Links etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Links etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.09.2011

13 Eylül 1991 - Taçsız Kral

Resmi site müzik kullandığı giriş sayfası ile beğeni kazanmıştı sezon açılışında. Metin Oktay'ı da aynı şekilde anıyor, adına bestelenen şarkıyı çalarak... Harika bir iş...

http://www.galatasaray.org

Çok beğendiyseniz veya 13 Eylül 2011'den sonra girip de o şarkıyı duyamadıysanız buradan indirebilirsiniz: http://www.galatasaray.org/i/yildirimgurses_sonmac.mp3

14.06.2011

Fiorentina'dan Ordu'ya Tebrik

Fiorentina ile kardeş kulüp olarak anlaşma imzalayan Orduspor'un Süper Lig'e çıkışına İtalya'dan da tebrik geldi. Sportif direktörümüz Pantaleo Corvino tarafından yollanmış bu mektup/faks. Corvino'yu blogdaki transfer yazılarından hatırlarsınız, beyaz saçlı şişman adam; kendisinden sık sık "Fiorentina'nın Haldun Üstünel'i" diye bahsediyordum. Ayrıca yeri gelmişken Marmaris'te de şehir merkezinde Orduspor'a başarılar dilenen bir pankart var, "kardeş şehrimiz Ordu" diye bahsediliyor orada da. Yaşadığım yer ayrı, tuttuğum takım ayrı desteklemiş ve tebrik etmiş Orduspor'u.

Yazının görselinde Corvino'nun imzası ve Fiorentina'nın kaşesi bulunuyor gördüğünüz üzere, eğer kutlama mesajının tamamını görmek istiyorsanız buraya tıklayıp Orduspor'un resmi sitesinden indirebilirsiniz/görüntüleyebilirsiniz.

Tam metin şu şekilde:

"Dear Mr. Türkmen,

As ACF Fiorentina(Italy), we would like to celebrate the promotion of Orduspor Football Club from Bank Asya League to Turkish Super League.

We share the happiness of Orduspor Football Club, our partner in Turkey, and wish you a successfull 2011-2012 season.

Best Regards

Pantaleo Corvino"


Türkçesi de şöyle oluyor: "Fiorentina olarak Bank Asya Ligi'nden Süper Lig'e yükselen Orduspor'u tebrik ediyoruz. Türkiye'deki ortağımız Orduspor kulübünün mutluluğunu paylaşıyor ve başarılarla dolu bir 2011-2012 sezonu diliyoruz."

26.05.2011

Özür Dileyeceksin NTV Spor!

Gün geçmiyor ki bir yeni NTV Spor skandalına daha tanık olmayalım. Selçuk İnan transferinde toplam maliyet için 18 milyon Euro'dan bahsediyorlardı. Beş sezonda toplamda alacağı paranın bu olduğunu iddia edip yanına bir de utanmadan Emenike hiç yıllık ücret almayacakmış gibi maliyetinin 7+2 milyon Euro olduğunu ima eden haberi koydular. Sanırsın Emenike yıllık ücret almayacak, Sodexho ve akbil karşılığında oynayacak.

Neyse konuya dönelim, beş sezonda 18 milyon Euro alacak dedikleri Selçuk İnan için Galatasaray Kamuoyu Aydınlatma Platformu(KAP)'na bildirimde bulundu sabahın erken saatlerinde: Profesyonel Futbol Oyuncusu Selçuk İnan ile 2011-2012 futbol sezonundan başlamak üzere 5 futbol sezonu için sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeye gore oyuncuya her bir sezon için 2.000.000 Euro sabit transfer ücreti ve maç başına 15.000 Euro ücret ödenecektir.

Selçuk İnan 40 maç oynadığı takdirde toplam 600.000 Euro ekstra ücret alacak. 2.5 milyon Euro civarı bir ücret yani sakatlık-ceza gibi faktörleri eklersek. Bu da beş yılda toplamda en fazla 12.5 milyon Euro yapar.

NTV Spor haberi siler mi bilemem ama link burada. Ha silmeleri halinde önlemimi aldım, postun fotoğrafı bu haberi içeriyor. Yetmezse metni de bu:

"Ve Selçuk İnan Galatasaray'da

25 Mayıs 2011 17:19 | NTVSpor.net

Selçuk İnan yarışını Galatasaray kazandı. Bu sezon gösterdiği performansla büyük alkış alan Selçuk İnan Galatasaray ile anlaştı. Anlaşma 5 yıllık... Selçuk İnan 5 yıl için 18 milyon Euro ve artı maç başı ücret alacak."


Delikanlı gibi, adam gibi, çıkıp özür dilenecek mi bu konu hakkında? Bağıra bağıra olayı "Galatasaray kazık yedi, Emenike 9 milyon Euro'ya, Selçuk 18 milyon Euro'ya mal oldu" diye imada bulunan platform bu hatasını yazılı veya görsel olarak kabullenip bunu belli edecek mi yoksa her zamanki gibi unutturmaya mı çalışacaklar.

Siz unutursunuz, yandaşlarınıza unutturduk sanabilirsiniz ama Galatasaraylıya unutturamayacaksınız. Her zamanki gibi konuyu kapatıp geçiştiremeyeceksiniz. Sizin yorumcunuz yine çıkıp üç gün önce Xavi muamelesi yaptığı Selçuk için Galatasaray'a imza attıktan sonra "Yanlış tercih demiyorum ama..." diye söze girecek, alıştık bunlara da, açık ve net böyle yalan haber girip manşetten resmi açıklamaya rağmen indirmemenize diyecek söz kalmadı artık.

Son olarak bu da Emenike'nin yıllık ücretinden hiç bahsetmeden sadece 9 milyon Euro'luk bonservisini konu edip tüm maliyeti buymuş gibi davranışlarının kanıtı:


NOT: Galatasaray eksik beyanda bulunmuş, NTV Spor haklıymış, NTV Spor masummuş diyenler için açıklamayı yorum bölümünde yaptım. Yine özetleyeyim buradan, 12.5 milyon Euro, hadi çok gözüksün diye 13 milyon Euro olsun beş yıllık maliyet, NTV Spor'un hesabına göre 1.2 milyon Euro eksik sadece. 13+1.2 milyon Euro, NTV'nin iki gündür bas bas bağırıp tüm ısrarlara rağmen öğleden sonra zar zor geri çektiği 18 milyon Euro iddiasından büyük mü küçük mü bunu idrak edelim önce. Emenike'nın yıllık alacağı para ile tüm sözleşmesi boyunca ne kadar hesaplayıp üstüne bonservis bedelini ekleyip Emenike şu kadar, Selçuk da 14.2 milyon Euro diye haber yapsınlar efendi gibi. Selçuk transferini yediremeyip de Selçuk'u beş sezonluk toplamda Emenike'nin iki katına mal olmuş gibi göstermek çok büyük ve kara bir leke olarak duracak.

1.04.2011

Not Defteri #45

  • Yasak diye yazmayıp, bitmeye başlayınca geri döneceğimizi söylemiştim. Yasak TTNet kullanıcıları için kısmen kalktı, Vınn, Kablonet, Superonline kullanıcıları için de tamamen kalkmış durumda. O halde yeniden bloga dönme vaktidir diyelim biz de..
  • Blogu yeniden toparlayıp ayaklandırıyoruz dedik, o zaman şu yasakların olduğu dönemde gelen ve hak edildiği kadar okunmayan bir yazıyı okumanızı tavsiye edeyim ilk önce. Blogun en genç yazarı olan Anıl'dan gelmişti Radiohead ile ilgiliydi, kesinlikle okunmalı diyorum: http://artemiofranchi.blogspot.com/2011/02/gozleri-ayaklarnda-bir-radyokafa.html
  • Evet bu yazıyı geçelim ve şuna gelelim, www.artemiofranchi.com olarak ulaşılıyordu bloga, ama artık artemiofranchi.net olarak ulaşılacak, geçişi de önümüzdeki hafta içi yapacağım. .com ile ilgili sorun var, ileride düzelecek kendisi umarım.
  • Evde arkadaşımın getirdiği PS3 var, iki arkadaş oynuyorlar, ben bu yazıyı yazarken şu oldu: Trabzon-Bursa maçı oynanıyor, denk olsun diye bu ikisini almışlar ikisi de Galatasaraylı oldukları için sorun çıkıyor yoksa. Trabzon'u alan 61. dakikada kolu bırakıp olduğu yerde zıplayıp dönmeye başladı... Böyle bir ev ortamında geçiyor işte öğrenciliğim.
  • Ben bu ara Batman Arkham Asylum ve Impossible Creatures oynayacağım FM 2011'in yanında. Batman'i hiç oynamamıştım ama diğer oyunu oynadım.
  • Diğer dediğim yani Impossible Creatures gelmiş geçmiş en orjinal konulu/hikayeli oyunlardan. Hala denemeyen varsa yazık oluyor.
  • Ha ayrıca, Neighbours From Hell'in ilk iki oyununu oynamıştım, 3. oyunu da çıkmış serinin iki sene kadar önce.
  • Neyse, burada keseyim bu Not Defteri'ni, hazır PS3 gelmişken iki kişi NBA 2k11 yapıyoruz. Orlando süper lan, Hido-J Rich-Howard yetiyor.

18.12.2010

NTVSpor...

NTVSpor.net'in son bombası huzurlarınızda... Hayır sonra konuşunca da konuştu oluyoruz...

15.12.2010

İzmir Ayazı - Kings of Leon


Sabah 7.35 kalkış saati her gün. Hava açık, kuru bir soğuk var. İnsan suretinin yuvarlaklığından dışarıya doğru uzayan bilimum organların (kulak, burun) hissedilmemesi olağan. Atkı dediğin boğazını sarıyor. Bere dediğin kafayı... Hadi diyelim kulaklara da bir çare buldun ama burun.. Çaresiz nefes alıp vermeler...
Her sabah aklıma "Üşüyoruz Reyiz!" aforizması gelirken, bu şarkı içimi ısıtıyor...
Kings of Leon, adını çoğumuzun sadece Jack Daniels şişesi üzerinde gördüğümüz, Tennessee'de kurulan bir grup, Southern Rock tarzını benimsemişler..İç ısıtıcı...
Fazla uzatmak istemiyorum, şarkının ismi Cold Desert ve en can alıcı sözleri ise; "Jesus don't love me, no one else ever carried my load"...
O bunu derken ben İzmir ayazında metroya doğru yol alıyordum..

http://www.youtube.com/watch?v=bWkYu-hYTZs

18.10.2010

Habercilikte NTVSpor Fiyaskosu



10 ay önceki haber bu. Serkan'ın şimdiki mükemmel performansı ortada. O zaman 19, şimdi 20 yaşında. Yönetim aynı, teknik kadro aynı, önünde yine iki sağ bek var: Sabri-Ali... Buna rağmen bu adam ilk 11'deki yerini kaptırmıyor, üstüne Sabri'yi bek değil açık oynatmak zorunda bırakıyor müthiş performansı ile.

Bilgiler bunlar... Bence ben susayım, üstüne fazla konuşursam kötü olacak, siz yorumlayın...

6.10.2010

Not Defteri #43

  • Şimdi buradan Can(Fever Pitch) yine çemkirecek bana ama yazayım. Ben yine uzun süredir yazmıyorum evet. "Blogu boşladım, yeniden gaza basayım" demiyorum tamam söz, sonra adamın dilinden kurtulamıyoruz.
  • Not Defteri'nin 42. sayfasında en başta "Edinmek" diye bir laf edip konuyu fiil kökünden çıkıp Edin Dzeko'ya bağladım diye çakma Alpay Erdem damgası vuranlara selam ediyorum bu kare ile: http://img85.imageshack.us/img85/4363/11ke0kh.jpg
  • Neyse. İzmir'e kış gelmiş gibiydi iki gün önce. Dün iyi gibiydi. Bugün bilmiyorum battaniyemin altındayım daha. Camdan, pencereden bakmadım hiç.
  • Marmaris de soğumuş ama, öyle duydum bu sabah saatlerinde. Sabah dediğim uyumadan önce, 4 gibi..
  • Sanırsam grip aşısı oluyorum. Gribi tümden engellemediğini biliyorum ama büyük ihtimalle ağır grip geçirmenin önüne geçiyor olması bile yeterli.
  • FIFA 11 olayı var ayrıca. Olay diyorum, oyun diye kestirip atamam. Onu ayrı bir postta irdelemek lazım.
  • Bu sene mandalin, portakal, greyfurt falan çok erken çıkmış gibi gelmiyor mu size de?
  • "Sera diye bir şey var öküz!" dediğinizi duyar gibiyim. Dediyseniz kırılırım. Sera yıllardır var ama bu kadar erken bu kadar bol yemezdik bunları.
  • Aman ya, çarşı-pazar programı gibi oldu birden. Açım zaten konu yemeğe kayacak yine satır satır yemek konuşulacak.
  • Dün ayrıca 2984234802385. defa Jeux D'enfants izledim, yine olsa yine izlerim yalan yok. Her seferinde o son oyunu oynamasalar umudu oluyor insanın içinde, sebepsiz yere.
  • Geçen de bi Sherlock Holmes'u izlediydim ilk kez, nefismiş o da. Bunca vakit boşa izlememişim.
  • Balık sezonunun açıldığı iyi oldu. İlk başlarda pahalıydı hepsi ama şimdi normal fiyatlara çekiliyorlar, iyi oldular. Ben et yemeyen insanım, tavuk-balık yerim hep. Eti köfte halinde yerim diğer türlü hiç aramam. Aylarca yedirmeseler hiç ses etmem. Ama tavuk balık öyle değil, illa ki yemem lazım.
  • Oyun demiştim Fifa demiştim de Mafia 2'yi oynamadım daha yıllarca beklediğim halde. En iyisi onu da edineyim gece de haftasonu vakit geçirecek şey çıksın.
  • Şunu da belirtmek isterim ki Fifa 11'deki Galatasaray hayatımda oynadığım tüm futbol oyunları arasında bana en keyif veren Galatasaray oldu. Baros geçen oyunda pek hoş değildi, Kewell dede gibiydi hafiften ama bu sefer kıvamında hepsi. Pino da.... Neyse ya durun oyunu ayrı postta yazacağım zaten.

15.08.2010

Mücadele, İstikrar, Hırs, Azim: Mustafa Sarp

Korkmayın, başlığı ben haykırmıyorum, Mustafa Sarp'ı 1 aydır delicesine savunanlar diyor bunları. Hırslıymış, mücadeleciymiş, azimliymiş, bilmem neymiş...

Galatasaray Sözlük'ten the wizard of oz Sivasspor-Galatasaray maçının ardından çok net ve temiz bir analiz yapmış. Neden Mustafa Sarp yerine Musa olmalı diye kendimden geçip en kötü Musa'nın en iyi Mustafa Sarp'tan daha iyi olacağını vurguladığımın başka bir kanıtıdır bu.

Daha da uzatmadan sizi o güzel yazıya yönlendirelim buradan.

8.08.2010

"Ekşi/GSözlük Futbol" Bloglara Da Geldi!


Ekşi Sözlük'ten siegfried sözlük yazarları ve okurları için güzel bir uygulamaya imza atmıştı. Futbol maçlarının altına maçla ilgili bilgiler içeren bilgi kutucukları ekliyorduk ufak bir script yardımı ile. Daha sonra kendisi ile iletişime geçtim ve ziegfiroyt nicki ile bünyesine kattığım Galatasaray Sözlük'e de aynı uygulamayı eklemiş olduk. Sezon içerisinde fazlasıyla işe yarıyor bu eklenti.

Ve bu postta da görüldüğü üzere aynı arkadaşımızdan bloglar için de bir eklenti geldi. Maç yazılarının arasına, başına, sonuna sıkıştırdığımız iki satır kod yardımı ile maç ile ilgili küçük bilgi kutucukları açılıyor.

Hemen o kutucukları da tanıtayım:
Olaylar/Kadrolar: Maçta atılan goller, gösterilen kartlar dakikalarıyla birlikte yer alıyor tıpkı livescore.com benzeri sitelerde olduğu gibi. Bunun yanında her maçta olmasa da önemli maçlarda kadro ve oyuncu değişikliği bilgileri görülebiliyor.
Takım İsimleri: Bu bilgi kutucuğuna tıkladığımızda takımların oynadığı son maçlara ulaşmak mümkün. Açılan pencerede maçların skorlarına tıkladığımızda ise o maçla ilgili bilgi sayfasına erişip gol, kadro gibi bilgilere ulaşabiliyoruz.
VS butonu: İki takım ismi arasındaki VS butonu ise iki takımın aralarında daha önce oynanmış olan maçları gösteriyor.
İddaa: Adından da anlaşıldığı gibi bu buton yardımıyla maçla ilgili tüm iddaa oranlarına ulaşmak mümkün.
Tahmin: Buradan da bu sistemin ana kaynağı olan Açık Futbol'daki kullanıcıların maçla ilgili iddaa tahminlerine ulaşıyoruz.
Blog: Bu tuş bize diğer bloglarda maç hakkında ne yazıldığını listeliyor.
Soru İşareti: Buraya tıklayarak o maçla ilgili kodu kendi sitenizde de kullanmak için alabiliyorsunuz.

Ben soru işaretinden tam anlamadım, bloglarda veya sitelerde kullanım için bilgi ve yine örnek bir post isterim derseniz: http://acikfutbol.blogspot.com/2010/08/futbol-bloglar-icin-bilgi-kutucuklar.html

NOT: Bunun reklam olmadığını belirtmek isterim. Gelişim aşamasında az da olsa katkı sağlayıp yeni özellik geldikçe test ederek fikir paylaşımında ve yardımda bulunduğum için duyurmak istedim.

23.06.2010

Yugoslav Futbolu ve Sporu: Mini-Fanzin

devrimcibosnak.blogspot.com'dan güzel bir çalışma gelmiş. 4 sayfalık hemen okuyup yutmalık, fanzin tadında bir derleme.

"Hobi olarak yaptığım bir çalışmayı sunuyorum. Yugoslav sporlarıyla ve sporcularıyla ilgili internette bulduğum yazılardan ve benim de yazmış olduğum bir yazının bulunduğu 4 sayfalık 'fanzin' diyebileceğimiz tarzda, derleme bir bülten..."

Bu şekilde gelmiş mail. Blogdan da paylaşmak istedim çok hoşuma gitti. Çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.

13.06.2010

DK 2010 Tahmin Yarışması

Tribün Dergi'de bir yarışma var, sağ tarafta da dönüyor bannerların arasında. Henüz haberi olmayanlara bunu duyurmuş olalım:

- http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=1&t=66745 -

Yapmanız gereken çok basit:
Dünya Kupası 2010'da Şampiyon Kim Olur?
Yarı Finalistler Kim Olur?
Gol Kralı Kim Olur?


Bunlarla birlikte averaj uygulaması için gruplardan 1. çıkacak 8 takımı da belirteceksiniz.

Bu üçünü tahmin olarak yazan postlar arasında ilk kişi Sony PlayStation 3 (Slim) kazanacak.

Son Katılım: 15 Haziran 2010, Saat 23.59

Tahminlerim ise şu şekilde:
Şampiyon: Brezilya
Yarı Finalistler: Meksika, Brezilya, Arjantin, İtalya
Gol Kralı: Gilardino (İtalya)
Opsiyonel Grup 1.'leri: Meksika, Arjantin, İngiltere, Almanya, Hollanda, İtalya, Brezilya, İspanya

Tahminleri üstteki linke atacaksınız tabii, buraya değil. "Dakika 1 gol 1" olarak adsız bir yorum geldi zira..

18.04.2010

Lucas & Aykut: Manisapor 1-2 Galatasaray

Futboldan önce deplasman macerasından biraz bahsederek başlayayım. Öğlen metroyla Bornova'ya geçtim oradan da 30 dakikalık yolun ardından Manisa'ya ulaştık. Karşıyaka'da veya Buca'da bir maça gitmiş olsam yine 30-40 dakikalık bir zaman geçecekti evden maçın oynanacağı yere ulaşmam için. Üçyol'dan çıkıp 1 saat sonra Manisa'daydım.. İzmirli olanlar için normal de, bilmeyenler için bundan bahsetmek istemiştim. Şehir içinde bir maça gider gibi rahatmış Manisa'da maç izlemek, bunu biliyorduk ama tecrübe de etmiş olduk.

Manisa'ya 15.30'da ulaştık, otogarda biletlerimizi 3 gün önceden alan arkadaştan teslim aldık ardından da yemek derdine düştük. Pek de geniş olmayan Manisa'da azıcık daha zorlasak kayboluyorduk 4 kişi. Bu 4 kişi Galatasaray Sözlük'ten mert insanı, ben, Mert'in arkadaşı ve benim arkadaşımdı. Tüm çabalarımıza rağmen kaybolmayıp hemen geri döndük ve bulduğum ilk yerde karnımızı doyurup stada doğru gitti, zaten saat 16.30 olmuştu o ara. Sayamadım ama 3-4 tane polis kontrol noktasından geçip bizim tribünün oraya ulaştık. Galatasaray Sözlük ekibiyle de orada buluşmuş olduk. 19 sözlük yazarı ve 4 yancı olmak üzere 23 kişiydik. Bireysel gitmektense aralarına yeni yeni dahil olduğum Galatasaray Sözlük İzmir ekibi ile birlikte olmak güzeldi. 1 hafta önce Diyarbakırspor maçı öncesi kendileriyle tanışmıştım ki bunca vakittir birlikte maç izlediğim topluluklar arasında en aklı selim, en uyumlu, en sorunsuz olanıydı bu ekip. Bunun parçası olmak da güzel, bu gidişle daha çok organizasyonda birlikte yer alacağız gibi.

Stadın önünde bir kere polis kontrolünden geçip tribün kapısına yöneldik, orada da sıra özel güvenliğe gelmişti. Onlar da aramaları yaptılar ama özel güvenliğin üst aramasında hayatımdaki en ilginç anlardan birini yaşadım. Saçlarım 3 senedir uzuyor, haliyle epeyce uzadılar, e bir de gür ve kıvırcık olunca iyice ilginç duruyor. Özel güvenlik ceplerimi, hatta ayakkabılarımı bile şöyle bir kontrol edip vurucu darbeyi yaptı ve saçlarımı aradı!. Evden çıkarken saçım tam kurumamıştı, tokayla bağlarsam kolay kurumadığı için açık saçla gezdim maça kadar. Adam daldırdı elleri saçlarıma, şöyle bir silkeledi önce parmakları geçirdi saça ve içini(?) kontrol etti. Adamın suratına baktım "bu da geldi ya başıma, bambaşkasınız" dedim yürüdüm, arkadaki kadın görevli arkadaşına ve bana bakıp kahkahalarla güldü haliyle o görüntü karşısında.. Bundan daha ilginç bir olayı değil tribünde hayatın herhangi bir alanında zor yaşarım herhalde.. Çıkışta da önce Manisalıların dağılmasını bekledik ve otogara gitme telaşına kapılacakken otobüs firmasının kapının önüne sıra sıra araç dizmesiyle rahatlayıp soluğu Küçük Park'ta aldık 40-45 dakika sonra. Kalanlarla birer kahve içip alkol almamış olsak da minimum 7-8 saatlik açlığımızı gidermek için ıslak hamburger ile finalimizi yaptık.

Tribünü ve ufak çaplı deplasman macerasını geçip maça da değineyim. Kadroyu maçtan 1 saat önce telefonda alıp rahatladım kısmen de olsa. Caner'in sol bekte oluşu artık iyice rahatsızlık verdiği için kısmen diyorum, yoksa kalanlarla problemim yok. Gerçi kalanların biriyle(Arda) problem maç içerisinde oluştu o da başka konu, az sonra değineceğim. Maçı başlatmadan önce şunu da demem lazım: Aykut hemen 5-6 metre önümüzde ısınırken, yedekteki Leo Franco kenarda kendi çapında kimseyle muhatap olmadan açma-germe yapıp mazlum mazlum takılıyordu ya; işte o an göbek atıp halaylar çekmek istedim. O adamın bu takım için yapabileceği en iyi şey bu çünkü.

Bu maçta Lucas Neill git gide artan performansını bir basamak daha yükseltti. Giovani'ye net olarak "beni g.t etti" demiştim ama esas bombayı Neill patlattı bana galiba. Giovani yine geldiği günlerdeki gibi istikrarsız formunu sürdürüyor ancak bu defa tahammül ediyorum, eleştirip durduk yere yerlere atacağım sanılmasın. Neill'ı Gio kadar sert eleştirmedim, defansif yönden bir alıp veremediğim yoktu kendisiyle ancak son 3-4 maçtır deli gibi hücuma çıkışlar yaparak iyiden iyiye bir sonraki formamın arkasındaki isim olma yolunda ilerliyor. Ayrıca Neill yanında topla oynamayı bilen bir adam olduğu zaman daha bir özgüvenle oynuyor. Emre Güngör ile de Hakan Balta ile de çok iyi uyum sağlıyor, Servet varken ne kadar iyi olursa olsun Neill da yeteri kadar tatmin edici olamıyor. Belki de ilk dönemlerindeki eleştirimin sebebi budur bilemiyorum.

Aykut'a da bir parantez açmak gerek. Bu adam kaledeyken Leo Franco'nun veremediği güveni veriyor o iyice kesinleşti bu maçtaki performansla. En azından ben Leo Franco kaledeyken dediğim "bunu yeriz" lafını bu kadar sık söylemiyorum. Mesela ikinci yarı başında Isaac'in pozisyonunda Leo Franco olsa büyük ihtimalle golü yemiştik. Aykut top atıldığı anda pozisyonunu alıp hemen çıkarak engel oldu gole. Leo Franco yaptığı hatayı bir daha yapıp bundan ders almayan bir adam. Aykut ise yaptığı hatayı sezon içerisinde 3-4 kere daha tekrarlayıp pişkin pişkin golden sonra elinir kaldırıp özür dileme hareketi yapacak bir adam değil. Çalışan adam belli oluyor. Aykut üst düzey hedeflerimiz için yeterli bir kaleci değil belki ama Türkiye için fazlasıyla yeterli bir kaleci. Leo Franco ise Türkiye için bile yeterli değil. E bu durumda Aykut'un oynaması, Ufuk'un önümüzdeki sezona hazırlanması en mantıklı tercih ki umarım Ufuk gerçekten gelecek sezona hazırlanıyordur. Aykut ile önümüzdeki sezon yeni bir Avrupa macerasına atılmak ne kadar %100 doğru bir tercih olur bilemiyoruz. Sadece geçmişteki acı tecrübeyi örnekleyebiliyoruz. Aykut bunlardan ders çıkardıysa ne ala, yok çıkarmadıysa işler karışır.

Topal'dan her zamanki gibi bahsetmek istiyorum. Bir iki top kaybetti dün ve hemen tribünde belli belirsiz küfürler yükseldi. Adamın önünde 2 kişi olduğunu, hareket alanının olmadığını ben iki gözümle görüyorum olduğum yerden. Bunun için tribüne gerek yok TV'de de izleyince çoğu maçta aynısı oluyor. Adam kapatılmış, pas alırsa topu kullanması zor durumda ama Sabri çat diye Mehmet Topal'a paslıyor topu. E adam ne yapsın burada? Pas gelene kadar zaten rakip topu alacak hamleyi yapıyor, Mehmet topa dokunsa da dokunmasa da top rakipte. Ama suçlu Mehmet oluyor, o kötü pası atan Sabri değil. Savunma olarak Mehmet Topal'dan memnun olmayan kimse yok. Özellikle bire birde adam kilitleme görevini fazlasıyla yerine getiriyor. Hücumda bir şeyler bekleyip top çıkaramadığı için eleştiriliyor ki bunu yapması için yanına Elano koyuldu. Mehmet eskisi gibi 1-2 adama çalım atıp hücuma top çıkarsa bu kez de "vay efendim Elano dururken sen kimsin Mehmet!" denecek. E sen top çıkarırken/taşırken adama böyle itiraz edeceksen neden top kullanmadığı için de eleştiri yapıyorsun? 2 sene önce Mehmet beyin görevini görüyordu bu takımda, bugün Elano'nun yanında pası sağ ve sol kanatlara dağıtıp defansif işler yapmakla görevli. Bu farkı gözetmeden vuruyorlar da vuruyorlar adama. Son 1 aydaki Mehmet Topal bile eleştirildiyse bu adamın 2-3 tane Messi golü atması lazım eleştiriye son vermek için, başka ihtimal kalmıyor. Kötü düşüncelerle eleştirmek başka, kötü eleştiri başka şey. Topal'dan fazlasıyla memnunum ben kısacası. Kalemize attığı gol bizi gereksiz yere sıksa da orada Neill, Sabri, Emre, Hakan, Caner kim olursa olsun o top kaleye girerdi. Mehmet'in 1-2 metre önünde hızla seken toptan ne kaçmaya vakti vardı, ne de topa müdahale etmeye vakti vardı. Orada o gol gelecekti ve geldi, bir insan değil direk diksek yine o seken top kalemizdeydi..

Arda'ya geleceğim dedim, gelmeden bitirmeyeyim. İstanbul'daki seyirciye küsebilir o kendi problemidir de, "Manisa'ya gelen bir avuç insanın suçu neydi?" sorusunun suratına çarpılıp cevap beklenmesi gerekir. Oraya gelen "Ayda Ayda" diyen 3-5 yaşındaki çocukların suçu nedir? Bunun cevabını vermelidir "Büyük Kaptan". Manisa ve İzmir'deki insanlar şanslıysa ve bilet bulursa 1 kere izliyorlar seni senede. Senin dargınlığını, küsüp tavır almanı değil sadece seni bekliyor taraftar. İstanbul'da olanı biteni umursamıyor insanlar, seni umursuyor, takımın alacağı 3 puanı bekliyor ve oyuncuları bağrına basmayı bekliyor. Sen tavrını İstanbul'da sana sinemalı besteler yapan adı ve cismi belli topluluğa yap. Manisa'ya gelen suçsuz ve tek derdi seni ve takım arkadaşlarını görmek olana insanlara değil.

16.04.2010

İstek Üzerine: Artemio Franchi Facebook Page

Yorumlarda postları Facebook'tan takip etmek isteyenler için bir fan page isteği gelmiş. Twitter'da olduğu gibi bunda da çağrıları cevapsız bırakmadım ve ayarladım hemen bir sayfa.

Buradan sayfaya ulaşabilir ve isterseniz hayran olarak postları takip edebilirsiniz.

4.02.2010

Altaysporlu Musa Çağırhan(!)

Başlıktaki gariplik benim eserim değil, önce koskoca Galatasaray'ın resmi sitesi yapıyor bu hatayı, sonra da NTV Spor üzerinden saatler geçmesine rağmen farketmiyor. Kendileri aynen bu başlıkta yazan şeyi iddia ediyorlar. "Altayspor" diye bir takımdan "Musa Çağırhan" diye bir oyuncuyu almışız. Oysa ki ben Altay'dan Musa Çağıran'ı aldık diye biliyordum.

İnsanoğludur, hata yapar, hatasız olanına tarih boyu rastlanmamıştır henüz de bu kadarı olmaz. Galatasaray'da ve NTV gibi bir kurumun spor servisinde şu haberi hazırlayan kişi dışında okuyan 2. kişi yok mu ? Bir kişi de çıkıp "Altayspor nedir ?" veya "Çağırhan kimdir?" diye sormuyor mu yazana ? Ya da haber yayına konmadan önce yazan adam dışında hiç kimse mi kontrol etmiyor eksiği gediği var mı diye ? Gerçi Galatasaray resmi sitesinde bunu diyen olmuş ki haber hemen düzeltilmiş. Gel gör ki NTV'de hareket yok..

Haberi aldığınız resmi site "Çağırhan" yazıp "Altayspor" diye bir hata yapmış, siz de oradan almışsınız metni olduğu gibi tamam da resmi site hatayı anında görüp değiştirirken NTV'de gece vakti haber hatalı haliyle manşette duruyor.. Bilmiyorum gereksiz yere mi yüklendim ama komik olmuş böyle. Haberin kaynağı hemen hatasını telafi ederken NTV'nin saatlerdir görmemesi yakışmıyor..

12.01.2010

Not Defteri #34

  • 110'un albümünü aldım, 6. gündeyiz hala yollayamadı bendeistiyorum.com. Yani yolladı kargoda diyor da elime geçen bir şey yok daha. Zaten 4 gün boyunca siparişi "paketleniyor" diye tuttular, nasıl bir paketlemekse artık.. En son mail atacaktım "o kadar paketlemeye gerek yok, zarfa koyun yollayın" diye..
  • Ayrıca hala haberi olmayan varsa dealextreme.com'u şiddetle öneriyorum, aklınıza hayalinize gelebilecek her türlü ürün uzakdoğudan bedava kargolanarak geliyor. 1 dolarlık ürün aldınız diyelim, başka bir ücret ödemeden kapınıza kadar geliyor ürün. Bir liste yaptım kendime tatilde eve yani Marmaris'e dönmeden evvel sipariş vereceğim. 3 haftaya yakın sürüyor oradan buraya gelmesi, bu da demek ki haftaya sipariş versem, 29'unda Marmaris'e döndükten sonra 10-12 gün daha beklerim en çok. İyi iyi, alayım buradan saçma saçma USB bağlantılı icatları ve günlük hayatta işime yarayacak üç beş ufak şeyi. Bu siteyi 15-20 dakika inceleyin, bağımlısı olursunuz, çok hoşuma gitti benim önüme gelene duyuruyorum 1 haftadır..
  • Bu gece transfer var gibi geliyor bana, öyle hissediyorum. Şimdi bunu dedim diye duyum mu aldı bir şey mi biliyor demeyin, tamamen sallıyorum atıyorum kafadan. Sonra küfür etmeyin bana neden bir şey çıkmadı diye.
  • Ayrıca insan rüya görmesin artık be..Ya da illa görecekse görebileceği kişiyi/şeyi de seçsin.. Hiç olmadı görmek istemediği kişileri seçebilsin.. Çok güzel rüya görüyorsun için kıpır kıpır oluyor mutluluktan uçar hale geliyorsun bir uyanıyorsun kimse yok, o ne lan öyle.. Görmeyeyim arkadaş, seçeyim kimi görmeyeceğimi..
  • Oyun falan demişken de, NHL 08'i buldum, başlıyorum finaller bitince..
  • Bir de kullananlardan bilgi istiyorum : Buff alasım var, alayım mı yoksa abartıldığı kadar kullanışlı bir ürün değil mi ? Özellikle de 1 ay sonra 3. senesini dolduracak uzun kıvırcık saçlarımı zaptetmede önemli bir görevi olacağını düşünüyorum. Bir de Loco Active var Buff'un Türk yapımı olan, onun farkı var mıdır aynısı mıdır ?
  • Akşam rakı içtim yanında el yapımı yani tamamen doğal acısı bol şalgam suyu ile.. Hazır satılan şalgam sularını sevmem ama böylesini bulunca ıskalamamak lazım, rakıyı masaya açmak gerek. Bilenler biliyordur daha da detaya girip ağız sulandırmayayım :) 
  • Rakı demişken, asla ilk tercihim olmaz ama böyle özel durumlarda ilk tercihe yükseliyor geçici olarak, normalde 4. veya 5. sıradadır benim için. Şu an gidelim içki alalım deseler ilk tercihim rom olur rom dendiği zaman da Bacardi olur haliyle..

27.12.2009

Sezer Öztürk Hakkında...

Biraz karışık, parça parça çıkmış bir yazı oldu bu. Aslında yazı da değil, Galatasaray Sözlük'te sol framede adını görünce bir şeyler karalayayım dedim ortaya bu çıktı bir anda. Baktım uzunca bir şey oldu, bloga da taşımak istedim.

" 2009/2010 sezonu yaz transfer doneminde ufuk ceylan kadar uzeni dusulmemesinin yegane sebebi takındıgı tavırdır.

soyle ki ;
ufuk ceylan gerekirse sozlesmesi bitene dek yani 1 sezon oynamayıp ocak ayında galatasaray ile on sozlesme imzalayacagını soylemisti kulubunden izin cıkmadıgı takdirde.. sezer ise konuya daha temkinli yaklasıp manisa'daki yerinden olmak istemedi ufuk gibi, hal boyle olunca da ufuk galatasaraylı oldu sezer ise kaldı..

ha ufuk yine 1 sene oynamıyor, belki daha fazla bir sure as kaleci olarak oynamayacak o baska konu.. leo franco diye bir baslarsam buraya roman yazarım o yuzden susayım.. hem zaten sezer ozturk baslıgında buraya neden geldim ben de bilmiyorum..

yeniden dusunulmesi ve transfer olma ihtimaline gelirsek de yarım sezon boyunca savunma ozelliklerini birazcık yukseltmeye gayet ederse ayhan akman'ın yapamadıgı, bir kac sezondur bizi sıkıntıya soktugu bolgede yani mehmet topal ve oyun kurucu arasındaki kopru gorevi goren orta saha gorevini yerine getirir, gayet de guzel olur.. ya da arda gibi hem sol cizgide hem de ortada oynayabilir..

aslında devre arasında kendisini transfer edip kayseri-bursa-eskisehir-gencler ayarında bir takımda devamlı oynama sozuyle 1.5 sene kiralasak 2011/2012 sezonuna baslarken ulkenin en iyi 2-3 orta saha oyuncusundan birine sahip olabiliriz..

ayrıca kariyerine bakıyorum sezer'in, bir de yıldıray'ı getiriyorum aklıma.. yıldıray almanya'da hatırı sayılır bir seviyeye gelmisken, zamanında ligin tepedeki 4-5 takımından birine ilk 11'in devamlı oyuncusu olarak gitmisken sezer'in manisa'dan istanbul'a transfer olma cabalarını gormek futbolda adaletin olmadıgını bir kere daha insanın suratına suratına carpıyor.. yetenek olarak yıldıray'ın onunde oldugu gibi, turkiye tercihini biraz erteleyebilse ve buralara 3-4 sene sonra gelebilse "umit milli yıldız adayı" degil "a milli takımın yıldızı" olarak gelirdi cok cok net sekilde..

hatta gelmezdi bile bu ulkeye, almanya'dan en buyuk 3 lige dogru yelken acabilme potansiyeli bile vardı.. bir yerde aksilik cıktı mı tam cıkıyor iste.. yıldıray'ın 10'da 1'i kadar sanslı olsa baska yerlerdeydi kendisi simdi.. "

22.12.2009

Nihayet Twitter'dayız!

Uzunca bir zaman sonra artemiofranchi adıyla twitter'a dahil olmuş olduk. Aslında kendi hesaplarımızdan postları paylaşıyorduk ama oraları kişisel olarak da kullandığımız için postların linkleri arada kaynıyordu, bundan böyle artemiofranchi'yi takibe alıp postları twitter üzerinden de rahatça takip edebilirsiniz.

21.12.2009

Sarı Kırmızı Yılbaşı

GSStore çok güzel bir kampanya yapmış. Yılbaşı için 2 adet hediyelik paket hazırlamışlar. Her iki pakette değerlendirebilinir. Bana bu 94 TL'lik paket hediye olarak geliyor. Bu vasıtayla haberim oldu, haberi olmayanlar vardır diye buradan da paylaşmak istedim. Özellikle Armalı 2288 kravat ve 1908 serisi Henley işin içinde olduğundan kaçırılmayacak bir paket.

PAKET 1 - 28 TL
PAKET 2 - 94 TL

12.11.2009

Not Defteri #32

  • Machinarium diye bir oyun öğrendim, arkadaş tavsiyesi, vizeler bitince deneyeceğim bunu. Bilen/deneyen varsa yorum bekliyorum.
  • Prototype insanı kendine iyice bağlayan, tarifsiz bir hal almışken Football Manager geldi ve kendisini dövdü, hem de tekme tokat. Vizelerden sonra geri dönüş yapıp oyunu bitirmeliyim, olmalı bu.
  • Football Manager demişken 5. sezonu yarıladım Galatasaray ile, siz düşünün oyuna ne denli saldırdığımı.
  • Fiorentina forması alayım dedim, arkaya da Frey yazdırayım dedim, demez olaydım 50 € kargo bedeli istendi. O paranın üzerine az daha katar İtalya'ya giderim lan, Floransa'dan formamı alır gelirim. En azından İtalya'ya da gitmedim demem.
  • Yemek konusunda tarifsiz bir site buldum, bu site ilerleyen zamanlarda beni obez yapar : http://foodgawker.com
  • Bu hafta Karşıyaka-Buca maçına gidemedim zira annem-babam İzmir'e geldi Marmaris'ten, babamın gidesi vardı esasında ama sonra isteksizleşti. Akşam amcamlar bize geldi anne-baba geldi diye, onların D-Smart'ı bize getirip baktık biz de. Evden 15 dk. uzakta derbi gibi maç oynanıyor 5 liraya bilet satılıyor biz oturmuş TV'de izliyoruz. Çok saçma lan mantıklı düşününce..
  • Haftasonu Buca-Altay varmış sanırım, onu gözüme kestirebilirim, ya da kestirmem bilemiyorum, sınavlara bağlı. Buradan azuth kişisine selam ediyorum, maça gidecek olursam iki elim yakasındadır.
  • Bu arada bunu yazarken yıldırım düştü, sokak lambaları gitti. Bunun olduğu yer : İzmir, Üçyol.. Tam olarak da metronun orada otobüs firmalarının olduğu bölge, ana caddenin 1 sokak arkası, evden ana cadde görünüyor hemen karşımdan..
  • Ayrıca bu bahsettiğim evin şöyle bir özelliği var : Burger King ve KFC önümdeki ana caddeden geçip gidip servis yapıyor ama benim olduğum yere gelmiyor. Öğrenci evi diyorum, ayıptır bu yapılan diyorum yine de dinletemiyorum. Yakışmıyor şu iki firmaya.. Ayıp lan.. Benim evimin 10dk ilerisine kadar gidip de benim sokağı neden gönderim alanı dışında tutuyorsunuz ?...
  • Marmaris'te olsam böyle dert yok, zira Burger'ın eve paket servisi yok, olmasına da gerek yok. Evden çıktım mı 2-3 dk sürüyor kendisine ulaşmam, hem de yaz günü 24 saat açık.. Gel de özleme şimdi 2 ay öncesini.. Ulan.. Neyse ki 2 hafta sonra 10-12 günlük bir Marmaris kaçamağı beni bekliyor, sınavlar bittiği anda Marmaris yolcusuyum, kimse engel olamaz..
  • Benim yine karnım acıktı dikkat ederseniz oyunla başlayıp yemeğe kaydı notların son kısmı. Zaten kilo da almaya devam ediyorum, daha önce 80 kiloyu görüp kariyerimde zirve yapmıştım, o zirve artt, son rapor şudur : boy 1.80, kilo 84.. 4-5 kilo verip ideal formuma geri dönmeliyim, şart bu. Bunun için de gece yemeyi azalttım, tamamen kesebilirsem ne mutlu bana.
  • Gideyim de çay-kahve yapayım bari, yanında da bir şey yemeyeyim ki kilo olarak geri dönmesin bana.. Resmen yediğime içtiğime dikkat edip sağlıklı yaşama yolunda bir adım attım tam da şu an, bu istikrarı bozmamak lazım.
  • Bu arada tam son notu yazarken sokak lambaları aydınlandı yeniden.. Artık sonlandırayım bu yazıyı, hep yemekten bahsedesim geliyor yoksa, iradeyi kaybetmemek lazım..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO