26.01.2011

Ara Transfer: Fiorentina & Galatasaray

Henüz transfer dönemi bitmemiş olsa da iki takımın önemli hamlelerinden bahsetmemiz lazım. Fiorentina sanki kaleci sıkıntısı varmış gibi kadroya 6. kaleciyi de kattı. Ayrıca sağ bekteki Comotto kabusu sanırım artık geride kaldı, Valon Behrami 4 Milyon € karşılığında takıma katıldı.(5 de olabilir) Galatasaray'ın transferlerde neler yaptığı zaten malum. Fiorentina'nın 2 transferi ile başlayalım.

Norberto Murara Neto: Neto olarak da bilinen Brezilyalı kalecinin Fiorentina'dan önce geçmişinde sadece Atletico Paranaense var. 3.5 Milyon € karşılığı takıma katıldı ki Frey ve Boruc gibi iki önemli ilk 11 oyuncusu olabilecek kaleciye sahip olan takım geleceği konusunda çok umutlu konuşulan bu genci alarak önemli iki kaleciden birinin gideceğinin sinyalini vermiş oldu. Frey mi Boruc mu hangisi gider bilinmez ama yolcu olarak benim tercihim takıma yeni katılmış olsa da Boruc olur, Frey kalsın Boruc gitsin derim yani. Neto için Brezilya'da Inter'in kalecisi Julio Cesar ayarında bir kaleci olacak deniyor, oyun tarzı benzetiliyor ve bu yüzden kendisine Yeni Julio Cesar deniyor. Ancak kendisi bunun hoşuna gittiğini söylese de karşı çıkıyor. Fiorentina'ya imza attıktan sonra şöyle bir açıklaması var kendisinin: "Elbette öyle büyük bir isme benzetilmek hoşuma gider ancak ben yeni Julio Cesar olmaktansa Neto olarak kalmayı her zaman tercih ederim. Ayrıca birine benzetileceksem bilinmesini isterim ki en büyük idolüm Taffarel'dir." Neto hakkında bildiklerimiz elbette kısıtlı, Brezilya ligini sıkı takip edip bu oyuncuyla ilgili bilgi verebilirim diyenler için her zaman kapı açık, detaylı bir yazı yazıldığı takdirde bloga yazı olarak ekleriz.

Valon Behrami: Biliyoruz ki takımın en ciddi sorunu sağ kanattaydı. Santana sakatlıktan yakasını yeni kurtardı, Ljacic ortada sağa göre daha iyi oynadığı için sağda pek tercih edilmiyor. Marchionni'nin futbolcu bile olabilmesi büyük tesadüf olduğu için kendisini ciddiye almıyorum. Geride ise De Silvestri gibi bir yetenek Comotto'nun ardında çürütülüyordu 1.5 yıldır. Hem bekte hem açıkta oynayabilecek ve bu ligi daha evvel tecrübe edip üstüne 3 sezona yakın süre Premier Lig havasını da soluyup geldi. Sağ kanada Comotto'dan ve Marchionni'den bizi kurtarabilecek bir adam. Açıkta başarılı olsa, arkasında da De Silvestri ile daha uyumlu olsa ve Comotto hiç tercih edilmese biz daha ne isteyelim? Behrami'nin takıma sınıf atlatması ve bir anda her şeyi mükemmele çevirmesi tabii ki mümkün değil ama yukarıya yeniden tırmanmak isteyen takıma en azından 1 basamak daha atlatacak seviyede.

Şimdi de Galatasaray'ın yenilerini yorumlama zamanı:

Juan Emmanuel Culio: Kendisi hakkında ne biliyorduk? Cluj'un sürpriz Roma galibiyetinin mimarı. Ancak geldikten sonra oynadığı hazırlık maçları ve resmi maçlarda gördük ki kendisi birkaç sezondur tamamlamak istediğimiz puzzle için en önemli parçalardan biriymiş. Lorik Cana'nın ofansif versiyonu desek doğru olur sanırım, mücadele ve karakter olarak. Adam hiçbir şeye takılmadan aynı istikrarla topunu oynuyor. Sürpriz şekilde gelip takım için efsane olan oyunculara benzeyeceğini şimdiden söyleyebiliriz. Bunu açıkça belli ediyor kendisi. Elano yıldızdı, yetenekliydi, falandı, filandı bilmem ama Elano'yu ve Culio'yu kıyaslayınca büyük isim almanın her zaman işe yaramayacağını görebiliyoruz. Culio'ya şunu demek isterim: Mükemmel başladın ve umarım efsane olarak bitirirsin Galatasaray maceranı.

Yekta Kurtuluş: Kapalıda kombinesi olan, Türk Telekom Arena'da açılış maçında sahada olamamayı geçtim Kasımpaşa ile maçı olduğu için tribüne bile gidemeyince içi içini yiyen bir adam. Bu takıma para değil yüreği sayesinde kanının son damlasına dek faydalı olabilecek ender Türk oyunculardan birini kazandık. Bunu daha maça değil antrenmana bile çıkmadan önce biliyorduk. 25-26 yaşında buraya gelip de 18'lik genç gibi hırsla oynayan bir oyuncu oldu. "Taraftar gibi futbolcu" isterdik hep, Yekta için "gibi" lafı bile fazla orada. Barış-Sarp-Ayhan üçlüsünün mücadele gücünü tek başına sağlıyor bence Yekta. Yekta-Culio-Cana üçlüsünü, bir de o diğer üçlüyü düşünüyorum, geride kalan 2 sezona acıyorum...

Bogdan Stancu Fesat insanlarımızca ön adı gibi oyuncu olur mu diye sorgulandı, haksız mıyım? İlk maçtaki yarım saatlik performanstan sonra Ilie'den daha büyük bir iz bırakabileceği konuşuluyor. Culio ve Yekta kadar net bir yorum yapamıyoruz henüz hakkında ama Sivas maçındaki formu ekstra değil de doğal haliyse Baros ile kendisini ikili forvette izlemeyi hayal bile edemiyorum, çok başka bir boyut kazandırabilirler takıma.. Ben kendisinin yakın tarihteki forvet alternatifleri arasında en iyisi olduğunu düşünüyorum şimdilik.

Robinson Zapata: Kendisiyle ilgili tek bilgim 8 aydır profesyonel futboldan uzak olduğuydu. Hala bir bilgim yok. Ufuk hep Sivas maçındaki gibi oynarsa Zapata'nın tek işi Aykut'u kulübeden tribüne yollamak olur galiba.

Colin Kazım-Richards: Geldiği zaman isyan ettik, ettim. Çok büyük ve ağır konuşanlarımız oldu, disiplin başlığıyla yola çıkıp demediğimizi bırakmadık. Ancak 3 hafta önce şimdilerde Kazım hakkında bu kadar olumlu konuşacağımı aklımın ucundan geçirmezdim. Bu adam bu takım için mücadele ediyor, formayı gerçekten istediğini hissettiriyor. Bu adamı Chelsea maçından sonra ilk kez gerçekten mutluyken gördüm. Fenerbahçe'deki gamsız hallerinden eser olmaması çok ilginç. Bu durumlarını gördükten sonra adamın "Gerçekten Galatasaralıyım" tadında yaptığı açıklamalara daha fazla inanasım geliyor. Umarım kariyerinin parlaması için son şansı olduğunun farkındadır, burada da düşerse bir daha kalkmasının zor olduğunu biliyordur ve hep bu ilk günlerdeki gibi kalmaya devam eder.

25.01.2011

Not Defteri #44

  • Sanırım blog tarihinin en verimsiz dönemini yaşıyor. Doğruya doğru. Yalan yok. Yazma aşkı yok içimde. Yine de hazır yazmışken bir şeyler karalayayım, misal transferleri toptan yazayım, iyi olur.
  • Oyun da oynamıyorum ha, onu da belirteyim. FM 2011'de inanır mısınız bilemem, tek oyunum var ve o da 2014/15 sezonunda sadece. Düşünün durumu..
  • Gerçi neyi yazacaksın ki arkadaş? Hem Galatasaray hem Fiorentina tarihlerinin en rezil sezonlarından birini yaşıyorlar, neyini yazacaksın? Bu hafta yazıyorsun: "Yenildik, haftaya düzelir". Önümüzdeki hafta geliyor: "Yine yenildik biz.. Ama umutluyuz düzelir.."... Sonraki hafta: "Beraberlik de kötü değil." Eee? Ne zaman kazanacaklar?
  • Arada Fiorentina Mutu'dan kurtuldu, tek derdimden kurtuldum. Bir de Comotto belasından Behrami transferiyle kurtulduk. İyi oldu bu ikisi. Galatasaray da yine çifte beladan kurtuldu. Aynı haftada Serdar Özkan ve Ali Turan'dan kurtulmak nasıl bir mutluluktur be...
  • Fiorentina'nın gömü bulduğundan kıllanıyoruz bu arada. Aynı hafta içinde önce Neto'yu kaleye alıp sonra Behrami'yi getirmek hem de 5 Milyon €'ya... Vay be...
  • Bloga 683687648762486 tane yazar aldık gel gör ki yazı yazan yok. McDennis ve Alexander Goygoyeviç çalışan adamlar, onlara sesimizi çıkaramıyoruz, fırsat bulunca yazıyorlar. Os zaten asker. Asker olmasa Twitter'dan ve GS Sözlük'ten bilinen Mustycbu da buralarda olabilirdi. Mayıs ayında olabilir. Sonracığıma Anıl(rodion) da internet bulamıyor, boş vakti çok ama üniversite için şehir değiştirdi henüz laptop alabilmiş değil.
  • ANCAK MİTHRA VE DEMİYCEM KİŞİLERİNİN NE PROBLEMLERİ VAR ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM. HAYIR YANİ BİLELİM YAZILMAYACAKSA, BOŞUNA MAYIŞ(maaş değil mayış) ÖDEMEYELİM.
  • Mayış dediğim de öyle çok sanılmasın ha. Demir'e küfürle ödüyorum maaşını, Batu'ya(Mithra) da işte halı sahada karşı takımda bana çalım atmasını sağlıyorum, yeter. Maddi anlamda ne mayış vereyim ben bunlara.
  • Haksızsam haksızsın desin birisi.
  • - Haksızsın Fırat. (söyleyen: birisi)
  • Bu arada Eti Gofredo'yu yaz aylarında denemek için piyasaya sürüp üretimi çoğaltıp her yerde bulunur hale getiren Eti'ye minnettarım. (Bakın reklamınızı yapmış gibi oldum, bir kutu Gofredo yollasanız ne siz batarsınız ne de ben zengin olurum, hadi be hacı, 1 kasa/kutu.. He? Lütfen la. Bir daha yazarım bak sonraki postlarımda)
  • Gofredo'yu o kadar çok beğeniyorum ki böyle sinsi sinsi promosyon dilenmekten çekinmiyorum.
  • ETİ SİZE AÇIK MEKTUP YAZIYORUM: GOFREDO'YU HAK ETTİM, YOLLAMAZSANIZ HER GÜN KÖTÜLERİM.
  • Açım ayrıca şu an, ondan oluyor bu.
  • Neyse annem yemek kokularını saldı içeriye, burayı sonlandırıp yemeğime sarılayım. "Sarılay" diye isim olsa olurmuş ayrıca neden bilmiyorum aklıma geldi...
  • Susturun beni.
  • Sustum. Tum deyince de Herve Tum vardı aklıma geldi..
  • tamam gittim.

17.01.2011

Gerçek Galatasaraylı

Galatasaray, Türkiye'nin en köklü spor kulübüdür. Türkiye'yi futbolla tanıştıran kulüptür. En önemli özelliği de bir çekirdeği olmasıdır. Bütün hikayenin girişi, gelişmesi, sonucu Galatasaray Lisesi'nden geçer.

Çeşitli "gerçek Galatasaraylı" olma şekilleri vardır. Kimi varını yokunu Galatasaray için harcar, kimi duygusal takılıp delicesine sever, kimi her maçını seyretmeye çalışıp sonuna kadar desteğini gösterir, kimi de çekirdekten Galatasaraylıdır. Sonuç olarak hepsi "gerçek Galatasaraylı"dır.

Benimkisi çekirdeğe yakın bir Galatasaraylılık türü. Babam ve amcam Galatasaray lisesinde okudu. Amcamın biraz daha kısa sürdü. O zamanlar ortaokul ve lise döneminin eğitimi veriliyormuş Galatasaray Lisesinde. Sanırsam o lise eğitimini başka bir okulda tamamlamış. Babam ise Lise tarihinin en uzun okuyan kişilerinden. 8 yıllık liseyi 14 yılda bitirmiş. Bu bağlamda yüzlerce çekirdekten yetişme Galatasaraylı tanımış. Şimdinin yöneticileri yaştan dolayı "baba" diyerek hitap ettikleri yıllarda okumuş.

Böylesine bir aileden benim başka bir takım tutma gibi şansım olamazdı zaten. Seviyorum kulübü, tarihini seviyorum, onurunu seviyorum, başarılarını seviyorum, amatörlüğünü seviyorum. Bir an düşünüp de "ya aslında x takımını mı tutsaydım?" dediğim hiç olmadı. Çekirdeğe yakın bir sevgi de budur işte. Babadan kalan miras. Ben okuyamadım lisede. Günümüz şartlarında giderek zorlaşan bir seçenekti. Başaramadım. Umarım bir oğlum olursa orada okuma şansı elde eder.

Eğer dünkü maçta olsaydım, Erdoğan Bayraktar denilen şahsın konuşmasını, gelen her katılımcının, her devlet adamının lafı bir yerden bağlayıp başbakana teşekkür konuşması haline getirmesini, yöneticilerin yağcılıkta sınır tanımamasını, Recep Tayyip Erdoğan'ın sanki sırtında taş taşımış da o stadı yapmış havasındaki o böbürlenmesini ıslıklamayacak mıydım? Her türlü ıslıklardım. Bunun siyasetle alakası yoktur. Burada Galatasaraylılığın ayaklar altına alınmasına bir isyan vardı. Gerçek emekçilerin hiçe sayıldığı, iktidar ve rant uğruna çeşitli oyunların oynandığı bir ortama başkaldırı vardı. Gerçek taraftar o sinsi sırıtışlı, yılan dilli konuşmacılara ders vermesi gerekiyordu. Bu da yapıldı.

Teşekkürler sevgili Galatasaray taraftarı. O gün aranızda değildim. Ama asla yalnız değilsiniz. Dışarıda da sizin gibi gerçek Galatasaraylı bir hayli fazla. Lütfen bir kısım çevreler gibi stadınıza "Adam gibi Adam Recep Tayyip Erdoğan" gibi yağ kokan pankartlar yerine, "Gerçek Galatasaraylı Özhan Canaydın" yazın, "sizleri hiç unutmayacağız Gökhan Yavuz ve Raşit Erk" yazın. Lütfen para, hırs, rant değil gerçek Galatasaraylı mantığınız ağır bassın.

Yapılan bu yatırıma da soğutmayın kendinizi. Evet, stadın inşaatını devlet kuruluşu olan Toki yaptı. Mazisini bilmeyen cahiller, devletin Galatasaray'a stat yaptığını zannediyor. Yok böyle bir şey. Stadı %100 Galatasaray kulübü yaptırmıştır.

Bu stadın yapımınının temelinde kurucumuz Ali Sami Yen başlayarak tüm geçmiş Galatasaray başkanlarının emeği vardır. Onların yatırımıdır, Mecidiyeköy'deki arazi. Fikir babası Mustafa Sarıgül'dür. İlk defa Star'da yayınlanan Telegol'de projeyi duyurmuştu. Rahmetli başkan Özhan Canaydın'ındır aslan payı. Projeyi sahiplenmiş, koşturmuştur, uğraşmıştır. Devletin bürokrasisine inat savaşmıştır. Bu stat devletin hibesi ile yapılmadı. değeri 1 milyon Tl civarında bahsedilirken, 416 milyon tl'ye satılan bir arazi verildi. Karşılığında 130 milyon tl'ye yapıldı stat. Bunun dışında devlet zaten yapması gereken alt yapı çalışmalarını tamamladı. Yapması gereken diyorum, çünkü orada binlerce kişi ekmeğini çıkartacak. Bir sürü rantçı akbaba gözünü Aslantepe'nin bulunduğu arazinin çevresine dikmiş durumda. Yakında yanında çeşitli binalar, alışveriş merkezleri de yükselir elbette. Bu bağlamda Galatasaray kulübü, orada binlerce kişinin ekmek parasını kazanmasına direk olarak yardımda bulunacaktır.

Böylesine bir ortamda "Seyrantepe Stadı'nın A-Z'ye yapımında Galatasaray Kulübü'nün 1 Allah kuruşu yatırımı yoktur" diye bir laf olamaz. Tamamiyle gerçek dışıdır. Tabii ki benim buradan bu iddiayı reddetmem ses getirmeyecek. Asıl bu iddiaya cevap vermesi gereken yönetimdi. Fakat onlar da iyice düşünmüşler, taşınmışlar. "En iyisi mi bu ıslıklayanları kovalım" mantığını uygun görmüşler. Böylesine bir duruş olmaz olsun. Ne onurumuz, ne gururumuz kaldı. Basiretsiz açıklamalar gelmeye devam ediyor yönetimden. Gerçek Galatasaraylılığın tanımını çok farklı anlamışlar.

Herkes o koltuklarında geçici. Halen demokratik bir ülkede yaşıyoruz, demokratik bir kulübümüz var. Herkes gider, biz kalır desteğimizi sonuna kadar veriririz.

İyi ki Galatasaraylıyım!

9.01.2011

Ali Sami Yen'in Son Maçına Son Biletler!

Sezon başından beri Ali Sami Yen'deki maçlara verdiğimiz biletleri Beypazarı Şekerspor maçı ile noktalıyoruz. GSBilyoner desteği ile bugüne dek tüm maçlara bilet verdik bu sezon. Tek istisna Beşiktaş maçı oldu ki o maçta da bizden kaynaklı değildi olay, kulüpten bu yönde bilgi gelmişti.

Lafı uzatmayalım, Ali Sami Yen artık olmayacak. Bir daha maç oynayamayacağız orada. Ligdeki son maçta içimiz buruktu ama bu maçtan 2-3 gün önce bile maçı düşündükçe gözler dolmaya başladı...

11 Ocak 2011 Salı günü 21.30'da Ali Sami Yen'ın ışıkları Galatasaray için son kez yanacak Beypazarı Şekerspor maçı ile birlikte. O tarihi günde, bir tarihin noktalanacağı tarihi günde orada olmak için son fırsatlardan biri bu. Zira Biletix'e göre bu maçın tüm biletleri tükenmiş durumda... İşte Ali Sami Yen'de son kez yer almak için son şansı ayağınıza getiren soru:

Ali Sami Yen Stadı'nda bir lig maçında atılan en erken Galatasaray golünü hangi oyuncu, hangi maçta(skoru ile birlikte), kaçıncı dakikada/saniyede atmıştır? (soru zor geldi muhtemelen, cok derinlere inmeyin, yakın tarihte kalın, son 10 yılda.. bir izmir takımına karsı, bir turk oyuncu tarafından atıldı)

Doğru cevap veren 1. ve 10. kişiler bilet kazanacaklar ve 11 Ocak 2011 Salı günü Galatasaray-Beypazarı Şekerspor maçında tribündeki yerlerini alacaklar.

Cevaplarınıza GSBilyoner üye numaralarınızı eklemeyi unutmayınız. GSBilyoner üye numarası olmayan cevaplar geçersiz sayılacaklar, onaylanmayacaklar.

GSBilyoner üye numarası olmayanlar da buradan üye olabilir: http://www.gsbilyoner.com/

8.01.2011

KSK Arena


Bugun ogle vaktine kadar isyerinde kaldigimdan, aksam icin hicbir plan yapmamistim. Biraz ev temizligi ve sonrasinda dizi-film vs. icinde kaybolmakti amacim. Ofisten arkadasim telefonla haber edince, tamam dedim ve bir anda kendimizi Karsiyaka'da bulduk.
Daha once KSK futbol takiminin gecen sezon Kocaeli'yi 2-0 yendigi macinda gitmistim, yine sans eseri o macta giydigim ustumu giyerek gittim. Totemin hastasiyim, evet... Normalde Bornova Bld. basket maclari 5 TL olurken, KSK'nin 10 TL bilet ucretleri. Ama KSK Arena'ya girer girmez o basketbol ruhunu hissediyor insan. Onceden televizyonda izledigimiz maclara oranla (ornegin FB Ulker) kalabalik daha az oldugundan istedigimiz yere oturabildik. Zaten oturur oturmaz mac basladi.
Maca gitmeden aklimda tek KSK oyuncusu vardi, o da ufak tefek boyuna ragmen korkusuzca oynayan Holston. Zaten, macin sonunda da 26 sayi ile en skorer isim de oldu.
Mac KSK'nin ustunlugu ile basladi, ilk periyot sonlandigi anda Arena'ya giren Carsi grubu da bir anda taraftari atesledi ve `KAF-SIN-KAF`lar gelmeye basladi. Acikcasi Carsi pek de ugurlu gelmedi, zira ucuncu periyotta Erdemir geri geldi ve hatta ara ara one de gecti.
4. periyotta KSK maca agirligini koydu, ozellikle Holston'in inanilmaz uclukleri ve Kaptan Smith'in toplam 21 sayisi ile son periyotta one gecti ve savunmasini da artirarak maci kazanmayi basardi.
Macin bitiminde kenarda koltuk degnekleri ile oturan Furkan'i da sahaya cagiran taraftarlar ona buyuk sevgi gosterisinde bulundular, gercekten gorulmeye deger, guzel bir sahne idi.
Ayrica bu macta ilk kez `Fotofilm` yazili yelegi ile durmadan tribunleri kameraya alan bir polis maca gordum. Hangi taraftar ayaga kalkip birseyler bagirsa hemen kamera ona dogru donuyordu. Komik aslinda...
Mac sonu cektigim fotografimi koyarim hafta ici. Ama tekrardan bu sahada mac izleyecegim kesin artik...

McDennis

7.01.2011

Beyniniz Yerinde Mi?

Bir yönetim düşünün ki vizyonu en kritik anda takımda formu iyi veya kötü de olsa ismi olan piyasası olan yıldızı sezon arasını beklemeden elden çıkarıyor. Yine aynı yönetim sezon başı zar zor alınan yabancı yıldızı pat diye kadro dışı bırakıyor. Bu yönetimin başındaki başkan isterse sonuncu olsun 8 ay sonra kesinlikle sözleşme uzatacağım dediği teknik kadroyu bu demecin üzerinden 1 ay geçmeden kovuyor.

Üstüne bu da yetmez gibi menajerlik şirketi ortağı olan, sahte menajerlik faaliyeti yapan ve resmi olarak 4 maçla cezalandırılan adamı el üstünde tutup cezanın bittiği ilk maç kadroya alıyorlar. Kulüpten uzaklaştırıp kapıyı göstermek yok, o şanlı ve kimseye nasip olmadığı söylenen parçalıyı tüm bunlara rağmen giyebiliyor. Yönetim buna gıkını çıkarmıyor.

Aynı yönetim şunu da yapıyor: Disiplinsiz diye 2 büyük yıldızla yolları ayırırken(Keita-Misimovic) yerine disiplinsizliğin kitabını yazan Kazım'ı alıyor..

Sonra bu yönetim utanmadan çıkıp özel formayı 175 TL'den satışa sunuyor görüldüğü üzere. Siz bu formaya bu parayı vermemizi hak edecek ne yaptınız ulan bugüne dek? 3 yıldır görevdeyken bunu almamızı sağlayacak ne yaptınız? Bir forma için durduk yere 175 TL vermemizi nasıl bir beyinle hayal ediyorsunuz, bekliyorsunuz, düşünüyorsunuz?

İnsanda biraz utanma olur, biraz kafa çalıştırır insan yahu. 175 TL değil 5 TL katkı yapmak insanların içinden gelmezken ne hakla bu formayı bu fiyata satabiliyorsunuz?


NOT: Bunun göğsünde TT Arena logosu olmayan versiyonunun 92 TL'den normal fiyatta satışta olacağını söyleyelim ama şu var ki oraya eklenen logonun değeri 83 TL'lik fiyat farkını yaratmamalı.

4.01.2011

Bir İngiliz Asilzadesi Colin Kazım Richards

Bir Adnans transferi ile daha yine hüsrana uğradık. Şimdi normal bir insan olsa 24 yaşında, eğitimini İngiliz kulüplerinde yapmış bir oyuncu için şu an yönetimi ayakta alkışlıyor olurduk. Ama işin aslı öyle değil, aldığımız oyuncu Colin Kazım. Yani fuhuş yapan, küfürbaz, mücadeleden yoksun, maç haricinde sürekli ipodunu açıp rapini dinleyen, etrafına umursamaz bakışlar atan adam.

Yönetim, takımdan Keita'yı disiplinsiz davranışlarından dolayı gönderdi. Hagi, Misimovic'i sakız çiğnediği için kadro dışı bıraktı. Çünkü onlar bir asilzade. Asla disiplinsizliğe yer yok. Almanlar da kimmiş bizim Adnan'ımız var, Hagi'miz var.

Peki takımda şu anda oynayanlar kimler?

Servet Çetin: Yedirdiği gollerle, yaptığı açıklamalarla Rijkaard'ın gidişine destek oldu.
Serdar Özkan: Kendisine ait bir menajerlik şirketi olan atılımcı sporcumuz.
Hakan Balta: Oyunun ortasında çıkmak istediğini belirten, atarlı ama ruhsuzun en önde koşanı ve sigara seven futbolcumuz.
Arda Turan: Son 1 yıldır maç yapmaktan daha çok kurdele kesen, 1 numaralı yıldız, bayrak adam, aylık 80 bin TL'ye geçinemeyen son model Mercedes'i olup, sokaklarda kalmak zorunda kalan fakir oyuncumuz.

ve Colin Kazım!
Bu isimlerden başka da sorunlu futbolcularımız var. Fakat onlar da yeteneksizlikleriyle göz dolduruyor. Burada altını çizmek istediğim nokta saha dışında rahat durmayan adam sayımız zaten fazla, bir de bunlara Colin Kazım'ı eklemek nasıl bir akıl ürünüdür?

Mesela Mario Balotelli şu an faal olarak futbol hayatına devam eden en kırık oyunculardan. Belki de birincisidir. Fakat yeri geliyor bu adam hat-trick yapıyor, yeri geliyor takımı ipten alıyor. Keita'nın zaten yaptığı işler ortadaydı. Yeri gelir kendini yerden yere yuvarlar, yeri de gelir golünü atar, çalımını basar, defans oyuncularını sırtında gezdirirdi. Peki Colin Kazım'ın şu ana kadar performansı ne noktadadır? Saha içinde mücadele etmeyen, ruhsuz ruhsuz sahada dolaşan ve şu ana kadar oynadığı resmi maçlarda 174 maçta 20 gol atan bir adam. Asistlerinin sayısını bilmiyorum, ama orta açmak yerine hiçbir şey yapmayan bir adam olduğu için 20 asisti bile yoktur. Az önce saha dışındaki hareketleri için eleştirdiğim Arda ise benzer mevkide oynamasına rağmen neredeyse her sene en az 10 golü, 15 asisti var. Bu açıdan da sınıfta kalan bir futbolcu.

Peki bu transferin mantığı nedir? Aklıma gelen en mantıklı cevap bu adamın taraftara ıslıklattırılması için alındığıdır. Disiplin yok, sürekli arıza var. Futbol yok, yine arıza var. Zaten takımdaki adamlarda bunlardan var. Taraftar suçlu olarak bazen yönetimi, bazen futbolcuları suçluyor. Yönetimin mantığı biz transferlerimizi yapıyoruz "Ama işte görüyorsunuz ya futbolcular ne kadar kötü oynuyor", "Hagi takımı ne kadar yönetiyor?" diye göstermek. Taraftar umarım Colin Kazım'ı bu yönetim başımızda olduğu sürece ıslıklamaz. Bu bir tuzaktır.

Galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır da bu biraz bile bile ladeslik olduğu için bu yönetimden dolayı umut diye bir şey kalmadı. Öncelikli beklentim bir an evvel bu anlayışın defolup gitmesi. İkincisi de ne olur bu adamlar transfer yapmasın. Çünkü Colin Kazım'ı almak gibi süper hedefi olan bu yönetim gider gerçekten Necati'yi, Fatih Tekke'yi, Hürriyet'i ve Van Bommel'i alır. Çünkü her şeyi geçtim artık bunların gururu bile kalmamış. Her an her türlü bombayı patlatabilirler.

Not: Bu arada şu en üstteki resim Galatasaray resmi sitesinin açılış görüntüsü. Hani bir zamanlar Keita'yı, Elano'yu, Jo'yu, Gio'yu, Cana'nın, Misimovic'in, Insua'nın resimlerini 1 gün süreyle aralıksız gösteren açılış sayfası. Neden şöyle Colin Kazım'ın I-Poduyla, karizmatik bakışlarıyla çekilen bir fotoğrafını koymadılar ki?

19.12.2010

Hoşgeldin #66!

66 numarayı en son şimdilerin 10 numarası giyiyordu, çok seviyorduk onu o zaman. Ancak ne vakit 66'yı bıraktı, o zaman bendeki ve çoğu kişideki sevgi nefrete evrildi. 10 numaranın ağırlığını kaldıramadı denebilir, zaten şımarıktı iyice şımardı denebilir, isteyen istediğini desin, sevmiyorum ben şimdiki 10'u.

Hep o 66'yı özledik, keşke tekrar öyle oynasa, altyapıdan bir anda çıkan küçük adam olarak kalsa dedik ama köprünün altından akan suyun haddi hesabı yoktu artık.

Bugün maçı izleyemedim, yani izledim de 57'den sonrasına yetişebildim işim ancak bitebildiği için. Maçla ilgili teknik, taktik, analiz yok o yüzden. Batu, Deniz veya Demir yazar onu isterlerse. Benim derdim Anıl Dilaver.

57'den 94'e kadar, 37 dakika izledim Anıl'ı. Baros yokken izlediğim en iyi forvet performansını izledim son 2 yılda. Buna Nonda'nın hat-trickleri ve geçen kış Kewell'ın mükemmel formu da dahil. İhanet ettim belki Kewell'a ama yalan yok, o dönem performansına tapmıştım ama bugün Anıl onu da unutturdu. 2 yıldır bekliyoruz oynasın diye ve yeni oynayabildi ve her şeyden önemlisi altyapıdan yetişme bir genç. Gol ve goller ile başlayacağını biliyorduk, öyle de oldu. Hatta benim gördüğüm bölümde 1, görmediğim bölümde de 1 olmak üzere toplam 2 tane gollük pas varmış.

Aydın'a at dediği pozisyon çok anlamlıydı. Konya'da kariyer yapmaya başlamıştı Aydın, ilk maçında son dakika golüyle 3 puanı kazandırdı. Kariyerinde ilk kez profesyonel kademede gol atıp aferini aldığı statta bu kez golü kaçırıp sayısız küfürün odağı oldu, fazlasıyla ironik, anlamlı, ilginç.

Konya'da Aydın'ın doğuşunu izlemiştik, Uğur'un ise bitişini... Umarım Anıl ikisinin yolundan değil bambaşka bir yoldan gidip Uğur'un sakatlığını da Konya'da doğup yok olan Aydın'ın da Konya ile ilgili kötü anılarını unutturur insana. Yürü be #66!

Ayrıca, çok yazmaya gerek yok, adamsın ulan #19, adamsın ulan Lorik!

18.12.2010

NTVSpor...

NTVSpor.net'in son bombası huzurlarınızda... Hayır sonra konuşunca da konuştu oluyoruz...

Laptop Sorunu...

Bloga bu ara pek dokunamıyor olmamın sebebi laptopumda sorun olması. Asus X59SL modelini kullanıyorum ve hem sağ hem sol menteşeleri kırıldı. Komple menteşesinin değişmesi lazım ama bir sonuç yok 1 haftadır uğraşıyor olmama rağmen. Nasıl ve ne şekilde bir yardım alırım da bu modelin menteşesini bulurum bilmiyorum..

Yazının devamına ekşiduyuru(ekşi sözlük duyuru/ilan servisi)'ya yazdığım yardım yazısını ekleyeyim bitireyim:

asus x59sl 226dv model laptopun sag-sol menteseler gitti biri kasadan yani dıstan, digeri de icten kırıldı.

yani komple mentese degisecek ancak izmir'de cankaya'da sordugum tum teknik servisler bulunca ararız gelirsiniz hemen takarız demelerine ragmen 4-5 gundur ses yok ki bu haftasonuna kesin yetisecegini soylemisti hepsi.

laptopu surekli kullanan ve ara sıra tasıması gereken biriyim ama ekran bir yere dayalı halde kalmadıgı surece durmuyor, o yuzden tasıyamıyorum bir yerlere..

lafı uzatmayayım, bana cıkma bir asus x59sl lazım mentesesi saglam olan veya yeni sıfır mentese lazım bu modele uygun.

asus'un f3 ve a3 kasa modeline uygun menteseler buna olmuyor, o yuzden bulmak cok guclesti..

nasıl ve ne sekilde bir yardım olur bilmiyorum ama su sorunu cozmek zorundayım artık, laptopu 1 haftadır duvara dayalı halde kullanmak hic hos bir durum degil..

~

Olay bu.. Buraya da yazdım girdim ki belki bir şekilde yardım eden çıkar. Asus'a yollamak istemiyorum çünkü en az 15 gün beklemem gerektiğini söylediler. En az 2 hafta, muhtemelen de 3-4 hafta arası laptopsuz kalmayı göze alamam, parçayı bulup İzmir'de yaptırmam veya İstanbul-Ankara'da parçayı bulan birine laptopu yollayıp ertesi gün parçayı taktırıp geri yollatmam lazım.

Yardım ederim diyen olur umarım..

16.12.2010

Carlos Tevez Situation


Carlos Tevez has been hitting up the UK Charts lately with his debut single titled "Lemme Out!". Even though the composer is no one but himself, how come even people like us (who used to call ourselves as "footy romantics") still can't believe how Tevez puts his emotions beyond pounds? He is a captain of an EPL team, which proved themselves this year as "one of the big fours" and also the highest paid player in squad getting the maximum wage he can out of his contract.

As a Celtic supporter, Liverpool fan and a guy having a sympathy on Newcastle United, I have no strings attached to Man City or whatsoever except "the man" Noel Gallagher, still CAN understand the feelings of Tevez in his "so called" last days at the city of Manchester.

Dedicaton is the famous word amongst the fans of each club these days. Before the time, there were some players who'd have thought to "give his life" for the crest and the uniform, such as Paul McStay in Hoops, King Kenny in Liverpool and Shearer in Newcastle. Examples can be spreaded more as each club used to have their own cult hero, however I would like to give my own players from my very best teams. These players have started to extinct these days, and the examples such as Del Piero, Totti, Gattuso in Italy and Gerrard, Carragher, Giggs, Scholes and Terry in England have become each one's proudest hero, many time leading the team spirit beyond the trophies.

Before going in the reasons and possible scenarios of himself as Tevez, just for a second think about as a City fan, and tell me who have been recently your greatest cult hero, during the days while each other team has it's own. After a long long time, City have found a guy who truly dedicates himself on and off the pitch for Man City and even kisses the crest after scoring a beatiful volley from 20 yards out. Now this guy is about to quit and the bosses of city (I believe) has nightmares about filling his space after his gone... Is it truly about Mancini and his tactical plays? I don't think so, considering the amount of goals he has put in the net during his services under the Mancini management.

This time, to understand the situation, we should put ourselves in Carlos' shoes and act that way. You are a young and very talented Argentinian, probably from a poor family around the suburs of an Argentinian city, trying to breakout his name in Brazil after having a successful spell in one of the biggest clubs in Buenos Aires.the location of the country, plus the cultural style of living have adopted you to become what you are right now. Then the fame calls you for English football, first harder than you'd have thought, but manage to put his name with lately a low level club of North London. After a good spell at West Ham, you got to work with one of the thoughest managers, Sir Alex, still putting your name up front with the likes of Berbatov and Wayne Rooney.

Then comes the big deal, as the main rivals Man City has been bought by some rich guys who would like to turn the city as the Manchester's main team. During the transfer window, the names like Torres, E'too, Ibrahimovic have been rumoured. Then they get to buy Tevez, by welcoming him with the banners saying "Welcome to Manchester". Everything was perfect for Tevez, like riding a unicorn under a rainbow through the land made up of chocolate.

However, if you think some examples of South American players, you can see that they tend to just play football to enjoy themselves and the ones in the stadium. Players like Ronaldo, Adriano and Robinho have returned back to Brazil after some remarkable years in Europe. Some might say that South-Americans have different type of weather down there and have problem with adapting the English weather somehow. I think this idea is not applicable of weather, as he might have left earlier if it was this reason, also he should have performed a lot non-satisfying games with much less dedication as he has shown the opposite so far.


What about the competition? Well, this year as Bellamy has left for childhood heroes Cardiff, Santa Cruz is not even an option, only Adebayor seems as the one that can take him on. What about Jo? Come on, this guy couldn't even done well at either Everton or Turkish Giants Galatasaray when he was on loan. So, Tevez knows that he is the best (and probably only) option as a striker and he knows that he will play in first XI as long he is fit. What about the football being played in EPL? Well, he is fast (check), energetic (check), strong (check) and has an ability to score from everywhere (check). Mentioning that he is strong, he has proven himself by making the club doctors even forgetting his name. Therefore the football style is not an option for his transfer request as well.
Then comes the drama. Tevez has admitted that the main reason for leaving, which he “doesn’t get on well with someone in the club office”. Every eye has turned on to Mancini after his words, however it’s been soon revealed that “someone” is in the club Management. It’s been also told that this guy is Man City’s chief executive, Garry Cook. Cook has been in trouble with Player’s Advisor Kia Joorabchian, exchanging words in every possible ground. Kia last said that “Cook thinks he is bigger than Tevez”, but behind these words of him, we understood that Cook never gets into any kind of conversation with Tevez or any player with usual daily-life related problems. Tevez is lack of English, living in a city that quite 50% hates you and got no one to share his problems to get relieved. Then as he comes up and declares he will be “either leaving or retiring”, with leaving no door open for City and everybody is suddenly on him, persisting him to stay. “It will be another topic to explain who Kia Joorabchian is, however you can just google him and understand what he is up to with either Tevez or Garry Cook.”

However, the situation also has similarities with the Rooney deal which had happened on the other side of the town, with everyone (even the die heart Rooney fan) expected him to leave the club. What happened then? He stayed, he got his wage up. Meantime on that side Sir Alex is more convincing than Mancini, but as we have previously said, money speakes.

There is no other club that can offer Tevez more than he got paid in City, and also there is a minor chance that he can increase his wage in City with a new contract, so he has requested the transfer may be for a new contract with City, making him earn more than £280,000 he is getting now. I really don’t want to believe this scenario however last indication of Wayne Rooney proved this way.
If a player like Tevez has said that the situation is “broken and beyond repair”, that could mean that even money is not an option to fix whatever is broken. We could see him getting back to either Argentina or Brazil, or may be he will try his chance in Spain whatsoever.

And, I think these will be the last games of Tevez (if he plays) under the sky-blues, so enjoy it while you can… However, Oasis legend Noel Gallagher still believes that he will stay… He should dedicate him the song “Don’t Look Back in Anger” after he’s gone…


Deniz "McDennis" Kalibcioglu / 15.12.2010

15.12.2010

İzmir Ayazı - Kings of Leon


Sabah 7.35 kalkış saati her gün. Hava açık, kuru bir soğuk var. İnsan suretinin yuvarlaklığından dışarıya doğru uzayan bilimum organların (kulak, burun) hissedilmemesi olağan. Atkı dediğin boğazını sarıyor. Bere dediğin kafayı... Hadi diyelim kulaklara da bir çare buldun ama burun.. Çaresiz nefes alıp vermeler...
Her sabah aklıma "Üşüyoruz Reyiz!" aforizması gelirken, bu şarkı içimi ısıtıyor...
Kings of Leon, adını çoğumuzun sadece Jack Daniels şişesi üzerinde gördüğümüz, Tennessee'de kurulan bir grup, Southern Rock tarzını benimsemişler..İç ısıtıcı...
Fazla uzatmak istemiyorum, şarkının ismi Cold Desert ve en can alıcı sözleri ise; "Jesus don't love me, no one else ever carried my load"...
O bunu derken ben İzmir ayazında metroya doğru yol alıyordum..

http://www.youtube.com/watch?v=bWkYu-hYTZs

13.12.2010

Galatasaray:0 - Gençlerbirliği:2 / Kötü Son


Sonu kötü biten bir film gibi her şey. 2010 yılı adeta kabus gibi noktalandı Galatasaray adına. Bunun sebebi ise yine eksiklikler. Takım o kadar yetersiz ki, bir adam çıkıp sazı eline almaktan çekiniyor. Herkes mental olarak çökmüş durumda. FM'deki moral durumu gibi herkes very low bir şekilde dolaşıyor. Bu durumda da ne düzgün bir top oynayabiliyorlar ne sonuca gidebiliyorlar. Futbolcuların yaptıkları tek şey sahada yaptıkları içi boş mücadele.

Yine saçma sapan bir gol yiyerek başladık maça. Hurşut'un golünü küçümsemek istemiyorum, ama Ufuk'un yediği golü çok az kaleci yiyebilir. Kapattığı köşeden bu kadar aciz bir şekilde gol yenmez. Orhan Şam'ın golünde yine suçu vardı. Sadece ayakta durmayı becerebilse o golü yemezdi. Ufuk çok kötü bir kaleci değil. Ama o refleksiyle, pozisyon tutuşuyla Galatasaray'da ilk 11'de oynamayı hak etmediğini gösterdi. Bu maçla birlikte benim gözümden düşmüş değil. Asıl bunu Nobre'nin attığı biri faul yaptığı gerekçesiyle sayılmayan 2 kafa vuruşunda anlaşılıyordu zaten. O kafa toplarını tutamayan bir kalecinin, kapattığı köşeden goller yiyen bir kaleci yetersizdir. Yerine Aykut oynasın demiyorum. Sadece Galatasaray'a yakışan bir kaleci gelmeli artık. De Sanctis'i çok eleştirdik, ama takımda öyle kaleciler yer aldı ki mumla arıyoruz kendisini.

Kaleci bahsini kapatırsak, tüm sezonda olduğu gibi takım reaksiyon gösteremedi. Sadece boş koşuyorlar, boş boş yüklenmeye çalışıyorlar. Hayret ediyorum bu sezon hala fark yemedik. Bu da diğer takımların yetersizliğindendir. Hele de bu kadar erken öne geçen bir takım rahatlıkla fark atabilirdi. Çünkü gol yedikten sonra kimsede şuur kalmıyor. Kimse geri gelip top dağıtmaya çalışmıyor. Ayağa adam akıllı pas atmaya bile çalışmıyor. Düşündükleri tek şey oyunu kanata yayıp forvete topu doldurmak. Yani oldukça basit yapılabilecek ama golün gelmesi açısından oldukça riskli bir durum. Hele de Pino'ya kesilen toplara acıyorum. Niye yapılır bu? İki stoper arasındaki Pino'ya neden top kesmeye uğraşılır? Kanat oyuncularına sormak istediğim soru budur? Gerçi Batdal girdikten sonra ne oldu? Yine boş mücadele.


Şu takımın orta sahasında 90'ar dakika oynadı Ayhan ve Barış. Yemin ediyorum bir taraftar olarak akıl sağlığımı yitireceğim. Yahu neden hala şu adamlara sabır ediliyor? Bu adamlar koskoca maç boyunca kaç tane olumlu pas attı? Tabii olumlu pas olarak özellikle ileriye attıkları paslardan bahsetmek gerek. Hala şu adamları yeterli gören zihniyeti takımda görmek de istemiyorum.

Evet geldik Hakan Balta'ya. Gidiş biletini kestirdi zannedersem. Öyle kötü bir sezon yaşıyoruz ki futbolcularımızdan bazıları ruhsuz ruhsuz oynuyor, bazıları içi boş mücadele ediyor, bazıları sadece güzel küfür edebiliyor, bazıları sadece topuğuyla top kontrol edebiliyor, bazıları bilerek gol yediriyor takıma Hakan Balta ise o giydiği formayı reddediyor. Oyundan çıkmak istiyor. Liselilerin harçlıklarının katkısıyla yapılan, nice büyük zaferlerin kazanıldığı bu stadın son lig maçında adam, kanadını koridora çevirdiği yetmiyormuş gibi bir de o kutsal formayı giymek istemiyor. Bu ruhsuzluk değildir. Buna başka şeyler denir.

Evet işte böyle noktalandı Sami Yen'in son lig maçı. Diyecek fazla da bir şey yok aslında. Denilecek tek şey YAZIK!

9.12.2010

Ali Sami Yen'deki Son Lig Maçına 3 Hediye Bilet!

Efsane statta son maça geldik, artık bundan sonra bir tane bile lig maçı oynanmayacak onlarca şampiyonluğa sahne olan Ali Sami Yen Stadı'nda. Efsanenin son lig maçına tanıklık etmek için GSBilyoner desteği ile tam 3 tane bilet hediye ediyoruz. Resmi olarak sondan bir önceki maçta, lig maçı olarak ise son maçta orada olma fırsatını kaçırmak istemeyenler için sorumuz geliyor:

Ali Sami Yen'de bir Şampiyonlar Ligi maçında gol atan son Galatasaraylı oyuncunun ismini istiyoruz sizlerden. (Ön elemeler değil grup veya sonraki aşamalar dikkate alınmalıdır)

Doğru cevap veren 1, 5 ve 10. kişiler bilet kazanacaklar ve 11 Aralık 2010 Cumartesi günü Galatasaray-Gençlerbirliği maçında tribündeki yerlerini alacaklar.


Cevaplarınıza GSBilyoner üye numaralarınızı eklemeyi unutmayınız. GSBilyoner üye numarası olmayan cevaplar geçersiz sayılacaklar, onaylanmayacaklar.

GSBilyoner üye numarası olmayanlar da buradan üye olabilir: http://www.gsbilyoner.com/

5.12.2010

Kasımpaşa:0 - Galatasaray:3


Üst üste gelen kötü sonuçlardan sonra elbette kritik bir karşılaşmaydı. Aynı şekilde 14 haftada 8 puan alabilen Kasımpaşa da çıkış arıyordu. Ama anlaşılan o ki Kasımpaşa son sıradan kurtulmak için tıpkı Galatasaray gibi devre arasında neredeyse her mevkiiye bir transfer yapması gerekiyor.

Maç olağanüstü hızlı başladı. Sabri'nin direkten dönen topu falan epeyce heyecanlıydı ilk 2 dakika. İlk gole kadar Galatasaray, gole daha yakın olan taraftı ki Kewell yine hiçbir Türk futbolcusunun atamayacağı bir kafa golü attı. İkinci yarıya kadar Kasımpaşa biraz daha dengelemiş olsa da Pino ikileyince takım rahatladı.

İkinci yarı Ersen Martin'in olmayışı Kasımpaşa'nın atak yapıyor gibi görünmesine neden oldu. Gökhan Güleç tamamen Neill ve Gökhan arasında kayboldu. Bu arada Galatasaray Kasımpaşa'nın fazla açılmasıyla bol bol pozisyon buldu. İçlerinden bir tek Hakan Balta'nın vücuduyla vurabildiği pozisyon gol oldu. Çok benzer bir pozisyon 5 dakika önce Barış'a denk gelmişti. Ama tabii ki Barış'ın çeşitli mental eksikleri o golü atamamasına neden oldu. Sadece o pozisyonu izlemek bile biz Galatasaraylıların neden bu adamı sevmediğini gösteriyor.

Maçın kahramanı bence Sabri'dir. Adam ısrarla güzel oynuyor. "Ben çok iyi bir sağ bek oldum" diyor. Seneye kurulacak takımda ilk Sabri'nin ismi yazılmalı. Sabri'nin dışında Gökhan da resmen iyi oynadı. Takımımızın güzel yeniçerilerinden Servet yerine ne kadar yetersiz de olsa Gökhan'ı hiç olmazsa şu kalan 2 maçta oynatmak gerek. Adam en azından bilerek gol yedirtmiyor. Pino çok kaçırdı. Eğer kendisine her sinirlenildiğinde delirmek yerine söz dinlerse gol vuruşunu ilerletirse çok önemli bir yıldız olacak. Adamdan resmen potansiyel fışkırıyo. Umarım bunu kullanabilir.


Dün yine bence takımın en kötüsü Ayhan'dı. Ya arkadaş bir insan bu kadar mı dikine pas atma özürlüsü olur. Resmen geriye oynayacağım ben diye kendini şartlamış. O Barış'ın kaçırdığı pozisyonda sol kanada topu yönlendiren Ayhan'dı. Aslında o pozisyonda hangi futbolcu olsa kaleye şut çekerdi. Bomboş pozisyon şut çekmesi lazımdı da. Ama baktı onu yapamıyor. Zorla sol tarafa pas attı. O da pozisyon oldu neyse ki harcanmadı pozisyon. Bu adam Galatasaray'a yakışmıyor.

Kasımpaşa çok zayıf bir takım olmuş bu sene. Yine güzel futbol oynamaya çalışıyorlar. Toplu hücum toplu defans yapmaya çalışıyorlar. Fakat iyi futbolu kötü futbolcularla oynamaya çalışınca yeterli olmuyor. İyi takviyeler yapılırsa bu takım düşmez. Belki seyircisi falan az, ama düşmemeli de. Türk futbolunun ilerlemesi için kasaplık yapan takımlar yerine futbol oynamaya çalışan takımların bulunması gerekiyor.

Kasımpaşa maçı bir gösterge olur mu? Bilmiyorum. Haftaya Gençlerbirliği maçı ile takım tekrar bir testten geçecek. Aslında Hagi geldikten sonra zaten takım kıpırdanmaya başlamıştı. En azından oyuncular hayalet gibi ortalıklarda gezmiyor. Fakat Hagi'nin şanssızlığı çok zor bir fikstüre denk gelmiş olmasıydı. Açıkçası haftaya da bir galibiyet bekliyorum. Devre arasında yapılacak transferlerle takımdaki ruhsuz futbolcu sayısı azaldıkça ve kalite yükseldikçe en azından Avrupa Ligine kalınabilir. Bu arada ne çok ağzından salya akıtıp "düşeceksiniz keh keh keh" gibi gevrek gevrek gülen insanlar varmış. Türkiye'nin en başarılı kulübünü başarısız halde görenler resmen orgazm oldular. Kanat Atkaya'nın da belirttiği gibi şimdi Galatasaraylı olmanın tam zamanı.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO