6.07.2010

Güle Güle Kader!

Şu fotoğraf karesi bitirdi belki de Keita'nın Galatasaray kariyerini. Hemen hemen geçen sezon aldığımız fiyata satmış olmamız bir an önce kurtulma çabasından başka bir şey olmamalı. Yerine gelen transfer yokken böyle bir oyuncuyu sırf "karakter" veya "etik" maskesi altına saklanıp satmak doğru mudur diye tartışmamız gerekir bence.

Sezon boyu Kadıköy ve Trabzon'da yaşanan iki kendini atma olayı ile şimşekleri üzerine çekti Keita. Dahası, Kadıköy'deki maç dönebilecekken, takım ayağa kalkmışken Roberto Carlos'a yenik düşüp kırmızı kartı gördüğünde çok büyük işler yapıp kupa kazandırmadıkça önümüzdeki sezonu göremeyeceği konuşulmuştu. Beklenen de oldu; Keita, Atletico Madrid maçlarında takımın yıldızı olmasına rağmen tur gelmeyince kendi ellerinde olmadan kredisini tüketmeye başlamıştı. Üzerine sezona erken havlu atılması da eklendi ve Dünya Kupası'nda piyasa yapar denen adamın tek hareketi piyasasını yerle bir edecek bir hareket olunca da aldığımız fiyata satıp kenara çekildik. 1 sene boyunca istatistik anlamda çok yararlı olsa da takımın günlük değil de sezonluk başarı yakalamasına diğer oyuncular gibi o da katkı yapamadı. Ancak 1 senede Rijkaard'dan devrim yapmasını beklemiyorsak Keita'dan da takımın en büyük yıldızı olmasını beklemek büyük hatadır.

Keita'dan Galatasaray ruhu ve duruşuna sahip olmasını beklediği için yönetim alelacele sattı adamı. Adamın ömrü Afrika-Fransa arası geçmiş, sömürgenin günümüzde en aktif olduğu sektör olan futbolla uğraşıyor üstelik. Ben zor yaşam koşullarından gelmiş ve kariyerinde ikinci ülkesi olan Fransa dışındaki tek Avrupa takımı Galatasaray olan bir adamdan tutup da Galatasaray'a uygun ruh, karakter ve duruş sahibi olmasını bekleyemeyiz. Bu tip hassas konuları yerli oyuncularda arayacağız, her yabancıda bunu bulamaz insan. Kewell gelir o sahip olur, daha doğrusu sahip olmaz da hemen benimser ve içine işler bu duruş ve karakter. Kewell koskoca Premier Lig'in Giggs ve Pires ile birlikte gördüğü en büyük sol kanat adamıdır bence yakın tarihte. İngilizlerin futbol kültürünü alıp ömrünü orada harcamış ve efsane olmuş adam o özlenen duruşa sahip olur ancak Keita olmasın be, beklemeyin. "Avrupa Şampiyonası Gol Kralı" etiketli Baros da o ruhu benimser ama Keita öyle değildir. Keita bu isimler gibi rahat koşullarda doğup büyüyen bir adam değil. Dünya'nın en eski kıtası Afrika'dan çıkıp sadece futbolla hayata tutunan adamın gelip de 1 sene dolmadan "Galatasaray ruhu budur, ben buna uygun davranmalıyım, hayatımı böyle yönlendirmeliyim" demesini beklersek daha çok yabancının ipini çekeriz.

Tüm bu bahsi geçen etik temalı olayların üstüne Kaka olayı ile iyice çatlak sesler yükselince yönetim 1 senedir aradığı Galatasaray ruhunu ve karakterini Keita'da bulamayacağını anladı. Aslında bunu hiç bulamayacaklarını, Kewell-Baros-Neill gibi bu olayı benimseyemeyeceğini anlamaları lazımdı da iyice dibe vuran zihniyetten bunu beklemek yersiz olurdu.

Haldun Üstünel giderken Adnan Sezgin'in başımızda durması son yılların en büyük skandalıdır. Haldun Üstünel'i savunmuyorum, son 1 senede olanlardan sonra gitmesi benim adıma üzücü bir olay değil, olamaz. Evet transferde efsanevi bir yönetici, Türkiye tarihinin en başarılısı bile diyen olabilir ancak konu sadece transfer değil işte. 3 sene önceki Üstünel ile şimdiki arasında devasa farklar var ancak bu isim ne denli kötüye gitmiş olursa olsun ilk gidecek olan kesinlikle Adnan Sezgin olmalıydı. İstanbulspor'un başındayken her fırsatta Galatasaray'ı karalamaya kalkan adamın şimdi başımızda olması ayıptır, skandaldır.

Şuraya getiriyorum lafı, Keita transferi ile etik-kütük-düdük-büzük konuşan yönetimin niyeti gerçekten etikse Haldun Üstünel ile birlikte Adnan Sezgin'i bir an önce başımızdan atması lazım. Keita'da ruh arayan adamlar o ruhu Adnan Sezgin'de bulacaklarını düşünüyorlar. Mart 2010'daki seçimde arkasına dünyaları alan Polat yönetimi bugün devrilse üzülen adam sayısının 4 ay öncekine oranla yüzlerce kat azalacağına eminim.

Etik diye diye Keita'yı yediler, sırada başkaları olur mu bilemem. Tabii şu var, bu transferi yanlış buluyorsam sadece bu etik konusundandır. Yoksa maddi konudan bakınca seneye satamazdık bu adamı bu fiyata, yarısına bile zor giderdi muhtemelen. Zira bu senekinden daha pasif bir Keita olacaktı bu sezon, bunun izlerini görmek zor değil. Aldığımız fiyata satıp 1 sene yararlanıp sadece 1 yıllık ücretten zarar etmek başarısızlık değil başarıdır. Artık tek problem yerine kimin geleceği. Serdar ile şampiyonluk gelmez, Dos Santos ile gelebilir, o zaman şu kazanılan 8 Milyon €'nun bir açıklaması olmalı önümüzdeki günlerde.

Keita'nın gidişinde tek üzüntüm şudur: Formama ismini yazdıracak kadar sevdiğim ender yabancılardandı. Son 10 yılda Hagi-Kewell-Song-Baros vardı sadece formalarımda. Keita bunlara 5. olarak gelmişti.

3 yorum:

os dedi ki...

Gerçi bir kaç arkadaşın dediği Keita'nın bonservisini Lyon'dan 3 yıl taksitle almıştık, kanal 2 yıllık taksidin de Al-Sadd tarafından ödeneceği gibi bir şey var...

Bu durumda yaklaşık 14 Milyon ediyor Keita'nın bonservisi, eğer cidden böyleyse bence çok başarılı bir satış yapmış Galatasaray.

Ciddi ciddi yönetimi tebrik ediyorum zira bizim takımda 14 Milyon teklif edildiğinde satmıyoruz diyeceğimiz oyuncu yok.

CaRtMaNtR dedi ki...

Ekonomik açıdan bakarsak; 8 milyon peşin parayı iki sene bankada değerlendirerek bile Keita'nın kalan taksitlerinin bir kısmı ödenir.

Fakat oyuncu kalitesi açısından bakarsak; bu seneki satışlardan elde edilen yaklaşık 15 milyon euro (yuvarladım rakamı üstüne Emre ve Uğur'dan gelen paralarla)orta sahaya iki genç ve potansiyelli yabancı olarak dönerse ancak kadro geriye gitmemiş olur. Ayrıca kanat rotasyonu zayıflasada esas elemanlar artık o bölgede netleşmiş olur. Solda Arda sağda ise Elano oynar herhalde.

Bu arada orta sahaya K. Asamoah, G. Kacar ve M. Bradley üçlüsünden ikisi alınabilirse bahsettiğim genel kadro kalitesi yükseltilmiş olur.

o adam.. dedi ki...

etik deyip keitayı gönderip rakibe kasıtlı tekme sallayan barışı tutacaklarsa yerin batsın böyle etik anlayışı..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO