20.10.2010

Flying Dutchman

Kamuoyuna Açıklama
20 Ekim 2010 tarihi itibarıyla Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard, Antrenörümüz Johan Neeskens ve yardımcılarıyla yaptığımız karşılıklı görüşme sonucunda yollarımızı ayırma kararı vermiş bulunuyoruz.


Yukarıdaki açıklama üzerine resmen nutkum tutuldu. Gözlerimle görüyordum, resmi siteydi ama yine de inanmak istemedim. Bu yazıyı resmi siteye giren arkadaşımı aradım. Önce derin bir sessizlik oldu, yapma be abi dedim, sanki o göndermiş gibi... "Yönetim işte" kelimeleri dökülüverdi ağzından... Susmaya devam ettik... Doğruydu bu açıklama.

Bir çok şey yazılır da, benim derdim yapılan terbiyesizlik. 1 ay önce "şartlar her ne olursa olsun Nisan ayında sözleşmemizi sunacağız" açıklamasını yapan, ve bu açıklamayı yazdıran Galatasaray Spor Kulübü Başkanı'nın gözümdeki değeri ?

O Başkan çıkıp " Galatasaray'ın hakkını sonuna kadar koruyacağız" ya da "Her şey Galatasaray taraftarını memnun etmek" için dediği zaman nasıl inanacağız ?

"Taraftarı duygusal yönden nasıl tatmin edecek yalan söyleyen başkanımız?"

Ben açıkçası isterim, Adnan Polat çıksın, "Ben Rijkaard'ın kalmasını istiyordum, Yönetim Kurulu karar verince önce karşı çıktım, fakat çok üstelediler, karşı duramadım !" açıklamasını yapsın... Yalandan da olsa yapsın.

Yönetim kısmını geçtik. Futbolculara gelelim. Aylardır yazıyoruz, yabancı oyunculara bile gerekli özen gösterilmiyor. Rakip futbolcu Pino'nun saçını çekiyor, bir tek Baros gidiyor... Bursaspor maçında Kewell-Hüseyin Çimşir itişiyor, Hakan Balta oradan ceza sahasına doğru süzülüyor, yan gözle bile bakmıyor. Teknik direktörün babası ölüyor, ısınma esnasında bin bir lakayitlik, bir kısım şebekçe hareketler, tavırlar... Saygı denen bir şey kalmamış, tamam biz de bazı insanları sevmiyoruz ama, ne onların, ne de onların sevdiklerinin ölmesini istemiyoruz.


Bir de işin şu kısmı var... Transfer seçimleri...

Neymiş Rijkaard gidip, Marquez, Terry, Puyol gibi adamları isterse tabi alamaz Galatasaray. Tamam burası doğru... Fakat sen Rijkaard'ı getiriyorsan, onun isteyebileceği adamları alabilme gücüne sahip olmalısın."Marquez yok Gökhan Zan verelim, Terry yoksa Servet var... Hem Mustafa Sarp varken orta sahaya ne hacet ?" zihniyetinde transfer yaparsan kimse kusura bakmasın ben yönetime suç bulurum.

Tamam Hollanda'ya herkes bi ayrı bakıyor, hollandalı futbolcuları herkes bi ayrı seviyor ama şu yapılan davranış, sergilenen tutum Skibbe'ye yapıldığında da aynı tepkiyi verdim. şu 1.5 senede şu durumda kim olsa yine aynı tepki olurdu.

Bir de şu güruh var:
Koskoca 105 yıllık Galatasaray'a bir hollandalı yüzünden mi sırtını döneceksin, "desteklemem, formamı asarım" gibi laflar ediyorsun ?

Ederim arkadaşım. Benim Galatasaraylılığımı bir teknik direktöre karşı davranış belirliyor. Bir oyuncuya yapılan tutum da belirleyebilir. Size göre deplasman yapanlar Galatasaray'lı sadece. Biz o mevzuyu çoktan geçtik, haberiniz olsun.

Neyse ya, Aralık'ta askere gidiyorum... Ben dönene kadar zaten yönetim değişir.

5 yorum:

orkuns dedi ki...

Çok haklısın. Ben de formamı astım. Millet gibi pembe olanını değil parçalı olanını. Sevdiğimin ırzına geçtiler. Kına yaksınlar. Tribündeki çapulcular da kına yaksınlar.Allah belalarını versin.

Sade dedi ki...

o kadar sinirliyim ki ana avrat düz gitmek istiyorum... Adnan polatında adnan sezgininde ve geri zekalı futbolcularında aptalca düşünen sadece başarıyla tatmin olan taraftarında... o üç noktaya milyon kelime sıgdırıyorum...

Adnan polat gidinceya kadar bir daha maça falan gitmeyeceğim. İsterse şampiyon olalım... Benim böyle yalancı başkanım olamaz...

mherturk dedi ki...

Çok üzgünüm ama çok. Bu topraklarda tıpkı Uğur Mumcu'yu, Ahmet Taner Kışlalı'yı ya da Hrant Dink'i barındırmadığımız gibi bir güvercini daha tutamadık bünyemizde, sahip çıkamadık Frank Rijkaard'a. Şimdi yerine şahin mi şahin biri geliyor. Çok ama çok üzgünüm, tek tesellim Frank Rijkaard ve Johann Neeskens'in ölmeden bu topraklardan ayrılıyor olmaları...
Benim de futbol ve taraftarlıkla ilgili içimdeki son kırıntılar da ufalanıp gidiyor galiba...
http://sporsakatliklari.blogspot.com

Burak Kereci dedi ki...

yönetime sonsuz küfürlerimi iletiyorum...

Aslantepe dedi ki...

17 05 2000 nasıl bir milad ise bu takım için 20 10 2010 da bir miladdır artık. Tüm bu olanların hesabını vermesi gereken tek bir mecra var: Yönetim. Taraftar,kongre,camia adına ne derseniz bu gidişe bir dur demeli ve yönetimin istifasını sağlamalıdır. Kurtuluş ya da yeni bir sayfa için değil Galatasaray'ın bu kadar kötü bir şekilde bir daha asla yönetilmemesi için. Bir daha asla demek için.. Şimdi bu olmazsa yarın çok daha kötü günler bekliyor bu kulübü.. Söz artık bitti bu yönetim meşruiyetini yitirdi bugün olup bitenlerle. Bu bloglarda kararmalı belki de tekrar ışığı görene dek sözün bittiği yerde. ilk defa bugün galatasaray'ın olduğu yerde umut yok! tarihi bir kenara yazın 20 10 2010

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO