Video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.06.2014

Belkin Tour'a Hazır


Tour De France 2014 öncesi Belkin takımı Amsterdam sokaklarında, halkın arasında. Dünyaya şanslı gelmek tam olarak böyle bir şey olmalı.

Blogu toparlıyorum tekrar. Merhaba. Twitter yetmiyor yazmak için.

15.11.2012

Ibrahimovic vs Bressan - 2 Kasım 1999 & GS - Arsenal

14 Kasım 2012 tarihi futbol adına hiç şüphesiz en unutulmaz günlerden biri olacak, hatta oldu bile. Sebebi tabii ki Türkiye'nin 500. milli maçı oynaması değil, Zlatan'ın İngiltere'ye attığı gol(kendisi alttaki videoda). Ceza sahası dışından, kalecinin kalede olmadığını görerek tarihteki en güzel gollerden birini atıyor. Daha güzeli var mı yok mu diye tartışan olabilir ama o tartışmaya noktayı uzun zaman önce koyan biri var: Mauro Bressan.

2 Kasım 1999'da, yani Galatasaray'ın UEFA yürüyüşünün başladığı 3-2'lik efsanevi Milan maçından 1 gün önce atıldı bu gol. Biz tamam mı devam mı sorusunu sorduğumuz Milan maçının heyecanını yaşarken Fiorentina 1 gece önce Barcelona'yı konuk ettiği maçta Bressan'ın kariyerinin en büyük performansına rağmen 3-3'le ayrıldı sahadan. O maçta 14. dakikada Fiorentina'yı 1-0 öne geçiren bu gol Şampiyonlar Ligi tarihinde atılan en güzel gol listelerinde Zidane'ın Leverkusen'e attığı golle birlikte üst sıralardan inmeyen 2 golden biri. Neden Bressan'ın en büyük performansı dediğimi üstteki videonun sonunda Balbo'ya yaptığı asisti görünce anlayacaksınız. Bressan bu maçın yıldızı olup bir daha asla böyle oynayamadı.

Bu grubun bizim için enteresan bir önemi de var: 5. hafta maçında Londra'da Arsenal-Fiorentina maçı vardı ki itiraf edeyim o dönem Arsenal sempatim yoktu çünkü Pires orada oynamıyordu. O maçta Arsenal 1 puan bile alabilmiş olsa UEFA'ya giden taraf Fiorentina olacaktı ancak o kritik maçı Batistuta'nın golüyle 1-0 alan Fiorentina olunca UEFA'nın yolunu Arsenal tuttu. Finale kadar yürüseler de bizim hikayemize takıldılar.

Zlatan'ın attığı gol uzun zaman sonra blogdaki en güzel yazılardan birini oluşturdu sanırım. Ancak siz yine de benim gibi yapın, Bressan'ın golü varken Zlatan'ın attığına tarihin en iyisi veya en iyi röveşata golü demeyin.
Ibrahimovic'in muhtesem golu. ile ftw1905

6.01.2012

Gilardino Genoa'da...

Alberto Gilardino yıllar önce takıma geldiğinde öyle bir performans gösterdi ki Serie A'da son 40 yılın rekortmen gol kralı Luca Toni'yi bile formasından etmişti. Ancak geldiği durum o kadar vahimdi ki kendisinden para kazanabilmek bile mutluluk verici oldu desek yeridir. 2011/12 sezonu ilk yarısında sadece iki gol atabildi. Sakatlığının etkisi illaki var ancak böyle bir adamın 10 maçta sadece "iki" gol bulabilmesi sakatlık bahanesiyle geçiştirilemez. İyisiyle kötüsüyle Alberto Gilardino'ya veda etti Fiorentina, resmi siteden de son bir teşekkür videosu geldi kendisine.

Çalan şarkıyı merak edenleriniz olabilir: Steve Miller - Abracadabra.

Bu arada, yerine düşünülen ilk isim Maxi Lopez, ancak o transferde pek umut yoktu ilk haberlere göre ve bu yüzden de yeni aday Chamakh... İki ucu boklu değnek yani.

4.12.2011

Ciao Socrates!: Fiorentina 3-0 Roma

İstikrarsız futbolunu bu sezon kötü futbolu ile bolca süsleyen(!) Fiorentina, 1984/85 sezonunda kulübün formasını giyen ve maç sabahı hayatını kaybeden efsane isim Socrates'e en güzel saygı duruşunu 3-0'lık galibiyet ile yaptı. Basit bir "büyük maç" galibiyeti olarak görmemek lazım bunu zira henüz sadece özetini izlediğim maçtan aldığım ilk izlenimler sezonun en güzel oyununu oynadığımız yönünde. Umarım doğrudur diyebiliyorum şimdilik. Resmi siteye maçın tamamı yüklendikten sonra açıp izlemek farz oldu. Gerçi Roma her ne kadar 10 kişi kalıp 2-0 geriye düşse ve devamında iki kırmızı kart daha görüp sekiz kişi kalsa da takımın 2-0'ı rakip fazla eksilmeden yapması önemli.

Delio Rossi ile bir yere varacağımız yok, sezon sonunu görse sürpriz olacak, o yüzden ne kazansak ne yapsak kardır artık...



Maç öncesi kendisi için yapılan saygı duruşu:

Maçın özeti:


Son olarak Socrates'in Fiorentina günlerinden kalan birkaç görüntü ile noktayı koyalım:


27.10.2011

Düşmeye Devam: Juve 2-1 Fiorentina

Fiorentina adına sezonun en önemli -veya önemli değil de beklenen- ikinci maçı hangisi derseniz kesinlikle budur. Neden ikinci derseniz: Bunun içeride oynananı bu maçtan daha önde haliyle. Salı akşam oynandı ama ben bugün yazıyorum yazıyı, kısmet.

İlk yarısını elimde olmayan sebeplerden ötürü kaçırdım ki bu sebeplerin başında saat kavramını yitiren birtakım arkadaşlar geliyor. Neyse geçelim bunu. Fiorentina, izleyebildiğim ikinci 45 boyunca olabilecek en kötü oyunlarından birini oynadı. Beş hafta önce kazanabilen bir takım için içler acısı haldeydik yani. Bu maça kadar son dört maçta üç beraberlik ve bir yenilgi vardı. Bu maçla birlikte de son beş maçta üç beraberlik iki yenilgi oldu grafik, bir adım daha kötüye gittik.

Fiorentina'da oynayan veya oynar gibi gözüken tek isim Jovetic. Gol yollarında ve gol atmakta Jovetic zorlanırsa biz de zorlanıyoruz. Gilardino'nun sakat olduğu dönemde maç kazanamamak da başka bir skandal olabilir Fiorentina adına. Gilardino döndü hafta sonu ancak form tutması birkaç maçı bulacak her sakatlığı sonrası olduğu gibi.

Vargas desen başka bir dünya, başka bir boyut. Son milli maç arasında ortaya çıkan disiplin problemi sonrası serbest düşüşe geçti ve sanırım henüz zemine, yani dip noktaya ulaşmadı. Umarım yükselmeye başlar, yoksa devre arası onu da kaybetmemiz yakındır. Real Madrid veya Barcelona haberleri bu kez gerçeklik kazanır.

Montolivo zaten son sezonunu yaşıyor ve cezalı olduğu için bu maçta sahada olmaması bir bakıma avantajdı bizim için. O olmadan büyük maçları oynamaya alışmak lazım. Her büyük maç öncesi kendisi sakat veya cezalı olsa sanırım hiç itiraz etmem. Bana kalsa oynatılması bile hata, sezon ortası birkaç milyon verene hemen göndermek lazım daha da zarar etmeden. Böylesine sevilen ve yetenekli bir adamın kontrat meselesi yüzünden kendinden nefret ettirmesi ayrı bir olay. Seni İtalya ve Avrupa futboluna sunan takıma merhamet gösterip sözleşme yenilesen de ondan sonra ayrılsan çok mu zordu be Montolivo?

Kötü oynayan Fiorentina, bu olumsuz havayı Juventus'a karşı alınacak bir beraberlikle bile noktalayabilirdi ancak maçta 1-1'i yakaladıktan sonra skoru koruma adına bir girişimde bile bulunmadı oyuncular. Matri de bu ciddiyetsiz havayı iyi değerlendirip 2-1 yaptı hemen.

Mihajlovic için tehlike çanları hiç olmadığı kadar şiddetli çalıyor. Hem kötü oyuna hem de günden güne artan disiplinsizliğe karşı bir çare bulmalı, yoksa yönetim çareyi kendisine kapıyı göstermekle bulacak gibi.

25.09.2011

Napoli 0-0 Fiorentina


Geçtiğimiz hafta bu sahada Milan'a sahayı dar eden Napoli'ye karşı, maçın yarısında büyük bir üstünlük kurarak oynamak ve beraberliği almak başarı olarak kabul edilmeli. Napoli'nin 3-5-2'sine karşı koyabilen ender takımlardan biriyiz, bu da ayrı bir başarı olmalı. Geçen sezon hakem hatasıyla içeride 1-1 berabere kaldık, deplasmanda da tıpkı bu maçta olduğu gibi 0-0 ile döndük. Bu sezon da Serie A'nın tehlikeli takımı Napoli'ye San Paolo'da yine galibiyet sevinci yaşatmadık.

Sezonun ikinci bölümünde içeride kaybetmezsek Napoli Maradona sonrası en iyi döneminde bize hep takılmış olacak. İnceden nefret edebilirler. Sahalarında bize gol attıkları son maçı da biz kazanmıştık 1-3'lük skorla. Her açıdan ters geliyoruz, yapacak bir şey yok. Fiorentina da hafta içi oynanan 3-0'lık Parma maçı sonrası iyi devam ediyor. Kurşun dökmesini bilen Fiorentina logosunun üstüne çarşaf gerip döksün lütfen.

24.08.2011

Hırs!

Pazar günü oynanan Fiorentina-Cittadella İtalya Kupası maçından bir parça. Stevan Jovetic geçen sezonu boş geçtikten sonra hazırlık kampında eskisi gibi parlayarak kendini hazırlamaya devam etti. Sezonun ilk resmi maçında da golü bulmak istedi haliyle, istediklerini gerçekleştiremeyince de o hırsın kurbanı forma oldu.

Kulübün başkanı Mario Cognigni ise bu olay hakkında şöyle konuştu: "Jovetic'in gol kaçırdıktan sonra çıldırıp formasını yırtması yeni ve çok önemli bir sezon öncesi takım ruhunun geri gelişinin bir sembolüdür."

22.08.2011

Coppa Italia 2012: Fiorentina 2-1 Cittadella


Fiorentina yeni sezonun ilk maçında İtalya Kupası 3. Tur maçında Cittadella ile karşılaşıp sezonun ilk maçında ilk galibiyetini almış oldu.

Gilardino'nun golüne Cittadella'dan Carmine cevap verdi ancak ikinci yarının başında Alessio Cerci skoru 2-1'e, turu ise Fiorentina'ya getiren golü attı. Zayıf rakiplerle hazırlanılan sezonda ahım şahım futbol beklenmiyordu ilk maç itibariyle, öyle de oldu.

21.08.2011

Merhaba 2011/12 Sezonu!


Fiorentina yeni sezonu bu akşam(21 Temmuz Pazar) TSİ 19.00'da Artemio Franchi'de Cittadella ile oynayacağı İtalya Kupası 3. Tur maçı ile açacak. Zayıf rakibine karşı Floransa'ya bağlı Reggello kasabasının Resco Reggello takımı ile bir ön hazırlık yaptı takım. 15000 nüfuslu bölgenin amatör ekibi Promozione liginde oynuyor. Promozione ise İtalya'daki lig sistemi sıralandığında yedinci seviyeye denk geliyor ki toplamda onuncu seviyeye kadar liglerin bulunduğunu hatırlatalım.

Bu ufak bilgiden sonra videodaki maçın beklenen, saçma, ilginç skorunu verelim: 17-0. Fiorentina neredeyse tüm oyuncuları denedi bu maçta:

İlk yarıdaki takım: Boruc; De Silvestri, Gamberini, Natali, Pasqual; Behrami, Montolivo, Lazzari; Cerci, Gilardino, Jovetic.

İkinci yarıda oynayanların sayısı on bir kişiden de fazla: Neto, Romulo, Kroldrup, Nastasic, Piccini, Salifu, Marchionni, Munari, Romizi, Ljajic, Pazzagli, Jackson Beckham Da Silva, Matos.

18.08.2011

Batistuta Fiorentina'da! - 18 Ağustos 1991

Tam 20 yıl önce bugün bir efsaneye merhaba dedi Floransa. Copa America 1991'de şampiyon olan Arjantin'in gol krallığına ulaşan yıldızı Gabriel Omar Batistuta transferi nihayet sonuçlanmıştı ve efsane golcü Floransa'ya ayak basıp imzayı atmıştı. Gördüğünüz fotoğraf ise bu unutulmaz tarihin bir gün sonrası, 19 Ağustos 1991; Batistuta Fiorentinalı olarak ilk kez Artemio Franchi'nin çimlerine ayak basıyor.

1993'te takım küme düştüğünde onlarca alıcısına rağmen takımda kalıp bir sonraki sezon, 1004 yazında Fiorentina'nın geri dönüşüne yardımcı oldu. Geri dönüşten sonraki ilk sezonda, 1994/95'te, 26 golle gol kralı oldu. Sezonun ilk 11 haftasında da gol atarak Pascutti'nin 30 yıllık rekorunu tarihe gömdü. Bir yıl sonrasında ise Floransa'da beşinci yılında onu ölümsüzleştiren heykeli dikildi. Aynı yıl içerisinde Fiorentina ile 1995/96 sezonu İtalya Kupası şampiyonluğu yaşadı, yetmedi Süper Kupa'ya da kavuştu.

Batigol artık lig şampiyonluğu istiyordu ve bunun için daha güçlü bir takıma gidip gitmemeyi düşündü, ancak yöneticiler Trapattoni'yi göreve getirip Batigol'ün hedefe ulaşması için her şeyi yapacaklarına söz verdiler. Takım sezonu üçüncü bitirdi, Batistuta'nın bir aylık sakatlığı hem kendisini hem takımı etkiledi. 1999/00 sezonunda Batistuta Fiorentina'da kaldı çünkü ligi kazanma şansı devam ederken bir yanda da Şampiyonlar Ligi'nde başarı ihtimali vardı. Şampiyonlar Ligi'nde iz bıraksa da ligde yine sonuca ulaşamayınca Roma'nın yolunu tuttu.

Üstteki fotoğrafın sağ tarafı 14 Mayıs 2000 gününe ait, Fiorentina'nın kaptanı ve her şeyi, en büyük golcüsü Batistuta son kez Fiorentinalı olarak bu çimlere ayak basıyordu. Son maçı, yani vedası kariyerine yakışır cinstendi, efsanevi oldu; 3-0 biten maçta tüm golleri kaptan Batistuta attı. Hat-trick sonrası golü attığı kalenin içine koşup kendini ağlara bırakıp ardından yere kapanıp ağlaması ne zaman izlesem tüylerimi diken diken eder, çok başka üzer...

Fiorentina hikayesi bitse de, Roma-Inter gibi takımları gezse de hep Fiorentinalı olarak kaldı, hala da öyle. Bunun sebeplerinden biri videoda izleyeceğiniz 26 Kasım 2000 tarihli Roma-Fiorentina maçıdır. Roma'yı galibiyete götüren golü atıyor, bütün takım üzerine atlıyor ama o gözyaşlarını silmekle meşgul o sırada... Sevinememesi bir yana, hem ağlıyor hem de kendi sahasına geçerken eski takım arkadaşlarına ve eski formasına bakamıyor bile...

Fiorentinalı olduysam önce Baggio, sonra Batistuta'dır sebep. Ve iyi ki çocukken de olsa izleyebildim Batistuta gibi bir adamı Fiorentina formasıyla.

Batistuta'nın Fiorentina'daki bazı gollerini, hat-trick yapıp veda ettiği son maçını ve Roma'daki ilk Fiorentina maçında Fiorentina'ya attığı gol sonrası yaşadıklarını aşağıdaki videoda bulabilirsiniz:

Engin Baytar & TS-FB Finali


Blogun yazarlarından Mustafa(mustycbu) Engin Baytar transferi sonrası tepkilerimizi yumuşatıp köreltme adına bu videoyu yolladı. "Bu gol bizi üç kişi havada kucaklaştırıp zıplatan gol" dedi, gerçekten de üç Galatasaraylı oturup bu finali benim evde çeşitli yemekler yapıp yiyip içerekten izliyorduk. Benim bunu buraya taşıma sebebim bu değil tabii ki de; videoda adı geçen isimlerin bir anda Galatasaray'da yeniden buluşmuş olması.

"Selçuk çevirdi..." diye başlayan atak Colman'ın Engin'e attığı güzel pasla devam ediyor, Engin de bireysel performansla golü atıyor. Engin golü attıktan sonra gol sevinci için kadraja giren ilk isim yine bizden: Ceyhun Gülselam.

Videonun bir başka yanı ise Ömer Üründül... Colman'ın tam olarak "gollük" olmayan pasına "Al da at pası verdi yani Colman" diye yorum yapıyor, o top da başka kimseye değmeden gol oluyor. O gün dikkat etmemiştim ama şimdi ilginç geldi Üründül'ün golü kendi kendine hissedip erkenden yorumlaması.

11.08.2011

Fiorentina 4-0 Fortis


Yine basit hazırlık maçlarından biriyle karşımıza çıktı Fiorentina. Yeni sezon öncesi ısınma turları devam etmekte, zayıf rakiplere karşı. Maçın önemi de yok haliyle ancak maçın ikinci golü kesinlikle izlenmeye değer. Basit ve amaçsız bir maç da olsa böyle mükemmel bir golü pek göremiyoruz sahalarda. Gilardino aldığı topu yere indirmeden sektirip nefis bir vuruş yapıyor kaleyi görmeden.

Goller ise şu sıralamayla atıldı: Lazzari-Gilardino(2)-Cerci

7.08.2011

Newcastle United 0-0 Fiorentina

Dün oynanan ve yarıda kalan Newcastle-Fiorentina maçından bir kare. Yoğun yağmur nedeniyle zemin ağırlaşınca maç yarıda kalmış. İzleyememiştim, bu koşullarda bir maçı izlemesek de olurmuş zaten. İptal edilene kadarki bölümün özeti de var videoda.

İyi Şanslar Kaplan!

Takımdan ayrılıp Genoa'ya transfer olan Frey'e son bir veda videosu gelmiş resmi siteden...

28.07.2011

Mihajlovic: "Ben Daha Ölmedim!"


Cortina'daki kampta kale için Neto'ya özen gösteriliyor. Brezilyalının idolü Taffarel'di bildiğimiz gibi. Yakın gelecekte dünyanın en büyük kalecilerinden biri olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Kendisiyle özel olarak ilgilenen teknik direktör Sinisa Mihajlovic de antrenman sonrası uzaktan serbest vuruşlar deniyor Neto'ya doğru. Bana göre tarihin gördüğü en iyi solak serbest vuruşçudur Mihajlovic. Futbolu bıraksa da o sol ayağın hala eskisi gibi olduğunu görebiliyoruz videoda. Zaten bıraktıktan sonra icraatlara devam etti, Zlatan Ibrahimovic'e serbest vuruş atmayı öğreten adam oldu. Aslında Zlatan'ın her vuruşunda Mihajlovic'in gollerini izliyoruz biraz da...

25.07.2011

Hazırlık Maçı: Fiorentina 5-1 Treviso


Fiorentina yeni sezon öncesi hazırlık maçlarını sürdürüyor, amatör ekiplerden sonra sıra zayıf alt lig takımlarına geldi. Geçen sezno Serie D'de şampiyon olup Serie C'ye yükselen Treviso ile yapılan maçta Gilardino hat-trick yaparken kendisine Ljajic iki gol ile eşlik etti.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO