14.05.2018

Start Finish: 2018 - Formula 1 Avrupa’ya Döndü




Bahreyn GP’nin bir yarısını yolda diğer yarısını maçta izlemek zorunda kaldığım için yazı yazmak içimden gelmedi. Çin GP geldi geçti, Bahreyn’i yazmadım bunu da yazmayayım Azerbaycan GP’de toplu yazarım diye düşündüm. Bakü’de yaşanan kaos sonrası tek yazıda toparlamaya çalıştım ancak başarılı olamadım hala bir yerlerde taslak olarak duruyor galiba. Utangaç ve mahcup bir şekilde, İspanya GP’sini de geçtikten sonra karşınıza çıkıyorum. Bu yazıya özel bir değişiklik yapacağım ve yarıştan ziyade sürücüler özelinde kısa kısa meramımı anlatmaya çalışacağım çünkü önceki yarışları yazmamışken tek başına İspanya GP’sinden bahsetmek istemiyorum. FIA’nın ve Pirelli’nin aldığı bir takım kararların yarışlara etki ettiğini düşünsem bile sadece bu yazıya özel olarak onları da göz ardı ediyorum.

Lider ile başlayalım. Lewis Hamilton kendi performansıyla kıyaslarsak oldukça kötü başladığı sezonda zirveyi ele geçirdi ve bir anda en yakın rakibine 17 puan fark atmış bir duruma geldi. Bahreyn’de radyo sorunu yaşamasının yanında iyi de yarış çıkarmıyordu. İdeal performansını hiç bulamadığı Çin ve Azerbaycan’da ise şansı çok ama çok yaver gitti bu bir gerçek. Çin’de Verstappen, Vettel’e daldı, Bakü’de Bottas lider giderken pistteki parçalar yüzünden lastiği patladı. Ben kendisinin psikolojik olarak Bakü’de ciddi şekilde silkelenip toparlandığını düşünüyorum ki bu hafta İspanya’da gördüğümüz üzere sıralamalarda olsun yarışta olsun kendisine güvenen, iyi yönde hırslanmış bir Hamilton vardı. En az hata ile pole pozisyonunu ele geçirdikten sonra yarışı da sorunsuz bir şekilde götürdü. Niko Rosberg’in söylediği söze katılıyorum; diğer pilotlar Hamilton’ın yapacağı hatalardan, geçireceği kötü günlerden olabildiğince faydalanmalılar. Her ne kadar hoşlanmasam da yeteneği açık seçik ortada olan bir sürücü.

Sebastian Vettel. Sezonun şu ana kadar en şanssız isimlerinden, kazanacaklarını kaybedeceklerini düşünürsek en şanssız olanı. Pole pozisyonlarını leblebi gibi topladığı halde geldiği nokta Hamilton’ın 17 puan gerisi ancak unda kendisinden çok diğer sürücülerin ve takımının etkisi var. Vettel ile ilgili bu sezon dikkatlerden kaçmayan bir özellik artık daha tecrübeli ve ağırbaşlı davranması. Geçen yıl Bakü’de Hamilton ile yaşadığı olayı düşünecek olursak Çin’de yarış sonrası gelip yarışının içine ettiği için kendisinden özür dileyen Verstappen ile oldukça sakince konuşması, yarış sonrası röportajlarda gösterdiği sakin tavırlar bu konuda gelişimini gösteriyor. Elbette bunlar bir anda gridin en ermiş insanı olduğunu göstermiyor, şampiyonluk yarışı daha da kızıştığında gerçekten ne kadar geliştiğini görürüz. Bakü’de ise çoğu kişi Bottas’ın başına geleni örnek gösterip sabırlı olması gerektiğini söylese de Vettel kahin olmadığı için yapabileceği en mantıklı hamleyi yaptı ancak blokaj sebebiyle birincilik kovalarken podyum dışında kaldı. İspanya’da podyumun dışında kalmasında ise Ferrari’nin iki pitstop stratejisinin çuvallaması var, yarışı ikinci sırada götürürken pitstop sonrasında podyuma el salladı. En başarılı olduğu yarış ise şüphesiz Bahreyn GP’siydi, son 10 tur boyunca artık bittiğini söylediği lastiklerle Bottas’ın önünde birinciliğini savunmayı başardı.

Geldik bir diğer şanssız isme. Valtteri Bottas. Avustralya’daki kötü başlangıçtan sonra iyi bir performans gösteren, sıralama turlarında Hamilton’ı zorlayan hatta geçen Fin sürücü de bulunduğu yer hak etmiyor. Bahreyn, Çin ve son olarak İspanya’da ikinciliği elde eden Bottas’ı liderlikten eden ise Bakü’de yaşadığı şanssızlık oldu. Devamlı olarak Mercedes’teki son sezonu olduğundan bahsedilen ve Ricciardo’nun boşa çıkacak olmasıyla üstünde baskı hissettiği söylenen Bottas bu sezon ortaya koyduğu performans ile yerini kolay kolay bırakmayacağını gösterdi. Bakü’de son anda kaybettiği yarıştan sonra oldukça üzgün hatta çökmüş olduğu gözlenen Bottas ,1992’den beri F1’de yılın en övgüye değer sporcusuna verilen Lorenzo Bandini Ödülü’nü aldığında ise son derece mutlu olmuştu. Yaptığı açıklamalarda son derece samimi olduğuna inanıyorum, izleyiciler için belki pek bir anlam ifade etmeyen bu ödül Bottas’ın sezonunun dönüm noktalarından olabilir.


Kimi Raikkonen, Kimi Raikkonen seni başımıza nereden yolladılar? Bu yazıda şanssızlık kavramını çok kullandım kullanacağım da, Raikkonen için kullanılan kelime de genelde şanssız. Fakat bence uğursuz ve hatta suçlu. Geçen sene bir ara Formula 1’de pek kimseden nefret etmediğimi sadece sevmediğimi yazmıştım. Asılsız Raikkonen övgüleri okumaktan nefret edecek noktaya geldim. Kendisi konusundaki düşüncelerimi detaylıca yazmak istiyorum ki bu konuya bir açıklık getireyim. Artık azılı Ferrari taraftarı değilim ama yazacaklarımda Ferrari’de yarışmasının payı da büyük.

Raikkonen’i ilk hatırladığım zamanlar McLaren ile gride adım attığı yıllar, hatta aracında Kimi şeklinde isminin yazması o kadar hoşuma gitmişti ki uzaktan kumandalı arabama Ögeday yazan kağıtlar yapıştırmıştım. O dönem izlemesi keyif veren hatta zaman zaman inanılmaz performanslar ortaya koyan bir sürücüydü. Şanssızlıklar(!) sonucu araçlarıyla hep sorun yaşıyordu. Schumacher sonrası Ferrari’ye gelmesini biraz yadırgamıştım, inanılmaz bir 2007 finaliyle Ferrari’nin son şampiyonu ünvanını almayı başardı ve soruyorum “Baba biz o günden bugüne ne izledik biri bana anlatsın ya?” haydi tamam Alonso gelecek diye takımdan haksız yere yollandı gitti ralli, Nascar vs. gezdi. Sonra Lotus ile geri döndü. O günden geçen yıla kadar ben ne zaman bir bayağı zaman oldu haydi bir yarış izleyeyim“ diye internette link kovalayıp ekran başına kurulsam Raikkonen’in Ferrari’sini ya duvarda gördüm ya biriyle kaza yapmıştı ya da araç kenara çekilmiş bir halde bekliyordu.

Şanssızlık dediğin 2017 model McLaren ile yarış bitirmeye çalışan adamların başına gelendir, 10 küsür yıldır kullandığı her araçta sık sık teknik sorunlar yaşayan sürücüde ben hata ararım. Yıllar önce başarılı bir şeyler yaptı diye, Ferrari’de ikinci sürücü olmayı kabul ettiği için takım tarafından hakkının yendiği iddia edilerek hala övülüyor hala bu adamdan bir şeyler bekleniyor. Ben özellikle geçen yıl birkaç kez düzgün savunma yaparak takıma yardımcı olmasını bekledim ama kendisinin yerinde yuvarlanan bir kaya olsa Mercedes’e daha çok zorluk yaratabilirdi. Artık onu da beklemiyorum. Vettel’in kafası rahat diye takımda duruyor ve artık büyük mucizeler yaşanmazsa son sezonu olacak.

Gerçekten şanssızlık yaşadığı bir an Bahreyn’deydi. Pitstopta lastik sisteminin yanlış sinyal vermesi sebebiyle yeşil ışığı görerek gaza basan Raikkonen bir mekanikerin bacağının üstünden geçti ve hem mekanikerin bacağını kırdı hem de yarış dışı kaldı. Çin’de Verstappen’den nasiplendi, Bakü’de yarış başında Ocon’a bindirdikten sonra güvenlik aracı periyodunu iyi değerlendirdi ve başarılı bir şekilde şansının da biraz yardımıyla üçüncü sıraya ulaştı. İspanya’da ise motor arızasıyla yarış dışı kalana kadar bir numarasını görmedik. Hakkını teslim edebileceğim en önemli nokta ise sıralama turlarında gösterdiği performanslar.


Daniel Ricciardo. Gridin en sempatik, en gözde, en akıllıca risk alan adamı. Sene sonunda talipleriyle bir çay içmek için bekliyor olacak. Çin’de güvenlik aracını iyi değerlendirerek geçtiği yeni lastiklerle yaptığı usta işi geçişlerle gelen galibiyet taraftarlarını sevindirse de Bahreyn’de aracının kendi kendini kapatması, Azerbaycan’da Verstappen’le yaşadığı aşırı gereksiz kaza puan sıralamasında daha yukarılarda olmasını engelledi. İspanya’da ise akarı kokarı olmayan bir yarış geçirerek beşinci sırayı aldı. Yarış kazandığında ayakkabısından şampanya içmese daha çok seveceğimiz birisi olacak ancak sonuç olarak Aussie, insan bir şey diyemiyor.

2016 Brezilya’daki yağmur performansıyla beni Formula 1’e geri döndüren o genç, atik, hırslı genç Max Verstappen o kadar kötü bir sezon geçiriyor ki anlatmak mümkün değil. Bugün sezonun ilk podyumuna erişerek sevindirse bile bunu yaparken VSC altında Stroll’le temas yaşayarak ön kanadını kırdı ve durduk yere riske girdi. Avustralya’da hırs yapıp spin atmıştı, Bahreyn’de Hamilton ile girdiği mücadelede yine gereksiz hırs yapıp lastiğini patlattı ve yarış dışı kaldı, Çin’de yediği haltı tekrar tekrar yazmaya gerek yok Red Bull’u dubleden etti. Bundan sonra azarlandı, linç edildi, akıllanacak dendi uslanacak dendi gitti Azerbaycan’da yine kazaya karıştı. Kazada suçun büyük bölümü kendisine ait çünkü savunma yaparken iki hamle yapıyor, izin verilen hamle sayısı bir ki öndeki sarhoş sürücü gibi sağ sol yaparak kazaya yol açmasın. Hırsını kontrol altına alması gerek, sabrı öğrenmesi gerek. Ya hep ya hiç diyerek ancak yarış kazanabilir ancak şampiyon olması mümkün değil. Başarılı olmasını gerçekten istiyorum çünkü inanılmaz geçişlere imza atabiliyor, izleyenlere olumlu yönde heyecan yaşatabiliyor. Fakat akıllanmazsa devamlı sağa sola çarpan aşırı panik genç pilot olarak kariyerini sürdürecek, Grosjean’ın tahtına oturur artık. Red Bull da bir noktaya kadar iltimas gösterecektir.



Fernando Alonso felaketlerle dolu bir sezondan sonra McLaren ile 5 yarıştan da puan almayı başardı. Arada gitti 6 saatlik endurance yarışı kazandı, sezon şu an İspanyol sürücü için oldukça iyi geçiyor. Özellikle Azerbaycan’da Sirotkin tarafından tepelenip iki sağlam lastikle pite ulaşabildikten sonra 7. olmasını kimse beklemiyordu. Biraz ön tarafın karışmasının da etkisi de vardı elbet ama yaptığı iş küçümsenecek bir şey değil. Küçümsenecek olsa ben küçümserdim yani biliyorsunuz. Aslında kendisiyle olan husumetim de iyice bitme noktasına geldi, en son endurance yarışı öncesi verdiği röportajda köpekleri kedilerden fazla sevdiğini söyleyince bayağı kanım ısındı. Hala hayalini kurduğu gibi zirveye oynayamıyor ve oynayamayacak da belki ama yarışmaktan daha fazla keyif aldığı bir gerçek.

“Nazar ettiniz hayin insanlar nazar ettiniz!” Bu özlü İbrahim Tatlıses cümlesini kimin için kuruyorum? Nico Hulkenberg. Sıralama turlarında 7. sıraya abone olan Alman sürücü sezonun ilk üç yarışından puanlar almıştı ve iyi bir performans gösteriyordu. Bakü’de sıra cezası alarak başladığı yarışta geçen yılki gibi duvara bindirerek yarış dışı kaldı. İspanya’da ise yakıt pompası sorunları sebebiyle iyi bir yerden başlayamadığı yarışta daha ilk turu yarılayamadan Grosjean terörünün kurbanı oldu. Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, Monako’da olumlu yönde sürprizlerini bekliyorum.

Kevin Magnussen. Benim bu adam hakkında neden hiç fikrim yok bilmiyorum. Geçen yıl Hulkenberg ile polemiğe girmişti, arada saçma sapan sürdüğü için başkalarıyla da kavga ediyordu. Bu sene ilk yarışta pitstop faciası yaşamıştı ondan sonrası bende hiç yok. Hayır arada iyi sonuçlar da aldı ama mesela bugün 6. oldu ama aklımda kendisine dair Grosjean’ın kazasında yardımcı oyuncu olması haricinde hiçbir şey kalmamış. İlginç. Grosjean’ın olduğu takımda adeta bir Juan Pablo Montoya klasında diyebiliriz o ayrı tabi.

Carlos Sainz Jr. Bahreyn hariç her yarıştan puan almayı başardı. Red Bull tarafından motor karşılığında Renault’a 1 yıllığına gönderilmişti, kendisini gösterip muhtemelen Ricciardo’dan boşalacak koltuğa geçmek istiyor. Bakü’de Red Bull sürücülerini bir ara avlasa da tekrar gerilerinde kalmıştı, kazalarından sonra da 5. sırayı alarak bu yılki en iyi derecesini elde etti. Bugün de Ericsson ile girdiği mücadele ile bizlere keyifli anlar yaşattı. Kendisi pek hoşnut olmadığım sürücüler arasında yer alıyor bu yüzden Red Bull’da görmek gibi bir isteğim yok.

Sergio “Checo” Perez. Force India araç yönünden bu sezona geçen yıla kıyasla felaket bir başlangıç yapınca bu sefer takım arkadaşı Ocon ile dalaşmasına gerek kalmadan gerilerde kalmıştı. İlk üç yarışta sıfır çektikten sonra Azerbaycan’da aracın uzun düzlüklerde coşmasıyla birlikte kendisi de coştu ve son turlarda Vettel’i de geçmeyi başararak podyumun son basamağına adım attı. Bu yıl daha ilginç bir yarış olmazsa alacağı en başarılı sonuç bu olacak muhtemelen. Takım da kendisi de bu sonucun istisna olacağını söylüyordu ki İspanya’da 9. olabildi. Yine de sezon başına bakacak olursak puan alabilmiş olması ilerleme olduğunu gösteriyor.

Bu sezonki iki favori çaylağımdan birine geldik, Pierre Gasly. Honda motorlu Toro Rosso ile yarıştığı için kendisinden pek başarı beklesem de Bahreyn’de 4. sırayı alarak büyük iş başarmıştı. Takım arkadaşı Hartley’e kıyasla çok daha iyi performans ortaya koyuyor. İlk yarışta mekanik arıza, bugün ise Grosjean yüzünden yarışı tamamlayamadı. Çin’de ise acemilik hatası ve anlaşmazlık yüzünden virajda Hartley’e çarparak güvenlik aracına sebep olmuş ve uyukladığımız yarışa heyecan getirmişti. Sırf bu yüzden kendisine kızamıyorum. Azerbaycan’da sıralama turlarında takım arkadaşıyla birlikte ölümden döndüğünü belirtmekte de fayda var, takım arkadaşı Hartley’in lastiği patlamıştı ve zamanında kenara kaçamadı. Arkadan gelen Gasly az kalsın 300 km üstünde süratle çarpacaktı.

Ve esas adamım, Formula 2’de çıkarttığı inanılmaz yarışlarla dikkatleri üstüne çeken Charles Leclerc ilk sezonunda, sürünmesi beklenen Sauber ile önemli işlere imza atmaya başladı. İlk üç yarışın ikisinde takım arkadaşı Ericsson’dan iyi performans gösterse de -Ericssonda çok sağlıklı bir ölçü değil ama- puan alamayan Fransız sürücü Azerbaycan’da 6. olurken İspanya’da 10. olarak puan almayı başardı. Çok önemli olmasa bile Alonso’ya kısa bir süre kafa tutabildi. Pilotaj becerisi ve araçları kıyaslarsak geçilmesi sürpriz olmadı. Kendisi hakkında daha detaylı bir yazıyı yaz arasında yazmayı planlıyorum, beklentilerim büyük. Daha önce bir röportajını çevirmiştim, ilgilenenler buradan okuyabilir.



Belçika’nın iftihar duyduğu isim Stoffel Vandoorne. Kendisinde yetenek var daha iyi bir araçla yarışırsa görürüz demiştim. Geçen yıla kıyasla daha iyi bir araçla yarışıyor, Çin ve İspanya hariç her yarıştan az da olsa puan aldı. İspanya’da mekanik problem yaşayarak bu yıl ilk kez yarış bitiremedi. Fernando Alonso’nun ekstra performans göstermesi kendisinin aldığı sonuçları gölgeleyebilir ama ortalama bir sürücüyle Mclaren’in şimdilik alabileceği sonuçlar bunlar. Çekincem şu ki ortalama halinden daha ileriye gidememesi. Alonso yanındayken öğrenebileceği her şeyi öğrenmeli.

Lance Stroll. Tek başarısı geçen yıl son anda ikincilikten üçüncülüğe düşüp podyuma adım attığı Bakü’de 8. olmak oldu. Zaten beğenmiyorum ancak bu durumun tek suçlusu kendisi değil. Williams o kadar kötü bir araç yapmış ki tarif etmek mümkün değil. F1 bilgisayar oyunlarını oynayanlar bilir, oyunu klavye ile tam verimle oynamak mümkün değildir. Hele assistleri kapatarak oynamak neredeyse imkansızdır. Williams aracı en zor ayarda, assistler kapalı, tırt marka klavyeyle oynanmaya çalışılan bir F1 oyununu anımsatıyor. Stroll, Sirotkin, Kubica hatta geçen yıl Massa. Araç içi kameralara bakarsanız diğer araçların çoğunda minimum direksiyon hareketi yapılırken Williams sürücüleri sürekli sağ sol yaparak aracı dengede tutmaya çalışıyorlar. Yine de, Stroll’ün İspanya’daki sıralama turlarında 1991’den beri kimsenin kaza yapmadığı virajda kaza yapıp üstüne yayayken ezilme tehlikesi atlatması çok şeyler beklemememiz gerektiğini gösteriyor.

Marcus Ericsson. Bahreyn’de 9. oldu, başka da bir olayı yok sanıyorum ki. Takıma Leclerc gelince ne mal olduğu iyice ortaya çıktı.

Estaban Ocon. Force India’nın daha şanssız olanı. Bahreyn’de 1 puan almayı başardı. Bakü’de daha ilk turda Raikkonen ile çarpışıp yarış dışı kaldı ki yarış kazası olsa bile Raikkonen’i geçmişti bence güme gitmiş oldu. Perez’in podyum gördüğünü düşünürsek kendisi de iyi bir sonuç elde edebilirdi. İspanya’da ise pitstopta sorun yaşayınca bayağı süre kaybetti, sonra da sorun yaşayarak yarış dışı kaldı. Puan tablosunda bu kadar gerilerde olmayı hak etmiyor.

Brendon Hartley. Azerbaycan’da aldığı 10.luk dışında bu adamın olayı nedir gerçekten anlamadım. Aracın gelişimi için iyi geri bildirim veriyor diye bir iddia okudum da İspanya’da aracı öyle bir duvara soktu ki sıfırdan araçla yarışmak zorunda kaldı. Araç taşınırken arkası düştü o derece. Bu kadar masraflı geri bildirim olmamalı. 28 yaşında Formula 1’e adım atmanın sancılarını yaşıyor olabilir, kişilik olarak da iyi birine benziyor o yüzden daha iyi noktalarda görmek isterim.



Romain Grosjean. Bu inanılmaz bir yetenek, böyle aşmış bir sürücü izlemek herkese nasip olmaz gerçekten çok şanslıyız. 5 yarışta 3 yarış dışı, ikisi kendi suçu. Bahreyn ve Çin’de aldığı puanlara bakıyoruz koca bir sıfır görüyoruz. Avustralya’da pit ekibi sıçtı sıvadı tarihi başarı gelecekti belki diyorduk ama son iki yarıştaki mallıklarına bakınca görüyoruz ki orada da kendi hatasıyla yarışı tamamlayamama ihtimali yüksekmiş. Bakü’de güvenlik aracının arkasında sağ sol yapamadı, SAĞ SOL YAPAMADI VE DUVARA GİRDİ. İspanya’da Magnussen az bir şey önüne gelince dışarı taştı aracın kontrolünü kaybetti. Olabilir. BASKI YİYORSUN OLABİLİR. Peki neden ilk kez F1 aracı kullanıyor gibi gaza yüklenmeye devam ederek pistin ortasında terör estiriyorsun? Bunu Sirotkin yapsa anlarım, Leclerc, Gasly vs. yapsa yine anlarım da bir insan 2012 yılında Alonso’yu tepeleyip şampiyonluğa el değiştirttiği günden beri gram ilerlemez mi? Daha önce de bir sürü vakası var da ben burayı onlarla doldurmak istemiyorum. Bu kadar kazmalığa rağmen hep şikayet ediyor, devamlı bir şeylerden şikayet ediyor. Monako’da 3 sıra geriden başlama cezası aldı bakalım orada neler yapacak.

Sergey Sirotkin. Hem pay-driver hem acemi hem Williams ile yarışmaya çalışıyor. Azerbaycan’da sağdan hafif darbe alınca E-5 trafiğinde panik yapan acemi sürücü gibi sola kırıp Alonso’yu tepeledi. Bir tane övecek yanını arıyorum bulamıyorum.


Yazının puanlar ve istatistikler hariç çoğunu aklımda kaldığı kadarıyla yazdım, yanlış yazdığım ya da atladığım önemli noktalar varsa kusura bakmayın. Mayıs sonunda yarış anlamında keyif vadetmese bile önemli bir prestij yarışı olan, benim de çok sevdiğim Monako’ya gidiyoruz, o yarıştan sonra görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO