1.03.2009

Altyapıdan Oyuncu Satmak

"Ayakta kalmak için altyapıdan yetişen önemli oyuncularımızı satıp önemli gelir elde etmeliyiz, önümüzdeki günlerde böyle bir transfer gerçekleşebilir."

Dünkü(28 Şubat) Mali Kurul'da Adnan Polat'ın açıklaması bir kaç ay içerisinde hoş olmayan şeyler yaşanacağının göstergesiydi. Arda Turan gitmemek için, burada kalıp daha büyük işler başarmak için elinden geleni yaparken böyle bir açıklamanın hem de kulübün başkanından gelmesi hiç doğru olmadı. Bülent Korkmaz'ın gelişiyle birlikte Arda'daki motivasyonu ve ışığı farkedememek büyük talihsizliktir Adnan Polat için. Arda'nın uzun yıllar kalıp Metin Oktay ve Bülent Korkmaz gibi bayrak adam olmasını izlemek varken niye haftada bir Avrupa liglerinden birinde oynayacağı maçları beklemekle yetinelim ki ?

Ha bu açıklamaladan sonra Arda değil de başka bir isimden bahsedildi diye düşünenler olabilir. Onlara da Sabri, Mehmet Güven, Aydın gibi isimleri sıralayıp sormak gerekir bunlar mı kulübü kalkındırıp ayakta tutacak diye..

Reggina 1-1 Fiorentina

Haftaiçi açıklamlar yaparken Bonazzoli'nin 11'de oynayacağının sinyallerini vermişti Prandelli. Bugün oynadı ve golünü attı, bu adam bu takımda kalmayacak, kalmamalı. Bu gereksiz ısrar ve inat niye bilmiyorum. Attığı golde herhangi bir yetenekten bahsetmek de sözkonusu değil, az daha boş kaleye atamıyordu. Yediğimiz golde ise Frey'in hatası göze çarpıyor, kalede durmakla çıkmak arasında kalınca haftanın öne çıkacak gollerinden birini yemiş oldu. Gilardino yoksa koy Mutu'nun yanına Jovetic'i, bu kadar basit. Ayrıca Gamberini sağlıklıyken Kroldrup'un ilk 11'de yer almasını asla kabul edemem. İtalya Milli Takımı'na yükselmiş Gamberini yedekte, kariyeri boyu vasatı aşamamış Kroldrup 11'de, rotasyon da bir yere kadar artık.. Bizim sattığımız Pazzini bugün Milan'a da sallarken biz Bonazzoli ile gol arıyoruz, böyle vahim durumlara düşmemeliydi Fiorentina. Pazzini'nin attığı golü de izlemeyenlere tavsiye ederim, NTV Spor'daki özetlerde kaçırmayın. Bugün 3 puanı alsak Milan ile puanları eşitleyip 3. sıra için bulunmaz bir fırsat elde edecektik ama olmadı. Yeni statü gereği 3. olan da Şampiyonlar Ligi'ne direkt olarak katılacağı için bu şans kaçmamalı. Tek teselli Genoa'nın puan kaybı oldu ki Roma ben bu satırları yazarken Inter deplasmanında 2-0 önde.
Cesare Prandelli haftaiçi gerçekçi hedefler için 2-3 sezon sonrasını işaret ediyordu ama bu tip açıklamların ardına sığınıp böyle saçma sapan tercihlerden kaynaklanan puan kayıplarına devam edecekse işimiz var. Tekrar tekrar yazdım yine yazıyorum, Jovetic Jovetic Jovetic. Bu adam Prandelli'ye ne yaptı da yedek kulübesinde oturuyor merak ediyorum.

12'den 4'e

32' 80' Forlan, 56' 89' Agüero
19' 72' Henry, 31' Messi

Barcelona Madrid'den 4-3'lük mağlubiyetle dönüyor. Real'e son yılların en büyük kıyağını yaptı Atletico. 12 puanlık farkı görüp Barcelona'nın şampiyonluğunu 4 ay önceden resmiyete dökmeye çalışan bahis firması yetkilileri şu an ne yapıyor çok merak ediyorum. İspanya tarihe geçecek bir komediye sahne olabilir yakın zamanda. Benim param ödenmiş olacak, tüm parayı hesaptan çeker o şirketle ilişiğimi de keser başka yerden oynarım bahisi. Belli mi olur Real Madrid şampiyon olursa geri isterler parayı sezon sonunda, ne gerek var sorun yaşamaya.

Konyaspor 0-1 Galatasaray

Bana göre bu maçta hiç tartışmasız sezonun en önemli 3 puanı alındı. Sivas'ta bile az çok futbol oynanabilmişken bu akşam Konya'da futbol oynamak imkansızdı. Soğuk hava zemini betona döndürmemişti belki ama zemin zaten Konya Ovası'ndaki herhangi bir tarladan farksızdı. Sokakta karşılıklı iki kale kurup oynasa bu takımlar eminim ki daha iyi bir futbol izlerdik. Zaten golü de bir gol pozisyonuyla bulmadık, son iki maçta bizim kalecinin hatalarıyla deliye döndük ama bugün de 3 puanı rakip kalecinin hatasıyla aldık. Perşembe günü Sabri'ye herkes tapacak durumdaydı attığı gol yüzünden ama bugün ikinci yarıdaki Sabri herkesi çileden çıkardı sezonun geri kalan tüm maçlarında olduğu gibi. Uzaklaştırayım, savuşturayım diye vurduğu iki top vardı ki rakip Konya değil de biraz yetenekli bir takım olsa şu an kaybedilen puanlardan dert yanıyor olacaktık. Mehmet Güven'in Skibbe'nin akrabası değil yönetimden birinin yakını olduğunu da Büyük Kaptan'ın göreve gelişiyle anladık. Bu adama bu kadar şans verilmesini sadece futbolla açıklayamayız. Ben sıkıldım artık Mehmet Güven'i izlemekten, adam sahaya adım attığı anda içimdeki heves uçup gidiyor bir anda, yabancılaşıyorum sahadaki futbola. Ancak Bülent Korkmaz'ı yaptığı değişikliklerde oyundan aldığı isimler konusunda ayrıca tebrik etmek lazım, şu durumda 3 önemli ismi daha fazla zorlasa İsmail Güldüren faktörü yüzünden ciddi sakatlık sorunlarıyla boğuşabilirdik.
Konyaspor adına da konuşmak isterdim ama futbol adına verdikleri hiç birşey yok. Veysel Cihan, İsmail Güldüren, Cihan Haspolatlı, Ayman Abdelaziz, Ömer Gündostu gibi bir çok ununu eleyip eleğini asma aşamasındaki isimle işleri çok zor. Bu yüzden Konya adına söylenecek pek fazla şey yok, attığı golün üzerine yatıp skor korumayı ilk kez becerdik bu sezon ve bunda Konya'nın payı çok büyük. Başka bir Anadolu takımına karşı bu denli kapansak golü yerdik büyük ihtimalle. Gerçi golü yine yiyebilirdik kendi çabalarımızla. Saymaya başladım De Sanctis'i, bakalım kaç maç üst üste boşa çıkıp aynı hatayı yapacak. Taner ve Cavenaghi affetmemişti, Konyalılar atamadılar topu kullanamayıp. 3 maç üst üste aynı hatayı yapmış oldu De Sanctis, bu hatası son olmazsa sene sonu kendisiyle vedalaşıp ardından el sallamakta sakınca görmem ben. İtalya Milli Takımı'na devamlı olarak giden bir ismin böylesine amatörce hata tekrarlarına girmemesi lazım. Girecekse işi yok buralarda, gidip Sevilla'da Palop'un ardında sıra bekleyebilir geçen yıl yaptığı gibi.

Bir de Ümit Karan var faktörü var ki felaket. Ligde gol atmışlığı yok bu sezon ve böyle giderse bundan sonra Galatasaray için gol atabilecekmiş gibi durmuyor. Şu formuyla önümüzdeki sezon takımda olması mucize olur. Aynı şekilde Aydın Yılmaz da 7 numarayı giyip koşturmayı iyi biliyor ama yaptığı işe bakınca kocaman bir sıfırdan başka bir şey göremiyoruz ne yazık ki. Bir Konya deplasmanı ile bu takımda yer bulmuştu ilk kez, bu Konya maçı tekrar doğuşuna şahit olur muyuz diye bekledim ama boşuna beklemişim. Böylesine isteksiz ve vasat oynarsa yıllar sonra "Galatasaray'dan gitmişti bu takıma" deriz Galatasaray'a karşı Anadolu takımlarında top koşturduğunda. Saçlarını kestirmeden önce saçlarını sallayıp dikkat çekiyordu koştururken, şimdi o da yok, farkedilmiyor bile sahada olup olmadığı.

Dünkü Yazıya Ek...

Fenerbahçe - Sivasspor yazısının sonunda hakemin ilk golde doğru karar verişinden ve alkışı hakettiğinden bahsetmiştim. Ancak maç anında Lig TV'nin kurbanı olduğumu gece özetleri izlerken farkettim. Goldeki ilk pozisyondaki net ofsaytı hakem tam önünde olmasına rağmen atlamış, sonra devam etmiş diğer pozisyonda Abdurrahman haklı itirazını yaparken ofsaytı bozmuş hakem de onu devam ettirmiş. Ben ilk anda tekrarları izlerken çizgi çekilerek gösterilenin Semih'in pozisyonu olduğunu sanmıştım..

Ayda yılda bir hakem beğendik, o da yanlış anlamayla olmuş..

28.02.2009

Cesare Prandelli & Hedefler

"Takımın ciddi hedeflere sahip olması için 6-7 yıllık bir süreye ihtiyacı vardı, henüz 4. yıldayız. Bu yıl ligi 4. sırada bitirmek için mücadele edeceğiz."
Cesare Prandelli

Teknik direktör Prandelli UEFA Kupası'na erken veda edilmesinin sebebini açıklıyor. Avrupa kupası veya şampiyonluk için en az 2 sezon daha beklememiz gerektiğini anlatıyor.. Bekleriz sorun değil de, bu sezon kritik avrupa kupası maçlarında Jovetic başta olmak üzere çoğu oyuncuyu yedek bırakıp sonra elendik diye bahane üretmek için daha mantıklı sebepler bulmalı. En azından çıkardığı kadro ve oynattığı oyunla gelecek için de biraz umut vermeli, bu açıklamalarla taraftarın sabretmesini sağlaması çok zor, soyut hedeflerden ziyade somut örnekler sunmalı bizlere ki 2 veya 3 sezon sonra şampiyonluğa oynanacağına inanalım.

Fenerbahçe 4-2 Sivasspor

Bir maçın ilk yarım saatinde goller yağmur gibi geliyorsa genelde ikinci devresi kısır geçer, tatsız olur. Bu genel olarak yaygın bir inanıştır futbolda, bu akşam da bir örneğini izlemiş olduk. Sivas öne geçişlerinden birinde 5 dakika dayanabilmiş olsa bugün skor çok çok farklı olurdu ama hemen gol yemeleri takımın da hevesini kaçırdı. İlk yarıda oyun hareketliydi, güzeldi, ilgi çekiciydi ancak bir de Hüseyin Göçek faciası vardı sahada. Neyse hakeme en son geleceğim her zamanki gibi.

Bülent Uygun 1 puan için İstanbul'a geldiklerini söylemişti ama gördük ki pek de 1 puanlık oynamadılar. Sivasspor açık ve net şekilde kazanmak için sahadaydı, Bülent Uygun aklı sıra hedef şaşırtmış yani. Deplasmanda bir kere öne geçip hemen gol yemiş bir takım tekrar öne geçtiğinde skoru yine koruyamamışsa galibiyeti de haketmemeli. Sivasspor golü atıp o şokun ektisiyle bir gol daha atarız diye düşünmeyip oyunu soğutsa en kötü ihtimalle puanı alıp dönecekti ve galibiyet de sürpriz olmayacaktı. Yapamadılar ama bunu.. Balili hamlesinin her maç uygun olmayacağı bilinen bir gerçekti Sivas için, bu maç da onlardan biriydi. İlk yarıyı ve ikinci yarının Balili girene kadar oynanan bölümünü izleyince Balili'nin Sivas'a yetmeyeceği açıktı. Sivas'ın yapması gereken çok top kaybeden ve rakipaten çok kendi takımının oyununu kesen Musa'nın yerine doğru bir değişiklik yapmaktı ama Murat Erdoğan ne derece isabetli oldu derseniz benim verecek cevabım yok. Sivasspor'da Sezer'in de daha aktif olmasını bekledim ama ilk yarıdaki Fenerbahçe ataklarında o bildiğimiz Sezer'i göremedik, rakibe sorun çıkarıp fırsat bulduğu anda da hücumda tehdit yaratan Sezer'in yerine yeller esiyordu bu maçta. Ayrıca savunmalar iki takım tarafından ikinci plana atılmış da olsa Bilica'nın hakkını vermek lazım haftalardır olduğu gibi. Adam takımının konumu ve oyunu ne olursa olsun hep başarılı, hep iyi. Bugün takımı 4 gol yedi ama Bilica yine göz önündeydi, yine performansıyla göze battı çoğu pozisyonda. Sivas bugün puanı kurtarmış olsa konuşulacak ilk isim Bilica olacaktı.
Fenerbahçe'de Roberto Carlos'un veya Kazım'ın olmaması herhangi bir sorun yaratmamalıydı çünkü Aragones'in sisteminde ikisi de kilit isimler değildi. Vederson'un her zaman Hakan Balta'dan sonra Fatih Terim'in ikinci tercihi olması gerektiğini düşünüyorum, bugün de bu fikrimin arkasında durdum kendisini izleyince. Hızlı ve savunma yapmayı iyi biliyor olması bile milli takım için yeterli. Fenerbahçe'de sadece Roberto Carlos olmadığı zaman şans bulmamalı Vederson. Fenerbahçeliler ismi yüzünden Carlos'u tercih edebilirler ancak bir de bizim gibi tarafsız gözle maçı izleyenlere sormalılar Carlos-Vederson tercihini. Benim için isimler değil performanslar dikkat çekici olduğundan Vederson'un Carlos'tan eksik yanını görmediğimi söyleyebliirim. Ha 5-6 sene önceki Carlos'u izlersek o başka, o zaman Vederson'un yeri Aragones'in yanındaki koltuklar olur sadece. Bunun dışında Fenerbahçe'nin sahadaki iki önemli ismi Deniz ve Deivid'e bu kadar çok sabredilmesini bir türlü anlayamadım ben. Kendi takımımda bunlar yaşansa kafayı yerdim. Deivid ve Deniz ikilisi o kadar kötüydü, o kadar çok pas hatası yaptı ki Sivas pozisyonlarının önemli bir kısmı bu ikilinin hatalarıyla başladı. Fenerbahçe bu iki kritik isminin berbat olduğu bir günde iyi kotardı yani.. Bugün Fenerbahçe böylesine önemli bir skor elde ettiyse bu Sivas'ın lider olmasından kaynaklanıyor, şu an Sivas Kayseri'nin konumunda olsa eminim ki bu maç da Fenerbahçe için çok büyük sıkıntılarla geçecekti. Yine de ilk yarı keyifliydi, iki takım da hücuma yönelik oynadığı ve savunmayı ikinci planda tuttuğu için böyle bir maç izledik. Tıpkı Fenerbahçe - Trabzonspor maçında olduğu gibi yani..
Yazıda hakem Hüseyin Göçek'in sahne alma vakti geldi çattı artık. Dün Halis Özkahya'ya kötü demeseymişim keşke. Çünkü bugün Hüseyin Göçek çok çok daha kötüydü. İlk yarıda maç hızlıydı keyifliydi tamam da saçma sapan düdüklerle oyunu öyle noktalarda kesti ki ilk 45'te bir kaç gol daha izlememize mani oldu. İkinci yarıda ilk yarıdaki kadar ayarsız değildi ama ilk yarıda itirazlara çıkarttığı kartları ikinci yarıda da gösterseydi muhtemelen 3-4 tane kırmızı kart görürdük. İkinci yarıdaki en kritik kararı Alex'e kırmızıyı verememesiydi. Sedat'a taban gösterip üstelik bir de müdahelede bulunmasına kimi hakem direkt kırmızı bile verebilir ama bu harekete sarı kart bile vermiş olsa ikinci sarıdan gitmiş olacaktı Alex. Önemli ve ciddi bir hata oldu bu zaten çok kötü bir yönetim gösteren hakem için. Musa'nın pozisyonu dışında ofsayt pozisyonlarında son derece başarılı olan yardımcı hakemlere de ayrıca alkışı yollamak lazım. Sivas ve Fenerbahçe'nin ilk gollerinde çoğu hakem ofsayt diye oyunu kesebilirdi, hakemleri eleştirmek kolaydır, önemli olan bu gibi durumlarda başarıyı da alkışlayabilmektir. Yardımcıların tam tersi bir Hüseyin Göçek olmasaydı sahada çok daha iyi ve kaliteli bir futbol izleyebilirdik ama olmadı. 4-1'lik Fenerbahçe - Galatasaray derbisinde olduğu gibi yine Kadıköy'de haftanın ve ligin en önemli maçlarından birinde aynı isim maçın önüne geçecek derecede kötü kararlara imza attı. Derbinin üzerine böyle kritik bir maça yine aynı hakemi atadılar, bu defa olur diye düşündüler herhalde.. Umarım tekrar büyük bir maça Hüseyin Göçek'i verip maçın kalitesiyle oynamaz MHK..

27.02.2009

Beşiktaş 2-1 İstanbul B.B.

Şöyle geçmişte yazdıklarıma baktım da Galatasaray ve Fiorentina maçları dışında yazdığım maç yazılarında Beşiktaş maçları sadece iki derbide geçmiş, normal bir lig maçlarıyla ilgili hiç yazmamışım. Bir sebebi yoktu, öyle denk gelmiş sadece. Bugün de sıra onlara gelmiş oldu. Bir kaç gündür dillendirdiğim İzmir-internet-laptop isimli sorun dolu bir üçlü mevcut şu an benim için. Hazır internetin başındayken ve maçı da yeni izlemişken oturup maçı yazmaktan daha iyi bir şey olamaz benim için.

İlk yarı için konuşmam gerekirse dünyanın en sıkıcı maçlarından biri diyebilirim. Beşiktaş savunmasının hataları ve Delgado'nun başarısız iki uzaktan gelişine vuruş denemeleri olmasaydı ikinci yarıyı izlemeyebilirdim. O ne kötü bir ilk yarıydı öyle. Geliyor gidiyor top, ne Belediye'nin etkili isimleri gösteriyor kendilerini ne de Beşiktaş'ın hücum hattı. Bir an ilk devre hiç bitmeyecek sandım. Mustafa Denizli ne yapmaya çalışıyor bilmem ama savunma ve orta saha kurgusu ne olursa olsun çift forvetle oynuyorsa hem Yusuf'un hem Uğur İnceman'ın yedekte kalması bir şeylerin ters gitmesi için yeterli sebepler. Bu iki isim yokken maç döndü bugün ama böyle sıradışı goller her maçta atılamayacak, bunu da iyi bilmeli Denizli ve oyuncuları. Denizli gibi kendini kabul ettirmiş yaşını başını almış bir hocanın bu saatten sonra sürekli farklı sistemlerle ve taktiklerle uğraşmasını da anlayabilmiş değilim aylardır. 3'lü savunma dedi değiştirdi, tek forvet çift defansif orta saha dedi o da değişti, şimdi çift forvetle idare ediyor. Maç içerisinde çift forvete geçiş yapıp maç kurtarabilir, bu da rakibin sana karşı düzen kurmuşken aniden kendi düzenini değiştirdiğin için olur. Ama en baştan çift forvetle başlayıp maç boyu sadece orta sahayı değiştirdiğin ve maç içerisinde 3'lü forvete geçip orta sahada Ernst'i tek bıraktığın zaman olmaz. Dedim ya bugün skor aldatıcı olabilir Beşiktaşlılar için ama görünen köy herhangi bir kılavuz istemiyor. Kalan 12 maçı bu şekilde kurtaramaz Beşiktaş. Bugün bu skor alınmasa Belediye bir çok darba almış Beşiktaş'a sezonun en ciddi darbesini vurabilirdi.
Beşiktaş'taki kadro yapısı takımın orta sahanın ortasında yani Delgado/Yusuf'un arkasında tek defansif orta sahaya izin verecek durumda değil. Elde memnun olunmayan Cisse, neden oynamadığını hep sorguladığım Uğur İnceman, Serdar Kurtuluş gibi isimler var. Hatta o bölgede Sivok'un da ortalamanın çok üstünde performans gösterdiğini izledik. Bu durumda Mustafa Denizli illa ki çift forvet diyorsa 3-5-2'ye dönmeli, bu Beşiktaş için en hayırlısı olacaktır bana göre. 3-5-2 bugün Skibbe'nin başını yakmış gibi dursa da Galatasaray ve Beşiktaş'ın kadroları çok farklı durumda. Tello gibi bir isim 3-5-2'de tek başına sol kanadı götürebilecek bir isim. Aynı şekilde sağlıklı bir Serdar Kurtuluş da sağ kanat için bulunmaz bir nimet olur bu dizilişte. Bugün tam olarak bunu yapabilecek durumda değil Denizli ama bir şekilde bunu da yeniden denemeli. Yok ben 4-4-2'den taviz vermem diyorsa bugünkü gibi tehlike dolu maçlara da alışmalı Beşiktaş. Geçen haftaki Gaziantepspor maçında aynı 4-4-2 ile işler yolunda gitmiş gibi görünebilir ancak belirli bir oyun yapısı ve karakteri olan bir takıma karşı işler zor gider. Hatta Antep'te de sorun yaşanabilirdi ama Tabata'nın yokluğu Antep'i kendi oyununu oynamaya değil Beşiktaş'a göre oynamaya itti. Veya en güzeli Bobo veya Holosko'dan birinden geçici bir sağ kanat yaratıp -ki Holosko bunu çok iyi yapıyor- çift forvet görünümlü 4-5-1 deneyebilir. Bu şekilde Beşiktaş için çok daha olumlu şeyler yapılabileceğini düşünüyorum ben. Mustafa Denizli bir şeyler yapmak istiyor ama futbolu takip eden bizler kadar kendisi de net olarak emin değil sanırım bu yapmak istedikleri konusunda. Yoksa böyle karışık olmamalı Beşiktaş'ın kadrosu. O kadar güzel bir oyun oynatılabilecekken Beşiktaş'ta her hafta ilk gündem maddesinin kadro olması benim garibime gidiyor doğrusu. Dedim ya, Denizli hala deneysel takılmaya devam ediyor, ne yapacağını tam anlamıyla kendisi de kestirse çok iyi olacak.

Bugünkü maça geçen hafta olduğu gibi damga vuran şey İbrahim Toraman'dır benim gözümde. O nasıl bir asistti yine, sağ bekte olmaz, yokları oynar dendi ve öyle de oynadı başlarda ama şimdi sağ bek gerçek yeriymiş gibi çok iyi şeyler yapıyor. Belki de ekstraya kaçmayıp sadece verilen göreve sadık kaldığı içindir bu. Böyle bir İbrahim Toraman Beşiktaş'ın arayıp da bulamayacağı birşeydi. Ben şu tarafsız halimle şaşırıyorum Toraman'a iki haftadır, gerçi o şaşkınlık Sabri ile son buldu ama... Bugünlerde Beşiktaşlı ve Galatasaraylı olanlara imkansızdan bahsetmemeli kimse, sebepleri de Toraman ve Sabri..

Son olarak maçın gollerine gelmek istiyorum, 5 dakikaya sıkışıp bir anda kendilerini gösterip yok oldular ama akıllarda kalıcı olacaklar bu sezon için. Beşiktaş'ın sayılmayan golü vardı, o golde hakem ne dese haklıydı bana kalırsa, hep diyorum bu satırlarda, o tip pozisyonlarda hakem ne dese tamam deyip geçmek lazım, o kadar detay herkese zarar getirir. Beşiktaş'ın ikinci golünde ve Belediye'nin golünde ofsayt olup olmadığından şüphe ediyorum ama onları da dikkatle izleyemedim tam olarak, ne yorum yapsam yanlış olacak. Belediye'nin golünde Nobre bozuyordu diyenler oldu, Beşiktaş'ın golünde de ofsayt diye iptal edilen goldeki gibi bir durum vardı, top çizgiye düşerken Bobo'nun teması içeride dışarıda diye ofsayt pozisyonunun dışında tutulur ki zaten akıllara takılan kafa vuruşunun yapıldığı andı. Kararlar doğru da olsa hatalı da olsa hakem iki takımdan birini kolladı demek daha büyük haksızlık olur. Zaten bu maçtan sonra hakemi Oğuz Sarvan kollayacaktır, yine başarısız bir performans gösterilmesine rağmen kendi kendilerini tatmin etmek için 7-8 arası bir "iyi" puan verirler. Sonra UEFA ve FIFA neden hakemlerimizi kullanmıyor... Niye kullansın ki ? Dünya Kupası'nda Benin'den bile hakem vardı 2002'de, daha neyi konuşuyoruz ki biz. Halis Özkahya gelecek vaad ediyor deniyor ama geleceğe dair ne vaad ettiğini anlayan varsa bana da anlatırsa sevinirim.

My Bloody Valentine 3D

1981'de çekilmiş ilk versiyonunu izlememiştim. O yüzden orjinaline ne derece sadık kalınmış bilemiyorum, belki aynısıdır belki değildir onu iki filmi de izlemiş olanlar yorumlayacaklar. Haftada 2 kere sinemaya gitme adetime yeniden başlayacaktım, bu filmle de açılışımı yapmış oldum. 3D gözlükler dağıtılıyor ya salonun girişinde, işte o noktada otur ağla daha iyi. Filmdeki görselliğe şaşırmadan öncelikle salondaki insanlara şaşırıyor insan. Abartmıyorum biz ve 5-6 kişi hariç herkes 3D gözlükleri takıp kahkahalara boğulmaya ve fotoğraf çekmeye başladı deliler gibi. Film başlamadan esas bombayı salondaki izleyiciler patlatıyor zaten bu hareketleriyle.

Film ise basit bir gore filminden farksızdı. Katil, cinayetler, bol bol kan ve gore çeken herkesin olmazsa olmazlarından cinsellik. Film arası olmaması sebebiyle ortalara doğru tırsmaya başladım "acaba ara verilir ve film 3-4 saat sürer mi" diye. Filmde az önce saydığım şeyler bol bol var vahşet içerikli bir filmde olması gerektiği gibi. Ancak başka bir şey yok, filmin kendisinden beklentiniz olmasın. Bekleyeceğiniz şey gözünüzdeki 3D gözlüklerde. Daha önce 3D tecrübem Mısır ile ilgili bir belgeseldeki 5-10 dakikalık görüntülerdi ki bunlar da otların ve ağaçların gözlüğü takınca biraz daha bana yakın gözükmesinden öte bir şey değildi. Bu filmle birlikte ilk kez baştan sona 3D bir film izlemiş oldum ve doğrusunu söylemek gerekirse her film böyle olsun istiyorum bundan sonra. Film çok başarısız ve kötü olsa da ben inanılmaz bir keyif aldım 3D sayesinde. Hastane sahnesinde önümüzdeki sıranın üzerinde gözüken kanlar damlayan el, arabaya fırlatılan çapa, üzerimize sıçrıyor gibi bir izlenim bırakan kanlı sahneler, üzerimize doğru gelen alev bulutu ve o sahnenin hemen öncesindeki kurşun sahnesi. Normal şekilde izlesem bu filmden hiç keyif almazdım ama 3D sayesinde inanılmaz keyif aldım, bir defa daha gitmek gibi bir planım bile var. Tekrar tekrar tadını çıkarmalıyım bu görsel şölenin.

Şuna değinmezsem ölürüm, o kan sıçrayan sahnede ayy ayy ayy diye heyecanlanıp yerinden kalkan bayana ve elden kanlar damlayan o hastane sahnesinde hemen gözümüzün önünde gibi duran o eli tutmak için hamle yapan yaklaşık 10-12 kişiye sonsuz saygılarımı iletiyorum. Bambaşkaymışsınız. Şimdi ben 3D görüntülerde önümden geçiyor gibi olan şeylere tepki vermeyip normal şekilde izledim, öyle kan sıçradı el çıktı ateş geldi de irkilmedim diye diğer insanların suçu yok belki ama salonda farkedeceksiniz bu 3D teknolojisine yurdum insanı hazır değil. Her sahnede kıkır kıkır gülmek sinir bozucu oluyor, siz de böyle konuşmak zorunda kalıyorsunuz.

Kan görünce fenalaşıp ayılıp bayılmayanlar ve midesi hassas olmayanlar koşup gitmeli bu filme. Başka diyebileceğim bir şey yok, göz zevki için bundan daha iyisi olamaz sinemada, en azından bu dönemde. Bu yıl umarım 3D film sayısında artış görürüz, bambaşka bir deneyim.

Rıdvan'dan Arda'ya

"Arda mı? Son 25 yılın efsaneleri arasına seçildiğinde 'Daha dur bakalım' dedik, dediler. Şimdi özür diliyorum. Dün öyle bir top oynadın ki, 25 yılın efsanesi olmayı çoktan hak ettin."
Rıdvan Dilmen, Milliyet, 27.02.2009

Ajax 1-1 Fiorentina

PC Lion ülke puanı yazısında asisti yapmış ama golü atamıyorum ben ne yazık ki. Özet görüntülerle yetinebildim sadece. Gilardino'nun attığı golde topu alışı ve beklemeden vuruşunu mükemmel diye yorumlayabiliyorum sadece. Ama alttaki videoda izleyeceğiniz o 89. dakikada yenen golü ise nasıl anlatayım bilemiyorum. Avrupa macerası bu şekilde sona ermemeliydi, bu kadar basit ve saçma bir golle bitmemeliydi. 5-6 kişiyi gözü kapalı geçip golü atıyor adam ve kimse de dur demiyor, hepsi birbirine bırakıyor.

Hollanda'ya tur atlamaya gidiyorsunuz ama Vargas yedek, oyuna almıyorsunuz ikinci yarıda. Herşeyi geçtim ikinci yarı başladı başlayalı takımda Mutu ve Gilardino gibi iki yıldızla aynı seviyede oynayan Jovetic'i yedek bırakıyorsunuz ve kendisini oyuna almıyorsunuz. Elin oğlu gelir 89'da atar turu da kapar işte böyle. Jovetic ve Vargas aynı anda oynamayacaksa hiç kimse çıkıp Fiorentina'nın turu geçme isteğinden bahsetmemeli. Rezil bir karar ve sonuçları da öyle oldu. Takım Almiron'un oyuna girmesiyle kurtulacak kadar kötü durumdaysa biz ümidi keselim atılan her gole sevinelim o zaman amatör takım taraftarları gibi. Bunun başka açıklaması olmamalı..

Maçın Özeti :

Galatasaray 4-3 Bordeaux

Maçla ilgili her zaman yazdığım klasik yazılara giremiyorum bu kez, maçın bir gün sonrasına sarkınca teknik taktik diyerek dakikalarca konuşmak anlamsız kaçıyor, her şey konuşulmuş oluyor çünkü. Fazla hoşuma gitmeyen bir durum bu ama laptop sorununu çözene kadar bir kaç maç daha böyle geçmiş olacak. En iyisi kısa kısa maddelere ayırayım söylemek istediklerimi.

  • Morgan De Sanctis ile açılışı yapmak istiyorum. Kocaelispor maçında aynı golü yemişken gelip de aynı pozsiyonda bir gol daha yiyor. Bireysel hata futbolda her zaman vardır maçtan sonra Büyük Kaptan'ın da dediği gibi, ancak bu hata 4 gün arayla aynı stadda aynı kalede aynı isim tarafından tekrar ediliyorsa o isim de sorgulanmalıdır. De Sanctis Galatasaray'da kalmak istiyorsa bu saçma hatalarını gözden geçirmeli.
  • Ha bir de kafa vuruşlarını uçup çift yumrukla uzaklaştırınca karizmatik gözükmüyor bir kaleci. Bunun da kendisine anlatılması lazım, elinle tut topu arkadaşım tutabiliyorsan, yumruklama her defasında.
  • Büyük Kaptan'ın 3-1'den sonra gereken hamleleri yapmadığı konuşulmuş. Arkadaşım De Sanctis o topu tutamayıp Petr Cech'e nazire yapıyorsa hocanın suçu ne ki ?
  • Mehmet Güven kadar ballı bir oyuncu da var mıdır bilmiyorum, bundan sonra daha sık göreceğiz kendisini. Hiç sıkıntımız yokmuş gibi bir de Mehmet Topal'ı kaybettik hem de 2 ay gibi uzun bir süre için..
  • Sabri konusundaki görüşleri değişenler varsa saygıyla selamlıyorum. Turu getirdi diye aman üstüne gitmeyelim demek ilerleyen maçlarda daha fazla can sıkıntısı demek.
  • Kaptan'ın teknik ve taktik olarak neler katıp neleri değiştireceğini yorumlamak için de bu maç çok çok erken, iki maç daha oynanmalı ligde. Hamburg ile oynanacak ilk maç öncesi geniş geniş yorumlanabilir Kaptan ve oynatacağı oyun.
  • 3-1 olduğunda 5 olur derken 3-3 olduğunda her şey bitti diye eve dönecektim aslında. Telefona mesaj atan asimplemistake'e de aynısını söylemiştim. Bitti bu iş, geri dönmez dedim. 6-7 kişi maç izlediğimiz için millet kalmasın orada dedim bekledim. Yani gidiyordum aslında bana kalsa..
  • 4-3 olurken top ağlardaydı ve ben maçın ondan sonrasını bilmiyorum, eve gelince GS TV'den tekrarını izleyip de gördüm neler olduğunu. Top ağlardaydı ve maç bitene kadar ağladım sadece. Bu uzun zaman sonra ilk kez oldu. Sanırım en son 2005/2006'daki şampiyonlukta olmuştu.
  • Fiorentina'nın 3 haftadır son dakikada maçı çevirmesinden sonra dün de Galatasaray'ın aynısını yapmasından sonra kalp sağlığımdan endişe etmeye başladım genç yaşımda. Bu haftasonu umarım ikisi de normal galibiyetler alırlar. 90. dakika oynanırken gol atma stresinden uzak kalmak lazım bir süre.

24.02.2009

francHits #12

1. Slipknot - Vermillion
2. Pain Of Salvation - Idioglossia
3. System Of A Down - Innervision
4. Lacuna Coil - Swamped
5. Hypnogaja - Here Comes The Rain Again

İzmir yolu gözüktü.. 19.00'da kalkıyor otobüs, laptop olayını çözümlemem lazım acilen, evdeki masaüstünü İzmir'e taşımadığım için internet problemim var orada.. En kısa sürede laptop bulup blogla günün her saati ilgilenebilecek konumda olmak istiyorum, bir iki hafta boyunca tempo düşerse, post sayısı azalırsa merak etmeyin.. Laptop işini mart ayı içerisinde halledeceğim..

Bir 56K Modem Vardı Ne Oldu Ona ?

Hatırladınız mı fotoğraftaki eski dostu ? Hafızasını yoklayan çoğu kişi tanımıştır ama yine de tanıştırayım unutan varsa : A-Tech 56K modem. Kendisinden ziyade çıkardığı sestir bizim aklımızda kalan aslında. O dönem çok marka vardı ama US Robotics ile birlikte en fazla kullanılan modemdi bu. En azından benimki A-Tech modemdi..

ADSL yokken böyle her saniye internete kavuşamazdık, annelerimiz "acil arayan olur, telefon meşgul olmasın" diye uzun sürelerle bağlatmazlardı internete. Zaten internet paketleri ücretliydi, üstüne bir de bağlantı ücreti ödemek sıkıntıydı. Evde tek başımıza kalınca "ne de olsa anlamazlar" diye hemen girerdik internete, eve geldiklerinde kapatırdık. Arayıp da meşgul tonuyla karşılaşanlar akşam "telefon meşguldü uzun süre" dedikleri zaman ailenin ilgi odağı olurduk o akşam. Yapma etme az gir diye tembih edilirdi, en kısa zamanda aynı şeyleri tekrar ederdik. Şahsım adına dial-up bağlantı ile son birlikteliğim 148 Milyon gelen fatura öncesiydi. O faturadan sonra bir daha girmedim dial-up ile. 2 ay sonra 128k ADSL'e merhaba demiştim. O zamanlar ne de hızlı gelmişti bağlantı bizlere, şimdi 1 mbit bağlantıya günün her saati küfür eder durumdayız. İnsan yeni teknolojiye alışmaya görsün.. Düşünün şimdi 56k ile internete girmek zorunda olduğunuzu.. Kendi adıma konuşayım, delirirdim muhtemelen..

Yazıyı yazma amacıma geleyim; en başta söylediğim sesi özleyenler olmuştur büyük ihtimalle.. Özleyenleri buraya alalım :

http://www.sonnyradio.com/dialupkid.htm
http://www.sonnyradio.com/dialup.swf

Basit Bir Hayal..

Carlos Kameni'nin Espanyol ile olan sözleşmesi sezon sonu bitiyor. İnsan umutlanıyor, De Sanctis geri döner de Kameni ile sözleşme imzalanır mı hem de bedavaya diye. Kewell ve Baros'u aynı transfer döneminde kadroya katabilmiş bir yönetim bunu neden başaramasın diye iç geçiriyorum sözleşme imzalamadığı haberlerini okudukça. Olmayacak şey değil ama olacak gibi de durmuyor. Varsın Afrika Uluslar Kupası'na gitsin 5 hafta gelmesin, hiç sorun değil..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO