1.05.2009

Hacettepe 2-0 Galatasaray

"Ben 13 sene Galatasaray formasını giydim, terlettim. İnsanın içinde bir burukluk, bir üzüntü oluyor. Ergün Penbe'nin Ergün Penbe olmasını sağlayan bir camia Galatasaray. Bu yüzden maç içerisinde geri planda olmayı tercih ettim."
Ergün Penbe, Hacettepe-GS Maçı Sonrası

Böyle konuştu Kemik, Özgür Buzbaş'ın NTVSpor canlı yayınında "Neden kulübeden çıkmadınız ve taktikleri genelde kaleci antrenörünüz verdi?" sorusu üzerine. Atılan gollerde de gözlerinin içinden okunuyordu neler yaşadığı. Helal olsun Ergün Penbe.. Ne denebilir ki daha fazla..

Maçla ilgili yazmak, konuşmak gelmiyor insanın içinden, her hafta Bülent Korkmaz'ı eleştirmek bana da dokunuyor, keşke son 4 maçı beklemeden istifa edebilse. Maçı izliyorum, Kewell ve Mehmet Topal sanki ligin başı gibi bir ciddiyet içerisinde, bir de Semih Kaya eşlik ediyor bu isimlere. Hakan ve Baros da ucundan kıyısından katkı yapmaya çalışıyor bu isimlere. Kalan oyuncular ise çoktan uçup gitmişler, Sanctis 4 hafta sonra valizi toplayıp ilk uçağa binip gideceğinin farkında. Barış ve Volkan Almanya'ya gidip aileleri görme derdindeler. Lincoln ise ligi bitirip Akdeniz'de veya Karayipler'de nişanlısı ile bronzlaşma derdinde. Koskoca Galatasaray kadrosuna topu topu 5 oyuncu işine bağlı kalabiliyorsa bugün bu mağlubiyeti sadece Bülent Korkmaz'a yıkmak büyük hata olur. Tamam gitsin, sonunu beklemeden istifa etsin de, tek sorumlu olduğu için değil. Kaos ortamındaki takıma gelip efsanevi bir Bordeaux maçı oynatıp işleri yoluna koydu görüntüde. Devamında eldeki malzemenin sakatlıklar yüzünden yetersiz olmasıyla biraz da korkak bir oyunla kötü maçlar çıkardı. Malzeme yerine geldi yavaş yavaş ama O kötü oynamasına rağmen bir şekilde kazandığı maçlardaki oyunu oynattı takıma. Tam bir şeyler oldu derken, kendi döneminde Bordeaux gibi ekstra bir maçı çıkarırsak diğer maçlara oranla biraz daha düzgün bir oyun oynatıyor derken iki maçta 1 puan alıyor. Bunları da şanssızlık veya rakibin iyi oynamasından değil kendi hatalarından kaybediyor.
Bülent Korkmaz ahım şahım olmasa da kazanacak oyunu oynayan takımı iki haftadır bozuyor. Yalnız biraz ironik olsa da tebrik etmek istiyorum kendisini, bizi Hasan Şaş'tan kurtaracak bu yaptığı değişiklikler. Her hafta sadece arkadaşı olduğu için Hasan'ı oyuna alıyor ve Hasan da bu takımda bulunmamak için ne gerekiyorsa onu yapıyor sahada. Bugün Hasan'a sorsak 2. golde topu kaptırıp gol yemesinin sebebi olarak tribünlerin tepkisiyle doğan konsantrasyon kaybını gösterir. Kendisini böylece kurtarma peşine düşer. Galatasaray taraftarı için Hasan'ın sonu geldi, umarım yönetim için de aynısı olmuştur. Hasan dışında Bülent Korkmaz'ın yaptığı değişiklikler yine fiyaskoyla sonuçlandı. Volkan'ı oyuna alırken Hakan'ı stopere çekecek diye bekledik ve Emre-Semih ikilisinden birinin çıkacağını düşündük. Ancak o iki stoperi çıkıp Hakan'ı oyundan aldığı Yaser'in yerine yolladı ikinci forvet olarak ve bu tam 11 dakika boyunca böyle devam etti. Takımın düzeni böyle sıradışı hamlelerle bozulmamalıydı. Volkan'ın girişinden ve Hakan'ın ileri gidişinden sonraki ilk pozisyonda golün gelmesi de tesadüf olmamalı. Bu sezon herhangi bir olumlu katkısı olmamış Volkan Yaman'ın berabere giden maçta hangi amaçla oyuna alındığı bile sorgulanırken bu golü yedirmesi ve kademeye girememiş olması aslında oyuna hiç girmemesi gerektiğini belgeledi bir anlamda. Daha sonra zaten her şeyi iyice berbat eden Emre-Hasan değişikliği geldi. Hani maçta git gide kötüleşen oyuna rağmen bir galibiyet umudu varsa, onu da yok etti Bülent Korkmaz bu değişikliği ile. Son anlarda da Ümit'e gol atamama rekorunu geliştirme fırsatı sundu. Şu 3 kötü değişiklikte olumlu olan taraf ise Emre Aşık'ın oyundan çıkarken Semih'in maçı tamamlaması oldu. Semih için bu durum özgüven açısından önemli. Başka da maç için yazacak bir şeyim yok, Lincoln güzel asistler yapmış, ligin ilk yarısındaki performansından örnekler sunmuş diye şeylere inanmadığımı eklemek istiyorum sadece. Oynayacak adam, inanmış olan adam lig sonuncusu Hacettepe'ye karşı tüm sezonun ve hedeflerin çoktan dolaba kaldırıldığı bir maçta değil Fenerbahçe derbisinde oynardı. Böyle amaçsız haftalarda her maç 3 gol 3 asist yapsa kimin umrunda olabilir ki ?

12 yorum:

Karamurat dedi ki...

Bülent'in Galatasaray'a attığı gollerden sonra nasıl sevindiğini hatırladığımızda ve bugünkü Ergün ile kyasladığımızda gerçek Galatasaraylı olmanın ne olduğunu ve ne olmadığını görebiliyoruz.

Ayrıca başta Yaser, sonra da Baros. Bu kadar pozisyon bulup da niye kaçırıyorsun ki? Biraz doğru düzgün oynasalar en azından Uefa kupası tehlikeye girmezdi.

franchi dedi ki...

bu da görüştür, saygım vardır, hepsi bir yana da bülent korkmaz'ın galatasaraylılığı bu kadar basit şeylerle ölçülecek türden değil..

siz 26 yıl karşılık beklemeden hizmet edin birileri için.. siz kolunuz yerinden çıksa da yarım saat topun peşinde koşun.. o zaman sorgulayın bir şeyleri.. bu kadar ucuz değil bülent korkmaz'a galatasaraylı değil veya şundan bundan daha az veya fazla galatasaraylı demek..

Karamurat dedi ki...

Yanlış anlamışsın biraz. Biraz da yanlış kelime kulanmışım, kabul ediyorum hatamı.

Bize yaptığı hizmetleri es geçmiyorum, Galatasaraylı değildir de demiyorum ama Ergün'den daha az Galatasraylı olduğunu anladık mesela. Bu açık bize daha fazla faydalı olmş olsa da. Çok sayıda taraftarın kalbini kırmadı mı Gençlerbirliği'nde iken? Benim futbolculuğuna ve yaptıklarına olan saygım da azalmadı.

Tekrarlıyorum, saygım çoktur ama karşılık beklemeden lafı da abartıdır nihayetinde. Bedava oynamıyor futbolcular. Ben işin duygusal tarafından bahsediyorum daha çok.

Ergün'ü gördükten sonra bunu demek aklıma geldi yoksa skordan, maçtan bahsetmiyordum ben.

Kolay gelsin.

alessandro del piero dedi ki...

ben sana anlatıyim o halde franchi, galatasaraylılığın nasıl olduğunu.. galatasaraylılık başka bir takımın teknik direktörüyken gelip galatasaray'ı yendiğinde bile aynen bugünkü ergün gibi içten üzülmekle, galibiyete dahi sevinmemekle olabilir belki.. ha sence bülent'in zamanında gençlerdeyken gs'yi yendiğinde taraftara kol sokarak ezeli düşmanından öç alır gibi sevinmesiyle oluyor anlaşılan..

diğer takımın fiorentina'yla ilgili her maç yorumunda bir zamanlar dipte yer alan takımı bugün şu müthiş noktalara getiren prandelli'ye sallayıp skibbe'nin o güzelim takımının, lincoln gibi süper adamların 1 ayda içine eden bülent'i dahi yarım ağızla eleştirmek, tek suçlu o değil demek ayrı bir galatasaraylılık göstergesi sanırım..

tutarlı olabilmek olmalı aslında her işin başı..

franchi dedi ki...

@del piero,
benim galatasaraylı olup olmamama da gelmiş iş.. prandelli'yle bu nasıl bağlandı ona takıldım ben.. prandelli yoktan yere takımı bu noktaya getirdi de sanki herşeyi kendisi yaptı.. andrea della valle diye bir başkan var, yoktan varoluşun ana sebebi odur öncelikle, prandelli o isimden sonra gelir.. kaldı ki prandelli'yi eleştirirken hep bir gün iyi şeyler olacağını da söylüyorum.. yıllardır iyiydi, bu sezon farklı şeyler denediği için bu hale geldi, ben de bunu eleştiriyorum, alışılmış düzenini bozduğu için..

bülent'i herkes gibi objektif eleştirmeyeceğimi, zaafım oldugunu ilk imza attığı gün yazmıştım buraya, o yüzden "yarım ağızla eleştirdi bülent'i" diye eleştirinin dozunu kaçırmaya gerek yok.. yarım ağızla konuşuyorsam bugüne kadar yazdıgım 860 yazıyı boşa yazmışım demek ki.. yarım ağızla ucuz şeyler yazmışım.. teşekkür ederim..

@karamurat,
duzeltince her sey yerine oturdu.. yine de del piero'ya da dedim, benim galatasaray dendi mi idolum bulent korkmaz'dır.. ha batistuta'nın fiorentina'ya yaptıgı gibi gol atınca uzulmedi, o sene gonderilmesinin gazıyla kolunu salladı ama benim icimde degismedi hic bir sey..

ha burada ergun'u gozardı etmiyorum, bulent korkmaz'ın yaptıklarına gore cok daha ust duzeyde seyler yaptı rakibin basındayken.. ama sizler gibi kızamıyorum ben bulent'e.. yine de su gun su dakikada istifa etmesini en fazla isteyenlerden biriyim, o da su goturmez bir gercek..

Semt Aşığı dedi ki...

yinede akla hemen Bülent'in o hareketi geldi!
Bu arada Bülent hangi karşılığı beklemeden 26 sene hizmet etti ve uefa kupasında gerçekden kolu çıktı mı? sanki kupayı kaldırırken o kolunu kullanıodu gibi hatırlıyorum?Yoksa hafızam beni yanıltıyor mu?
Bülent sevginizden biraz kaybetmişsiniz sanki objektif bakış açınızı. :)

franchi dedi ki...

kolu cıktı diye objektif bakıs acımı kaybettiysem ve finalde bulent'in kolu cıkmadıysa 1 hafta sonraki kutlamalarda neden tek kolu askıdaydı diye sorarım..

fotograf da gozumun onundedir.. tek kol askıda, diger kolda uefa kupası.. askının rengi mavi, o gun bulent'te ve tum takıma beyaz takım elbise vardı..

remarkable dedi ki...

ben bir beşiktaş taraftarıyım burada Bülent Korkmaz'mı daha Galatasaraylı yoksa Ergün Pembe daha galatasaryalı tartışmalarından önce, Ergünün karakteri ve Bülentin karakteri üzerine konuşmak lazım. Ergün futbolculuk döneminde de gayet efendi sakin ve soğukkanlı tavırları ile dikkat çekerdi taraflı ve tarafsız olarak herkesde takdir ederdi Ergün'ü fakat Bülent Korkmaz futbolculuk yıllarında da coğu zaman hırsının kurbanı olmuş rakıp futbolcuları saha içinde tartaklamış(belki oynadığı pozisyon gereği)hakemlerle girdiği diyaloglarda agresif tavırlar sergilemiş yeri gelmiş küfür edttiği için atılmış yeri gelmiş orantısız güç kullandığı için atılmıs bir futbolcudur. Yani işin en başında taraftar olmaktan çok, bu iki eski galatasaraylı çalıştırıcı karakter olarak birbirinden farklıdır bence uefa kupasında ve kazanılan başarılarda Bülent'in olduğu kadar Ergün'ün de payı büyüktür. Bizler bugun nasıl Beşiktaşlı olarak bizlere en parlak dönemlerimizi yaşatan; Metin-Ali-Feyyaz-Ulvi-Rıza gibi futbolcularımızı taraftarlık konusunda tartışma konusu yapmıyorsak galatasaraylılara da en parlak dönemleriniz yaşatan Hagi-Bülent-Ergün-Hakan gibi futbolcuları galatasaray taraftarları hangisi daha galatasaraylı diye tartışma konusu yapmamalı.

mehmet deniz dedi ki...

futbolda duygusallığa yer yoktur. bülent her zaman efsane kaptanımızdır ve öyle de kalacaktır. onu yuhalamak ayıptır ancak eleştirmek ayıp değildir. şahsi kannatime göre bülent galatasaray teknik direktörü olarak başarısız olmuştur. ha sezon ortasında gelmiştir, kendi takımını kuramamıştır ama galatasaray takımını kabul edilemez bir zihniyette oynatarak maçların çoğunda 1-0'dan sonra geri çekmiştir. bu mantalite yanlışını eleştirerek bülent'in başarısız olduğunu söylüyorum.

diğer olaya gelince ergün de bülent de bizim için çok önemli isimler. ikisi de en az bizler kadar galatasaraylı ve her birimiz gibi karakterleri farklı. bülent hırslı ve agresif bir karakterken, ergün ise daha efendi ve sessiz bir karakter. bunu zaten futbgol oynadıkları dönemden de hatırlayabiliyoruz. bu farklı karakterler bu adamlara farklı davrandırmış olabilir ve bu farktan dolayı ikisinin galatasaraylılığını kıyaslamak haksızlık olur kanaatindeyim.

son olarak bülent korkmaz'dan bir isteğimi dile getirmek istiyorum. hocam hasan şaş'ın da bu takıma en az senin kadar emeği geçti lütfen onu taraftara daha fazla yuhalatma...

mehmet deniz güneş

gltsry dedi ki...

doğru sözylüyorsunuz lincoln olunca kimsenin umrunda olmaz olmayacaktır da muhtemelen bundan sonra yaptıkları.bir maçta 15 gol 23 asist yapsa da olmayacaktır.
ne yapsa muhakkak yanlış, eksik,gedik bulunan bir bu insanı gördüm ben.pardon ama fener maçında oynasaydı demişsininz.ilk yarı neyi var neyi yok saldırmış galatasaray hücumuna dakika 55 te falan yani hücum bitmiş, yorulmuşken dahil ediliyor, kendisi yerine ümit ile oyuna başlanıyorsa bunda da mı lincoln suçlu?

hertha berlin maçında en üst seviyedeki performansını sergilemişti lincoln o zaman çoğu insan şunu demişti ' almanya'ya dönmek istiyordur, vitrine çıkıyor ondan oynuyor vs. vs.'.
bugüne geliyoruz lig sonuncusu evet ama o lig sonuncusu karşısında dökülen bir galatasaray ve o dökülen takımda tek ayakta kalan,çabalayan adam lincoln yine yeniden 'amaaan bu maçta oynasa ne olur oynamasa ne olur' tavrı ve eleştirisiyle karşılaşıyor.

velhasıl ne yapsa kimsenin umrunda olmuyor doğru demişsiniz.ben bunu bizzat gördüm bu memlekette.

arda dedi ki...

gltsry , lincoln cabalasaydi macta fark olurdu. dedigin gibi gorduk cunku herta macini yada ligin ilk yarisinda 2 pasla maci dondurdugu maclari. lincoln artik gonderileceginin farkinda ama 2 hareket yapiyim azicik kaldiriyimda bi yerimi kosuyim boylece seneye burda 3 milyonu aliyim yatiyim diyor. adamin 10 misli kendini parcalayan adamlar bu adamin aldigi ucretin yanina yaklasamiyor. bu adamda azicik kaldirip kossun izin verinde. bu adam sizin gibi taraftarlar yuzunden bu halde. hala lincoln lincoln diye bagiran, kewell gibi bir dunya starini sadece gollerde hatirlayan taraftar yuzunden lincoln boyle yatar. kim gelirse yatar.

gltsry dedi ki...

@arda;

pardon kim yatıyor anlamadım lincoln mü? yattığı yerden mi yaptı o istatistiği? lütfen her yenilgiyi onun maçı çeviremeyişine bağlayabildiğiniz gibi istatistiğini de bir araştırın bakalım bu sezon boyunca takıma en çok katkı sağlayan kim? ne kadar koşmuş bu adam her maç? kaç gol atıp kaç asist yapmış? bana kewell'ı hatırlatıp vefadan dem vurmadan önce lincoln'e vefa gösterin.neye göre lincoln haketmiyor acaba adının haykırılmasını? ligin başından beri bu adam bu takımı sırtlıyor.bunu görmek için baros'un yükselen performansına attığı gollere bakmak bile yeterli.ben kewell'ı da çok seviyorum.ama eğer onun üzerinden lincoln yıpratılacaksa karşı çıkarım müsadenizle.evet kewell galatasaray için çok özel ve önemli.ama lincoln'nün verdiği katkının aynısını verdiğini söyleyemeyizki çıkıp kewell dururken onun adını haykırıyorsunuz diyorsunuz.ki kewell taraftarın çok sevdiği bir adam.

ayrıca niye sürekli başkasıyla karşılaştırılıyor lincoln? başkasının aldığı parayla karşılaştırınca aklımı kaçıracak gibi oluyorum.ben sormak istiyorum sizin herkesin aynı parayı aldığı bildiğiniz bir kurum,kuruluş var mı? bu takımda herkes tamam dediği paraya oynuyor.bir sözleşme geliyor oynar mısın kardeşim şu paraya deniyor tamam derse imzalanıyor.nedir bu para muhabbeti.herkesin meziyeti ve o meziyetinin karşılığı farklıdır.ki kim bu lincoln'nün on katı kendini parçalayan kişiler? lincoln bu takıma futbol oynayarak katkısını yapıyor daha? kendini parçalamaktan kasıt koşmak mı sağladığı katkı mı? ki lincoln kadar koşan bir on numara gösterebilir misiniz?

futbol 11 kişi oynanıyor.ortada bir galibiyet varsa herkesin katkılarıyla olur.hacettepe maçında yenilmeyi lincoln'nün yapamadığı herhangi bir şeyin sonucu olarak göstermeniz için lincoln nün üzerine düşeni yapmaması gerekir.diyorsunuz ki hertha maçında gördük maçı alabildiğini.bende diyorum ki o maçta yanındaki arkadaşları kendisine ayak uyduramasaydı ortaya bu kadar güzel bir oyun çıkabilir miydi? yani hacettepe maçında yüzde yüzlük 4 tane gollük pas veriyor yaser atamıyorsa bu adam isabetli şutlar atıyor kaleci kurtarıyorsa top çalıyor pasını veriyor ilerdeki arkadaşları bunu değerlendiremiyorsa sorun lincoln de olamaz.bugün yaser o pasları gol yapsa maç kaç sıfır olacak.yaser in değerlendirememesi lincoln nün üzerine düşeni yaptığı gerçeğini değiştirmiyor.

sonuç olarak bir galatasaray taraftarı olarak ne kewell'ı unutuyor ne de lincoln ü yok sayıyorum.takımı için oynayan bütün oyuncular gibi lincoln nün de adını haykırıyorum.çünkü ben lincoln nün yatmadığını görebiliyorum.gözlere perde indirmek için çabalayan tüm değerli medyaya inat görüyorum.bence siz de görseniz iyi olur.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO