14.07.2016

Euro 2016 - Turnuvanın Ardından



Merhabalar. Turnuva biteli 4 gün oldu ve ben yarıfinal ve finali yazma işini tamamen pas geçtim. Bunun sebebi Almanya'nın Fransa'ya elenmesi gibi görünebilir ancak alakası yok, sonuçta Löw'e satırlar dolusu saydırma imkanı çıkmıştı. İşin içinde bolca üşengeçlik, biraz bayram gezme tozması, biraz Pokemon kovalama vardı. Turnuvada da oluşan "bitse de kapatsak artık" havası, maçları "bu kadar izledik, sonunu da görelim" diye izlememe neden oldu.

Portekiz'i tebrik ediyorum. İnsanlar "90 dakikada 1 galibiyet alarak şampiyon oldular" diyerek eleştiriyor ama madalyonun öteki tarafına bakarsak "hiç yenilmemiş" bir takım var önümüzde. Kura şansı vardı derseniz haklısınız, bu benim de katıldığım bir nokta. Bir tarafta İtalya-İspanya, İtalya-Almanya, Fransa-Almanya eşleşmeleri varken Portekiz grup üçüncüsü olarak yoluna devam etmesine rağmen Hırvatistan, Polonya ve Galler ile oynadı. Bu takımları küçümsemek gibi bir niyetim yok, Galler'i bol bol övdüm burada, Hırvatistan'ı da övdüm hatta elenmelerine çok şaşırdım, Polonya'yı çok da övmemiş olabilirim ama bu budur yani. Terazinin bir tarafı ağır basıyordu.

Fransa onlardan beklediğim futbolu İzlanda maçında oynadı, diğer maçlarda bazı bölümlerde oynayarak finale geldi. Deschamps'ın garip tercihleri, taktik anlayışı bir türlü oturtamaması, Griezmann'a uygun bir taktiği geç akıl etmesi (ki buna rağmen gol kralı oldu) gibi etkenler turnuvada final oynamış ama arzulanan futbolu verememiş bir Fransa ortaya çıkardı. Bu takımda bir teknik direktör değişikliği her şeyi çözer yemin ediyorum.

Sevdiğim için Almanya'yı da kısaca değerlendirmek istiyorum. Gomez'in turnuvayı kapattığı açıklandığında Fransa maçı için olan ümidim yüzde seksenlerden yüzde ellilere düşmüştü. Löw'ün garip bir "Messi'nin olmadığı ama Messi varmış gibi (Götze) oynanmaya çalışılan" taktiğine dönüş yapacağını bekledim. Gitti ortaya Müller'i aldı. Müller ki çok sevdiğim bir futbolcudur, insanlar zevk vermediğini, estetik futbol oynamadığını savunuyor, ben ise onda bunu bir futbol karakteri olarak görüyorum. Evet futbolcuların bireysel özelliklerinin takım oyunu adı altında çok kısıtlandığını savunuyorum, eskisi kadar fazla güzel hareket izleyememekten yakınıyorum vs. . Müller de dümdüz oynuyor belki ama bunu o kadar zekice ve efektif yapıyor ki sanki saha içinde bir robot izliyor gibi hissediyorum, saha dışında bambaşka renkli bir kişilik zaten, nadir olması onu izlemeyi zevkli kılıyor. Gel gör ki bu turnuvada yokları oynadı, yokları oynadıkça da Löw inatla oynatmaya devam etti, Fransa maçında kendisinin yanında Podolski oynar mıydı, bence oynardı. Onun yerine garip bir 4-5-1 ile Fransa karşısına çıkıldı. Biraz hakemin denyolukları biraz Schweinsteiger'in aşka gelip topu tokatlaması derken aslında kazanılabilecek maç kaybedildi. En son Leroy Sane isimli 20 yaşındaki arkadaşımızın sahada koşturup sürekli top kaçırdığını hatırlıyorum orada Löw'e söverken bayılmışım. PODOLSKI NET OLARAK SKORA KATKI VERİRDİ.

Turnuvayı genel olarak özetlemek istiyorum ama aklıma sürekli ızdırap gibi geçen grup aşaması geliyor. 24 takım yerine 32 takım olsaydı ve gruplardan sadece 2 takım çıksaydı bu ızdıraba şahit olmazdık gibime geliyor. Üçüncülük için yapılan averaj hesapları, bir galibiyet alan takımların "tamam bitti bu iş" moduna geçmeleri, gol yiyen takımın "dur ikiyi yemeyelim" diye oynaması, beceriksiz forvetler manasız taktikler derken leş gibi bir turnuva izledik. Yıldız oyuncuların da (ne kadar yıldızsa artık) çoğu kafa olarak burada değildi.

Takım olarak en büyük hayalkırıklığı: İngiltere, tamam önceki turnuvalarda da hep patlıyorlardı da yani işte... insan belki oynarlar diye bekliyor.

Oyuncu olarak en büyük hayalkırıklığı: Pogba. İlk Fransa maçlarında sırf onu izlemek için bir hevesle kuruldum ama yok. Deschamps'ın da etkisi var ama kendisi de kayıptı.

En kötü maç: O kadar kararsız kaldım ki... İngiltere-Slovakya ya da Portekiz-Hırvatistan. Seçin beğenin alın.

En kazma forvet: Haris Seferovic.

En manasız hareket: Yerde yatarken topa kafa vuramayacağını idrak edip Lorik Cana'nın topu tokatlaması.

En kötü teknik direktör: Roy Hodgson.

En güzel maç: Portekiz-Macaristan. Sadece bol gol olduğu için değil, son 20 dakikaya kadar takımlar maçtan kopmayıp, sürekli maçı istedikleri için.

En iyi oyuncu: Bunun çok adayı var aslında, istatistiklere sığınıp Griezmann diyorum.

En iyi teknik direktör: Antonio Conte. Penaltılarda şebeklik yapan oyuncuları olmasa turnuva senaryosu çok farklı olabilirdi. Bu ne biçim İtalya diye burun kıvırılan takıma taş gibi bir futbol oynattı. E İzlanda da taş gibi oynadı diyebilirsiniz haklı olarak, Halgrimsson'un eksiği neydi ya da Fernando Santos kupayı aldı o niye olmadı da diyebilirsiniz. Biraz kişisel bir tercih elbette ama şunu da göz önüne alın, yazıyı İtalya'dan hazzetmeyen birisi yazıyor ve Conte'yi seçiyor...

En eğlenceli taraftar: İrlanda elbette. Will Grigg's on Fire!

Burada yazdıklarımı okuyan, fikir belirten herkese çok teşekkür ediyorum. İsterdim ki daha güzel, daha detaylı şekilde oynanan futbolu analiz edebileyim, biraz ufuk açıcı yazılar yazayım ama o yetenek bende yok. Daha eğlenceli bir turnuvaya şahit olsak ben de o coşkuyla daha goygoyla dolu daha eğlenceli yazılar yazardım gibime geliyor. 2018'de görüşmek üzere demiyorum çünkü ben galiba futboldan ümidimi kestim. (2018 Mayıs'ında gün saymaya başladı)

5 yorum:

Anonim dedi ki...

merhaba

bu fransanın şampiyon olamaması turnuvanın adaletini sağladı azçok.

fransanın geçtiği rakiplere bak.gruplar.arnavutluk-isviçre romanya.nedense her turvuvada fransaya illa bir isviçre çıkar.çoh enteresan.

son 16 da irlanda

son 8 de izlanda.fransanın yolu açıldı adeta.ingiltere elenmese fransayı eleme şansı vardı.ama izlandanın sıfırdı.

yarı finalde 45+ da penaltı olmasa elemesi imkansızdı.futbol oynayan almanya idi.

fransa zorlu bir tablodan geldi diyorlar bide.karşısına bitek almanya çıktı onuda penaltı ile geçtiler.

portekiz ise hırvatistan polonya ve galleri eledi.daha zorlu rakiplerdi şüphesiz.

şampiyona notlarım:

musa sissoko yu çok beğendim.pogba nın ne kadar çok abartıldığını gördük.

giroud tarzı forvetin defosunu gördük almanya fransa maçında.hızlı bir forvet olsa gol yapabilecekken grioud geriden gelen höwedese geçildi ve şutunu hövedes önledi.grizmann tarzı forvet in giroud out oldu.

çift forvet ve sağlam 4 lü orta sahanın şampiyonluğu ile noktalandı.portekizi a.madride benzetebiliriz.portekiz teknik adamı değişikliklerde bile simione yi taklit etti.

hareketli çift forvet.grizman -torres(ronaldo-nani)

4 lü pres yapan orta saha.koke-jaoa mario
saul nunez-renato sancez
orta ikili.fernadez gabi-adrien silva-carvalho

oyuncu tiplemeleri çok benziyor.misal koke yada joao mario süper yetenekli diyebilirmiyiz.hayır.ama yeteneksizde değil.takım oyununa katkıları çok.pres olarakta hücumda da.renato sancez de niguez de benzer tiplemeler.süpriz ileri çıkışlarda skora etki edebiliyorlar.

simione skora göre yetenek takviyesi yada defansif takviye yapar.hatta yorulmalarına görede değiştirir.ama değişmeyen şey ilerideki çift forvet ve sağlam 4 lü orta saha.simione nin kafasında klasik forvet yok.

buna en güzel örnek bu sezonki cl yarı final rövanşı.deplasmanda klasik defansif koşan 4 lü ile maça başladı.kanatlarda koke ve niguez göbekte fernandez ve gabi.ileride grizman torres

ilk yarıda 1-0 geriye düştü madrid.hemen yetenek takviyesi yaptı.fernandesi çıkartıp carrasco yu aldı.46 da.niguezi gabi nin yanına çekti.

tablo şurada:
http://www.transfermarkt.de/spielbericht/index/spielbericht/2682242

1-1 i yakaladı. sonra 74 te bayern 2-1 öne geçti.skoru korumak lazımdı.değişikliğe dikkat .82 de grizman çıktı thomas girdi.ama sistem değişmedi.ne yaptı biliyormusun.yorulan koke yi torresin yanına yolladı.orta dörtlü şu şekil oldu.kanatlarda carrasco ve thomas .orta ikilide niguez ve gabi.forvet torres ve koke.portekizde de a.madridde de dikkat çeken olay 1 dm ve 2 cm li ama birisi kanatta olmak üzere bir 4 lü orta saha.simione kesinlikle bu 4 lünün fizik olarak düşmesini istemiyor.

carrasco-gabi-niguez-thomas dörtlüsü ile maçı bitiriyor.son dakikalardaki zaman geçirmek için yaptığı değişikliği saymazsak.ileri ikili ise koke torres.

peki portekiz nasıl bitirdi final maçını.

kanatlarda jao mario ve querasma orta göbekte carvalho ve moutinho
ileride eder ve nani.(torres ve koke)
thomas dm niguez cm olarak kayıtlarda.lakin simione nin kafasında bu böyle değil.ikisinide kanatlara koyabiliyor.gerektiğinde.

aslında fransada benzer 4 lü ile başladı maça.sisoko-pogba-matuidi-payet

lakin klasik santrafor grioud ile oynadılar.torres daha gezen ve grizmana alan yaratan oyuncu.ciru ise daha fazla set hücumunda yararlı olabiliyor.

4-4-2 lerin şavaşını portekiz kazandı.döşam şöyle bir hamle yapabilirdi ama yapmadı.payet çıktı coman girdi.oysa payet i forvete atıp comanı payet nin mevkisine koyup ciru yu çıkarabilirdi.payet grizman ikilisi daha tehlikelidir.simione olsaydı böyle yapardı herhalde.

Anonim dedi ki...

devamı...

ederin attığı gole bak.
https://www.youtube.com/watch?v=Nc4ff_kHg9o

3.dakikada durdur.4-6-0 gibi bişey.nani ye bak.uzakta rakip oyuncuları kendi bölgesine çekmiş.eder de sol açığa gelmiş adeta.golün olacağı yerde yuvarlak bir boşluk yaratılmış.çoh enteresan bir enstantane.3.03 teki boşluğu görüyormusun.eder topla dripling yapabilen gezen forvet.ciru olsaydı o pozisyonda topu saklar ve pas vermeyi düşünürdü.oysa eder yaratılan yuvarlak:) boşluğu görmüştü.nani o yuvarlak boşlukta olsaydı muhtemelen böyle bir pozisyon doğmayacaktı.klasik santraforların devri o yüzden bitmiştir.

ikinci dikkat çeken husus.topla dripling.günümüz futbolunun yeni trendi kesinlikle bu.savunmaların çoğu rakibin pas vereceğini düşünüp pozisyon alıyorlar.atılan golden sonra fransız savunma oyuncuları şaşkınlık içindeler.niye pas vermedi diye şaşırdılar herhalde.herşey pas trafiğini kesmek üzere planlandığından çalım atan ve beklenmedik şut atan oyuncu planları bozuyor.eder ilk pozisyonda pas vermedi.dripling yaptı.sonra gene pas vermedi.şut çekti.yani ezber bozdu.ikincisi çalım atan oyuncu defansın dengesini bozuyor.çünkü rakip eğer çalım atan oyuncuya hamle yaptığında diğer oyuncunun önü açılıyor.rakipleri üzerine çekiyor diyebiliriz.

hatırlarsan bir galatasaray maçında çedju topu defanstan alıp hücum bölgesine kadar topla driplingle gitti.neden biliyormusun?çünkü herkes çedju nun pas vereceğini düşünerek pozisyon almış.kimse önüne çıkmadı.önüne çıksa kontrol ettiği rakip boş kalacak mantığı var.zaten önünçün günümüzde çalım atan pasör kanat oyuncuları çok isteniyor.hazard bu tipin en iyilerinden biri.ya dripling yaparken oyuncuları kendine çeker ve öldürücü ara pasını verir.yani arkadaşına alan açmıştır rakibi kendine çekerek.yada baktı rakipler arkadaşlarını bırakmıyor kendi dripling yaparak rakiplerin gelmemesinden dolayı doğan boşluğa dalıp golünü atar.onunçün her zaman tehlikeli oyunculardır bunlar.
hatta ben yakın zamanda stoperlerinde topla dripling yapanlarının ön plana çıkacağını düşünüyorum.

turnuvaya dönersek.almanya finale çıksaydı kupayı alırdı.ama fransanın almasındansa portekizin alması daha adaletli idi.finalde portekizli idim.fransa ev sahibi kontenjanından almanyayı eledi.ev sahibi olmasalardı o penaltı verilmezdi.penaltı penaltı bile olsa.hakem adeta fırsat kolladı penaltı çalmak için.bide italyayı elemiş almanya ve hakem italyan.buda saçma.cüneytin italya maçına verilmesine benzer bir vakıa.

Anonim dedi ki...

bu arada hafız pogba nın neyini izleyecektin merak ettim.ben şimdiye kadar çok maçını izledim pogba nın.ama özel olarak izlenecek bişey göremedim.pogba da zidane vari ara paslar mı bekliyordun.yada messi vari driplingler.ne bekledin pogba dan aga.klasik cm tarzında ileride arada gol koklayan topla ilişkisi driplingi vasat olan(uzun boyundan dolayı bu birazda) bir oyuncu.

o değilde musa sisokoyu izledin mi hafız.1.87 boyuna rağmen nasıl topla dripling yaparak defansı deliyor.farklı bir yetenek kesinlikle.pogba defansif olarak musa sisoko dan daha iyi olabilir.ama hücumsal olarak sisoko pogbadan çok daha iyi.sisoko nivkestılda kariyerini heba etti diyebilirim.henüz 27 yaşında ama bence büyük takımda olsaydı farklı olurdu.hem cm de hemde kanatlarda akıyor.pogbaya 110 milyon avro veriyorlardı finalden hemen önce.finalden sonra bu parayı vermek akıl alır gibi değil.

ingilterenin elenmesi sanki domino etkisi yaptı.kader ağlarını ördü adeta.birazda bundan elendi sanırım.izlandaya elenmese fransayı elebilirdi.o zaman almanya ingiltere olurdu.almanya ingiltereyi elerdi.ev sahibi dezavantajına rastlamazdı.ingilterenin elenmesi almanyaya da yaramadı.sonra hepsi portekize çalıştı.

turnuvada çok fazla 90 dakika izlemedim.en az 90dakika izlediğim turnuva oldu.

müller sahte forvet rolünde.işini iyi yapıyor.lakin birazda münihte ve alman milli takımında olmasının kaymağını yiyor diyebilirim.bol bol top geliyor ve istatistikleri yükseliyor.az hücum yapan bir takımda çekilmez bu müller.top tekniği düşük vede kuvvetli değil aga.çırpı gibi bacaklar.uzaktan şutları yuvarlana yuvarlana gidiyor:) güç yok.çift forvet li takımda sırıtmaz ama tek forvetli takımda yeri yok.ne kanatlarda oynar nede tek forvet.mullerin cılız şutlarını izlerken ulan niye poldi yok dedim.zımba gibi şutları olan poldi iş yapardı bu takımda aga.

ispanya konusunda hayal kırıklığına uğradım.italya ispanya maçını izlemedim ama ispanya dağılmış diyorlar.hafız şu busgets i biraz fazla abartıyorlar bence.defansif olarak ağır kalıyor.misal ispanyaya kante gibi her açığı kapatacak basacak dm lazımken ağır busgets ile yola devam ediyorlar.tamam ayak tekniği falan iyide 7 kişiyle yapılan set hücumunda hızlı bir dm şart.barcada benzer sorunlar yaşadı.busgets ineaste fabregas üçlüsü ezildi sanırım italya karşısında.pres gücü yüksek olmayan barca ve ispanya dağılabiliyor bazen.işin sırrı olinde değil preste aga.yakın dönemde barca bilboa dan 5 yemişti.

bazı maçlar güzeldi.zaten çok fazla maç izlemedim.lakin futbolda bir gerçek varki risk almadan güzel oyun oynanmıyor.iki taraftan en az biri risk alınca işler değişiyor.risk te genelde skora ihtiyac varsa alınıyor.ikincisi ise takım risk aldığı gibi oyuncuda bireysel olarak risk ve sorumluluk alınca güzel oyun ortaya çıkıyor.risksiz düz paslar kimse topla dripling yapmıyor yada yapamıyor.al gülüm ver gülüm pasları ortaya çıkıyor.oyun kurarmış gibi yapılan basit pasların çoğu aslında çaresizlik ve yeteneksizlik paslarından ibaret.oyun kuruyorum diyor.yaptığı 5 metrede boş adama pas vermek.

Anonim dedi ki...

devamı..

risk nedir .william carvalho nun önündeki moutinho ya değilde kuerezmaya pası vermesi.
https://www.youtube.com/watch?v=Nc4ff_kHg9o

3.01 de.olay zaten orda başlıyor.carvalho nun küerezmaya pasında.istese topu dürtükleyip önündeki moutinhoya bırakabilirdi.düz oyuncu böyle yapardı.ama küerezmaya verip moutinho nun önünü açtı adeta.golden sonra pogba sisokoya kızdı neden moutinho yu boş bıraktın diye ama aslında moutinho yu boş bırakan pogba.sisiko sağ açık pozisyonunda ve hemen önünde sol bek guerrero var.onu gözetliyor.moutinho da pogbada cm ve yakın oynamak zorundalar.matuidi uzakta nani yi gözetliyor.pogba ne yapıyor aga orda.pozisyonu izliyor.yalnız kosielni nin sarı kartla oynaması ederi indirememesine neden oluyor.hakem 1 dakika önce yanlış sarı kart vermişti.kosielniye.bu ikili mücadelede fiziksel temasta kosielnide güç eksikliğide olabilir.normalde güçlü stoperler hücumcuyu faul yapmadanda dengesini bozabilirler.

3.44 te pogbaya bak.nasıl kızıyor sisokoya.aga sağ açık mı kovalar rakip cm yi yada rakip forveti cm oynayan(pogba) mı?

şu golün en saniyesi enteresan aga.yıllarca yüzü dönük oynayan querasma sırtı dönük pivot santrafor gibi duvar oluyor.

3.03 e bak.pogba moutinho topu aldıktan sonra hareketleniyor moutinho ya doğru.oysa pas querasmaya giderken oraya doğru hareketlenmesi gerekiyordu.tabi iş işten geçiyor ve geriye doğru edere doğru yön değiştiriyor.

3.05 e bak.tam derslik.eder le kosielni birbirlerini çekiyorlar.tam bi ikili mücadele.fransanın 2 orta saha göbek oyuncusu oyundan düşmüş durumda.pogba ve matuidi.neden?pogba yanlış yerde konumlanmış.etkisiz eleman.moutinhoya uzak.matuidi ise naniyi kontrol ediyor.nani içeri dalmayarak matuidiyi etkisiz eleman haline soktu.yani hedef ederle stoperleri başbaşa bırakmaktı.

3.06 ya bak.kosielni edere son bir hamle yapıyor.ve onu umtitiye bırakıp kendi bölgesine geriye doğru gidiyor.oysa ederle ikili mücadeleyi devam ettirebilirdi.alan savunması adam adama savunma karmaşası.yaşadı.alan savunması ile adam adama savunma geçişleri olmalı kıssadan hisse.eder umtiti nin alanına doğru gelince kosielni bıraktı ederi.sen devam et aga ederi takibe.umtiti yada sagna senin bıraktığın alanı doldurur.

tabi bide tek hamleli stoper deniliyor ya buda ona örnek.son hamlesini yapınca birazda dengesi bozuldu ve ara açıldı ederle.oysa o son hamleyi yapmasa ederi takibe devam etse o kadar rahat şut şansı yakalayamazdı eder.

kosielni muhtemelen o son hamleyi yaparken son hamlemi yapıp ederi umtitiye bırakayım alanımda boş kalmasın diye düşünerek yapmış olabilir.en kötü karar kararsızlıktan iyidir demişler.

aga sen alanını savunacaksan niye edere yapışıp adam adamaya geçiyorsun.bırak umtiti ye o zaman.bir yere kadar gelip ederi bıraktın.umtitide sana güvenip ileri hamle yapmadı.golde pogba nın ve kosielni nin hataları olduğu görülüyor.kosielni nin son hamlesini yapıp adam adamadan vazgeçip alanına dönme fikri fransaya pahalıya patladı diyebiliriz.o son hamleyi alanına dönmek için yaptı kanımca.son hamlemi yapayım hemen boşalttığım alana döneyim.

Anonim dedi ki...

''hatırlarsan bir galatasaray maçında çedju topu defanstan alıp hücum bölgesine kadar topla driplingle gitti.neden biliyormusun?çünkü herkes çedju nun pas vereceğini düşünerek pozisyon almış''

hafız günler önce bu yorumu yazmıştım.uefa süper kupa maçında carvahal in attığı golü izledin mi?real sevilla maçında.

https://www.youtube.com/watch?v=HFveROaOqjE

kimseyi çalımlamadı ha.sadece pas vermedi o kadar.herkes pas vermesini bekledi.onunçün günümüzde topla dripling yapabilmek çok önemli.defansın dengesini bozan bir vakıa.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO