14.11.2010

Galatasaray:0 - Manisaspor:2

Öncelikle herkese merhaba. İlk yazım blogda. Sessiz ve sakin bir şekilde bloga transferim gerçekleşti. Daha önce bir blogum vardı. Hala aktif gibi görünse de ipin ucu kaçtı sanki. Onun için yazmaz oldum. Yazmamamın sanırsam en büyük sebebi ekşisözlükte yazar olmam. mr dort nala adlı insan olarak devam ediyorum sözlükte. Her neyse böyle saçma sapan bir maçtan sonra geliyor ilk yazım. Her şeyin başı kismet diyor maça geçiyorum.

Sene başında o kadar kötü başlamıştık ki, artık Galatasaray'ın hiçbir maçı kazanamayacağına dair bir inanç oluşmuştu bende. Aynı zamanda Eskişehir doğumlu olduğumdan Eskişehir maçında acaba bari Es-Es kazansa da bataklıktan çıksalar diye içimden geçmişti. Ama sonunda gülen taraf Galatasaray olmuştu. Çok da sevinmiştim. Arkasından da 4 maçlık galibiyet serisi geldi. Fakat oynanılan oyun hep aynıydı. Zar zor gol atıp, üstüne yatma, biraz da kaos futbolu kattın mı Rijkaard'ın son dönemindeki Galatasaray futbolu olmuştu. Sonra acil bir kararla Kıvırcık yerini Hagi'ye bıraktı. İlk bir şok dalgası başarılı olsa da şu an acil değişiklikler gelmediği sürece bu takım aynı kırık düzende ligi 8 ile 12.'lik arasında bir yerlerde noktalayacak. Türkiye Kupası'na asılıp, kupa gelmediği takdirde Avrupa da yalan olmuş olacak.

Bu akşamki maç diğer mağlubiyetimizin aynısıydı. Yaklaşık 12 maç oldu. Baştaki Sivas maçını saymazsak, Galatasaray maçları hep aynı hikayeyi anlattı. İlk golü kim atarsa maç onun. Çünkü sahadaki futbolcular o yenilen golü çıkartabilecek mental, yetenek ve fizik düzeyinde değiller. Evet ilk golü atıp, o maçı kazanabilirler. Ama bu Hagi'nin de bu maçtan önce söylediği gibi günü kurtarmak olacak sadece.Getirisi 3 puandan ileri gitmeyecek. Bu Süper Lig'in ilk yarısına kadar böyle gidebilir. Buna bu saatten sonra itirazım yok. Ama devre arasında belli başlı şeyler değişmesi gerekiyor. Adnan Sezgin gibi kulüp dışı bir insanın yönetimde bulunmasına karşıyız. Adam hiçbir işi doğru dürüst yapmıyor, yapamıyor. Bir de 50.000 euro için 12 gün pazarlık yaptığını terbiyesizce söyleyebiliyor. O 12 gün yaktı zaten takımı. Kendisinin hala başarısız olduğundan haberi yok sanırsam.

Bir sürü boş futbolcu var. Geçen gün fanatik Fenerbahçeli bir arkadaşımın da söylediği gibi,Fenerbahçe'de bir zamanlar nasıl Deniz, Önder, Ali Bilgin. Maldonado gibi adamlar doluşup onlar temizlendiyse aynı şeyleri bizim de yapmamız lazım. Yok ama biz ne yapıyoruz Uğur Uçar ve Emre Güngör'ü iki kuruşa satıyor, yıldız futbolcuya dayalı Rijkaard'ın sisteminde de futbolcunun hası Keita'yı yolluyoruz.

Sadece devre arasında değil Hagi ve Tugay'ın da artık bu gidişata dur demesi lazım. Belli ki çarkın içinde çürük parçalar var. Ayırıp yenisini koyun. Hafta içi yine 70 küsurda durum 1-1'ken girip ortalığı yıkan Emre Çolak neden ilk 11'de oynamıyor?

"Bu takım 4-3-3 ile oynatılması gerekiyor."diye bir anlaşması yok değil mi bu kulubün. Hala bu taktikteki ısrar nedir? Bu taktik ancak iyi futbolcular var olduğunda işlev kazanır. İyi futbolcu derken öyle ahım şahım teknikli futbolculardan bahsetmiyorum. Koşan basan arkadaşlarına yardımcı olan iyi niyetli futbolcular da olabilir. Ama takımda görüldüğü gibi iyi niyet de kalmadığı için bu taktiğe gerek yok. Oynat arkadaş 4-4-2 veya tek ön liberolu 4-1-3-2. Neden bu kadar çekiniyorsunuz? Belli ki futbolcular 4-3-3 gibi belli bir futbol düzenine, böylesine bir futbol sistemini benimseyemeyecek kapasitedeler. Bir de hala kanattan oynama sevdası bir gün öldürecek beni. Insua veya Sabri kanatlardan yardırıyorlar ceza sahasının hizasına gelmeden topu şişirerek ortalıyorlar. Ortada kim var? Sadece Pino. Bit kadar boyuyla o adamdan nasıl bir vuruş bekliyorsunuz sevgili kanat oyuncuları ve teknik direktörler?

Dedem 86 yaşında. Arada pozisyon tekrarlarını gerçekten oynanıyormuş gibi tepkiler verebiliyor. Ama bazı gerçekleri görüyor adam. Kaç maçtır başka kimseye değil Servet ve Ayhan'a saydırıyor. Ya dedem, ben ve tüm Galatasaraylılar bir şeyi eksik görüyoruz, ya da Rijkaard ve Hagi futbolu öylesine aşmışlar ki olaya farklı boyutlardan bakıyorlar. Hemen hemen her takımda bir çift yönlü orta saha mevcut. Trabzon'da Selçuk, Fenerbahçe'de Emre, Bursaspor'da Ergiç, Beşiktaş'ta Ernst. Peki Galatasaray'da o bölgede kim var? Tabii ki Galatasaray dergisinin hala "dinamo" olarak tabir ettiği, bana göre karşı takımın 12. adamından başkası olmayan Ayhan Akman. Servet de her maç karşı takıma en az 1 gol hediye ederek asist krallığında liderliğini sürdürüyor. Makakula gibi son derece egzotik ama bir o kadar da fiziği yüzünden çevikliği az olan bir insan yanından sanki Messi'ymişçesine döndü ve Ufuk'un hayal ettiği gibi antremanlarda Sabri'nin, Pino'nun, Kewell'ın yaptığı "abanma stayla" değil, yumuşak ve akıllıca bir şekilde köşeye zehrini boşalttı. Golcü vuruşu da böyle olur diyerek biz de önce forvette Baros'u aradık. Sonra kendisinin yine sakatlanmış olduğunu duyunca Makakula'nın attığı golle yetinmiş olduk.

Tabii ki o golden sonra takımımız kaos futboluna devam etti. çizgide olması gereken Sabri ortada, ortada olması gereken Elano çizgide olunca oyun çözülmedi. Üstüne 75'te Cana yine her maçta yaptığı 1-2 anlamsız kayışlarından birisini yaptı. Simpson'da penaltıyı gole çevirdi. Cana sadece pozisyon tutma olayıyla bile Mustafa Sarp'tan iyi bile oyuncu. Arada yetişemeyeceği şu toplara kaymasa daha güzel olacak.

Bu arada tribündeki bizlere de serzenişte bulunmak istiyorum. Tam 70 dakika boyunca yine 2'ye hatta 3'e bölünmüşlerdi. Birisi "sarı" derken diğeri "saldır galaaatasaray" demeye devam etti. 70. dakikada akıllarına "ne yapıyoruz lan biz?" sorusu geldi. 70'ten 2.gole kadar çok iyi bir geri dönüş yapmışlardı ki gol geldi. Sonra isyanlar başladı. Tüm içinde sakladıklarını yine döktüler ortaya. 70'ten sonra coşan taraftar olsunlar, gerekirse de isyan eden taraftar olsunlar. Ama ayrılıkçılara yer verilmesin kardeşim. "Kim çıkarıyor bu ikilikleri kim, kim,kim?" diyerek, serzenişte bulunuyorum kendilerine.

Anlaşıldığı üzere battıkça batıyoruz. Her hafta dibi bulduk bu sefer daha kötüsü olmaz dedikçe oluyor. Mariana çukuruna düştük resmen. Ama şu çukuru açan isimler (onları da artık herkes biliyor) şu kulüpten ayrılmadıkça daha çok ineceğiz aşağıya. Acil değişiklikler bizim belli bir ışığı görmemizi sağlayabilir. Ama asıl ışık hüzmesini görmek için ilk yarının bitmesini beklemek zorundayız.

5 yorum:

Anonim dedi ki...

keita'nın gitmesini anlamamana şaştım açıkçası... galatasaray gibi köklü, ruhu, ateşli taraftarı olan bi takımı bırakıp katar kulübüne daha çok para için giden adamın nasıl galatasaraya faydalı olmasını nasıl bi karakterde olmasını bekleyebilirsin ki? o sistemin en has futbolcusu olsa kaç yazar... önüne düşen pet şişede kendini yere atan rakibe abuk sabuk yumruk atıp cezalı konumuna düşen 2 maç oynayıp 2 maç oynayamayan sorunlu bi futbolcu...
galatasarayın yapması gereken sadece bu küflenmiş yerlileri göndermek değil... (bastıra bastıra söylemeliyim ki ali turan "bile" gs de kalabilir ama ayhan ve servet nedir ya? servet tamam en azından karaktersiz (karaktersiz olması aslında baştan oynamamasını gerektirir ya neyse) de olsa "topçu" ama ayhan? senelerdir bu kulübe her sezon 30 metreden attığı 2-3 gol haricinde ne verdi? 2.lig kalitesinde vasatın altında bir adam. üstüne üstlük orta sahanın ortası gibi günümüz futbolunda belki de en önemli en kilit mevkilerden birinde oynuyor. fenerbahçeliyim yemin ediyorum o adamı galatasarayda görünce tüylerim diken diken oluyor.) ayrıca yönetim de tasviye edilmeli. hagi getirtilerek taraftarların gözü boyandı, haftalarca konuşuldu, iyi güzel. gs li olmayan birinin gördüğü tek şey ise şu oldu; evet adnan polat artık son kozlarını oynuyor. hagiyle de başarısız olursa napacak adnan polat başarılı maddi projeleriyle vizyonsuz sportif planlarıyla napabilir?
galatasaray bir spor kulübüdür. bir şirket değildir, eğer şirket olarak görürsen burada aziz yıldırım modeli mevcut. para var da noluyor? belki bu sene aziz yıldırımın çenesini kapamasıyla bi kaç düzgün iş yapıldı. Galatasaray benim için her zaman Galatasaray SK dır AŞ değildir (buna da kızgınım avrupa maçlarında galatasaray gibi bir türk takımının isminin yanında AŞ görünce kendimi garip hissediyorum). evet para da bu işi çekip çeviren su ama şu da bi gerçek, hiç bir başkan mali başarılarıyla uzun süreli akılda kalmamıştır. çünkü asıl olan müzene götürdüğün kupa ya da kupalardır. yetiştirdiğin oyunculardır... adnan polat etme eyleme adnan sezgin gibi bi adamın arkasında durmakta direttiğin için sen de aynı yolun yolcususun be...

Anonim dedi ki...

@Adsız

Bırakın bu ahlak bekçiliği numaralarını.. Mondi Olympiakos maçında yüzyılın hilesini yaparken neredeydiniz o zaman.. Geçeceksiniz kök mök muhabbetini. Sanki Galatasaray'a gelen yabancı takımını para için bırakıp gitmiyor. Sanki Keita gitmek istedi.. Bu yönetim şakşakçılığını bırakın artık. Neymiş başarılı mali projelermiş. Neyin projesi başarı nerede.. Sezon başı yabancı transferi yapacak paramız yok diyecek kadar aciz duruma düşen bu yönetim mi mali açıdan başarılı. Bu stadı yönetim mi yaptı yoksa Sami Yen arazisinin gelirlerinden vazgeçme pahasına devlete mi yaptırıldı doğru düzgün bir proje olmadan. Şirket birleşmesinin getirisi falan yok bu takım için uyanın artık. İki yönetici tarihi bir işe imza attık dedi mi kanmayın hemen. Birleşmenin götürüsü vardı o ortadan kalktı sadece. Dağıtılan temettü oranları azalacak şirketin kardan elde ettiği gelirin kayıp oranı düşecek o kadar. Bütçenin eksiye düşmemesi Sportif AŞ'den aktarılan kaynakların azalmasından başka hiçbir katkısı yok. Kaldı ki hisselerin karlılığı azalmış olacağın değer artışı azalacak ve buna bağlı olarak gelir kaybı oluşacak. Bu kadar sıradan bir meseleyi yönetim efsanesi yapanlar ve kananlar utansın. Ortada proje yok GS Mobil, GSigorta gibi proje ortaklıklarını kendi markamız sanıyoruz ya yazık..

Anonim dedi ki...

Sizi bir süredir okuyorum ve takımla ilgili analizlerinizi beğeniyorum. Fakat bu yazınızdaki Emre Çolak yorumunuz beni oldukça şaşırttı. Cidden bu Emre Çolak'tan bir şey bekliyor musunuz? Bence kesinlikle Galatasaray'da oynayabilecek bir oyuncu değil. Zaten pek çok maçta yaptığı tercihler ve takım arkadaşlarına olan hareketleri nedeniyle kesinlikle gönderilmesi gerekenlerden bir tanesi. Zaten ne çektiysek bu profesyonel olamama ve yerli-yabancı ayrımcılığından çektik. Bu bücür de henüz ortaya hiç bir şey koyamamasına rağmen abilerinin sırt sıvazlamasıyla kendine çok fazla vazife çıkartmış görünüyor. Galatasaray bu kafa ve karakterdeki oyuncularla hiç bir yere varamaz. Bu karaktersizlikten arınmak için hepsini temizlemek lazım.

Mithra dedi ki...

Görüldüğü gibi Galatasaray mücadeleye dayalı defansif futbol oynamıyor. Zaten Galatasaray'ın atak futbol menatlitesine karşı bu düşünce. Atak oynamak için ya oyuncular birbirini çok iyi tanıyacak, öyle ahım şahım olmasalar da yüksek enerjileriyle bütün açıkllarını kapatacaklar(bkz: 96-2000 arası Galatasaray); ya da yıldız futbolcularınız olacak. Onlar sizi ileri doğru yönlendirecek. Asist yapacak, gol atacak. Şu anda Galatasaray'da ne var? Mücadele eden orta saha ve forvet hattımız mı var? Hayır. Yıldız futbolcu olarak ne var? Arda Turan. O da sakat zaten. Hayır diğer maliyetli yüksek adamlarımıza bakıyorum. Hiç biri takımı bir üst kademeye taşıyacak adamlar değiller. Kimi yetenek, kimi fizik, kimi de mental olarak bu kalitede değiller.

Bu durumda Keita ister deli olsun, ister çirkef olsun. Yerine Galatasaray'ı bir üst kademeye çıkartacak adam alınmadığı içindir taraftarın bu serzenişi. Yoksa temmuz ayı itibariyle iyi bir satış oldu. Ama Eylül ayı itibariyle berbat satış oldu. 3 senedir takımı deneme tahtasına döndüren yönetim yine hatalıdır.

Mithra dedi ki...

@adsız

Tabii ki Emre Çolak ile ilgili beklentim büyük. Bilmiyorum zevkler,renkler tartışılmaz. Belki kaçırdığınız veya kaçırdığım taraflar olmuştur. Şu adamla ilgili mini bir özet izlemek için Denizli maçının son dakikalarını izlemek gerek. Oyuna girdikten sonra neler yaptığını, aslında ne gibi özellikleri olduğunu gösterdi bizlere.

Rijkaard kendisine cidden pek şans vermiyordu. Bir hafta A takıma yükselmiş,diğer hafta paf takımın maçında. O da dün Hagi'nin yaptığı gibi yenik olduğumuz zaman kendisine şans verdi. Bu adam iyi, güzel ama Batdal fiziğinde değil. Oyuna girip o adamın defansı dağıtmasını bekleyemezsiniz. Daha 19 yaşında her hafta aynı sorumluluğu çekiyor adam. Aslanların ortasında ölüme terk ediliyor her maç. Neyse ki Denizli maçında gol erken geldi de adam gibi bir futbolcu performansı izledik. Şu adamı daha ilk 11'de izleyemedik. Durum 0-0'ken göremedik. Adam 1-0 futbolcusu olarak yaşantısına devam ediyor ve ortalıkta kayboluyor. Misimovic'de bu kilo, bu hayaletlere özgü kaybolma yeteneği varken Emre Çolak'ın da bu hızlanma becerisi varken her türlü Emre Çolak'ı Misi'ye tercih ederim.

Böylelikle yeni bir tartışma başlatmak istemiyorum. Şu an Misimovic hala hazır durumda değil. Belki kafaca sorunları var,ama bilmiyorum şu anki durumu iyi değil. Umarım aldığı paraları hak eder bir şekilde oynar bundan sonra.

Ama şöyle bir tartışma yapılabilir. Elde Ayhan,Sarp,Barış gibi defansif orta sahalar varken neden bu adamlar yerine bir adam değil de Elano ve Emre yerine 3. bir 10 numaralı mevkiiye Misi alındı? Şu an tartışılması gereken budur. Tabata'ya verilen 8 milyon euroyu tartışırken şu an Galatasaray'ın 10 numaralı bölgesinde 17 milyon euroluk futbolcular yatıyor. Bunlardan elde edilen verim ise Elano'nun attığı 6 gol. Her gün Sarp için söyleniyorum. Ama onun da 6 golü var. Bu durumda bir taraftar olarak Emre Çolak'ın da bahsettiğim maçtaki yeteneğini görünce Emre'yi ilk 11'de görmek gibi bir arzum var. Bakarsın aranan kan olur. Adamı kaç kere ilk 11'de izleyebildik ki? Adnan Polat'ın en büyük mottosu gibi "Ya Tutarsa"

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO