claudio ranieri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
claudio ranieri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.02.2017

Leicester’ın Problemleri: Küme Düşmenin Yakın Olmasının 6 Sebebi



Süper Pazar’da içerde Manchester United’a karşı alınan 3-0lık talihsiz yenilgi, Leicester City’i dipten sadece iki puan yukarda ve küme düşmeye yakın bıraktı.

Peki işler Claudio Ranieri’nin takımı için neden bu kadar kötü gitti?

Bu yazıda; neden 1938den beri, şampiyon olduktan sonra küme düşmeye yaklaşan ilk takım olma tehlikesi yaşadıklarına dair altı sebebi seçtik.

Kante Sistemi İşletiyordu

Chelsea’nin Premier Lig şampiyonluğu yolunda fırtınalar estirmesi N’Golo Kante’nin ayrılışının Leicester’ın dramatik düşüşündeki payından ötesine bakmayı zorlaştırıyor. 2014’te Premier Lig’e dönüşlerinden beri Tilkiler, Kante’den yoksun oldukları 63 maçta 63 puan aldılar. Kante ile çıktıkları 37 maçta ise 80 puan topladılar.

Kante son üç sezondaki herhangi bir Premier Lig oyuncusundan daha fazla mücadele kazandı ve yalnız iki sezondur İngiltere’de. Onun enerjisi, hız konusunda ciddi şekilde zayıf olan geri dörtlüye koruma sağladı. Bu koruma olmadığında Leicester’ın efektif bir 4-4-2 oynayamıyor ve defanstaki eksiklikleri koruyamıyor.

İlerde kurulan savunma çizgisi topa yapılacak baskıyı gerektiriyor ve bu olmadan Leicester savunmacıları Robert Huth ve Wes Morgan herkesten daha da zayıf kalıyorlar. Ama derinde oynadıklarında bile hatalar yapıyorlar. Jamie Carragher, Sky Sports’a “Geçen sezon gelen ortalar Huth ve Morgan için yiyecek içecek gibiydi. Onlar bunu istiyorlardı. Şimdi ise tamamen kopmuş durumdalar.”

Huth ve Morgan Ortada Kaldı

Bu sezon birçok kez olduğu gibi, Huth Manchester United’ın Pazar günü attığı ilk golde Henrikh Mkhitaryan’ı kovalarken açıkta yakalandı. İkinci golde Morgan, Zlatan Ibrahimovic’ten uzak dururken Juan Mata’nın attığı üçüncü golde hatalı olduğu gibi Christian Fuchs bu golde de yapılan ortayı kesemedi.

Garry Neville “Eğer her oyuncu bireysel olarak kendi performansları üstünde düşünürse işler biraz değişmeye başlayabilir çünkü gerideki bu üç isim şok edici oynuyor. Huth, Morgan ve sol bekteki Fuchs’tan gerçekten çok zayıf bir performans izledik. Rezalet savunma yaptılar. O bölgedeki üç tecrübeli oyuncu çok kötü savunma yaptı. Fuchs’un Mata’ya verkaç sırasında yapışmaması ve ofsayta düşürmeye çalışmasının teknik direktörle bir ilgisi yok. Top ortadayken ve kalene bu kadar yakın oynuyorken ofsayt denemek? Buna hiçbir şey yapamazsınız. Claudio Ranieri tarafından bunu yapmaları için talimat almadılar.” dedi.

Vardy ve Mahrez Ateş Etmiyor

İleri uçta da 2017 yılında henüz Premier Lig golü atamamış Leicester City için büyük sorunlar var. Takımın uğuru Jamie Vardy profesyonel kariyerinin ilk hat-trickini Manchester City galibiyetinde yapmış olsa da son 24 maçın 23ünde gol atmayı başaramadı. 30 yaşındaki forvet bir zamanlar yaptığı işi yapmıyor.

Neville “Jamie Vardy ligde oynamadığı zamanki haline dönmeli. Koş. Korkunç oyna. Pis oyna. Bu onun oyununun gücüydü. Stoperleri huzursuz et, onlara kafa tut, dirseklerini havaya kaldır ve insanlarla külahları değiştir. Topu ayağında tutup diğerlerini oyuna katan biri olmayı unut.” dedi.

Sezon
Top Sürme Denemeleri
Başarılı Top Sürme
Top Sürme Başarı Oranı
2015/16
255
131
%51.4
2016/17
118
49
%41.5
 Riyad Mahrez’in Düşen Top Sürme Başarısı

Diğer yandan, Riyad Mahrez eski etkiyi yaratamıyor ve Marcos Rojo’nun Pazar günü onun ilk top sürme denemelerinden birini başarıyla kesmesine bakarsak savunmacılar onun numaralarını öğrenmiş durumda. İstatistikler, Mahrez’in Premier Lig’deki en iyi 20 top süren oyuncu arasında en kötü sayılara sahip olduğunu gösteriyor, geçen sezonkinden çok daha kötü.

Yeni Transferler Vites Arttırmıyor

Geçen sezonun kilit adamları oyunu etkilemekte başarısız olurken, Leicester yazın kadrosuna kattığı isimlerin yapacağı katkıya gerçekten muhtaçtı ama çok azı bunu yaptı. Ekim ayında bazı anlarda Islam Slimani’nin gollerinin Leicester’a yeni bir hayat öpücüğü olabileceği düşünüldü ve Cezayirlinin goller Tilkilere beş puan kazandırsa da diğerlerinden yeterli desteği almadı.

Luis Hernandez’in Leicester’ın defansif imkanlarını güçlendirmesi bekleniyordu ama o Malaga’nın yolunu tuttu bile. 13 milyon poundluk orta saha oyuncusu Nampalys Mendy sakatlıkla boğuşsa da fit olduğunda bile Kante’nin yerini doldurmak için çok yetersiz göründü. Bu arada 16.6 milyon poundluk Ahmed Musa, 11 Premier Lig maçında gol atamamış durumda.

Ranieri’nin geçen sezon 30 küsür Premier Lig maçında aynı 12 oyuncuyu kullandığını düşünürsek, Avrupa yolculuğu da göz önüne alındığında kadroyu güçlendirmek elbette şart olacaktı. Ama mevkilerde yaratılacak rekabetin olumlu katkı yapması beklenirken, bu katkı ortaya çıkmadı.


Saflarda Huzursuzluk mu Var?

Şu bir gerçek ki, Ranieri’nin taktikleri ve takım seçimi göz hapsindeyken bir yandan da takımda mutsuzluk olduğu yönünde gazete haberleri çıkıyor. Kasper Schmeichel, Sky Sports ile yaptığı röportajda Leicester’ın durumuyla ilgili son derece dürüst değerlendirmeler yaptı ancak kalecinin açıklamaları taraftarların takımda huzursuzluk olduğu yönündeki korkuları bastıracak gibi değil.

Schmeichel “Bu sezon tepeden tırnağa yeterince iyi değil. Buna birçok faktör katkı yapıyor ama bu sezon başından beri iyi değildi. Tepeten tırnağa hepimizin, her birimizin ayağa kalkıp açıkça fikrini söylemesi gerekiyor çünkü bunu yapmazsak sonunda küme düşeceğiz.” dedi.

Belki Schmeichel açıksözlülüğü için takdiri hak ediyor ama Leicester'in problemlerinin zirvede olduğunu söylemesi endişe de yaratabilir. “O röportaj alışılmadıktı. Bir şey söylemek istiyor gibi hissettirdi. Size karşı dürüst olacağım, gerçekten de küme düşebileceklerini söyledi ve bu beni biraz rahatsız etti.” dedi Gary Neville.

Ranieri Cevapları Bulamıyor

Ranieri’nin üstüne düşen çözümler bulmak ve bu sezon bunu yapabileceği konusunda çok az işaret var. İtalyan teknik adam geçen sezon minimum değişiklik yaparak kendini dalganın üstünde tuttu. Oyuncuları mutlu tuttu ve saha içinde ona istediklerini verdikleri takdirde onları saha dışında özgür bıraktı. Ancak herkesin favori amcası ünlü zilini çalmak yerine kırbacını şaklatmalıydı, çünkü zil işe yaramadı.

Tekrar takımı kurcalamak zorunda kaldı ve yaptığı değişiklikler faydadan çok zarar getirdi. 4-5-1e dönmek hatta geride üçlü denemek başarısız oldu ancak takımın favori dizilimi biraz daha iyiydi. Ranieri geçen sezonki Leicester için mükemmel teknik direktör olduğunu kanıtladı ancak şimdiki durum için de doğru adam olduğunu göstermek zorunda.

Kimse Leicester’ın geçen sezon başardığını elinden alamaz. Ancak bu mirasın bir kısmı da kalan 14 maçta ne olacağına bağlı. “Küme düşmeleri, hikayelerinin bir parçası olabilir – bunu ayıramazsınız” dedi Carragher. “Spordaki en harika hikayelerden birinin küme düşmeyle lekelenmesine izin veremezler – gördüğümüz en harika şeylerden birini kirletmeyin.”

Bu çevirinin orijinali 6 Şubat 2017 tarihinde Adam Bate tarafından SkySports.com adresinde yayınlanmıştır.


Bu çeviri artemiofranchi.org dışında kaynak gösterilse dahi izin alınmaksızın yayınlanamaz.

8.02.2017

Leicester, Cityitis'in Bütün Semptomlarını Taşıyor




Ligi kolayca kazanan takım küme düşme bataklığına nasıl bu kadar erken döndü?

Manchester City’nin para-öncesi yıllarını hatırlayan bizler yeni jenerasyon takipçilerin, Joe Royle’un bahsettiği, kulübe has zayıf düşürücü “Cityitis” hastalığını anlamamasını yadırgayabiliriz. Söylemek gerekir ki Cityitis zaman zaman çok güçlü olabiliyordu ve birçok menajer gibi Joe Royle da bunu tedavi etmek için verdiği sözü yerine getiremedi.

Colin Schindler’ın Manchester City Ruined My Life (M.City Hayatımı Mahvetti) kitabında “Zavallı yaşlı Joe; Cityitisin, kulübü profesyonelce yöneterek yenebileceği bakteriyel bir enfeksiyon olmadığını asla anlamadı.  Cityitis bizde doğuştan gelen bir vitamin eksikliği. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için takviyeler alabiliriz ama Thakin Shinawatra ya da Bolton’dan Jamie Pollock’u transfer etmek gibi hastalıklara karşı koyamazlar.”

City’nin ilk şampiyonluğunu 1937 yılında kazandığını ve bir sonraki sezon ligin en çok gol atan takımı olduğunu düşünürseniz hikaye çok eskilere dayanıyor. Wilf Wild’ın takımı, Derby County’i içerde 6-1 dışarda 7-1 yenerken Leeds ile West Bromwich Albion’a da altışar tane attı, zirve yarışındaki Charlton Athletic’e beş tane atıp, ligi şampiyon tamamlayan Arsenal’dan üç gol fazla atarak bitirdiler.

Problem şuydu ki City o sezon aynı zamanda 20 kez kaybederek küme düştü. Son maçlarında berabere kalsalar ligde kalacaklardı ya da diğer takımlar -Grimsby, Portsmouth, Birmingham ve Stoke- yenilseydi. Dördü de kazandı, City kaybetti ve soyunma odasında artı averajla küme düşen tek büyük lig takımı olduklarını öğrendiler.

Sonra Cityitis’in ikinci habercisi geldi. Manchester United averajla lige yükseliyordu ve onların yerini alacaktı. Bu Cityitis’in kayıtlara geçen ilk salgınıydı. Yetmezmiş gibi o günkü şutlarından birisi direğin içinden dönmesine rağmen hakem 35 metre öteden bunun direğe çarptığına kanaat getirmişti.

79 yıl sonra hala ligi kazandıktan bir sezon sonra küme düşen tek takım olma özelliğini koruyorlar ancak Leicester City’nin artık Premier Lig’deki en egzantrik takım olduğunu göz önüne alırsak bu durum daha fazla sürmeyebilir.

O kadar şeyden sonra nasıl oldu da iki sezon önce, altı ay küme düşme hattında debelendikten sonra zar zor ligde kalan takım, takip eden sezonda 10 puan farkla şampiyon olduktan sonra kendini şimdi tekrar bataklıkta buldu?

Futbolun absürt dünyasında bile kim hayal edebilirdi ki Claudio Ranieri, FIFA Yılın Teknik Adamı ödülünü alacak hem de Leicester’ın şehir merkezine Gandhi, Richard III ve Thomas Cook’un heykellerinin yanında heykelinin yapılması tartışılırken, daha sonraki birkaç hafta içinde de giyotine gönderilecek ilk teknik adam olarak bahisçilerin favorisi haline gelecek?

Ve hiç, spor dünyasında başarıyı yakalayan insanların kendi şöhretlerine kapılıp, kendilerini en başta neyin heybetli yaptığını unutma tuzağına düştüğünün daha açık bir örneği oldu mu?

Ne yazık ki Leicester için; bu, zirveden dünyaya bakan ve için için tekrar aynı profesyonel başarının tadını çıkaramayacaklarını bilen oyuncular için her zaman risktir. Oyuncular formlarını kaybeder, bazen sinsice ve göze hemen çarpmayan şekillerde. Teknik direktörün düşmanı olan rehavet yayılır. Bundan sonra tekrar aynı açlığı yaratmak adeta imkansızdır. Çürüme başlar.

“Riyad Mahrez, rakip savunmaları zarifçe yok eden bu isim bu sezon üç gol attı, hepsi penaltıdan.”

Benzer bir olay, bu seviyede olmasa da 1999’da Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Manchester United’ın başına da geldi. Roy Keane bir defasında “Üçlemeyi kazandıktan sonra bu aylar boyunca gittiğimiz her yerde bizi avladı.” “Devam eden sezonda, kahramanlar olarak selamlanıyorduk, tarih yazanlar, 1968 takımından daha iyiler, yüzyılın takımı. Üç kupayla birlikte fotoğraflar imzalamalar, o hiç unutmayacağımız ‘harika gece’ hakkında konuşmalar.” demişti.

Sir Alex Ferguson’ın takımı takip eden sezonda Premier Lig’i kazandı fakat -Aşil Topuğu da denebilecek- Avrupa’da dokuz yıl boyunca final göremedi ve belki de kaptan bu mevzuyu Camp Nou’daki güzel geceye bağlarken bir şeyler yakalamıştı. Keane’in hatırladığı, birkaç futbolcu maç sonu röportajlarında bir daha başka kupa kazanmasalar da artık önemi olmadığını söylemişlerdi. “’Merhaba?’, dedim. Belki fazla heyecandan ama peki gelecek sezon ne bok yiyeceğiz? Bu mu yani? Tarih yazdık. Şimdi de bavulumuzu mu toplayacağız? Nasılsa ne yaparsak yapalım hiçbir zaman unutulmayacağız.”

Dwight Yorke, United için 1998-99 sezonunda çıktığı 52 maçta 29 gol attı. Hücum hattına harika liderlik etti ve diğerlerine de sayısız fırsat yarattı. Ne var ki bu noktadan sonra playboy olmaya daha çok adandı ve spor, başarıyla yumuşayan oyuncular kervanına katılan bir diğerini izledi. Blackburn Rovers’ın şampiyon olduktan sonraki haline bakın ya da Samir Nasri’nin Manchester City ile ilk şampiyonluğunu kazandıktan sonraki çöküşüne. Ve evet, rağbet gösterilmeyen, beklenmedik Leicester City’nin oyuncuları.

Jamie Vardy ve Riyad Mahrez, geçen sezon yılın oyuncuları ödülünü kazandıktan sonra ünvanı korudukları sezonda kötü paslar atıp gelen paslarda uyurgezerlik yaparak bunun en dramatik örnekleri oldular. Onlarda da çürüme mi başladı? Leicester bir zamanlar ayakları yere basan, gösterişsiz, mücadele hırslarının köreleceği hayal bile edilemeyecek bir gruptu.

Artık değil. Ve belki de ufak bir şey ama, kulübün sahibi Vichai Srivaddhanaprabha (Ö.K.: evet bunu c/p yaptım), sezon başında bütün kadroya şampiyonluk hediyesi olarak -yedekler ve ayrılan oyuncular dahil- tanesi 105.000 pound olan BMW 18s’ler verdiğinde bazı yıllanmış izleyicilerin neden huzursuzlandığını anlıyor mu?

Unutulmamalı ki N’Golo Kante’nin ayrılışının etkileri, Chelsea’nin birkaç hafta önce Leicester’da kazandığı maçta Ranieri’nin Kante’yi boğar gibi şaka yapmasına yol açtı. Kante, Chelsea’nin hafta içi Liverpool ile oynadığı maçta 14 top kazandı, Leicester’ın Burnley’e karşı toplamda kazandığı 8 topa karşılık. O, top sürerek üç rakibini geçen, şutu doksana zımbalayan veya ayağının dışıyla pas atan bir oyuncu değil. Ancak o son üç sezonda Premier Lig’deki herkesten daha fazla başarılı mücadeleye girdi. Yalnızca bir buçuk yıldır burada olduğunu düşünürsek bayağı etkileyici.

Yine de Leicester’ın bütün sorunlarını bir oyuncunun kaybına bağlarsak bu kolaya kaçmak olur gibi hissettiriyor. Bütün yeteneklerine rağmen Kante’nin kornerlerde topu kafayla uzaklaştırması beklenmiyordu. Onun işi sezon boyunca 10 gole katkı vermek ya da Vardy’e orta açmak değildi. Zaman zaman futbolun Duracell tavşanı olduğuna dair izlenim yaratsa da onu Roberth Huth, Wes Morgan, Danny Drinkwater, Kasper Schmeichel, Jamie Vardy, Riyad Mahrez ve ateşlerinin sönmesine izin veren diğer herkesten sorumlu tutamayız.

Daha mutlu zamanlarda oyuncularına “bebeklerim” diyen, hayali bir zil çalan (dilly-ding dilly-dong) ve biraz sulugöz olduğunu mutlulukla itiraf eden Ranieri için, soyunma odasının bölündüğü, Leicester’ın egoların ve kötü davranışların esiri olduğu, teknik direktörün hor görüldüğü yönündeki hikayeleri okumak moral bozucu olmalı.

Bu tarz sızıntılar genellikle teknik direktör tam kontrole sahip ve oyuncular birlik içindeyken olmaz. Leonard Ulloa’nın alenen kazan kaldırması perde arkasındaki çatlaklıklara ayrı bir bakış açısı sunarken, Mahrez’in durumunda futbolda yeni sözleşme imzalamanın tam sadakat anlamına gelmediğini söylemek haksızlık mı olur?

Mahrez’in yeni anlaşması Ağustos ortasında açıklanmıştı fakat en sonunda daha büyük bir kulüpten teklif gelmedikten sonraydı. O zamanlar haberi yapılmayan bir durum ise yapılan zamla birlikte bir nevi sözlü anlaşma da yapıldığıydı. Eğer Avrupa’nın süpergüç sayılacak kulüplerinden biri Mahrez’e teklif yaparsa Leicester oyuncuya engel olmayacaktı.

Belki de yüksek seviye formu, öncelikleriniz böylesine bulanıkken tekrar etmek o kadar da kolay değildir. Mahrez, rakip savunmaları zarifçe yok eden bu isim bu sezon üç gol attı, hepsi penaltıdan ve belki de en iyi performanslarını bütün takım gibi Şampiyonlar Ligi’nde sergilemesi tesadüf değildir.

Geçen yıl bu hafta sonu Ranieri’nin adamlarının sezonun belirleyici maçlardan birinde Manchester City’e gidip 3-1 yendiğini, herkesin güzel ve şok edici bir hikayeye tanık ettiğini anladığı bir performans sergilediklerini düşündüğümüzde bunların hepsi bir geriye dönüş gösteriyor. The Unbelivables (İnanılmazlar) kitabının yazarı David Bevan “Manchester’daki doksan dakika her şeyi değiştirdi” yazmıştı. Ama işte bir yıl sonra, çoğu oyuncusu değişmemiş olan o takım kendilerine has bir Cityitis yaşamakta. Çizdikleri bu deli grafikte oku tekrar yukarı doğrultmaları kolay olmayacak.

Yazının orijinali bundan sonra Paul Gascoigne hakkında kısa bir bilgi içermekte. Hikayeyi ilginç bulduğum için bu kısmı da çevirerek ekledim.

Toulon’da Bıçak Sırtında

David White’ın otobiyografisi kendi deyimiyle, “hayat değiştiren, ruh-arayan bir yolculuk”. Manchester City’de, Leeds’te ve Sheffield United’da forma giymiş bu isim, başından geçen rahatsızlık verici olaylar yüzünden geçen Kasım ayında cinsel istismarın kurbanı olmuş futbolculardan biri olarak toplum önüne çıkmıştı.

Yine de Shades of Blue (Mavinin Tonları) kitabının diğer yüzleri de var. 1988 yılındaki Toulon turnuvasında İngiliz U21 takımı oyuncularının dışarı çıkma izni aldıkları bir gece White’ın Michael Thomas, Nigel Clough, David Platt ve Paul Gascoigne ile bara gittiği hikaye aktarmaya değer.

White’ın anlattığına göre her şey yolundaymış ancak bölge yerlilerinden birisi Gascoigne’in söylediği bir şeye alınıp İngiltere’deki en pahalı futbolcu olmak üzere olan bu adamın boğazına bıçağı dayayana kadar. Ve işte böyle, akşam 10a kadar son derece sıkı bir izinde olan, İngiltere’nin genç parlak yıldızları bunu teknik direktörleri Dave Sexton’a nasıl açıklayacaklarını düşünmüş olmalı.

Gazza yaralanmadan bu olaydan kurtulmayı başarmış ve bıçaklı Fransız hikayesi kendi otobiyografisiinde yer bulmadı. White, “Belki de hayatının ne kadar olay dolu geçmeye başlayacağına dair bir işaretti.” diyerek bitiriyor.

Bu çevirinin orijinali Daniel Taylor tarafından 4 Şubat 2017 tarihinde TheGuardian.com adresinde yayınlanmıştır.


Bu çeviri, artemiofranchi.org dışında kaynak gösterilse dahi izin alınmaksızın yayınlanamaz.

5.12.2016

“Gerçekliğe döndük.” Leicester City, Premier Lig’de neden zorlanıyor?



Bu yazının orijinali ESPNFC.com adresinde yayınlanmıştır. 26 Kasım 2016 tarihlidir.

“Küme düşmeme mücadelesi veriyoruz.” bu açıklama küme düşme hattıyla takımı arasında 2 puan bulunan bir teknik direktörden gelseydi malumun ilanı olarak görülebilirdi. Ancak Claudio Ranieri’den, son şampiyon Leciester City’nin, Şampiyonlar Ligi’nde bitime daha bir maç varken grup aşamasından çıkmış bir takımın teknik direktöründen gelince bu açıklama biraz daha endişe verici oluyor.

Geçtiğimiz Cumartesi, Middlesborough karşısında son dakikadaki penaltı golüyle gelen 2-2lik beraberlik olmasaydı Leicester üst üste üçüncü Premier Lig maçını kaybetmiş olacaktı. Taraftarlardaki hüzün belli oluyordu. Henüz bu mutsuzluk sesli bir protestoya dönüşmese de maç kaybedilseydi bitiş düdüğüyle birlikte yuhalamaların yükseleceğini tahmin etmek de zor değildi. Geçen sezon mucizevi şeyler başarmış bir takım için bu sıradışı bir durum.

Leicester’ın şampiyonluğu muhtemelen İngiliz -belki de bütün dünya- futbol tarihinde beklentiyi en çok aşan performanslardan bir tanesiydi. Ancak bu, neden bu sezon bu kadar dibe düştüklerini tam olarak açıklamıyor. Tilkiler, 1938 yılında bir önceki sezon şampiyon olduktan sonra küme düşen Manchester City’den sonra aynı başarısızlığı tekrarlayan ilk takım olabilir. Bu durum gerçekleşirse, bir açıdan geçen sezonun ne kadar çılgınca ve inanılmaz olduğunu daha çok vurgulayabilir. Ancak bunun arkasında ortada görünenlerden fazlası var.

“Artık gerçekliğe döndük, orası kesin...” – takım kaptanı Wes Morgan, ESPN FC’ye verdiği röportajda


Leicester’ın tehlikeli ayakları susturuluyor


Wes Morgan bir kaç faktöre dikkat çekiyor, bunlardan en açık olanı hücumdaki en önemli iki isim Jamie Vardy ve Riyad Mahrez’in sahada rakipler tarafından boğulması. “Onlar bizim en tehlikeli adamlarımızdı,” diyor Morgan. “Belki diğer takımlar artık ‘bu ikiliyi nasıl durdurabiliriz, çünkü bunu yapabilirsek Leicester’a karşı sonuç alma şansımız yükselir.’ diyerek onları durdurmaya bakıyor. Ben bu ikilinin açıkça geçen sezonki kadar kolay fırsat bulamadıklarını düşünüyorum ve bunun sebebi üstlerindeki fazladan baskı yüzünden olabilir.”

Ranieri buna kesinlikle katılıyor, bir çok konuşmasında rakiplerin özellikle Mahrez’e çift kişiyle baskı kurduğuna dikkat çekti. Geçen haftasonundan önce “Mahrez topu aldığı zaman ona yakın oynayan en az iki rakip oluyor.” demişti “Eğer topu ayağında tutarsa, üçüncü de geliyor.”
Rakipler bunu geçen sezonun ikinci yarısında da yapmıştı ancak Leicester bunu açmanın yollarını bulabilmişti, diğer oyuncular ekstra katkı vermişlerdi. Ancak bu sezon diğerleri beklenildiği kadar katkı veremediler ve Vardy tam 15 kulüp maçını golsüz geçirmiş durumda.


Middlesborough karşısındaki bir an Leicester’ın (ve geçtiğimiz sezonun en iyi oyuncusunun) dramını en güzel şekilde özetledi. Vardy altıpasın içinde beklerken Shinji Okazaki sol kanattaki bir boşluğa doğru topla girdi; Okazaki kafasında pas vermeyi ya da şut çekmeyi tartıp pas vermeyi seçti ama verdiği pas zayıftı ve yanlış yöne gidiyordu, böylelikle Boro savunması rahatça uzaklaştırma şansı buldu. Vardy acı acı sırıtarak kaderine lanet etti. Leicester’ın gol aradığı dakikalarda, ikinci yarının ortasına doğru oyundan alınırken kafasını öfkeli bir şekilde öne eğmişti.

Takım arkadaşları Vardy’nin karakterinde bir değişiklik olmadığını, onun goller atarken davrandığı gibi davrandığını söylese de -tabi bir de Ranieri’nin Vardy’nin antrenmanlarda da gol atamadığını söylediğini belirtelim- bu sezon daha etkisiz olduğu bir gerçek. Bunun bir kısmı rakiplerin artık daha geride oynayıp ona savunma arkasına sarkmak için fırsat vermemesi yüzünden. Fakat aynı zamanda bir kendine güven sorunu olduğu da açık. Bununla birlikte göze fazla çarpmayan değişiklikler de var.



Takımlar Leicester’a karşı farklı oynuyor


“Rakipler artık Leicester City’nin topla oynamasına memnuniyetle izin veriyor,” diyor Leicester Mercury adına ESPN FC ile yazışan James Sharpe. “Leicester, 2-1 kaybettiği Watford maçında topa %55 oranında hakimdi ancak rakip 11 kişiyle topun arkasına çekilince ceza sahasına top şişirmekten başka bir şey yapamadılar.”

Bu istatistik geçtiğimiz sezon ortaya çıkanla keskin bir zıtlık gösteriyor. Geçen sezon Premier Lig’de topa sahip olma oranlarında 18. sırada bulunan Leicester City sezon boyunca ortalama %44.8 topa sahip olma yüzdesiyle oynamıştı. İstatistikler sizi yanlış yönlendirebilir ancak bu Leicester’ın oyun planının çok kritik bir parçasıydı: rakibin topa sahip olmasına izin ver, sonra kontra atak ile vur.
Bu tespit ayrıca Şampiyonlar Ligi’ndeki rakiplerinin onlara karşı oynadığı futbola da uygun görünüyor. “Avrupa’daki en iyi takımlar daha çok topa sahip olarak oynuyorken biz daha kontra atak stiline yatkınız.” diyor Morgan. Leicester bu turnuvada çok daha mutlu görünüyor ve beş maçtan dördünü kazanmış durumda, hem de yalnızca bir maçta topla rakibinden fazla oynayarak.

Bu -topu Leicester’a bırakma taktiği- her maçta olmuyor ama açıkça da görülüyor ki rakiplerin Leicester’a karşı uyguladığı genel taktik bu. Tekrar edersek, Leicester bu taktiğe benzer stratejilerle geçen sezon da karşılaştı ama bunu aşmak için yollar buldu, özellikle beş maçı üst üste 1-0 kazandıkları dönemde. Bazı maçlarda şans yanlarında oldu, bazı maçlarda ise internetin sinirli köşelerinde konuşulanları dikkate alırsanız, hakem kararları yanlarında oldu. Bunu söylemek kolaya kaçmak gibi görülebilir ama bazen futbol gibi kaotik bir sporda bu tarz şeyler olur.

Yine de, İngiltere’de yaşadıkları sıkıntıların yanında Şampiyonlar Ligi’nde mükemmel performans sergiliyorlar. Avrupa’da takımları gafil avlamak daha kolay olduğu için olabilir mi?

“Şampiyonlar Ligi’nde neden iyi olup Premier Lig’de olmadığımızı kesin olarak açıklayacak bir cevap yok...” – Wes Morgan


Leicester City psikolojik olarak Premier Lig’i önemsiz hale mi getirdi?


Leicester kıtasal turnuvanın yeniliğinin cazibesine kapılıp yerel meselelerden daha çok mu odaklanıyor? “Hiç de değil,” diyor Morgan. “Biz, bizi Şampiyonlar Ligi’ne neyin getirdiğini anlıyoruz, bu açıdan düşünürseniz Premier Lig’in bizim için daha da önemli olmasını beklerdiniz.”

Yine de teknik direktörün hareket ve sözleri bize biraz daha farklı bir hikaye anlatıyor. Ranieri düzenli olarak önemli oyuncularını Avrupa maçlarını düşünerek dinlendirdi, göze çarpan bir örnek olarak FC Kopenhag ile oynamadan önceki Chelsea maçında Mahrez’i yedekte bıraktı ve bu kararının sebebini açıklarken de az çok buna değindi.

“Premier Lig bir yıl sürüyor Şampiyonlar Ligi iki ay, varsın ya da yoksun. Biz Şampiyonlar Ligi ya da Avrupa Ligi’nde eleme turlarına kalmak istiyoruz. Bunu başarmak için bütün oyuncularınız fit olması gerekiyor ve ben bazı oyuncuları Salı gecesine saklamayı tercih ediyorum.” dedi.
Aslında bu sürpriz değil: geçen sezon şampiyonluk yakınken ancak Şampiyonlar Ligi garantilenmişkten, Ranieri neredeyse şampiyonluk ihtimalinden çok Şampiyonlar Ligi’ne gidecek dört takımdan biri olduklarına seviniyordu.

İtalyanın yaklaşımı değişmedi: Kendisi hala Premier Lig’in babacan tavırlı büyükbabası, maçtan önce basın toplantısında bulunan her basın mensubuyla el sıkışma huyu da devam ediyor. Ancak onun öncelikleri değişti: Bu adam Şampiyonlar Ligi ile yarım kalan bir işi olan bir adam.

Daha fazla maç oynanması etkisini gösteriyor ve Ranieri’nin takımla oynamasına sebep oluyor


Ortada ayrıca Leicester’ın bu sezon daha fazla maçla başa çıkması gerektiği gerçeği var. Geçen sezon iki yerel kupadan da dördüncü turda elendiler, bu da onlara Ocak ayından sonra tamamen lige konsantre olma şansı verdi. Başka bir yerde uzun uzun yazılmış olabilir ama Premier Lig’in zirvesinde bulunan Chelsea ve Liverpool’un bu sezon uğraşacak bir Avrupa fikstürlerinin olmaması sürpriz olmasa gerek.

Takımı farklı farklı baskılar ve yüklerle başa çıkabilmek için güçlendirmek zorunda kalmaları da etki etti: Geçen sezon Leicester’ın maç kadrosunun açıklanması her haftasonunun en sıkıcı olayıydı. Cezalar ve sakatlıklar dışında her zaman kimin oynayacağını biliyordunuz.

Bu dönem, daha fazla seçenekle, Ranieri takımla oynamaya başladı ve , ESPN FC’nin Leicester bloggerı Ben Jacobs’a göre, ideal 11ini biliyor gibi gözükmüyor. “Bazı yeni oyuncular geldi, geçen sezondan bazı oyuncular gitti, bu yönden takım dinamikleri biraz değişti.” diyor Wes Morgan.


N’Golo Kante’nin kaybedilmesi kilit etken


Peki rakip oyuncular ne düşünüyor? Onların fark ettiği belli bir sebep var mı?

“Büyük, çok büyük farklılık N’Golo [Kante, yaz transfer döneminde Chelsea’ye satıldı],” diyor Yohan Cabaye, Crystal Palace orta saha oyuncusu. Leicester’a 3-1 yenildikleri maçta gol atan isim ESPN FC’ye konuştu. “Şimdi çok iyi oyuncuları var, herkese saygı duyuyorum, ancak N’Golo onların esas adamıydı ve düzenlerini koruyan isimdi, takımı da gerçekten güçlü tuttu. Ligi kazanmalarına elbette yardımcı oldu. O ayrıldığından beri belki onlar için bu sezon sağlam olmak daha zor oluyordur.”

Nampalys Mendy, en azından kısmen Kante’nin boşluğunu doldurmak için transfer edilen isim, Ağustos ayından beri sakat. Onun yokluğunda Daniel Amartey’e dolduracak çok boşluk kalıyor. Bütün kalitesine rağmen Amartey tek kişiden ibaret, Kante ise her zaman oyunu iki kişiymiş gibi kontrol ediyordu.


Leicester hedef tahtasında


“Biz şampiyonuz ve herkes şampiyonu yenmek istiyor.” – Wes Morgan


“Bizi daha çok yenmek istedikleri için ekstradan bir %10 performans ortaya koyup koymadıklarını bilmiyorum ancak kesinlikle daha zor oluyor,” diyen Morgan “Diğer takımlar da kesinlikle gelişti, geçen sezon o kadar iyi oynamayan büyük takımlar şimdi zirve için çekişiyor ve tepede gerçek bir savaş olduğunu görebiliyorsunuz.” diye ekliyor.

Simpson katılıyor. “Diğer takımların Leicester’ı yendiklerinde gösterdikleri reaksiyonlar gerçekten çok şey söylüyor,” Wes Morgan’ın teorisi ESPN FC’de dillendirildiğinde bunları söyleyen Simpson “Onlar şampiyonu yenmek istiyorlar, ve evet, belki biraz daha fazlasını ortaya koyuyorlar. Ayrıca King Power’a kaybedecek hiçbir şeyleri olmadan geliyorlar.”


O kadar iyi bir sezondan sonra bu gayet normal


Leicester’ın tökezlemesini açıklayacak birçok sebep var, yine de hepsini süzgeçten geçirsek muhtemelen tek bir sebebe bağlanabilir. Geçen sezon her şey yolunda gitti ve bu kadar hassas bir dengeyi sarsmak için yalnızca birkaç değişkenin oynaması yeterli. Bu sefer, normallik geri döndü; özgüven ve kaçınılmaz sonuçlar açısından, sanki onları doğru yöne iten bir ilahi güç gitmiş gibi.
Ranieri haftasonunda, “Geçen sezonu hatırlıyorlar, herkesin iyi oynadığı ve denedikleri her şeyin iyi sonuçlandığı zamanları, ama bu yıl kafa yapımızı yenilemeliyiz.” dedi.

Belki Leicester’ın bu yıl tökezlemesi önemli değildir. Belki 2015-16 sezonunun şanını daha da arttıracaktır; kısa fakat parlak yanan bir yıldız.

“Takımımdaki çoğu oyuncu geçen sezon başardığımız şeyi hayal etmemişti ve bunu kolay kolay unutmayacağız...” –Wes Morgan


“Geçeen sezon arkama bakmak zorundaydım ve bu sebepten sürekli 40 puan, 40 puan, 40 puan dedim [hedef puandı],” dedi Ranieri geçtiğimiz hafta. “Bu sezon 40 puan dediğim zaman insanların çoğu gülüyordu. Ama ben ne olabileceğini biliyordum. Leicester’a bu yıl olanlar normal.”



Bu çeviri artemiofranchi.org dışında kaynak gösterilse dahi izin alınmaksızın yayınlanamaz.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO