indycar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
indycar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.05.2017

Start Finish: 2017 Monaco GP & Indy 500


Monaco GP

Biraz geç bir yazı oluyor fakat yarış sırasında Twitter'da yazdıklarım dışında ekleyecek fazla bir sözüm olmadığı için içimden gelmedi.

-Monaco GP'si çoğu izleyicinin şikayet ettiği bir GP. Ben ise seviyorum. Evet geçiş az, yarışlar neredeyse başladığı gibi bitiyor ancak ortamın güzelliği, o kendine has lüks havası, dar pistin getirdiği tehlike hissi benim bu yarışı izlemem için son derece yeterli sebepler.

-Esasında problemin Monaco değil diğer pistler olduğunu düşünüyorum. Şurada bir buçuk ay kadar önce rezalet bir Rusya GP izledik. 2000li yıllarda Monaco'nun "az geçişli ve sıkıcı(!)" ortamı  kaos ve heyecan dolu takvimde -Ferrari domine etse bile- kendine has bir şekilde fark yaratıyordu. Şimdi ise sıkıcı geçen bir sürü yarış var, ihale ise hemen "en yavaş virajı" bulunduran Monaco'ya kalıyor. Raikkonen'in geçen yılki yarışta o en yavaş virajın çıkışında duvara bindirdiğini de belirtmek istiyorum.

-Bu yıla gelecek olursak. Sıralama turlarını Ercan Taner gibi özetlemek istiyorum: Son eleme turuna kalan iki McLaren, duvara giren Vandoorne, 14. sıradaki Hamilton ve Raikkonen'in pole pozisyonu...

-McLaren'in son eleme turuna kalması onlara çok bir fayda getirmedi çünkü yine güç ünitesi değiştirdikleri için Jenson Button önce 15 sıra cezası aldı, sonra da "ulan zaten ceza aldık bari arabanın ayarlarıyla oynayalım" dedikleri için pitten başladı. Biraz daha uğraşsalar doğuda kalan Nice şehrinden başlatacaklardı adamı.

-Start, Monaco'yu geçtim Formula 1 standartlarına göre aşırı temiz oldu. Pit stoplara kadar da neredeyse hiçbir şey değişmedi. Ocon'un lastiği patladı vakit kaybetti, Hulkenberg arıza yüzünden yarış dışı kaldı.

-Esas şamata pitstoplarda patladı. Ferrari önce Raikkonen'i pite aldı. Mercedes, üçüncü sıradaki Bottas'ı içeri aldı, Red Bull ise tercihini 4. sırada giden Verstappen'den yana kullandı.

-Dışarıda kalan Vettel ve Ricciardo o kadar temiz ve hızlı turlar attılar ki takımları onları pite sokup çıkardığında Vettel liderliği, Ricciardo ise üçüncülüğü almıştı. Bottas ise iki Red Bull arasında dördüncü sırada kaldı.

-İlk başta herkesin aklına Vettel ve Ricciardo'nun takım politikalarıyla kayrılıp kayrılmadıkları geldi fakat yarış sonrası verilere bakınca iki ismin de önlerindeki fırsatı çok iyi değerlendirip müthiş turlar attıkları yönünde. Özellikle Vettel, Raikkonen önünden çekilince inanılmaz bir ivmelenme göstermiş. Verstappen'in de pitte 0.6 saniyelik bir kaybı mevcut ama bunun ne kadar etki ettiği tartışmalı.

-57. tura kadar yine olaysız giden yarış için "bu kadar olaysız geçmesi ve sadece bir yarış dışı olması inanılmaz" yazmıştım ki tünel öncesi virajda bariyerlere dik olarak yaslanmış bir araç gördük.

-Jenson Button yarıştan önce Alonso'dan bir çağrı almış ve "arabama iyi bak" diyen Alonso'ya "koltuğuna işeyeceğim" diye şaka yapmıştı. Koltuğuna işeyip işemediğini bilmiyorum ama araca iyi bakmadığı kesin. Wehrlein'a yaptığı saçma atak yüzünden Wehrlein bariyerlere diklemesine yapıştırdı  Kışın zaten boynunu kötü zedeleyen ve iki yarış kaçıran Wehrlein'ın düştüğü pozisyon hepimizi korkutsa da bu kazadan problemsiz kurtuldu.


-Güvenlik aracı girince pilotlar az da olsa birbirlerine yaklaştılar. Bu sırada tecrübesiz isimlerden Lance Stroll -antrenmanda yine duvara vurmuştu- "frenlerim çok soğudu ne yapacağımı bilmiyorum, böyle giderse hemen kaza yaparım yardım edin" diye yürek parçalayan bir feryatta bulundu. Güvenlik aracı çıktıktan bir süre sonra ise yanılmıyorsam aşırı ısınan frenleri yüzünden yarışı bıraktı. Ne yaptı nasıl başardı bilmiyorum.

-Stroll'ün "kaza yaparım" iddiasını gerçeğe döken ise Ericsson oldu. Güvenlik aracı pistteyken duvara vurup yarış dışı kalarak harika bir iş başardı
.
-Güvenlik aracı çıktıktan sonra Raikkonen'e atak yapmaya niyetlenen Ricciardo da duvara sürttü ve ikincilik kovalarken üçüncülüğünü savunmakla uğraştı.

-Sıralama turlarında yaptığı kaza Vandoorne'a yetmemiş olacak ki o da sebepsiz bir şekilde duvara bindirdi ve McLaren takımının bu sezon ilk kez arıza harici nedenlerle yarış tamamlayamamasına sebep oldu. Motorun çok da zorlanmadığı bu pistte McLaren kendi ürettiği şasi ve diğer parçalarla iyi performans verdiğini sıralamada göstermişti. Sorunun artık adını bile anmak istemediğim Honda'da olduğunu kanıtlamış oldular.

-Yarış başında yaşadığı sorunla gerilere düşen Perez, son iki turda sıkılmış olacak ki aynı Button gibi çok gereksiz bir hamleyle Kvyat'a yandan daldı ve Rus sürücüyü yarış dışı bırakırken kendisi de sürüne sürüne yarış bitirenler arasında sonuncu oldu.

-Podyum Vettel, Raikkonen, Ricciardo olarak sıralanırken Hamilton 7. sıraya kadar yükselebildi. Vettel'den 19 puan az aldı ve 25 puan -yani bir yarış galibiyeti- geride kalmış oldu. Elbette sezon uzun ancak sezon sonu geldiğinde bu sürpriz kayıp Hamilton'a pahalıya mal olabilir.

BONUS: Vettel ve Raikkonen maçtan sonraki günlerde İtalya'da düzenlenen yardım amaçlı bir futbol karşılaşmasında forma giymişler. Del Piero, Nedved, Davids, Infantino, Ramazotti gibi isimlerin de olduğu bu maçın özet görüntülerini ve tamamını Twitter'da değil sadece siz yazıyı okuyan değerli insanlarla paylaşıyorum.


Indy 500

-Yarışın tamamını izlemem herhalde dediğim halde peş peşe sarı bayrakların geldiği bir kısım haricinde hepsini izledim. Yine de üzerine konuşacak kadar fikir sahibi olamadım.

-Indycar serisindeki kamera açıları şahaneydi. Özellikle araçların üstünde bulunan ve 360 derece dönebilen kameralar. Kesinlikle Formula 1'de de olmalı.

-Pitlerde yakıt almanın yanı sıra kanat açılarıyla oynadıklarını öğrendim. Farklı stratejiler ve sürüş rahatlığı için sürekli arka kanatla oynayıp durdular.

-Yarışın ilk çeyreği civarında görüntü olarak korkunç bir kaza izledik ve kırmızı bayrakları gördük. Sürücü kısmının ne kadar sağlam yapıldığına da şahit olmuş olduk.

-Fernando Alonso şahane bir performans gösterdi ve yılın çaylağı ödülünü kazandı. 30lu turlarda liderliği bir süre elinde tuttu. 200. yani son tura 20 tur kalmışken amk hondası (artık özel isim muamelesi bile yapmıyorum) yüzünden yarış dışı kaldı.  Spor tarihindeki en kötü pazarlama çalışmalarına kafadan giriş yapar bu olay. Formula 1'de motor sorunları yüzünden intiharın eşiğine gelmiş adamın gönlünü kazanmak için Monaco yerine Indianapolis'e getiriyorsunuz, yarıştırıyorsunuz, adam yarışın sonlarında ilk 10dayken hatta liderliği zorlayabilecekken yine aynı firmadan aldığınız motor yüzünden yarış dışı kalıyor.

-Birkaç ufak tefek kazadan sonra yarış devam ederken bu sefer daha alışkın olduğumuz büyük çaplı bir kaza meydana geldi. Özellikle yarış sonlarına doğru bu aşırı zorlayan pistte kazaların olması şaşırtıcı değil.

-Pistin çevrelediği alana neredeyse üç Vatikan şehri sığıyormuş. Bu da ufak bir bilgi olsun.

-Yarışı bir diğer tanıdık sima Takuma Sato kazandı. Korkunç olarak tanımladığım kazada uçan aracın altından geçen beyaz arabadaki Hector Castroneves ise aldığı ufak tefek hasarlara rağmen yarışı hiç bırakmadı ve ikinci oldu. Üçüncü kim bilmiyorum çok da umrumda değil açıkçası -rahatlığa bak-.

-Indycar serisini takip edeceğimi zannetmiyorum ama Alonso'nun dediği gibi "Indy 500 için kesinlikle döneceğim."

-Bu arada sezon içinde yaşadığı dramlar yüzünden Fernando Alonso'ya olan nefretim neredeyse kalmadı. Tamam çok sağlam para alıyor filan da onunki gibi bir yeteneğe sahip olsam ve son yıllarımı beceriksizler  kupalardan podyumlardan uzak geçirsem en az iki kere garajı yakmış, bir kere de honda merkezini basmıştım. Adama gyüzündenerçekten büyük saygı duyuyorum. Yine de gözünü üstünden ayırmayalım her an cinnet ya da intihar olayı duyacakmışız gibi geliyor.


28.05.2017

Start Finish: Indycar ve Indy 500



Yarışa birkaç saat kalmışken hızlı bir Indy 500 yazısıyla "iyi güzel de bu Indycar ne ola ki? Indie müziği oyunu biliyoruz da..." diyenlere ufak bir rehber hazırlamak istedim.

Genel olarak -ABD hariç elbette- Formula 1 severler için Indycar serisi birkaç yılda bir görüşülen uzak akraba gibi. Juan Pablo Montoya ve Takuma Sato yarışırken 1-2 dakika dikkatimizi çeken, sonra "arayı açmayalım mutlaka görüşelim" diyerek vedalaştığımız bir seri. (Montoya, 2000 ve 2015'te Indy 500'ü kazanmış bu arada.)

Benim Indycar serisiyle tanışıklığım 10 yaşımda başladı. Haklı olarak "Indianapolis'te mi doğdun vicdansız nereden tanıştın?" diyeceksiniz. Her şey kapağındaki aracı Formula 1 aracı zannederek aldığım Playstation cdsiyle (Newman Haas Racing) başladı. Oyunu açınca "nerede Ferrari nerede McLaren" demem ve oyunu oynayıp bitirmemle de sona erdi.



Bu tanışıklık yazıya yetmeyeceği için bir saatlik araştırmayla edindiğim bilgiler şunlar:

-Araçlar Formula 1'den farklı olarak tamamen aynı şasiye sahip ve iki motor üreticisi arasından seçim yapıyorlar (Honda ve Chevrolet). Takımların şimdilik özel ayarlar dışında güç ünitelerinde pek değişiklik yapamıyorlar. Araç gövdesinde ise aerodinamik kitlere izin veriliyor.

-Takımlar teoride sınırsız araç yarıştırma hakkına sahipler. Pratikte elbette böyle bir şey söz konusu değil ancak örnek olarak Andretti takımı Indy 500'e 6 araçla giriyor.

-En güçsüz, en az popüler vs. takımın bile yarış kazanma şansı mevcut. Sauber'in Formula 1'de yarış kazanması için önündeki en az 10-12 aracın yarış dışı kalıp, mucizeler yaşanması gerektiğini düşünürsek sürprize oldukça açık bir seri.

-Üç farklı yarış türü mevcut. Oval yarışlar, sokak yarışları ve pist yarışları. 

-Normalde üç farklı lastik türü var. Firestone Firehawk markasıyla çıkan Primary lastikler, Alternate lastikler ve yağmur lastikleri. Oval pistlerde yalnızca Primary yani standart lastikler kullanılıyor. Alternate lastikler biraz daha yumuşak hamura sahipler.

-Araçlar Indy 500'de 370km ve üzeri hızlara rahatlıkla erişebiliyorlar.

-Pit ekipleri 6 kişiden oluşuyor. Araçlar pitstoplarda yakıt almak zorundalar. Bu işlem sırasında aracın üstüne su püskürtülüyor çünkü araçlar yakıt olarak yanarken görünmeyen ethanolü kullanıyorlar. Ethanol, benzinin aksine su ile söndürülebiliyor. Bir pitstop örneğini ve ethanol yangınını buradan izleyebilirsiniz.


-Indycar serisinde sanal güvenlik aracı yok. Güvenlik aracı ve sarı bayraklar var. Birkaç yıl önce F1'dde olduğu gibi.

-Araçlarda çekiş kontrolü, hidrolik direksiyon vs. gibi yardımcı sistemler bulunmuyor. Lastikler de F1'deki gibi önceden ısıtılmıyor yani pit sonrası birkaç tur yüksek performanslı tur atılamıyor.

-Indy 500'e gelecek olursak: Indianapolis Motor Speedway'de (2005'teki olaylı, sadece 6 aracın yarıştığı ABD GP'sinin yapıldığı yer) yapılan ve 500 mil süren (805 km) bir oval yarış. Monaco GP ve Le Mans 24 ile birlikte motor sporlarının Triple Crown'ını oluşturuyor. Bu üçlüyü kazanan sürücünün şanı nesiller boyu yürüyor. 

-Indycar pisti olan kısım 2.5 mil (4 km) uzunluğunda. 1909'da inşa edildiğinde çakıl ve ziftten ibaret olsa da ilerleyen yıllarda 3.2 milyon adet tuğla ile yeniden döşenmiş. Daha sonraki zamanlarda asfalta dönülürken ise start bölgesindeki çok ufak bir alanda tuğlalar tarihe saygı olarak bırakılmış.

-İlk "500" yarışı 1911 yılında yapılmış. Bu seneki yarış 101. olacak.

-Son olarak, TSİ 18:00 gibi yayını başlayacak olsa da yarışın kendisi 19:15 gibi başlayacak. Oldukça uzun bir yarış olacak, muhtemelen 23:00 civarı biter. Ben yayın bulabilirsem, baştan sona pür dikkat olmasa da, Fernando Alonso için izleyeceğim. Formula 1'de yıldızımız barışmıyor ancak Indycar serisini kazanmasını istiyorum. Daha önce ilk kez katılıp kazananlar olduğuna göre kendisi de başarabilir. Twitter profilimden link paylaşımında bulunmaya çalışacağım, merakınız varsa akşam saatlerinde ara ara kontrol edersiniz.

Heyecan dolu bir Monaco GP ile başlayacak keyifli bir pazar yarış günü dilerim.




  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO