23.06.2016

Euro 2016 - Son 16 Eşleşmeleri: Tahminler

Yazıma turnuva formatını kısaca eleştirerek başlamak istiyorum,
-24 takım çok muallak, ya 32 takım olsun ya 16ya dönülsün, en iyi üçüncülük hesapları birçok maçın kısır geçmesine neden oldu. 1-0 geriye düşen takım bile averaj hesabı yapıp beraberliği almayı denemedi. 
-Üç maçlık sistemde ikili averaja önce bakılması bence anlamsız. Ukrayna bu sebepten ikinci maçlar bittiğinde elendi. Son maç formaliteye döndü. İtalya ikinci maçtan lider çıktı, son maç formaliteye döndü ama en azından İrlanda için ölüm kalım maçı olması heyecan kattı.
-Gruplarından 1. gelip elenen takımlar da oldu, ek kontenjandan gelip tur atlayanlar da ama futbol kalitesi iyi durumda değil.
-Gol anlamında elemelerde gol yağmuru olmazsa en kısır turnuvalardan birini yaşayacağız, istatistikler bunu destekliyor.

Gelelim eşleşmelere:

İsviçre - Polonya

Daha ilk maçtan taraf seçmekte zorlandım. İsviçre buraya gelirken çok ahım şahım bir futbol oynamadı, beşinci dakikada öne geçtiği ve 60 dakika 10 kişi oynayan Arnavutluk karşısında az kalsın puan veriyorlardı. Pozisyona girebiliyorlar ama bitiricilik konusunda ciddi sıkıntıları var -Seferovic-. Polonya ise çok fazla gol pozisyonuna girmeden iyi savunması ve skoru koruyabilmesinin avantajıyla bir tık daha kolay bir gruptan (Ukrayna ikinci maçtan elendiği için) geldi. Benim için Polonya'nın en büyük soru işareti yiyecekleri olası bir gole nasıl tepki verecekleri çünkü gruplarda Almanya'dan dahi gol yememeyi başardılar. İsviçre bir gol bulursa nasıl bir maç izleriz merak ediyorum.

Aklımdan geçen: 90 dakika beraberlikle biter, uzatmalarda veya penaltılarda çözülür.
Gönlümden geçen: İsviçre galibiyeti.

Galler - Kuzey İrlanda

Bütün Ada takımları yoluna devam edince burada iki tanesinin eşleşmesi kaçınılmaz oldu. Galler Bale'in ayağına bakıyor diye yazmıştım, gördük ki Ramsey de ihtiyaç olunan anlarda gerekli desteği sağlıyor. Takım olarak çok başarılılar. Sadece Ukrayna'yı yenip Almanya'dan fark yememeyi başaran, elinden geldiği kadarıyla iyi oynayan Kuzey İrlanda karşısında Galler'i favori görüyorum.

Aklımdan geçen: Galler galibiyeti.
Gönlümden geçen: Will Grigg'in atacağı gole rağmen Galler galibiyeti
.
Hırvatistan - Portekiz

Hırvatlar şu ana kadar oynadıkları futbol ile birçok kişinin kupa için favori görmeye başladığı bir takım oldular. Esas rakipleri Çek Cumhuriyeti maçında gördüğümüz üzere sabote etmeye çalışan taraftarları(!). Savunma konusunda biraz sıkıntı yaşıyorlar ama hücum anlamında rakiplere ciddi tehdit olmaları bunun gözardı edilebilmesini sağlıyor. Portekiz konusunda ne diyebileceğimi gerçekten bilmiyorum, yani oynadıkları maçlar -İzlanda maçı dahil- mücadele, futbol açısından keyif verdi. Portekizliler "bizim maçlar eğlenceli geçiyor çünkü zayıflığımız rakiplerimizin güçlü yanlarını ortaya çıkarıyor" diyerek dalga geçiyorlar. Tek sorun bu maçların hiçbirini kazanamamış olmaları. Gol atamadılar ama yemediler de, gol attılar skoru koruyamadılar yediler, üç kere geriye düştüler üç kere beraberliği yakaladılar yani her bir şeyi yaptılar bir galibiyeti alamadılar. O yüzden Portekiz benim için serseri mayın kategorisinde.

Aklımdan geçen: Hırvatistan galibiyeti.
Gönlümden geçen: Kazanan önemsiz, Portekiz-Macaristan maçı gibi bir maç.
Fransa - İrlanda

En ilginç eşleşmelerden birisi bu oldu, sebebini de çoğumuz hatırlıyoruz. 2010 Dünya Kupası eleme playofflarında Fransa, İrlanda'yı uzatmalarda Thierry Henry'nin bariz şekilde el yardımıyla attığı gol sonucunda elemişti. Yalnız İrlandalılar nasıl bir beddua ettiyse o turnuva Fransa için tam bir skandal oldu. 0 çekildi, teknik direktörle oyuncular birbirine girdi, isyanlar çıktı, küfürleşildi, dönüşte ağır cezalar kadrodışı bırakılmalar geldi falan filan.

İrlandalılar şimdi aradıkları intikam fırsatını yakaladılar. Karşılarında yıldızlarla dolu (1998-2000 ayarında kesinlikle değil) bir Fransa var ama bu yıldızlar içinde Payet dışında henüz parlayan bir isim yok. Deschamp hala Fransa'ya iyi futbol oynatamıyor. İrlanda ise rotasyon yapmış bir İtalya'yı 85te kaleci hatasıyla yenerek son anda kendilerini buraya atabildi, çok iyi bir takım değiller bu bir gerçek. Yine de Fransa'yı elemeyi başarırlarsa hem turnuvadaki en sükseli işi yapacaklar hem de kesilmemiş bir hesabı kesecekler. Turnuva Fransa topraklarında olduğu için hakemin yine Fransa'yı kayırabileceği de acı bir gerçek.

Aklımdan geçen: Fransa galibiyeti.
Gönlümden geçen: İrlanda galibiyeti, mümkünse haksız atılmış bir gol ile.

Almanya - Slovakya

Löw'ün inadında ısrar etmemesi bende bir nebze ümit doğurdu. Sisteme müdahale etti. Kimmich'ten bahsetmiştim, savunma konusunda çok iş düşmedi diye. Bu maçta Hamsik/Weiss savunma konusunda onu zorlayacaktır, umarım Löw garantiye almak için Höwedes'e dönüş yapmaz. Almanya'nın zorlanmadan kazanacağına inanıyorum ama buradan sonra ya İtalya ya İspanya gelecek. İtalya gelirse bir şekilde elenecekleri için -belalı oldular resmen- çok önemi yok ama İspanya'nın gelmesi durumunda bu maçın hasarsız atlatılması, mümkünse özgüven tazelenmiş olarak gidilmesi önemli. Slovakya'ya elenirse zaten Löw'ün Almanya'ya girişine engel getirilmeli. Slovakya'nın belirttiğim gibi Weiss ve Hamsik haricinde ekstra işler çıkartabilecek fazla oyuncuları yok, kapandıkları zaman iyi kapanıyorlar, bir kaza golü Almanya'nın işini çok zora sokabilir.

Aklımdan geçen: Almanya galibiyeti.
Gönlümden geçen: Çok farklı Almanya galibiyeti, İngiltere maçının cezası olarak.

Macaristan - Belçika

Çok açık ve net şekilde bu maçın favorisini Macaristan olarak görüyorum. Sabah oynadığı ile akşam oynadığı birbirini tutmayan Belçika karşısında turnuvanın başından beri istikrarını koruyan Macaristan daha şanslı. Belçika'nın daha tehlikeli oyuncuları var, daha fazla tecrübeleri var ama Macaristan bu turnuvaya onlardan daha hazır geldiğini gösterdi. Belçika, İrlanda karşısında oynadığı oyunu ortaya koyarsa Macaristan'ı rahat yenebilir belki ama diğer maçlardaki performansları ile elenmekten kurtulamaz.

Aklımdan geçen: Macaristan galibiyeti, maçın uzaması olası.
Gönlümden geçen: Macaristan galibiyeti.

İtalya - İspanya

İtalya ununu elemiş eleğini asmış Hırvatistan'ı beklerken karşısında bir anda İspanya'yı buldu. İki takım da iyi durumda, formdalar, oynamak istedikleri futbol tarzını sahaya rahatlıkla yansıtıyorlar. Mantık dahilinde taraf seçemiyorum, bence bu maç futbolculardan çok baskın şekilde Conte ve Del Bosque'nin tercihleri doğrultusunda şekillenecek.

Aklımdan geçen: Çok ortada ama illa seçmem gerekirse 51% ile İspanya'yı seçerim.
Gönlümden geçen: Penaltılara kadar giden, bol kırmızı kartlı, kavga dövüşlü bir İspanya galibiyeti.

İngiltere - İzlanda

Geldik turnuvanın bir diğer "bekleneni veremeyen dev" ve "beklentilerin üstüne çıkan küçük takım" maçına. İngiltere de aynı Fransa gibi işi bir türlü rayına oturtamadı. Özellikle Slovakya gibi 10 kişi kapanan bir takıma karşı çözüm üretmekte çaresiz kalmaları benim bu maçta İzlanda'dan sürpriz beklememdeki en önemli sebep. Yine de Hodgson, Deschamp'a kıyasla daha yerinde hamleler yapıyor gibi geliyor. Bir bakarız Kane-Vardy ile çıkıp 2-0 almış maçı. İzlanda ise ilk kez geldiği turnuvada Portekiz'in önünden ikinci olarak çıkmayı başardı. Kendi oyunlarını sahaya en iyi şekilde yansıtıyorlar, bu maçta yenilseler dahi süpürülüp gideceklerini sanmıyorum.

Aklımdan geçen: Zor bir 90 dakika, uzatmalar ya da penaltılarda çözülür.
Gönlümden geçen: Hala daha İngiltere'nin iyi oynayacağından ümidim var ama İzlanda galibiyeti kulağa daha güzel geliyor.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

macaristan - belçika ve italya - ispanya maçları için yaptığın yorumlar fiyasko. maçları gözünle izlemeyi dene bundan sonra.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO