9.02.2009

Lanetli Avrupa

Güney Amerika'da dünyayı kendine hayran bırakan bir performans gösterip sonrasında Avrupa deneyiminde tepetaklak gitmeleri alıştığımız bir durum. Ancak bazı isimler var ki hikayeleri ibret öyküsü. Bunlardan biri, hatta en önemli bir kaç örnek arasına da alabileceğim Roberto Nanni.

Velez'deki 2 sezonluk performansından sonra Beşiktaş ve Galatasaray'ın da listesine sıkça girmişti. Arjantin Ligi'nde o dönem Silvera ile birlikte en fazla konuşulan golcüydü. Bizimkilerin niyeti ne denli ciddi olsa da öyle bir adamı Türkiye'ye bırakmazlardı, bırakmadılar da zaten. Roberto Nanni'nin yolu Kiev'den geçti. Dinamo Kiev'de top bile oynayamadı 4 yıl, o dönem boyunca hep bir yerlere kiralandı. Almeria'da olur gibiydi, sonraki iki sezon Siena ve Messina için de ölü yatırımdan öteye gitmedi. En son da İtalya'nın 4. ligine transfer oldu, Seri C1 B'ye. Crotone'de bile bir iş yapamadıktan sonra Kiev defteri de kapandı ve kürkçü dükkanı modeli bir kez daha işledi, soluğu Velez'de aldı. Nanni'yi sattıktan sonra o dönemdeki gibi bir takım olamadılar bir daha, belki o gazla geri aldılar 26 yaşındaki Nanni'yi. 22 yaşında büyük ümitlerle açtığı Avrupa defteri 26 yaşında bir daha açılması çok zor olacak bir şekilde kapandı şimdilik.

Başarısızlık öyküsü elbet vardır, futbol tanrılarının herkesi kucaklamadığı bir gerçek, ancak bunun ardına sığınmaktansa doğru tercih yapmak daha önemli değil midir ? Dinamo Kiev'e gideceğine gerçekten de İstanbul'a yolunu düşürse belki şu an iki kulüpten biri kendisini üst düzey liglerden birine pazarlayıp gelen dolarları sayıyor olacaktı iştahlı iştahlı.. Ya da İstanbul da dahil şart mı ille de Avrupa diye tutturmak, otur oturduğun yerde ve bir dönüp bak senden öncekilerin başlarına gelenlere. Avrupa'ya gideceksen de Türk kulüplerinin transferde yaptığı gibi(!) ince eleyip sık doku öyle git.

8.02.2009

Kolay Gelsin ?

Bu ligde doğru düzgün maç oynatmamaya yeminli misiniz siz ?

Dün Selçuk Dereli, bugün Cüneyt Çakır.. Tamam artık 3 büyükler dışında bir şampiyon çıkmalı ama bu şekilde değil, hakederek..

Fiorentina 1-0 Lazio

justin.tv iyi ki var diyerek giriyorum söze.. Yoksa Roma-Genoa maçına mahkum olacaktım..

Maç öncesi beklenen kadroya göre tek fark savunmada Comotto'nun yerine Zauri'nin yer almasıydı. Takımda son haftalarda olumlu sonuç veren 4-4-2'yi bozmadı Prandelli, çok da iyi yaptı. Foggia'nın aut çizgisine yakın noktadan kullandığı serbest vuruş Frey'in tribündeki seyirci gibi topa bakış atmasıyla birlikte uzak direğin dibinden geri döndüğü anda maçın beklediğim gibi rahat geçmeyeceğini düşünmeye başlamıştım. Maçın 17. dakikasında De Silvestri kırmızı kartı görüp dışarı gidince de bu sefer maçın bizim açımızdan çok çok kolay geçeceğini düşündüm. Ancak öyle olmadı. Tamamen ortada giden bir maç oldu, Frey ve Lazio kalecisi Muslera karşılıklı topları çıkardılar, dişe dokunur üstüne basa basa konuşulur şeyler olmadı yani maçın ilk yarısında.

58'de gelen Kuzmanovic-Semioli değişikliğiyle oyun biraz daha kanatlara doğru yöneldi ama beklenen gol pozisyonu bir türlü gelmedi. Dakika 60 veya 61'de ceza sahası içerisinde net bir penaltımız verilmedi yine, tartışma gerektirmeyecek bariz bir penaltıyı hakem es geçti. Fiorentina oyunu kanatlara yıkıp iyice yüklenme planı yaparken Lazio da boş durmadı ve Zarate ile önemli bir kaç pozisyon buldu, Frey'i ve savunmayı geçmeye yetmedi aam gücü..

Dakika 89'da Mutu ceza sahasının sol köşesindeyken açık konuşmam gerekirse saçma bir çalım denemesiyle topu kaybettirecek diye hayıflanmaya başlamıştım ki çektiği şut kaleci Muslera'dan döndü ve Gilardino boş kaleye topu tamamladı. Gol olduğu anda dün Galatasaray maçında gelemeyen galibiyet sevincinin de etkisiyle bir anda fırlayıp bilgisayarın lcd ekranı yerle bir ediyordum, son anda tuttum. Golden sonraki +5'lik uzatma ise tam anlamıyla kalpten götürecek gibiydi. Lazio geliyor, tüm adamlarıyla yükleniyor, biz de kontralarla o karambolde 2. golü atarız diye heyecanlanıyorduk. Bir Lazio bir Fiorentina saldırırken 5 dakika bana koca bir devre gibi geldi, neyse ki çok zor da olsa kazasız atlatıldı Lazio maçı.

Ligde yeniden 4. sıraya oturduk. Milan 4 puan, Juve 5 puan farkla önümüzde ve ligin son haftası Milan maçı Artemio Franchi'de. Milan'ı o maçta yendik dersek -ki çok erken henüz- fark 1 gibi düşünülebilir. Hani olur da 1 puan önde gireriz son haftaya, beraberliğe oynama lüksümüz olur. Sezon içerisinde dikkatli olursak Bu iki takımdan birini geçmemiz imkansız değil. En azından 5-6 hafta önceki karamsar tablonun ardından yeniden Şampiyonlar Ligi yarışında en öne geçip ligde ilk 3'e girme şansını elde ettik. Bu form Inter deplasmanına kadar sürerse 4. sıra garanti olur, 2 ve 3. sıra için de şans yeniden doğar, imkansız değil bunların hiç birisi..

Maçtan Önce : Fiorentina - Lazio

İlk yarıdaki facia gibi maç hala aklımda, canlı yayında izleyip kahrolmuştum 10 dakikada kopan maç yüzünden. Bugün ise işler değişti, Lazio o sezon başından beri gösterdiği formdan uzakta. Ligin son 3 maçında 10 gol yediler, hepsini kaybettiler, Şampiyonlar Ligi yarışı bir anlamda hayal oldu kendileri için.

Bugün sezonun ilk yarısındaki ağır mağlubiyetin rövanşını almak için iyi bir fırsat. Fiorentina'da önemli bir sorun var ki o da Santana'nın yokluğunda kendisine alışan orta sahanın nasıl bir düzende olacağı. Mutu geri çekilip 4-5-1 varyasyonları mı denenecek yoksa 4-4-2'den taviz verilmeyecek mi o önemli. Santana'nın sezonu kapatması(ilk haberler böyleydi) ciddi bir problem yaratır mı henüz birşey bilmiyoruz. Bunun yanında sakat olan Jovetic'in yokluğu da orta saha ve forvet bağlantısını zorlayabilir. Santana ve Jovetic'in aynı anda olmaması Lazio için bu kötü döneminde büyük bir şans olarak göze çarpıyor. Almiron'un sakatlığı ise takım adına o kadar ciddi ve kritik birşey değil. Lazio'da ise savunma büyük problem, Siviglia ve Radu kart cezalısı. Fiorentina'nın en formda bölgesinin hücum hattı olduğunu düşününce Lazio için işler daha karışık duruyor. Lazio'da cezalı olan iki önemli savunmacıya ek olarak Diakite ve Rocchi de sakat.

Fiorentina : Frey, Comotto - Dainelli - Gamberini - Vargas, Kuzmanovic - Donadel - Montolivo - Melo, Gilardino - Mutu

Böyle kötü ve savunması yaralı bir Lazio yakalamışken Jovetic ve Santana'nın yoklukları mazeret olmamalı. Bu maç mutlaka kazanılmalı ki Roma-Genoa maçında iki takımdan birinin mutlaka kaybedecek olması avantaja çevrilsin bizim için.

foto : 2004/2005, fiorentina-lazio.

7.02.2009

Galatasaray 1-1 Kayserispor

Doğruyu söyle Selçuk...

Öldür İstersen


gece - öldür istersen :

yanıma gelme istemem, günah ikimize
kokunu duymak istemem, haram ikimize
adımı anma istemem, hayat vermez ikimize
kanıma girme istemem, kaynamaz ateşinle

belki bir nefes daha var
ya da öldür istersen
biz böyle kirliyken

içime doğma istemem, değmez ikimize
sonunu görmek istemem, ölüm ikimize

belki bir nefes daha var
ya da öldür istersen,
biz böyle kirliyken

içimizi kavuran zevkler,
depremler, yitik bedenler
hepsi bu son nefesteler

belki bir nefes daha var
ya da öldür istersen,
biz böyle kirliyken..

Geliyor : Cem Sultan

"PAF Ligi'nin 19. haftasında Galatasaray ile Kayserispor, Florya Metin Oktay Tesisleri’nde karşı karşıya geldi. Galatasaray PAF Takımı, ilk yarısını 3-0 önde tamamladığı karşılaşmadan 5-1 galip ayrıldı.

Galatasaray’ın gollerini 9.dakikada kendi kalesine Ayhan Gürbüz, 30. dakikada Caner Öztel ve 32, 61 ve 90. dakikalarda Cem Sultan attı. Kayserispor’un tek golü ise 59. dakikada Feti Tekin’den geldi."


Uzun süren sakatlığın ardından ilk devrenin sonlarına yetişmişti, iki yıldır adından sıkça söz ettiriyor, görünen o ki kendini iyice bulmaya başladı son zamanlarda. PAF maçını GS TV canlı yayınladı, 4-1'den sonra basket maçını açtığım için son golü göremedim ama attığı ilk iki gol kendisi adına herşeyin yolunda gittiğinin göstergesiydi.. Önümüzdeki sezon kendisine A takım kadrosunda güvenilirse kısa süre içerisinde forma savaşına ciddi şekilde katılacağından şüphem yok.

Keyif...

Sabaha karşı 07.00'de yat.. Önceki gün sabah kahvaltıya gidelim diye sözleşmiş ol üstelik.. Uykuda gelen her mesajı okumadan telefonu sustur, gelen aramaları sessize alıp uyumaya devam et.. Kahvaltı planları iptal olsun.. 14.30'da kapı öyle bir çalsın ki baskın yapılıyor san.. Sözleştiğin arkadaşlar gelsin, zorla uyandırdıktan sonra giyin hadi gidiyoruz desinler.. Hazırlan.. Evden 15.15'te çık.. 16.00'da Gökova'da, daha doğrusu Akyaka'da ol..
Teknelerin oraya araba parkedilsin.. Balık-ekmek al.. 2'şer tane bira al.. Bunlar sabah kahvaltın olsun saat 16.30'da.. Sahilde hepsini tüket.. Sonra ormanın içinde kamp yerine git, sahile in.. Denize karşı 1 tane de orada iç.. Marmaris'e eve geri dön.. Maç(ts-agücü) izlerken 1'er bira da evde iç.. Biranın yanında midye dolma, çiğköfte, soğan halkası ve mozzarella pane ye.. Maçtan sonra uyku geldi diye çık dışarı.. Yat limanına git, denizin dibinde amaçsızca gez yeni yağmış yağmurun hemen ardından.. Sonra otur sıcak çikolata yudumla denize karşı..

Marmarisli olduğum için, her gören insanın hayalini kurduğu yerler ayağımda olduğu için, bu dünyaya gelirken 1-0 önde doğduğumu düşünüyorum zaman zaman..

not : fotoğrafların ikisi de akyaka, daha önce görenler tanımıştır.. ikincisini kendim çekmiştim 2008 haziran'da, cep telefonuyla böyle kusursuz bir fotoğraf nasıl ortaya çıktı inanın ben de bilmiyorum..

6.02.2009

#9 Gabriel Batistuta

Koreografilerle ilgili postta bahsi geçen 13 Aralık 1998'deki 1-0'lık Juventus maçı. Batigol'ü özlemek için şu gol sevinci bile başlı başına bir sebep. Maradona'nın bile 2000'li yıllardaki sürümü çıktı Messi adıyla ama Batigol'ün çıkmayacak, çıkamayacak.

Youtube'a giremeyenler için...

Otrivine Menthol

Yarattığı bağımlılıktan kurtulmuştum bir kaç sene önce, sadece ihtiyaç halinde sıkmayı öğrenmiştim ki 2 haftadır yeniden eskiye döndüm, bağımlısı oldum. Sinüzit belasından ötürü kullanmaya başlamıştım 2 hafta önce.. Ancak mentollü olanını bugüne kadar hiç kullanmamıştım, hep normal olanını kullanıyordum.

Geçenlerde bunu kullanmadan duramadığımı, yeniden bağımlısı olduğumu söyledim Demir'e ve "Mentollüsünü kullan bunun lan." diye bir tepki aldım. Bugün de gittim aldım, normalinden kurtulamamışken mentollüsü daha kritik çıktı. Öğlen aldım ve en fazla 2-2.5 saat dayanabiliyorum sıkmadan. Sanırım haftasonu bitecek bu kutu da. Bir şekilde bundan yeniden kurtulmayı öğrenmeliyim ama nasıl ve ne şekilde olacak işte onu hiç bilmiyorum. Ama şikayetçi de değilim, yazarken de bir fıs sıktım burnuma, mentollü mentollü iyi geldi.. Fiyatının da 3.75 gibi gayet makul olması insanda onlarcasını alıp depolama isteği uyandırıyor.

Yine de kullanmamayı öğrenmeli ve kurtulmalıyım bir şekilde.

Unutma, Unutturma

Maç : Brezilya - İtalya
Tarih : 10 Şubat Salı
Saat : 21.45
Yer : Emirates Stadium, Londra
Yayın : NTV Spor


Maç : Fransa - Arjantin
Tarih : 11 Şubat Çarşamba
Saat : 22.00
Yer : Stade Veledrome, Marsilya
Yayın : NTV Spor

5.02.2009

Bravo...

Arda Turan'ın dün başına gelenler hakkında konuşacak bir şeyim yok, yapılan terbiyesizlik hakkında uzun uzun konuşmak anlamsız. Benim sorunum bu olayı kınıyormuş ve ayıplıyormuş gibi gösterip sayfalarına taşıyanlarla. Madem bu ayıp ve terbiyesizce bir şey, madem ki Arda sert bir açıklama yapmış, o zaman bu haberi verirken niye aynı fotoğrafları kullanırsınız ? Haber değeri vardır evet, kullanırsın Galatasaray veya Milli Takım formalı halini, verirsin haberi bu oldu diye. Aynı fotoğrafları "Vah vah vah, tüh tüh tüh Arda'ya yazık oldu, şok oldu Arda" diye yayınlamaktaki mantık nedir ?

Bahsettiğim gazeteler bu alttaki resimde.. Olayın baş aktörlerinden Hürriyet'in ise manşette habere yer vermemesi ilginç, spor sayfasında yayınlanmışlar mı onu bilemiyorum çünkü zaten Hürriyet'i almışlığım yok yıllardır, almaya da gerek yok.

Ekleme : Yorumda Bay C. uyardı, Kelebek ekinde vermiş Hürriyet. Şaşırmıştım zaten bu olayı patlatıp da sessiz kalabilme ihtimallerine..

4.02.2009

Fiorentina ve Ara Transfer Politikası #1 : Pazzini & Osvaldo

Ara transferde olanlara değinmem konusunda talep geldiğini söylemiştim. Ki zaten ortalığın durulmasını bekleyip yazmak vardı planlarım arasında, tatsız ve hayal kırıklığı ile dolu geçen bir ara transfer dönemini geride bıraktı Fiorentina. Transfer dönemine girilirken şöyle bir kadroya göz atınca forvet konusunda bir sıkıntının olmadığı, orta sahada kanatlarda oynayacak bir ismin gerekebileceği ve savunmada ise pek bir sıkıntı olmadığını görüyorduk. Öncelikle Pazzini ve Osvaldo'nun satış nedenlerine değinmek istiyorum, yani forvetlere.

Ara transferde takımdan ilk giden Atalanta'dan geldiğinde büyük sükse yapan Giampaolo Pazzini oldu. Bir kaç sene içerisinde İtalya Milli Takımı'nın değişmez oyuncularından olmasına kesin gözüyle bakılan isimdi Pazzini. Fiorentina'ya geldiğinde önce Luca Toni engeline takıldı, Mutu'ydu Gilardino'ydu derken hiç bir zaman birinci tercih olamadı. Durum böyle olsa da yıldız adayı Pazzini durumdan şikayetçi değildi. Bir fırsatını bulup formayı almayı bekliyordu. Ancak Sampdoria'nın teklifine hem yönetim hayır diyemedi hem de daha fazla oynama ihtimali doğan Pazzini hayır diyemedi. Mantık çerçevesinde düşündüğümüz zaman da Gilardino ve Mutu'nun arkasında beklemektense Cassano'yla rekabet etmek veya birlikte ikili oynadığı zaman O'nun yanına ilk tercih olmak daha doğruydu. Zaten Floransa'da ligin kalburüstü iki forvetinin ardında beklerken yalnız değildi, ne zaman patlama yapacağı merak konusu olan Pablo Osvaldo ve Karadağ'ın en büyük yıldız adayı Stevan Jovetic ile birlikte forma mücadelesi veriyordu. Jovetic'in günden güne artan formu da kendisini ikinci tercih konumuna getiriyordu yavaş yavaş.
Pazzini'yi en ön sıraya almak için Jovetic'e orta sahada yer açmak gerekirdi ama bu defa da 2007/2008'in ikinci yarısında gösterdiği çıkıştan ve bu sezon devamını getirmesinden sonra yılın en iyi genç oyuncusu seçilen Riccardo Montolivo ve yanındaki Kuzmanovic'in üst düzey formu yüzünden Jovetic'i orta sahaya çekip ilk 11'de kullanıp Pazzini'yi kulübedeki ilk tercih yapma planları da suya düşüyordu. Bu durumda Pazzini'ye gelen teklif ve karşılığında alınacak olan şeylere göre transfer düşünülebilirdi. Ve aynen öyle oldu.. Yedekte bekleyip istenen verimin alınamadığı genç yıldız adayını 9 Milyon Euro karşılığında gönderip yerine yedek beklemeyi sorun etmeyecek birini kiralamak(Bonazzoli) ve savunmada görev alamayan bir ismi kiralık vermek(Da Costa) fikrine yönetim sıcak baktı.
Pazzini gittikten sonra forvet bölgesinde transfer için adı geçen diğer isim Pablo Daniel Osvaldo'nun satılmayacağı düşünülüyordu, ancak o mevkii için 5. tercih konumundaki bir oyuncu için 7 Milyon Euro'luk teklif gelmesi demek satılmaması gibi bir seçeneği ortadan kaldırıyordu, her ne kadar Pazzini'nin gidişiyle tercih sıralaması 1 kademe artmış olsa da. Elbette önce daha fazla istenip pazarlığa oturuldu ancak bu Osvaldo'nun bir kaç gün geç transfer olmasını sağladı sadece. Bu takım için ve İtalya U21 için hep yedek kulübesindeki tercih oldu Osvaldo ve Bologna gibi zor durumdaki bir takımda daha fazla şans bulup U21 seviyesinde kaldığı ulusal kariyerine dönme açısından da olumlu bir şans oldu bu transfer.

Fiorentina'dan giden iki forvetin de yeni takımlarında aldıkları süreler ciddi oranda artacak. Bunlar olurken Floransa'da yerlerine sadece Bonazzoli geldi ki bu sadece sezon sonuna kadar 4.5 aylık süreyi bir şekilde idare etmektir. Aşı tutarsa -ki hiç sanmıyorum- Bonazzoli için satın alma seçeneği mevcut. Bu transfer döneminde soru işaretlerini oluşturan şeylerden biri de Mutu'nun sakatlığında bu satışların yapılmasıydı. Gilardino ve Jovetic'in olası bir sakatlığı işleri tamamen karıştırabilirdi Floransa'da, neyse ki şimdilik sorun yok ortada. Bu satışlardan elde edilen toplam 16 Milyon Euro + 4.5 aylığına Bonazzoli var elde. Finansal sıkıntı için bu transferlerin yapılmadığı zaten yazının içeriğinde de belli oluyor tıpkı elde edilen bonservisten belli olduğu gibi. Zaten Fiorentina'nın ekonomik krizle ilgili bir sorunu yoktu, bu konular tamamen kulübün hedefleri ve kadrodaki düzenlemeyi ilgilendiriyor. Para için oyuncu gönderilecek olsaydı Pasqual, Donadel, Semioli, Jorgensen gibi önemli ama varlıkları kısmen sorun olan isimler değerlendirilirdi hiç şüphesiz. Toparlamak gerekirse Pazzini kulübede duramayacak bir yetenekti ki bu 3 sezondur olmasa da bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlayacaktı kulübe. Pazzini kariyerini kulübeden gelip skor aramaya adayacak bir isim değil sonuç olarak. Osvaldo için zaten uzun uzadıya tartışmanın bir anlamı yok, ülkemizden örnek verecek olursak Fenerbahçe'nin İlhan Parlak için 7 Milyon Euro teklif aldığını düşünelim, satmama gibi bir durum olmazdı asla.

Orta sahada ve savunmada yapılan/yapılmayan transferlere bu yazının ikinci bölümünde değineceğim çünkü forvet ve diğer mevkiiler aynı kefeye konup değerlendirilemeyecek şeyler Fiorentina için.

Benziyor Bunlar Arkadaşım #17

Yusuf Şimşek & Feridun Düzağaç

Yaratıcılık...

23 Şubat 1997, Fiorentina 1-1 Juventus
13 Aralık 1998, Fiorentina 1-0 Juventus

Ülkemizde de görmüştünüz sanki değil mi ? Evet görmüştünüz..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO