19.06.2016

Euro 2016 - İlk İki Maçlardan Sonra (D-E-F)

D Grubu

İspanya
Sabah kalkıyorum pas verecek birini arıyorum Miguel abi
bu çok zor bir şey bak Dios korusun ama çaresi yok bunun
devletimizden destek bekliyorum bu illetten kurtarsınlar beni.

İspanya'yı 1.5 maç üzerinden değerlendirmek istiyorum çünkü şu bir gerçek ki bize karşı sadece 45 dakika oynadılar. 2014 faciasından sonra Del Bosque'nin takıma çeki düzen vermesi, Costa'yı kesmesi, Morata'nın form tutarak takıma girmesi gibi gelişmeler İspanya için turnuvada olumlu sonuçlar veriyor. Çek Cumhuriyeti maçında 87. dakikaya kadar aradıkları golü bir türlü bulamasalar da rakibi sürekli baskı altında tutup boğmayı başardılar. Burada bir parantez açarak İspanya'nın oynadığı futbolun bende keyif almamaktan ziyade sinir yarattığını belirtmek istiyorum. Özellikle Çek Cumhuriyeti maçında ceza sahasında kaleyi karşısında görenlerin bile şut çekmeyip pas imkanı araması, altıpasın içinde pas yapma çabaları bana göre maçı durduk yere zora sokmalarına sebep oldu. Evet yıllardır bu tarz taktiklerle oynayarak büyük başarılara imza attılar fakat arada kaleyi görenin şut çekmesi de fena olmaz hani. Türkiye karşısında zaten 45 dakikada işi bitirdiler, ikinci yarı tamamen dinlenerek oynama şeklinde geçti.

Bunlar haricinde söyleyebileceğim çok bir şey yok. İspanya kafalardaki bir iki soru işaretini silmiş görünüyor. Hırvatistan karşısında liderlik için beraberlik yetiyorken kendilerini çok fazla zorlayacaklarını düşünmüyorum.

Hırvatistan

İlk maçlarını bize karşı oynadılar. Modric'in attığı harika gol olmasa ya da 5-10 dakika önce Ozan Tufan gol atsa grubun tablosu daha değişik olur muydu? Bence olmazdı. Hırvatlar bizim takım olabilmiş ve turnuvaya konsantre olmuş halimiz gibi geliyor. Hem kaliteli oyuncuları var hem de topa sahip olarak bir arada iyi oynuyorlar. İkinci yarıda Türkiye'ye karşı bir kamyon dolusu gol kaçırdılar, Çek Cumhuriyeti maçında da 2-0 öne geçtiler 2-1den sonra taraftarlarının ortalığı karıştırması yüzünden konsanstrasyonlarını kaybedip 2-2ye razı oldular.

Bu arada Hırvat bir taraftarın Reddit'te yaptığı yoruma göre çıkarılan olaylar planlı ve örgütlüymüş. Hırvat futbol federasyonundaki yolsuzlukların canına tak ettiği taraftar grupları Hırvatistan'ı Euro 2016'dan diskalifiye ettirerek federasyonu istifaya zorlamaya çalışıyormuş. Özellikle Zdravko Mamic'in özellikle genç oyunculara "maaşının 50%si Mamic'e ödenir" gibi inanılmaz kontratlara imza attırdığı, haraç toplar gibi para topladığı, ödemeyenlerin milli takım göremediği gibi iddialar yazılmıştı.

İspanya maçı benim gözümde Hırvatlar için belirleyici bir mücadele. Turnuvada favoriler için ciddi tehditlerden biri olup olmadıklarını bu maçta göreceğiz.

Çek Cumhuriyeti

İspanya maçında İsmail Kartal'ın lügatımıza kazandırdığı "haddimizi bilerek oynadık" sözüne yakışır bir performans verdiler. Kesinlikle eleştirmiyorum, biraz daha dayanabilseler İspanya'ya hayalkırıklığı yaşatacaklardı. Taktiksel açıdan bir cümle de olsa yorum yapamayacağım çünkü maç içinde genelde Çekleri değil rakipleri olan Hırvatistan ve İspanya'yı daha dikkatli izledim. Son maçlarını bizimle oynayacaklar, elbette bir ölüm-kalım mücadelesi. Bizden çok daha iyi durumda oldukları su götürmez bir gerçek ancak turnuvada sürpriz yapabileceklerini zannetmiyorum.

Türkiye

Kaos, mental açıdan bitmişlik, huysuzluk, bildiğinden şaşmamak, yanlış tercihler vs. vs. gerçekten bize dair hiçbir şey yazmak istemiyorum çünkü hepimizin bildiğinden farklı şeyler yazamayacağım. Özetimiz şu: Türkiye'nin en iyi defansif ortasahası Mehmet Topal iki maçta da stoper oynatıldı ve İspanya maçında 2 gole sebebiyet verdi. Hırvatistan maçında da kalemizi evliyalar korudu.

İşimiz yine mucizelere, o onu yener bu buradan puan alırsa öbürü hendek atlarsa noktasına kaldı ama biz Çekleri bile yenecek durumda değiliz.
Daha iyi özetleyen fotoğraf yok.


E Grubu

İtalya

Turnuvanın en formda adamı.
Bunu bu blogda dillendirdiğim için muhtemelen idam edilirim ancak İtalya'yı 2006'da Almanya'yı uzatmalarda elediğinden beri sevmiyorum. Bu yüzden 2014 Dünya Kupası benim için büyük bir keyifti (sonra Prandelli bize geldi o daha kötü oldu, neyse biraz daha yazarsam Fırat blogdan atacak). Yalnız itiraf etmem gereken bir şey var: İtalya, taraftarının dahi "bu ne ya?" dediği kadrosuna, oyun anlamında şüphelere rağmen turnuvanın en hazır, en iyi takımı görüntüsünde. Belçika karşısında oynadıkları maç ilk haftanın en güzel maçıydı. Giaccheri'nin golü de en güzel goller arasına girecektir. İsveç'e karşı yine turnuva statüsünün biz futbolseverlere bir getirisi (!) olarak çok rölantide oynadılar, Eder golü yoktan var etti. Etmeseydi de çok bir şey kaybetmeyeceklerdi zaten.

Görülen o ki Antonio Conte, Fransa'ya Chelsea'nin başına geçene kadar tatil yapmaya değil, turnuvayı kazanmaya gelmiş. Defans oynamaya zaten her dakika yatkın olan İtalya'yı hücum anlamında da çok etkili bir takıma dönüştürmüş.

Ne yazık ki İtalya'yı çok formda ve hazır buldum. Kadro olarak en iyi değiller ama en iyi ve en formda teknik direktöre sahipler. Şu anki görüntülerinde turnuvayı kazanmaları benim için gerçekten sürpriz olmaz.

Belçika

Son 2 turnuvadır kağıdı elimize alıp baktığımızda hepimiz "bu Belçika iş yapar" diyoruz, sonra ortaya kel alaka bir performans çıkıyor ve hevesimizi kaçırıyor. İtalya maçında da aynısı oldu. Varlık gösteremediler, cılız birkaç hücum girişimleri vardı. En önemli sorun teknik direktör Wilmots gibi görünüyordu ve takım olma dediğimiz kavramdan çok uzaklardı.

İrlanda maçında ise -rakibin seviyesiyle alakalı olarak- tam tersine döndüler. Herkes takır takır top oynamaya başladı, İrlanda'yı bunalta bunalta 3 gol attılar. Hazard sağdan, De Bruyne ortadan, Carrasco/Mertens sağdan bindiriyor derken Lukaku'ya sadece önüne getirilen topları kaleye sokmak kaldı.

Tam bir Jekyll & Hyde performansı izlemiş olduk. Eğer böyle devam edebilirlerse atfedilen "gizli favori" ünvanının hakkını verebilirler, eğer her zor rakipte İtalya karşısındaki gibi olacaklarsa bir daha kimsenin Belçika'dan bir şey umacağını sanmıyorum.

İsveç

İsveç'i izliyorsak onun yüzü suyu hürmetine.
Şanssızlık eseri (alarmı kapatmak) İrlanda'ya karşı oynadıkları maçta İrlanda'nın attığı gole kadar uyumuşum. Gözümü açtığımda İrlandalılar seviniyordu. Kalan sürede de İbrahimoviç sayesinde beraberliği kurtardıklarını gördüm. İtalya maçında ise İtalya'nın üstünlüğünü kabullenmiş bir şekilde oynadılar, zaten İbrahimoviç dışında bir tehdit unsurları da yoktu. Çoğumuzun da İbrahimoviç dışında izlediği futbolcu yok zaten. İlk yarıda bir anda sol kanatta attığı bir çalım ve sağ kanada attığı uzun nokta atışı pas onu neden izlediğimizi gösterdi ama beklediğimiz hücum etkinliğini fazla göremedik. Bunda İtalya'ya karşı oynamış olmaları çok büyük bir etken elbette. Kısacası, İbrahimoviç dışında albenisi olmayan bir takıma sahipler. Galler'e benziyorlar ama onlar kadar iyi organize olamıyorlar. Temennim gruptan çıkmaları ki İbrahimoviç'i son turnuvasında bir maç da olsa fazladan izleyelim.

İrlanda

Kuzeyli kardeşleri gibi neden burada oldukları sorgulanıyor. Ellerinden geldiği kadarıyla turnuvada varlık göstermeye çalışıyorlar. Belçika karşısında 1 gol sonrasında çözülecekleri belliydi misal, 48e kadar düşe kalka da olsa dayandılar ama fazlası gelmedi. Gruptan çıkmış İtalya'ya karşı da -İtalya iyice boşlamazsa- varlık gösterebileceklerini zannetmiyorum. Haftaya adaya dönüp turnuvanın kalanını İskoçlarla birlikte izlerler.

F Grubu

Macaristan

Eşofman reis hiç bırakmayacak sanırım.
Turnuvanın en manasız grubu bu oldu herhalde. İki maçlarını da çok dikkatli izlemediğim Macarlar liderler ve işler çok ters gitmezse gruptan çıkacaklar. İlgi çekmiyorlar, çok kötü de oynamıyorlar. Kendilerinden daha favori gösterilen Avusturya'yı yenip, taş gibi oynayan İzlanda'dan puan almayı başardılar. Son 16dan ötesi zor gibi geliyor.

Portekiz

İlk hafta oynadıkları İzlanda maçı çok keyifliydi, bol pozisyona girdiler ama değerlendiremediler. Sonuç olarak 2 puanı İzlanda'ya karşı bırakmış oldular. Dün akşam da Avusturya karşısında aynı şekilde çok iyi oynayıp gol atamadan berabere kaldılar.  Takımda elbette Ronaldo ön plana çıkıyor ama daha olumlu bir hareketini göremediğimiz gibi üstüne penaltı kaçırdı. İzlanda maçından sonra da İzlandalıları gereksiz şekilde eleştirip burnu büyük tavırlar sergilemişti. Kullandığı frikikler barajı aşmıyor, gol pozisyonlarını değerlendiremiyor, kendisini izlemeyi severim fakat bu turnuvada kötü bir görüntü çiziyor.

Portekiz'i bal yapamayan arı olarak nitelendiriyorum, düzgün bir santraforları olsa kupayı alma şansları bile olacak belki. Macaristan karşısında rahat galibiyet alırlar diyemiyorum çünkü takımın sağı solu belli olmuyor.

İzlanda

Ünlü düşünür Hasan Şaş'ın "elle topu kaleye götürseler 3 kere götürebilirler" dediği İzlanda ilk kez geldiği turnuvada defansif anlayışından hiç ödün vermeden oynuyor. İzlemesi sıkıcı ama işlerine yarıyor. Macaristan ve Portekiz'den birer puan almayı başardılar. Avusturya maçı için ise gerçekten bir tahminim yok.

Avusturya

Bu grupta Portekiz'in arkasından ikinci olacaklarını düşünüyordum, şu anda 1 puan ile son sırada duruyorlar ve henüz golleri yok. Fena bir sezon geçirmeyen Arnautovic'i çok etkisiz gördüm, ondan iş yapmasını bekliyordum açıkçası. Alaba zaten Bayern'de bek-ortasaha oynarken kendini burada 10 numara pozisyonunda buldu elinden geleni yapmaya çalışıyor. İzlanda karşısında iyi oynayıp çıkabilirler de gol atamadan turnuvayı kapatabilirler de dediğim gibi bir tahminim yok.

Okuduğunuz için teşekkür ediyor, bol gollü daha heyecanlı üçüncü maçlar yaşanmasını diliyorum.






1 yorum:

Anonim dedi ki...

ispanya:

kupadaki favorim.çok iyiler.ineaste önderliğinde kupayı almaları işten bile olmaz

belçika:

ilk maçta 4 stoper ile oynamanın ve carrasco gibi harika bir yeteneği yedek bırakmanın faturasını aldılar.teknik adamları kalibresiz aga.bizde ön libero topal stoper oynar bunlarda 2 stoper orjinle oyuncu 2 kanat bekinde oynar.sıkıntı var beklerde.neyseki ikinci maçta en azından bir beki değiştirmeyi düşünmüş wilmots

portekiz:

beğendim.şansızlar kesinlikle.grupta son maçta kaza yaşamazlarsa yarı final görebilirler.nani de forvette fena değildi.nani ve ronaldo yu çift forvet oynattı.enteresan bir deneme idi.

fransa:

hücumda yaratıcılık konusunda sıkıntı yaşıyorlar.kısır takım sanki.fransa 98 ve 2000 den sonra hep keyifsiz bir takım oldu zaten.pogba-kante-matuidi üçlüsünden normalde 2 si fazla hücumcu olmak istiyorsan.ama en az 1 i kesilmeli bu üçlüden.bizdeki ozi arda hakan çalhanoğluna benziyor.aynı tarz profiller.futbolda 2+2 =4 etmiyor aga.

arnavutluk:

takım olmuşlar.bu birazda birlikte fazla sayıda maç yapmasından kaynaklanıyor olsa gerek.oyuncu sayısı az olunca hep aynı oyuncularla oynaya oynaya toplama takım hüviyetinden çıkıyorsun ve fark yaratıyorsun.milli takımlar genelde toplama takımlardır.fransada kadro ve ilk 11 sürekli değişir.misal.oyuncu bolluğundan.

macaristanıda arnavutluk kategorisine dahil edebiliriz.oyuncu azlığı bazen avantaj olarak sana geri dönüyor aga.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO