4.02.2009

Unutulmayanlar #13

Roberto Baggio, 1987

Fiorentina formasını resmi olarak en son giymesinin üzerinden 18 yıl, futbolu bırakmasının üzerinden de 4 yıl geçmesine rağmen Borgonovo'ya yardım için oynanan maçta 10 numaralı forması ile 8 Ekim 2008 günü Artemio Franchi'nin çimlerine çıktığı gün tıpkı 18 sene önce bıraktığı gibi bir sevgiyle karşılanmıştı. Göbeği çıksa da, saçları ağarsa da, at kuyruğunu kestirmiş olsa da o yine 10 numaralı mor formasıyla tribünlerin kendisine taptığı Budistti.
Roberto Baggio, 08.10.2008

3.02.2009

Canım Ailem

"Babam bu adamı yirmi yıl önce beyaz eşya almaya gönderdi, hala bekliyor..."

Her gün salı günü olsa..
Hep akşam 20.00 olsa..
Hep yeni bölümü başlasa..

Tatlı Hayat'tan sonra ilk kez oturup da bir diziyi hiç kaçırmadan izliyorum. Hala bu dizinin farkında olmayanlar için kaçan balığın fazlasıyla büyük olduğunu söylemek lazım..

Sivasspor 1 (3)-(1) 1 Galatasaray

Acısıyla tatlısıyla bir Sivasspor maçını daha geride bırakırken... Elbette böyle bir girişin devamını getirmeyeceğim ama ne yalan söyleyeyim haftaya bir Sivas maçı daha olsa itiraz etmem, bağışıklık yaptı bünyede 2 haftadır ki Beşiktaşlı'nın halini hiç düşünemiyorum aslında. Sen 8 günde 3 maça çık, hepsi de Antalyaspor ile olsun, çekilir dert değil. Bari biz arada Denizlispor havası aldık da rahatladık, Beşiktaş'ta o da yok.

Neyse biz oynanan maça geçelim. Bir önceki deplasmana oranla bir kaç gündür yağmayan veya şiddeti iyice azalan karın da etkisiyle normale yakın bir zeminde oynandı maç. Sulu buzlu yer yer göletli bir zeminde oynanan futbolumsu şeyi kim hatırlamak ister ki? Yine de maç sonrası "Mükemmel bir maç oldu, üst düzey bir mücadele, gözümüzün pası silindi" diyen yorumculara haftasonu Fenerbahçe - Gaziantep maçını izlemerine rağmen bu yorumları nasıl yaptıklarını sormak istiyorum. Öyle yere göğe sığmayacak, Musa Aydın'ın maç sonu dediği gibi sezonun en iyi maçı olduğu fikrine katılmıyorum ama oynanan futbol keyif vericiydi, böyle bir havada ve iki takım arasındaki gergin ortamda daha da iyisi beklenmemeliydi zaten. Gece laf arasında "Zemin sert olsa da bir sakatlıkla Sabri'den kurtulsak ne iyi olurdu" derken maçtan önce uyanıp televizyonu açınca Sabri'nin kadroda olmadığını görmek sevindiriciydi. Yerine geçen Emre Güngör Sabri'nin bu sezonluk toptan performansından daha verimli bir performans gösterdi sağ bekte. Eldeki avuçtaki malzemeden çıkabilecek en iyi kadro bu muydu ? Mehmet Güven sahada olduğu sürece değil.

Maç öncesi karşılıklı çiçekler karanfiller verildi ve ilk düdükle birlikte gördük ki bu görsel bir şov olmaktan öteye gidemedi. Maçın başladığı ilk saniyeyle birlikte inanılmaz bir tepki vardı Galatasaraylı oyunculara. Az önce karanfiller eşliğinde tutulan alkışların yerine soğuk rüzgarlar esiyordu. Taca çıkan topta bile hakem haksız karar verdi diye ortalığı birbirine katma hevesindeki Sivas taraftarının amacı neydi çok merak ediyorum. Her basit kararda bile hakeme ve rakibe anlamsız tepkiler, sürekli hakemin üstüne oynamalar. Neyse ki ikinci yarıda daha da sakinleşen tribünlerin de etkisiyle sadece saha içinde olanlar önem kazandı.
Attığımız golde Sivas savunmasının hatası kadar Arda'nın seri olmasının da önemi büyüktü, tabii ki son vuruştaki ustalığın da altını çizmek lazım. Sivas'ın golü ise tıpkı haftasonu Alex, Nonda ve Tello'nun gollerindeki gibi kalecinin sembolik olarak uçtuğu bir goldü. Kamanan'ın o vuruşuna estetik bir hamle yapıp golü yemekten başka bir çaresi yoktu Aykut'un, o da fotoğrafı çektirecek hareketi yapıp gol pozisyonunu tamamlamış oldu. Bu izlemesine doyum olmayacak golü atan Kamanan'ın 45+2'de kaçırdığına diyecek söz bulamıyorum, o gol olsa Nonda 100 dakika değil 45 dakika sonra oyundan alınmış olacak ve Yaser'e de adam gibi maça dahil olup skora etki etme şansı doğacaktı, kısfmet demek lazım buna. Kamanan'ın kaçırdığı oranda olmasa da Ümit'in de kaleye 2 metre mesafeden kaçırdığı gol var ki orada Ümit biraz da Nonda'ya dert yanmalı. Gelen ortada Nonda'nın kafayı vuracağı düşüncesiyle gereken pozisyonu alamadı, bunun olabileceğini düşünmeli miydi diyecek olana maç anında o kadar da detaya inmemeliyiz ve işin suyunu çıkarmamalıyız derim.
Sivasspor'da Kamanan'ın Bülent Uygun'un ezberini bozdurduğundan bahsetmiştim Kayseri maçında. Yine aynısı oldu. Mehmet Yıldız'a dayalı hücum sisteminde genelde ikinci forvet Tum oyundan çıkıp yerine Balili giriyordu, Kamanan çok iyi oynayınca ve Mehmet'in performansı da takımdaki en kötü olmadıkça ikisinden birinin çıkması mümkün gözükmüyor Sivas'ta, bu yüzden haftasonu olduğu gibi yine orta sahadan bir isim çıktı ve yerine Balili'nin girmesiyle forvet sayısı 3'e yükseldi. Haftasonu maçın kısırlığından ötürü Bülent Uygun orta sahadaki direnci sağlayan Sezer'i çıkarmakta sakınca görmemişti, bugün ise tehlike vardı ve oyundan çıkan -çıkması da gereken- Musa Aydın oldu. Futbolda "overrated" dediğimiz sıfatı bu ligde en çok hakeden 2-3 oyuncudan birisidir Musa Aydın. Hep ben yapayım, hep ben başarayım, ben 7 numara giyiyorum, ben yıldızım diye hep kendini ön plana koyduğu için Sivasspor gibi ligde 4 büyüğün ekmeğine ortak olan bir takım için ekstra bir oyuncu Musa.
Penaltı olayına gelirsek seçilen isimlerde bir sıkıntı yok gibi duruyordu ama bu isimlerin vuruşlarında sıkıntı büyüktü. Antrenmanda basit toplarla kaleci çalıştıran antrenörler bile daha hızlı vuruyor toplara, Hakan Balta topa gelirken önce duraklayıp Petkovic'i boşa uçurmasaydı o penaltı da kaçacaktı muhtemelen. Petkovic bu vuruşlar her ne kadar vasat olsa da 4 penaltının 3'ünü çıkarıp bu bölümün kahramanı oldu. Fortis Türkiye Kupası'nda bu saçma grup sistemini bir türlü değiştirmeyen zihniyet bu maçın ardından "bakın ne güzel de heyecan oluyor böyle gruplu ve çift maçlı sistem" diye savunmaya geçer mi diye de korkuyorum doğrusu..

Hakeme hiç değinmedim ki kırmızı kartın doğru olduğunu anlamak için Mehmet Yıldız'ın dudaklarını okumak lazım, dediği şeyi anlamak için de bunun uzmanı olmaya gerek yok. Bunun dışında verdiği-vermediği 3-4 sarı kart için de hakem yargılamanın anlamı yok, önemli sayılacak maçı göze batacak herhangi bir karara imza etmeden tamamladı. Gördüğüm tek hatası eliyle kart işareti yapan Sivaslı oyuncuya vermediği sarı karttı. Haftasonu Özgüç Türkalp'in de aynı durumda Güiza'ya kart vermediğini hatırlayıp 18 haftadır kart görenlerin günahı neydi diye kuralı ve bunu bir kaç maçtır uygula(ya)mayanları sorgulamak istiyorum.

Bir Akşamın Kalbi

asfalt dünya - bir akşamın kalbi :

seni seviyorum hala bazen
biliyorum bu yeterli değil
buralarda herkes kazanır ya da kaybeder
bana sahipsin ya da değil

üzerimden bulutlar, bulutlar geçti
gözlerimden yağmurlar aktılar üstüne üstüne

beni sevdin
öyle dedin, öyle olsun
duvarlarım vardı
öyle dedin, öyle olsun

akşam olunca tüm gölgeler kalkardı
sen yanımdayken herşey çok kolaydı
zaman geçti yanyana, çok uzak durduk
kalplerimizi söylenmemiş sözlerle doldurduk

bir akşamın kalbinde bıraktım seni
dönüp arkama bakmadım terkederken seni
gözlerimde yaşlarla
ve sen bunu görmedin
ve hiç bilmeyeceksin


seni seviyorum hala bazen
biliyorum bu yeterli değil

2.02.2009

Son Dakikada Kürkçü Dükkanına

Transferin son gününde Tottenham Hotspur Temmuz 2008'de Liverpool'a giden Robbie Keane'i geri aldı.

Yazın 20.3M pound almışlardı Liverpool'dan, şu an net bir ücret açıklanmasa da ilk duyulanlar 11-19M pound arası bir miktar olduğu yönünde. Zarar eden taraf Liverpool oldu bu 6 aylık macera için.

Bologna 1-3 Fiorentina

Öncelikle maçın neden bugün oynandığı hakkında bilgi verelim. Kar yağışı yüzünden hakem maçı bugüne ertelemişti. 1 aya yaklaşan sakatlıktan sonra Mutu'nun geri döndüğü maç oldu. Bu geri dönüş ile takım 4-3-1-2'ye geri dönmüş oldu ki Mutu yokken oynanan klasik 4-4-2 ve klasik 4-5-1'in de takımda sorun yaratmadığını biliyoruz. Kendisinden hazzetmediğimi biliyor blogun takipçileri, maç hakkında henüz görüntüye ulaşamadığım için net bir yorumum olmayacak ama 6 ve 16. dakikada gelen iki golle Mutu'nun oldukça hırslı ve istekli bir şekilde geri döndüğü izlenimine kapılabiliriz. Diğer gol de 90+3'te oyuna 89'da giren Semioli'nin asistiyle Gilardino'dan. Takım Mutu yokken sezonun en iyi futbolunu oynamıştı 3 hafta boyunca, o geldikten sonra da işler şimdilik yolunda görünüyor. Roma'yı geçip 4. sıradaki Genoa'nın ardına yerleştik yeniden kabus gibi başlayan ikinci yarının ardından. Kabus gibi diyorum çünkü bir ara 9. sıraya kadar inmiştik.

Maç hakkında bir kaç nota da göz atalım :
  • Mutu'nun 6. dakikada skoru 1-0 yaptığı gol kendisinin İtalya'daki 100. golü oldu. Golü kutlarken formanın altında 100 yazan atleti gösterip sarı kartı da görmüş.
  • Fiorentina ligde 1996'dan beri Bologna'ya karşı deplasmanda derbi zaferi yaşamamıştı, 13 yıl sonra ilk kez kazanmış olduk Bologna'da.
  • Pablo Osvaldo Fiorentina'ya karşı ilk kez forma giymiş oldu.

Önümüzdeki hafta ilk yarıdaki maçta ligin en kötü oyunlarından birini oynadığımız Lazio ile oynuyoruz Artemio Franchi'de, bu maçtan da 3 puanla çıkmak lazım ki bir sonraki hafta Genoa deplasmanına kadar puan kaybı yaşamamış olalım.

02.02.1936

Taçsız Kral 73 Yaşında

1.02.2009

Yeni...

İstediğim gibi bir temayı aylar sonra bulabildim ve küçük düzenlemelerde bu hale geldi. Şimdilik tek eksik sayfaya göre biraz küçük kalan banner, o da bir kaç gün içerisinde yenilenecek. Hemen hemen aynı banner olacak ama yukarıdaki yerine sığacak şekilde değişecek..

Göz yormayan ve kolay okunabilir bir tema olmasına özen gösterdim, umarım herkesin hoşuna gider..

Teknik Direktör Olsam...

... ve adım Aragones veya Skibbe olsa, Nonda ile Güiza'ya kapı şurası diye gösterir, ne yapıp edip Beto'yu alırdım.

5000

O zamanlar Barcelona gibi bir devin lideri olup, ligdeki 5000. gole imza atacağını tahmin edemezdi hiç şüphesiz.

1 haftadır beklenen 5000. gol Messi'den..

Fenerbahçe 1-1 Gaziantep

Gaziantep'in bu sene başı üst düzey olan ama dönem içinde dalgalanan bir formu vardı, bugün eğrinin yükselişte olduğu dönemdelerdi. Fenerbahçe bugün deplasmanda oynayan takımdı sanki ama bunda kendilerini suçlamaktansa Gaziantep'i tebrik etmek gerek. Tabata bundan daha etkili olabilirdi ama Ivan de Souza ile Beto'nun katkıları O'nun açığını kapattı. Bunun yanında İsmail, İlhan ve Murat Ceylan da maça damga vuran isimlerdi. Fenerbahçe'de Guiza bir kesim tarafından yuhlanırken, diğer kesim alkışlayıp sahip çıkıyordu. Bana kalırsa yuhlayan kesim haklı, Semih o takımda yedek kalacak adam değil, oyuna girdikten sonra Guiza'ya attığı uzun pas da dikkat çekiciydi. Fenerbahçe'nin Maldonado'dan sonraki belalısı Josico oyuna girdi ve bir kaç dakika sonra seke seke çıkmaya başladı, Fenerbahçe'nin son 10 dakikayı 10 kişi oynamasına sebep oldu ki Gaziantep 1-1'den sonra biraz geriye yaslanmayıp bu avantajını kullanmaya kalksa hakettiği 3 puanı alacaktı. Gerçi Mehmet Yozgatlı'nın 3-4 pozisyonda topu ezmesi geliyor gözlerimin önüne, son dakikalarda diğer oyuncular Mehmet'in değil Erman Özgür'ün üzerine oynasa çok daha olumlu olurdu sonuç. Alex'in golünü unuttum sanmayın, Gaziantep kazansa elbette daha memnun olurdum Galatasaraylı olarak ama böyle bir golle maç 1-1 olduysa tek puanın hesabını bırakıp o golü izlemek en güzeli. Erman Özgür'ün attığı golün de hakkını yememek lazım,
Kısacası bugün Kadıköy'de Fenerbahçe 1 puan kazanırken, Gaziantepspor 2 puan kaybetti. Bu inişli çıkışlı dönemleri atlatıp Tabata'yı da ellerinde tuttukları vakit 2000'lerin başındaki gibi yeniden hedefleri avrupa kupalarına katılmak olacak.

Sivasspor'u izleyip, Bülent Uygun'un "Biz futbolu güzelleştiriyoruz, renk katıyoruz, göze hoş gelen futbol oynuyoruz" sözlerini düşündükten sonra Nurullah Sağlam ve Gaziantepspor'un günahı nedir diye sormak istiyorum. Sivasspor göze hoş geliyorsa Gaziantepspor Barcelona'dır bu topraklarda, bu kadar da kesin konuşurum bu konu hakkında.

Papaz - Pilav İlişkisi


Geçtiğimiz hafta 1-5 sonuçlanan Stuttgart-B.Münih maçından...

Şampiyon Nadal

Öncelikle benim için şampiyonanın özeti budur. Her oyunda defalarca yapıyordu bunu Nadal, araya kaçmayanından bulup hediye etmek istiyorum kendisine.

Final setinde Federer'in son 2 yıldır git gide daha sık gördüğümüz konsantrasyon kaybı bugün de ortaya çıktı ve özellikle durum 4-2 olduktan sonra maçtan tamamen koptu. Setler : 7-5, 3-6, 7-6, 3-6 ve 6-2.

Verdasco-Nadal maçının tadı damaklarda kaldı, final özellikle son 2 setiyle "bitse de gitsek" havasındaydı. Yine de bir kaç tane iyi ralli izledik, Federer'in harika winnerlarından 4-5 tane izleyebildik, daha fazla olmalıydı, zaten daha fazla olsa şampiyon da olurdu...

Raul & Robben

Real Madrid ilk yarıda sahada sadece bedenen bulundu, Numancia bugün puan alamadıysa ilk yarıyı değerlendiremediği içindir. Goller arka arkaya Raul ve Robben'den geldi.

Sağdan içeri gir, iki rakibi geç, ilk veya ikinci boşlukta vur ve golü at. Robben PES 2009 oynarmış gibi aynı golü atmaya devam ediyor, güzel oluyor izlemesi ona bir itirazım yok da hiç bir savunma buna neden engel olamıyor onu anlamak güç. Muhtemelen Ramos ve Robben de başbaşa bunu konuşuyorlar golden hemen sonra.
Raul'un da 307'ye ulaştığını ve bundan sonra atacağı ilk golün Di Stefano'nun rekorunu eskiteceğini not düşmek gerek. Bugün bu rekorun lafı geçtiğinde "Ortalamaya vurunca Di Stefano ikiye katlıyor" diyen arkadaşıma diyecek birşey bulamıyorum. O devirde Euro 2004'teki Yunanistan yoktu diyebiliyorum sadece.

francHits #10

1. Dandadadan - Kuru Kuru
2. Nükleer Başlıklı Kız - İki
3. Pi - Rüzgar
4. Ehl-i Keyf - Aynı Oyunlar
5. Sakin - Bir Ses

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO