23.11.2008

Unutulmayanlar #11

George Weah

Sadece attığı inanılmaz deparlar ve o müthiş hızıyla bile hatırlanabilir Weah. Ki o çok daha fazlasını yaptı. Ülkesi Liberya'da başlayan kariyerinde Kamerun'a uğradıktan sonra afrika kökenli bir çok örnekte olduğu gibi avrupaya adımını Fransa'da atmıştı. Kendisini 1988'de Fransa'ya getiren isim de hiç yabancı değil aslında : Arsene Wenger. 4 yıl sonra Paris'e transfer olduğunda dikkatleri iyice üzerine çekmişti. 1994'teki şampiyonlukta da O'nun adı yine en önlerdeydi. Şampiyonlar Ligi'nde PSG dönemin en formda futbolunu oynuyordu ve o kadroda golleri atan isim Weah'tı. Paris'teki formu kendisine Milano yolunu açmıştı. 1995'te giydiği kırmızı-siyah formayla futbol tarihine geçeceğinin farkında mıydı acaba ?
Milan'daki ilk senesinde Fransa'daki ve özellikle Paris'teki geçmişinin de katkılarıyla FIFA Dünyada Yılın Oyuncusu ödülünü kazamıştı. Ki bu ödülün yanında Avrupada Yılın Oyuncusu ödülü ve o yıl 3. kez aldığı Afrikada Yılın Oyuncusu ödülü vardı. 1995'te bu üç ödülü birden kazanıp tarihte bir ilk olmayı başarıyordu. İstatistiklere bakıldığında sıradan bir golcü izlenimi vermesine rağmen böylesine efsanevi bir isim olmasının altında da en başta dediğim gibi o sürati ve attığı ani deparları yatıyor. Bu kadar hızlı ve atletik olup üstüne bir de afrikalı oyuncuların çoğunda olduğu gibi 90 dakika boyunca aynı kondisyona sahip olup "yorulmak" denen şeyi pek bilmemesi de O'nu tehlikeli kılan özelliğiydi. Görüntüsünün tam tersi bir çabukluğa sahipti kısacası. Verona'ya attığı golde 80 metre koşup da dalga geçer gibi hiç bir yorgunluk belirtisi göstermemesi bunun kanıtı.
Milan'daki unutulmaz kariyerinden sonra Chelsea ve Manchester City formalarını giydi 2000 yılında. Sonra tekrar Fransa dedi ve Marsilya'da 1 sezon oynadı. Bu 2 yıllık sürede bildiğimiz Weah'ın sadece forması sahada gözüküyordu, o tutulamayan ve kolaylıkla her savunmayı dağıtan adamdan pek eser yoktu. Daha sonra Al Jazira formasıyla kariyerinin son yıllarında biraz daha fazla para kazanıp futbolu bırakarak Liberya'ya döndü. Ülkesinin tarihindeki en önemli isim olduğu tartışılmaz, zaten bu sayede de devlet başkanı ve milli takım teknik direktörü de olmuştu. Dönem dönem çok büyük sıkıntıya düşen Liberya Milli Takımı'nı da finanse ederek ülkesinin futboldan mahrum kalmamasını da sağladı. Belki de kariyeri boyunca en büyük eksiklik uluslararası kariyerdi. Ancak büyük bir milli takımda tartışılan bir golcü olmaktansa Liberya gibi bir ülkede halkın tek umudu olmak çok daha güzel bir duygu olabilir, O'nun cevabını da biz değil Weah verebilir sadece..

Bitirirken de şunu söylemek istiyorum, Milan'da Van Basten'den sonra 9 numaraya en fazla yakışan adam oldu.

1 yorum:

Seyfettin Tarantino dedi ki...

İstanbul'daki 3-2lik Galatasaray - Milan maçında izlemiştim onu. Sheva ile birlikte ilk yarı defansı dağıtmışlardı. Onu canlı canlı izlediğim için mutluyum.

seyfettintarantino.blogspot.com

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO