerçek. Ancak ülkemizde FOX TV bu keyfin içine ettiği için FOX Sports daha hoş bir tercih olur bu dönemde, en azından ben öyle yapıyorum.

Phil O'Donnell


Kendisini daha evvelden tanıyorum diyen varsa gözlerinden öpmek lazım.
Malesef sahada yaşamını yitiren oyuncular arasına katıldı resimdeki kişi de. Son zamanlarda duymaya alıştığımız haberlerden oldu, bir kaç ay arayla tekrarlanır oldu bu haberler.

2007/2008 Part 1

Part1 dedik rapidshare'den inen dosya adı gibi. İlk devre geçti gitti. Kısa kısa bahsedeyim.

- Tsunami gibi sezona başlayan Galatasaray Ölüdeniz gibi sakin bir şekilde bitirdi sezonun ilk bölümünü. Kalli gider-gitmez bilinmez de, ikinci yarıdan ümitliyim.
-Fenerbahçe 16 hafta arkamızda durdu, son hafta 1 puan önde bitirdi. Devre arasının kendilerine yaramayacağı gibi bir his var içimde.
- Sivasspor şampiyon olmak istemiyor ve lider bitirdi. "Ya ben lan neyse bişey demiyorum" durumu mevcut burada. Şampiyon olmak istemiyoruz diye konuş sen 4 aydır, sonra 2. yarı öncesi çık de ki "şampiyonluğu düşünüyoruz". Kararlarını bir an önce verseler de herkesler rahat etse fena olmaz.
- Beşiktaş ise yine bildiğimiz gibiydi. Çok fazla saçmaladıkları sezonlara göre dahay iyi durumdalardı sanki. Yine de devrede yeniden el atmaları lazım olaya. Holosko'yu da aldılar sağlam bir kazık yiyerek. Katkı yapar da, o kadar para verilmeli miydi bilmiyorum.
- Kasımpaşa düşecek gibi, iyi olur. Başlarına eski oyuncumuz Uğur Tütüneker geldi ama 9 puanı olan bir takımın ligde kalabilmek için hemen hemen 30 puana daha ihtiyacı var ki bu imkansız gibi duruyor.
- Oftaş da düşecek durumda olsa iyi olurdu, taraftarı olan kulüp lazım lige, boş tribün değil. Ankaraspor'un da gidici olmasına ekstra sevinmekteyim bu yüzden, ayrıdan bir de Gökçek yüzünden seviniyordum tabii ki.
- İstanbul Belediye'de aslında taraftarsız takımlardan biri ancak kadrosu iyi, İbrahim Akın ve Aydın Yılmaz transferleri ile sol ve sağ açık müthiş güçlendi. Özellikle İbrahim Akın'ı Abdullah Avcı'nın adam edeceğine eminim.
- Bunların yanında Kayserispor'un beni hayal kırıklığına uğrattığını söyleyebilirim, daha iyi bir performans bekliyordum. Dışarıda hiç kazanamamış olmalarının bu duruma etkisi var elbette.

- İlk hafta dışında ciddi bir tribün kargaşasının yaşanmadığı bir ilk yarı geçirdik, devamı da aynı şekilde kavgasız gürültüsüz olur umarım.

- Sene sonu "Part2" diye yazarken umarım oynanan güzel oyundan bahsediyor oluruz. Futbolun futbol gibi olması ve şampiyonun da masabaşı oyunları ile değil oynadığı futbolla anılması dileğiyle 2 . yarıyı daha bir umutla bekliyorum..

17.12.2007

Git İstediğin Yere

Bu yazıyı keyfi olarak sildim.

Das Parfum


Koku : Bir Katilin Hikayesi veya Perfume : The Story Of A Murderer ikisi de aynı şey..
Film çok güzel, kolay kolay film beğenmem "olmuş bu" dediğim film sayısı azdır. Cins miyim yoksa film çekmeyi mi başaramıyorlar son zamanlarda onu bilemiyorum. Konu güzel, sıkıcı ve yorucu değil, saçma sapan olaylar birbirine bağlanmıyor da, süresi uzun gelebilir belki, baska da kusuru yok bana kalırsa.
Filmi çok beğendiğimi ve izlememiş olanlara tavsiye ettiğim yazmak istedim, zira yazmış bulunmaktayım zaten.. Uzatmayayım daha da..
Unutmadan ekleyeyim, yeni izledim filmi.. 2006'nın ürününü niye 2007 sonuna yazdın derler belli mi olur..

16.12.2007

En Sportif Gün

Kendi kendime en sportif gün ilan ediyorum bu günü. Üniversitenin ve derslerin derdini bir kenara atıp 11 günlük şahane tatile başlamışız, ilk gün Galatasaray - Sivas ile başlamış, dün akşamı da Ronnie O'Sullivan taçlandırmış son framede 147 yapıp. Canlı izlediğim ilk 147 oldu bu. Bu iki keyifli günün ardından sıra geldi pazar gününe yani bugüne.
Bu satırları yazdığım dakikalarda Dünya Kulüpler Şampiyonası Finali oynanmakta, o bitsin elbette bahsedeceğim sonraki postta.

Bakıyoruz şöyle neler var, Liverpool - Manchested Utd. oynuyor, Arsenal - Chelsea'de bu maçtan sonra izlenmek için bizleri beklemekte. Dahası, arada da bir maç var ki tam benlik, Sampdoria - Fiorentina maçını e2 veriyor. Üstteki iki maçı ve yine öğleden sonra oynanacak olan Kaptan'ın Fenerbahçe karşısında puan arayacağı Gençlerbirliği - Fenerbahçe maçını hiç beklemiyorum açıkcası, öncelik Fiorentina'nın.

Ve günün son bombası.. Real Madrid değil elbette, işim olmaz.. UK Championship 2007 Finalinde Ronnie O'Sullivan ile Stephen Maguire karşı karşıya geliyor, Ronnie elbette favori isim, bahisçiler ne der bilemem, benim favorim kendisidir. Dün akşamki 147'yi hayatım boyunca unutmayacağım, canlı canlı izlediğim ilk 147 oldu daha önce dediğim gibi.. Anlamayan kafa yormasın nedir bu 147 diye, masanın başına geçip tek seride yapılacak en yüksek sayı diyeyim fikir oluşması için, maksimum seri denir kendisine. Ayrıntısını yazsam da takip etmeyen bilmez, takip eden zaten biliyordur..

15.12.2007

Terry'den Makalele'ye



İngiltere Euro 2008'e gidemez de bununla ilgili geyik yapılmaz mı? Elbette yapılır. John Terry'nin ağzıyla mektup yazılmış Fransız Makalele'ye, sözlükte gezinmekteyken rastladım, eğlenceli birşey olmuş.

Şarkının orjinalini de severim, Plain White T's söylemekte Hey There Delilah adıyla.

3.12.2007

Euro 2008


Son şampiyonun kaptanı Zagorakis elini torbaya attı ve gelen ilk takım Türkiye oldu. İsviçreliymiş bu resimdekiler ki zaten kanal da İsviçre kanalı. Bizim için intikam dolu bir grup oldu, 2006'dan İsviçre, Euro 2000'den Portekiz.

Fazla yorum yapacak birşey yok. Portekiz illa ki çıkar, İsviçre sürpriz arar, Çek Cumhuriyeti ile kapışırız. Bana böyle olacak gibi geliyor, gruptan çıktıktan sonra diğer gruptan Avusturya ile eşleşsek ne güzel olurdu. Çok mu iyimser düşündüm bilemiyorum ama böyle bir ihtimal sanırım yok gibi şimdilik.

Kuranın ilginç kısmı ise takımlar kaçıncı torbadan kuraya girdilerse gruptaki sıralamada da aynı sıraya düştüşer. Milyonda bir denen ihtimallerdendi o da gerçekleşti. Ne değişti peki ? Sadece fikstür, yoksa gerisi aynı..

Olan Biten #3


- Tugay yine attı. Bu defa alıştığımız uzaktan şutlardan biri değildi, kontrayla geldiler, penaltı noktasının gerisinden vurdu attı. 2-1 olan skoru da 3-1 yaptı..
- Tuncay da ilk golünü atmış. Sus yapmayı unutmamış. FOX'a bakmadım hiç maçı verdi mi diye, merak da etmedim açıkcası, vermesi yüksek ihtimal tabii ki, M'boro resmi kanalı gibi. Maçın özetini izledim, Tünkay diyordu spiker.
- Napoli dengesiz gitmeye devam ediyor, 5 yediler Atalanta deplasmanında. Eskiye dönecek diyorlar, farkı yiyip oturuyorlar bir güzel, sonra yine güzel skorlar ve tekrar gelen yenilgi. Merak ediyorum ne kadar devam edecekler böyle.
- Valencia kendi evinde 3 yedi Bilbao'dan. Bask bunlar, hastasıyız diyerek Bilbao'ya sevgi gösterisinde bulunmayacağım elbette, işim olmaz kendileri ile. Benim derdim Valencia, Koeman'a sarasım var ama takım da garip, Napoli'yi yazdım bir kaç satır üstte, ne farkı var Valencia'nın, aynı istikrarsız görüntü sürüyor. Ancak bunları merak etmiyorum o kadar da, İspanya'da tek derdim Messi'yi, Dos Santos'u ve Krkic'i izlemektir, bunlardan biri oynarsa Barça maçına göz atılır. Bir de Asulin oynasa da görebilsek onu, YouTube denen teknoloji yetmiyor.
- Ribery atmış Bayern tek golle kazanmış. Bu hafta izlemedim ancak Almanya Ligi bu sezon en keyif aldığım lig İtalya'dan sonra. Arjantin'in yeri ayrı, çocukluk hayalimdi televizyonlarımızda Arjantin Ligi izlemek, fırsatını buldukça kaçırmıyorum, ancak seri ve uzun yorumlar yapabilecek kadar değilim daha. İyi bir takipçiyim hepsi o.
- Arjantin demişken, Apertura Lanus'un şampiyonluğu ile tamamlandı. Riquelmeli Boca ile Clausura daha bir hoş olacaktır.
- Kapanışı Liverpool ile yapayım, Bolton'a 4 attılar. Torres'in golünden önce Anelka'nın kaçırdığı gol var ki akıllara zarar cinsten. Kaleci topu bıraktı Anelka'ya, O da topu kale çizgisinden geçirmek yerine aut çizgisinden geçirdi. Torres benzer pozisyonda üstelik kaleci de yerindeyken "gol böyle atılır"ın dersini verdi. Maçın golleri burada. Maçın yıldızı denen şey ise Gerrard, penaltıdan önceki iki golün asistini yaptı, penaltıyı da attı, 2 asist 1 gol ile bitirdi.

Fiorentina - Inter


Prandelli hayat arkadaşını kaybedince duygusal bir gün yaşandı Artemio Franchi'de. İnter'in Fiorentina oyuncularını tebrik etmesine girmiyorum, herşeyin fazlası zarar. Fair Play de centilmenlik de bir yerden sonra can sıkıntısı yaratıyor, fazla kibar olmanın anlamı yok, biraz tatlı sert olmalı bu işler.

Maç 0-2 bitti, İbrahimoviç asistledi önce Jimenez -ki hiç sevmem kendisini- sonra da Cruz attı. Cruz da J.Zanetti'ye çok benziyor, akraba çıksa ben şaşırmam şahsen. Neyse dönelim maça, Galatasaray - İstanbul B.Bld. maçı yüzünden tam bakamadım, İnter etkiliydi sanırım, Fiorentina da arada bir gol kaçırıyordu. İzlemek lazımdı aslında ama kaçırdık bir kere..

Gün uğursuz geçti aslında. Şahsımın taraftarı olduğu iki takım da iç sahada ikişer gol yedi, bir tanesi iki tane atıp kurtardı kendisini, diğeri teslim oldu. Lig uzun maraton, önümüzdeki maçlara bakalım diyerek bitirelim klasik futbolcu yorumuyla.

Galatasaray 2 - 2 İstanbul Büyükşehir Bld.

Son zamanlarda izlediğim en hareketli maç oldu. Ben sayamadım ama ikinci yarıda en azından 5-6 forvetle oynadık ki bu sayı 7 ve 8 oldu zaman zaman.

Servet Çetin'i bir maç sonrası övüp maçın yıldızı olarak göreceğim aklımın ucundan geçmezdi. Ancak hakkını vermek lazım ki maçın yıldızıydı. Song için söylenecek birşey yok, sen böylesine tehlikeli bir ikinci yarıda geride tek başına savaş -çünkü Servet o sıralarda ilerideydi- ve sınırda olmana rağmen kart görme. Ara sıra 3'e 1 veya 3'e 2 gelen rakibe karşı iyi direndi kartsız tamamladı maçı, derbi öncesi önemli bir tehlike geçti.

Hasan Şaş konusunda söyleyecek birşey yok sanırım. Kafasına koyduğu zaman vazgeçirmek zor oluyor, belki maç anındaki sinirle söylenmiştir ama bir kart yüzünden bunları söylüyorsa bu takımdaki geleceği ne derecede iyi olur bilinmez.

Sonuç olarak gitti denen maçta taraftarın ve takımın bütünleşmesi ile puanı alıp yeniden puan farkı ile lider konuma geldi Galatasaray. Derbiye dokunmuyorum, ayrı bir post lazım elbet.

2.12.2007

Saray'ın Muhafızları

Song tamam da Servet olmuş mu hiç ? Aradan o gözler korkunç korkunç bakıyor.

Bu çekimler yapılırken GSTV'de kayıt yapmış haberlerde gösteriyordu az önce, Song ekrandaydı "bu sayıyı alın çünkü Rigobert Song konuşuyor !" diye mesaj veriyordu taraftara.. Arada da "sözleşme yapın benimle" dese fena olmazmış çünkü yönetimin ilk adımı atma gibi niyeti yok sanki.

1.12.2007

Fotomaç Yine Şaşırtmadı


02 Aralık 2007 tarihi gazeteden alıntı :
"... Feldkamp yönetimindeki sarı-kırmızılı takım, bu sezon 17 karşılaşmaya çıktı. Cimbom bu mücadelelerde 11 galibiyet 2 yenilgi 4 de beraberlik aldı. "


Evet görüyorsunuz, 2 yenilgi almışız bu sezon. En iyi olduğunu iddia eden gazetenin haberidir bu ki zaten "en iyi" olduklarını gazete çalışanları hariç kimse düşünmüyor. Fanatik dururken neyin en iyisisin sen kardeşim demezler mi ?

Neyse.. Olaya geçelim, 2 yenilgi demişler ancak Galatasaray resmi sitesi öyle demiyor :

8 Kasım 2007 : Galatasaray 2 - 3 Helsingborgs IF
25 Ekim 2007 : Girondins de Bordeaux 2 - 1 Galatasaray
20 Eylül 2007 : FC Sion 3 - 2 Galatasaray

Görüldüğü üzere 3 adet yenilgi mevcut. Bir spor gazetesi yapıyor bu hatayı, sonra da biz kaliteliyiz diyorlar... Yok ya, başka ?

Ayrıca bu hata habercilik açısında ciddi bir hata olmayabilir ancak bunun diğer yaptıkları şeylerin yanında devede kulak kaldığını söylemek lazım.

Riquelme Yeniden Boca'da

Yeniden gitti Boca Juniors'a. Bu defa kiralık gitmedi, 2010'a kadar sözleşme yaptı, 15M $ deniyor bonservis için, sadece yazıktır günahtır diyebiliyorum. 2010 Dünya Kupası'nda oynamak istiyormuş, hedefi buymuş, arada Boca'ya da bir iki tane kupa kazandırır ki bu da hedefine ulaşması için yapması gerekendir zaten.

Kendisi sevdiğim oyunculardan değildir, ancak gittiği ülke sevdiğim ülkelerden biridir, liglerini de e2'de az da olsa izlemeye başladık, kendisini de izleriz artık yayın yapıldıkça.

30.11.2007

UEFA Kupası #1


Hakemler sayesinde yıllardır az çekmemiştik Türkiye olarak. Macaristan ile oynanan milli maçta hakemin hediyesi olan 3 puandan sonra bir hediye de dün akşam geldi Galatasaray'ımıza, ilk gol bariz ofsayt, ikincisi penaltı olmadığı gibi sarı kartı da Serkan Çalık görmeliydi. Ancak futbolun adaleti denen şey doğruysa Galatasaray dün akşam 3 puanı kazanan taraf olmalıydı. Öyle veya böyle bir şekilde kazanıldı bu 3 puan ve A. Wien - Panionios maçını beklemeye başladık.

Ayrıca hakem konusunda burada ballıyken duydum ki basket maçında Panathinaikos F.Ülker'i hakemlerin katkısıyla yenmiş, dengelemişler işte dün gece olan bitenleri derim ve bitiririm burada Türkiye ile alakalı kısmı.

Grubun diğer maçında Helsingborg çıkmayı garantiledi. Panionios son 2 maçını kazanamazsa gruptan çıkmak fırsatı Galatasaray'ın eline geçecek ki gerçekleşmesi gereken ihtimal de bu sanki. Diğer gruplarda Tottenham 0-2 geriye düştüğü Aalborg karşısında 2. yarı kendine gelip maçı 3-2 kazandı.
Fiorentina 1 - 1 berabere kaldı AEK ile -ek bilgi, tuttuğum 2. takım da yunanistan deplasmanındaydı dün, pek ilginç- ve gruptaki yenilmezliğini sürdürdü, gönül ister ki Fiorentina - Galatasaray finali izleyeyim ama işin İtalyan kısmı tamam da Türk kısmı biraz zor gibi görünüyor bu gidişle. Neyse..

Braga - Bayern Münih maçının 2. yarısına baktım bizim maçtan sonra, 2. devre başında Toni ortaladı Klose boş kaleye yuvarlardı. Maç gollü geçer derken karşılıklı ataklar geldi ve Braga 1 - 1 yaptı, sonrasında ise Toni'nin önemli pozisyonu oldu ama 1 - 1 bitti. Bayern'in performansı 3 maç 5 puandır ki bu da 4'te 4 yapmasını bekleyenleri şaşırtmıştır, beni şaşırtmadı o ayrı..

Diğer gruplara de pek bulaşasım yok, favoriler böyle geçirdi dün akşamı. Favori demişken, son hafta Şampiyonlar Ligi'nden bir favori daha gelecek UEFA'ya.. Valencia veya Schalke, Valencia gelse iyi olur Rosenborg da gelebilir mi bilemiyorum çünkü inclemedim puan durumlarını, sadece 3 ve 4'te Valencia ile Schalke'ye rastladım o yüzden son paragrafta böyle konuştum.

Yarın Cennet Olacak



karapaks - yarın cennet olacak :

uyuyalım yavaşça, yarın cennet olacak
kalırsak karanlıkta, gidersek ne olacak?
ahh kucağına, ahh koşacağız, karanlığın..

düşüncelerde senle ben,anladık canım..
şehrin sokakları bize
ne kadar güldü ?
yastığımda başın güzel,
kolunda oyuncak..
ve damarlarında kanın,
elim elinde..

uyuyalım yavaşca, yarın cennet olacak..
uyuyalım yavaşca, yarın cennet olacak..
uyuyalım yavaşca, yarın cennet olacak..
uyuyalım yavaşca..

uyuyalım yavaşça, yarın cennet olacak..
kalırsak karanlıkta, gidersek ne olacak?
ahh kucağına, ahh koşacağız, karanlığın..

düşüncelerde senle ben,
anladık canım..
şehrin sokakları bize
ne kadar güldü ?
ağzımızda küfürlerse,
gönlümüz sevgi..
yaşadığımız bu toprak
bizi sevdimi ?

uyuyalım yavaşca, yarın cennet olacak..
uyuyalım yavaşca, yarın cennet olacak..
uyuyalım yavaşca, yarın cennet olacak..
uyuyalım yavaşca..

Çekip Gitmeyi Bilememek.. #2


Çekip gitmeyi öğrenmiş sonunda..

Galatasaray'dan sonraki kariyerinde başarı da dilemiyorum.. Senelerdir yaptıklarının cezasını çekecektir umarım kariyerinin son bir kaç senesinde.. Kolay değildir Galatasaray gibi camiayı her zaman kaosa sürüklemek, kendisini bunu başaran ender insanlardan..

Evet gittiğine sevinen insanlardanım ben de, kazandırdığı başarılar hiç umurumda değil.. Hagi olmasa, Arif olmasa, Hakan Şükür de olmazdı..

İyi ki gittin Sahte Kral.. Yolun açık olmasın..

23.11.2007

En Kötü Turnuva Böyle Olsun

Bu yaz hiç olmadığı kadar eğlenceli olacak..

İngiltere'siz ve Türkiye'li bir Euro 2008..
81 Ekran Philips LCD TV..
LigTV'den Euro2008..

14.11.2007

Olan Biten #2


- Norveç maçına 3 gün kaldı. Fatih Terim Sergen Yalçın hakkında "severek izliyoruz" tadında bir açıklama yapmış. Milli Takım'a alma sinyalleri desem bu yaşta ne alaka -hoş 37'lik Hakan Şükür'de bu yaşta ne alaka ama alınıyor bir şekilde takıma.

- Fransa, İtalya, İskoçya. Son dönemlerin en ilginç grubunda düğüm haftaya çözülmüş olacak. İskoçya ile İtalya'nın kapışması kader maçı havasında geçecek. Fransa sıyırır kendisini aradan.

- Football Manager 2008'in orjinali 74.90YTL. Zaten 70YTL ayrı duruyordu köşede 3 aydır. Fazla yük olmadı o yüzden. Ersun Yanal'da Trabzonspor'un olası kadrolarını buradan deniyor mudur acaba ?

- Ersun demişken, Galatasaray maçı için veriyor gazı oyuncularına, 2 aydır futbol oynamayan Trabzonspor için bu gerçekten bir kurtuluş maçı olabilir. Ancak fazla hırs ters de tepebilir, bir kaç kırmızı renkli kart ve bol gollü bir deplasman galibiyetine tanık olabiliriz 10 gün sonra.

- Gabriele Sandri olayı İtalya'yı karıştırdı bildiğiniz gibi, polis kurşunu ile hayatına veda etmişti. Herşey okunuyor zaten basında kaç gündür. Özellikle internette olan bitenin detaylarını olayın takipçileri öğrenmiştir. İtalya karıştı ve oynanmayan maçlar oldu arada. Sandri'nin cenazesi bugündü. Lazio'yu oldum olası sevmemişimdir nefret de ederim her zaman, bu defa durum farklı, yok yere ölen birisi var ortada. Bunun yarın bizim ülkemizde gerçekleşmeyeceğini garanti edebilecek bir tane bile insan var mı ?

- Halil Altıntop, "Bir İstanbul derbisinde oynamak lazım." demiş. Galatasaray veya Fenerbahçe sayfaları için bundan daha iyi sinyal olamazdı herhalde. Gazeteler coşar yine yakında Halil kime gidiyor diye.

9.11.2007

R. Baggio

İtalya'nın ve Fiorentina'nın Budist yıldızı, üzerinde de en sevdiği forma..

Çekip Gitmeyi Bilememek..

Futbol resimdeki kişiyi bırakalı çok oldu da, kendisi futbolu bırakamadı bir türlü..

Hani olur ya, insan yolun sonuna gelir. Artık bu işi becerebilen birisine devretmesi gerektiğini anlar. İşte resimdeki kişi de yolun sonunda. Rekorunu da kırdı, bir hedefi de kalmadı, "benden bu kadar" diyerek futbolu bırakmak çok da zor olmamalı.

Kendisi hala futbol oynayabileceğini ve takıma katkı sağlayacağını düşünmekte.. Kulağa komik geliyor evet..

7.11.2007

Ferenc Puskas

Kendi adıma konuşuyorum, gol atmaktan söz ediliyorsa eğer, izlemediğimiz dönemleri göz önüne aldığımızda daha iyisi yoktu.

Şampiyonlar Ligi #1


Şampiyonlar ligi hakkında konuşasım geldi. Gündemden girmeyeceğim olaya hemen 8 diyerek. İlk konuşmak istediğim Rosenborg. Chelsea'yi yendiler "bir defa olur o" dedi sözde otoriteler. Dün akşam da Mestalla'da çaktılar Valencia'ya, hem de Chelsea'ye yaptıkları gibi 1 değil 2 tane çaktılar İspanyollara. Chelsea 8 oldu, Rosenborg 7, arkadan gelen Schalke 4, lider bile çıkması düşünülen Valencia ise 4. sırayı aldı 3 puanla. Son 2 haftaya gidilirken Rosenborg'un çıkamaması çok büyük şanssızlık olur, bizim ülkede tecrübesizlik derler buna. Düşünün ki tecrübesiz takım Valencia ve Chelsea'den deplasmanda 4 puan alıyor, evet gayet saçma geliyor insana.

Liverpool'a geçmek istedim. Beşiktaş'a "otur oturduğun yerde" dediler, daha da atarlardı da bu da yetti rekoru kırmak için. Dün akşamdan sonra Liverpool'u bir maçta en çok gol atan takım sananlar olmuş, talihsizlik diyoruz ve Monaco'nun Deportivo'yu 8-3'le selamladığını hatırlatıyoruz. Liverpool bir rekor kırdı tabii ki bu skorla birlikte, en farklı skoru yakaladı tarihte. Liverpool bu skora rağmen çıkamayabilir gruptan, o da işin acı tarafı onlar için.

Diğer maçlar normal oldu. Hoş Liverpool maçı da normaldi de 8-0 değil 5-0 olsa dikkat çekmezdi elbette. Milan'ı anlayabilen varsa beri gelsin bu sezon, Sampdoria maçı zor olur dediler 5'leyip döndüler, Torino'ya karşı süründüler, sonra da Ukrayna'da atılan 3 gol, garip takım. Son 20 dakikada atmışlar 3 golü, yine de bir kaç gün sonra sahadaki oyun değil sadece skor konuşulacak, kaçınılmaz bir gerçek bu. Inzaghi hala gol atıyor, işin kötüsü de o olduğu zaman gol atabiliyor Milan. Tombiş adam Ronaldo geri döndü belki bir etkisi olur gol yollarında. Benim kendisinden şüphem yok da göbeği ve performansı hakkında sürekli kargaşa yaratan 'dış basın' ilk kötü performansında yine fazla kilolara yüklenecektir. Su götürmez bir gerçek derler ya, bu da öyle birşey işte.

3.11.2007

Olan Biten #1


Sabahın dört buçuğunda yazasım geldi..

- Alonso gitmiş, belliydi zaten. Ferrari söylentileri çıkıyor ama Massa'dan da vazgeçmemeli Ferrari. Gitsin ufak takıma Alonso, kalitesini ve bildiklerini -ne biliyorsa artık- aktarsın oraya, gül gibi geçinip gitsinler..

- Torres yine yok bir kaç hafta, Atletico Madrid'deki günleri mumla aranıyordu zaten, yakın zamanda projektörleri yakıp da aramaya başlayabiliriz, şaşırmamak lazım.

- Yine bir sürü büyük veya kaliteli maç olan haftalardan birindeyiz. Başkent Roma'ya gidiyor Floransa'nın Mor Menekşesi, rakip Lazio olacak. Fiorentina'ya başarılar dileyip umarım fark atarız deplasmanda diyorum. Heerenveen - PSV oynuyor Hollanda'da, gollü maç olmaya aday görünüyor şimdilik, gerçi Fiorentina ile Napoli'den de bol gol beklerken 1 golü zor gördük. Atletico Madrid de Villarreal ile karşılaşacak ki Madrid pek fazla gol atıyor Kun - Forlan ikilisi ile. Ligimizde olan büyük maçı söylemeye bilmiyorum gerek varmıydı, Fenerbahçe - Beşiktaş, bol bol izleyip okuyacağız bu hafta medyamız sayesinde. Juventus ile Inter de karşılaşacak, nedense içimden bir ses çok keyifsiz bir maç olacak diyor ki ben bunu dedim diye 6-7 gollü bir maç olursa hiç şaşırmam açıkçası. Bu kadar yazıp da Arsenal - Manchester United'ı unutmadım elbet, sezonun en iyi futbolunu oynayan Arsenal ile eski ritmine doğru dönmeye başlayan M.United Emirates'te rakip olacaklar birbirlerine, Arsenal alır diyerek tahminimi de sunuyorum.

- Afonso Alves denen arkadaşın attığı 7 gole 1 aydır "rekor" deniyor, gidin bir bakın araştırın be kardeşim o ligin tarihini.

- Erdal İnönü.. Yazacak pek de birşey yok.. Ölümünün ardından "aman da ne çok severdik, tüh tüh yazık oldu" diyerek sayfalarca yazıp çizmenin manası yok, hatırlamak için ölümü beklemek zorunda mıyız her defasında ?

- NBA'de başladı tam oldu, maçlardan kafamızı kaldıramazken.

- NBA demişken, Galatasaray 2. transferini yaptı oradan, New Jersey'den bu sefer. NBA'de tutunamayanın sıçrama tahtası oldu Beko Basketbol Ligi. Geçen sezon Gerald Fitch oynadı şovunu yaptı ve balıklama atladı bu sene NBA'e.

- Daum için yazdılar durdular Milli Takım'ın başına geçecekmiş diye, Alpay'ı ve Ümit Özat'ı da getirirse olası bir anlaşma sonucunda işte o zaman futbolumuz kafadan 10 sene geriye gider. Zaten gerideyiz diyenlerin seslerini duyar gibiyim.

- Fatih Terim'i de kime yamayalım diye şaşırdık. Fulham fırtınası esti ki şimdilerde o fırtına sakin bir rüzgar olarak devam etmekte, arada bir adı geçiyor. Bir de fırtınadan daha fazlası çıktı, Valencia'ya yolladık kendisini. Basınımızın dediğine göre İspanyollar öyle yazmış ancak İspanyol gazetelerinde Fatih Terim adı en son milli maçlar döneminde geçmiştir, o da belki.

28.10.2007

Geç Kalmış F1 Yazısı

Şampiyon bu adam oldu. Kendisini de tutmazdım takımını da, Hamilton seneye olur umarım diyorum ve bitiriyorum kısa bir sey yazıp.

Son hafta olanlardan sonra Fernando Alonso'nun McLaren'de kalması gibi bir şey düşünülmemeli, Heidfeld veya Kubica'yı kendisinin koltuğunda görsek keşke. Hamilton-Kubica, 10 sene gider mi, bence çok rahat gider...

18.10.2007

Kontrol

110'un 2. albümü çıktı 1.5-2 ay önce. Albümün adı Kontrol. Zaten albüm kapağını görmektesiniz.

Şarkı listesi şu şekilde :

01. Kimse Bilmez
02. Uyuduysan
03. Çünkü
04. Dünya
05. Tek Tek
06. Kayıp Kentin İnsanları
07. Hayat
08. Ağlama
09. Düştüm
10. Sustum
11. Çocuk Parkı

6 numara favorimdir, Galatasaray'da da 6 numaralı Linderoth favorimdir bu sezon, bir süredir 6'ya taktım gidiyorum haydi hayırlısı. Neyse.. Albümde 6 numara favorim, 9 numara tutar bu ülkede, 11 numara da pek güzeldir ama popüler kitlenin pek hoşuna gitmez playlistte zor yer bulur. Bu aralar sağda solda moda olanı ise 4 numaralı şarkı.

6. şarkıyı öne çıkardım ama hepsi ayrı ayrı güzel geldi bana. Zaten albümün önüne geçecek bir parça yok Kontrol'de, hepsi bir bütün halinde dinlenmeli..

Şunu da söylemek lazım ki, aldım ben bu albümü orjinal olarak, diğer bir çok albüm gibi. Arşiv yapıyor olmama deli gözüyle bakılsa da ben devam edeceğim, bir gün kasalar dolduğunda "zamanında ne çok dinlerdim bunu" diyebilmeli insan..

16.10.2007

Formula 1'de Sezon Sonuna Doğru

10 sene oluyor F1 takip edeli. İlk seneler pek aklımda olmasa da günümüze yaklaştıkça her sezon daha fazla kalmış aklımda bunu görüyorum. Benim aklımda kalanlar arasında en çekişmeli sezon, daha 1 ay öncesine kadar 4 pilot çekişiyordu, Massa aradan çekildi 3 kaldı.

Lewis Hamilton tarihin en iyi çaylak performansına imzasını çoktan attı ama bu imzadan önceki son satırda "şampiyon" yazsa hiç de fena olmaz. Takımın diğer şampiyonluk adayı huzursuz insan Alonso ise sanırım bu sezon şampiyonluğu hak etmedi, en azından söylemleriyle. Böyle kötü konuşulmaz ki arkadaşım. Her yarış öncesi birilerine saydırdı durdu, oturup nefes almadan diğer yarış için Hamilton ve McLaren'e yüklendi de yüklendi. Nereye kadar mı? Bu hafta sonuna kadar. Muhtemelen önümüzdeki sezon başka takımlarda göreceğiz. Heidfeld-Alonso gibi bir sürücü değiş tokuşu yapsalar hiç fena olmaz sanki. Bir de kaç senedir bir türlü ısınamadığım -ki zaten lakabı da bu sebebi açıklıyor- buz adam Kimi var. Kendisine alışamadım, sevmedim, sevemem de, itici geliyor, adamdaki F1 sevgisini alıp götürecek cinsten bakıyor kameralara, sanki zorla oturtup bu aracı kullan demişler kendisine.

Brezilya'nın futbol takımıyla da ünlü olan Sao Paolo şehrinde yapılacak sezonun son yarışı. McLaren zaten şampiyonluğu kaptırdı markalarda, bari Hamilton ilk 5'e girsin de şampiyon olsun diyebiliyorum sadece. Kırmızılı futbol takımını çok severim bizim ülkede ama F1 olunca nedense o kırmızı araçlar hiç ilgimi çekmedi, yanında sarısı eksik olduğundandır belki de.

21.10.2007 - Brezilya: Bekleyip göreceğiz kimin şampiyon olacağını... 21 Ekim akşamı maç izleyeceğim için yarışın bir kısmını kaçıracağım, o da ayrı bir olay... Bir de son olarak, Massa kendi evinde kazanırsa Hamilton'a 5. sıradan aşağısı da yetebilir.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO