3.07.2010

Tanrı'nın Diğer Eli: Uruguay (4)1-1(2) Gana

"Tanrı'nın Eli"nden sonra gördüğümüz ve ana teması el olan en net maç buydu sanırım Dünya Kupası tarihinde. Gana'nın geçmesini istediğim ve son anda kadar Gana'nın şansının yanında olduğu maçın tarihi bir finalle bitmesi böyle bizim gibi uzaklardan öylesine iki takımdan destekleyenleri üzmedi kesinlikle. Afrika'nın düzenlediği ilk Dünya Kupası'nda bir Afrikalı maksimum sayı olan 7 maça ulaşsa iyi olurdu da kendi elleriyle verdiler maçı.

Maç başında Uruguay'ın etkili olması beklense de Gana neden çeyrek final oynayıp da finali hedeflediğini hatta 2014'e şampiyonluk hedefi koyduğunu açıklama fırsatı buldu. Uruguay biraz hücuma kalkar gibi olsa da Gana'nın huzlı ve güçlü hücum hattı dur dedi. Lugano'nun sakatlanıp çıkmasıyla da Uruguay'ın işi zorlaştı zira kupa başından beri Lugano merkezli bir düzene oturan savunmaları vardı. Ayrıca diğer başarılı isim Fucile de durduk yere can veriyordu saha ortasında. Şu an unuttum ama Inkoom olabilir, o rakibiyle girdiği mücadelede yüklenip hava topunda faulu alayım derken Ganalı'nın yükselmemesi ile kafa üstü serbest düşme hareketi yapmış oldu Fucile.(Fizikçi yorumu olsun bu da)
Yalnız şu var ki Gana takım halinde çok iyi hücuma çıksa da bireysel olarak fazlasıyla panik yapan isimlere sahip. Böyle bir aceleci, hemen iş bitirelimci bir tavır... Hal böyle olunca Uruguay'ın işine geldi bu ikinci yarıda, her ne kadar devreye girerken Muntari'nin sürpriz füzesi ile yenik duruma düşmüş olsalar da. Turnuva boyunca orta yuvarlak civarında bile olsa her duran topa inatla giden Forlan durdu durdu en sonunda istediği şeyi yaptı ve nefis bir gol attı. Hemen bazı gereksiz bünyeler çıktı "... ama Jabulani ..." diye kalıplar üzerinden konuştular. Yahu vuranın hiç mi payı yok? En ufak falso alan topa itiraz ediliyor, sanki normalde tüm toplar düz gidiyor, hiç falso almıyorlar. Az durun ya, kupa bitti top lafı bitmedi.

Maçın sonundaki olaya gelirsek iki tip görüş var: Suarez'in yaptığı Henry'nin yaptığı ile aynı diyenler olduğu gibi tamamen zıt diyenler de var. Aynı diyenler kusura bakmasınlar da bir takım organlarımı da kullanarak gülüyorum kendilerine. Ağzımla gülmek yetmiyor. Neymiş; Henry bir takımı elemiş elle oynayıp, Suarez de elemiş. Eee? Bu mu yani tüm argümanlar? Bu kadar? Komik olmaktan öteye gidemiyorsunuz arkadaş. Dakika olmuş 121, kale çizgisinde takımını savunuyorsun forvet halinle, top çizgiden geçti geçecek, tek engel sensin ve kafan, gövden ve bacakların izin vermiyor topu tutmana. Tek çare ellerinle topu kesmek... Bu noktada "Aman da top geçsin, önemli olan etik kütük düdük büzük" demenin alemi var mı?

Luis Suarez veya orada duran başka bir Uruguaylı için başka bir ihtimal yoktu o an, o top elle kesilecekti ve Suarez olması gerekeni yaptı. 121. dakikayı oynuyorsan ve bu pozisyon maçın son pozisyonuysa, top kale çizgini geçmek üzereyse elle oynarsın başka şansın olamaz. Luis Suarez'in elle oynaması Nike reklamına konu olan ve patlayan birçok hikayenin gerçeğe dönmüş hali oldu. Tabii Suarez'in geleceği yazmak için açtığı sayfanın büyük bir bölümünü Gyan doldurdu ve o da "Write The Future" slognanına ortak oldu. Gyan bu reklamda karavanda yaşayan göbek-sakal bağlayan Rooney oldu, Suarez ise Dünya'daki herkesin hareketini taklit edip ilahlaştırdığı Ronaldinho oldu.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

Suarez yaptığı karşılığında oyun kuralları içerisinde cezalandırıldı.

Topu elle kesti kırmızı gördü. Bu kadar. Gana hakettiği penaltıyı da attı.

Penaltı gol olsa, "zaten gol oldu" diyerek kırmızı geri alınmayacağına göre Suarez hesabı kapanmıştır.

Henry'nin meselesi bambaşka.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO