2.06.2010

2009/2010 Sezon Sonu: Galatasaray

Sezon sonu ortamın iyice soğumasını, kiralıkların alınıp alınmamasını, sözleşmesi bitenlerin kalıp kalmamasını bekledim o yüzden bu değerlendirme yazıları gecikti. Sezon biter bitmez son gün yaşananlar ve son 1 ayda Galatasaray'ın dibe doğru koşması derken zaten sağlıklı bir yazı çıkamazdı o ruh haliyle. Genel yazmaktansa tek tek futbolcuları ve ekibi incelemenin en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Bir karışıklık olmasın veya "şu niye önde bu niye sonda" diye sorular gelmesin diye forma numaralarıyla gittiğimi belirteyim.

1) Aykut Erçetin: Leo Franco'dan iyi, Ufuk'tan kötü bence. Ufuk oynadı da mı böyle diyorsun diyenler olabilir, inanıyorum en azından kendisine. Leo Franco bu sezon 40 civarı maç oynadıysa Aykut'a alenen haksızlık edilmiştir. Bu takımın bir numarası olamazdı belki ama Ufuk ile dönüşümlü olarak sezonu iyi idare ederdi.

2) Emre Güngör: Çok geç form tutsa da önümüzdeki sezon ana kadronun olmasa da rotasyonun ciddi bir parçası olması gerekiyor bence. Trabzon deplasmanı ve sezon sonundaki milli maçlardaki 2 tane hata yüzünden asılmamalı bu adam. Bazen tam da Emre gibi birine ihtiyaç duyulacak rakiplere/oyunculara denk geliyoruz. Bu açıdan kilit bir isimdir Emre. Neill kadar olmasa da en azından orta mesafeli topları adrese göndermede de başarılı bir isim. Neill ile çalışıp benzer şekilde gelişememesi için bir sebep yok.

3) Uğur Uçar: Eskisi gibi olabildiğini söylemek açık açık yalan söylemektir. Ancak bahsedildiği kadar da kötü olmadığını düşünenlerdenim ben. Oynadığı zamanlar çok iyi idare etti ki özellikle Ocak-Şubat aylarında iyi performans sergiledi Sabri'nin sakatlığında devamlı oynama şansı bulunca. Antep'e gideceği söylentilerinin yalan olmasını umduğum bir isim kendisi.

5) Gökhan Zan: Sezon başında milli takımın iki ana stoperinden biri bizdeyken diğerini de bedava almak iyidir dedi. Hiç iyi olmadı. Bedava bile olsa gönderilmeli diye düşünüyorum, fazla bir yorumum yok kendisi için.

6) Tobias Linderoth: Adını andık diye yeniden sakatlanmamıştır umarım...

7) Aydın Yılmaz: Çalım atamayan, şut çekemeyen, gelişine vuramayan, pas veremeyen, 10 ortada 1 kere doğru yere atan... Böyle bir adam Galatasaray'da oynayamazdı.. Hayal kırıklığının çok ötesinde bir performansı vardı, Keita'ya yaptığı asist dışında bir tane bile icraatı yok. Böyle bir oyuncu Galatasaray'ın geleceği olmamalı.

8) Barış Özbek: Sezon boyu yokları oynadığını düşünüyorum ben. Kendisini çok sevenler "ısıran futbolcu" diye tapmaya kalkanlar bile oldu ama her zamanki gibi gördük ki 1 metre önüne pas atamayıp üstüne bir de çalım girişiminde bulunup top kaybeden bir adam kendisi. Sivas maçına değinmiyorum bile, o zamana kadar kredisi zaten bitmişti.

9) Elano Blumer: Geldiğinde deli gibi sevindim, yarın giderse üzülmem. Benim adıma kadroda olsa da olmasa da sorun değil. Olduğu zaman büyük katkısı yok, olmadığı zaman hayati bir eksiklik değil. Ancak senin kadronda Ayhan-Barış-Sarp üçlüsü varsa mecburen Elano oynayacak.

10) Arda Turan: Formasının hakkını vererek girdi sezonu ancak Ocak-Mayıs arası resmen yokları oynadı. Günden güne eridi, lider gibi değil de sene sonu transferi kesinleşmiş ve son maçlarını oynayan bir oyuncu gibiydi. Sezonun ikinci bölümünde Baros yoktu, Kewell yoktu, Santos yeterli olmadı, Jo ruh gibiydi, tüm bunlar birleşince o da mecburen form düşüklüğü yaşayacaktı ancak bu kadar kötü olmaya hakkı yoktu kaptan olarak. Sezon bitince NTVSpor'a çıkıp "vicdanım rahat" diye açıklama yaptı, elinden geleni yaptığını söyledi bununla birlikte. Ancak ABD'de oynadığı milli maçlarda elinden geleni yapmış bir Arda gibi değildi hiç. 7 aydır göremediğimiz Arda Turan'ı ABD'de görebildik ne hikmetse. Kafası rahat dendi, sol açık oldu ondan dendi, bir ton bahane. Sol açık oynadı diye iyi oynadı diyene ben gülerim arkadaş bu kadar net. Açık ve net. Net. Bu adam sezon başı sıra dışı performans gösterirken, mükemmele yakınken ortada oynuyordu, sezonun ikinci bölümünü kanatta geçirdi, daha doğrusu geçiremedi. Galatasaray'da sol açıkta yokları oyna ligin ikinci yarısında ama git milli takımda coş. Kafası rahatmış, 3 gün ABD'de kalmayla psikoloji düzelecekse yardım toplayın bana ben de gidip kendimi yenileyip döneyim.

11) Kader Keita: Bu kadar kısa sürede etkileyici iş yapan her oyuncu takımda tutunur. Keita saman alevi gibi parlamayıp tüm sezona yaydı performansını. Dengesiz gibi bir kaç hafta yokları oynadığı da oldu ancak takdir edersiniz ki sezon boyu üst düzey oynasa bizde oynaması zor olurdu. Oynamayazdı demiyorum ancak 34 maçın 30'unda şov yapıp ön plana çıkabilecek bir Keita'yı Lyon yem etmezdi kimseye. Ben kendisinden memnunum hatta Kewell ve Baros sakatlandığı için sezonun en iyi oyuncusu seçmek istiyorum buradan.

12) Lucas Neill: Geldiğinde hayal kırıklığı olmuştu, Milito ve Marquez'den kapı açılında insan biraz umutsuz konuşuyor. Ancak altı ayda bizim "iyi" diye bildiğimiz stoperlerin iki yılda vereceği katkıyı verdi bu adam, daha ne olsun?

14) Mehmet Topal: Uzun zaman sonra sıçrama yapacağı yaşlarda bonservisle Avrupa'ya transfer olan bir oyuncu oldu Mehmet. Sezon başında da isteniyordu belki ama bu sezonu kötü geçirse gitmezdi bence. Çok büyük eleştiriler aldı, çok yerden yere vuruldu bu sezon ama 14 numaralı forma sahada yokken orta sahamız da yoktu. Kendisinin bir önceki sezona göre daha geri planda ve daha basit bir oyun oynuyor olması kötü oynadığı anlamına gelmemeliydi. O sadece isteneni yaptı, başarılı da oldu. Bana kalırsa ilk yarıdaki Arda'dan sonra takımın en başarılı 2. oyuncusu oldu. Bükreş'te attığı gol ise son sezonunda Mehmet Topal'ın bize en güzel hediyesi oldu belki de.
15) Milan Baros: Bu adam sakatlanmasaydı şampiyonduk. Başka bir olasılık yok. Şampiyonluğu Kadıköy'de 2. dakikada kaybettik biz.

16) Mustafa Sarp: Hem Galatasaraylı olduğu için hem de şampiyonluk için buraya geldi ama kendisi de bilemezdi herhalde ayrıldığı takımın şampiyon olacağını. Bence rotasyonda önemli bir yaptı ancak sezonun ilk 3 ayında yeni gelmesinin de etkisiyle gösterdiği o etkili performansı sezonun belirli bölümlerine yayabilmesi lazım Galatasaray'da jübile yapan bir isim olmak için. Aksi takdirde valizine yeni bir Anadolu şehrinin ismini yazdıracak. Önümüzdeki sezon başında üst üste 10 maçta "çok iyi" oynayacağına, sezon boyu 7-8 maçta "iyi" oynasın, diğerlerinde ortalamanın üstüne biraz çıksın yeter bence.

18) Ayhan Akman: Bu formayı hem de kaptan olarak giymeyi hak etmiyor. A2'den herhangi bir oyuncu kendisinden çok çok daha iyi oynayabilirdi bu sezon. Ayhan'a verilen her dakika gençlerden çalınan dakikalardır benim gözümde.

19) Harry Kewell: Gitmemeli.

20) Shabani Nonda: 3 atıp 10 kaçırsa da, gittiğinde çok üzülmesem de değerini sene sonu anladım. Jo gibi bir felaketi yaşamamıza hiç gerek yoktu bence. Bu sezonki en kötü Nonda, 5 aylık dönemdeki en iyi Jo'dan kat kat daha iyiydi kabul edelim.

21) Emre Aşık: Sezon başı Arda dedi ki kendisinin sözü üzerine söz söylenmeyecek bu takımda. Keşke o lafta kalmasaydı, Emre Aşık gerçekten söz geçiren en büyük abi olarak görülseydi veya olabilseydi... Nasıl algılarsanız algılayın, size kalmış...

22) Hakan Balta: Caner Erkin gibi bir kabusu yaşamamıza sebep oldu sakatlığı. Sezonun kilit maçlarında Hakan'ın olmamasının acısını çok çektik, çok pişman olduk. NEill gelince ekürisi oldu ama sol bekte Caner ne oynuyorsa iki-üç katını oynadı bence Hakan Balta. Varsın hücuma az çıksın, Caner çıktı da ne oldu? Üç ortadan ikisi rakibe, biri de auta... Hakan en azından iki-üç orta yapıp tam yapıyor, pozisyon yaratıyor. Bu sezon Kewell ve Baros'un sakatlıkları konuşuldu ama onlara yakın bir oranda etkiledi Hakan'ın sakatlığı da.

23) Serkan Kurtuluş: Ben hayatta olduğundan bile şüpheliyim...

25) Leo Franco: Benim için bir belaydı adeta kendisi. Hakkındaki ilk düşüncemi Nisan 2009'da bize imza atmadan üç ay evvel yazmıştım ekşisözlük'te. Sezon bittiğinde ne yazık ki ben haklı çıktım. O gün bana küfür edenler, erken konuştuğumu iddia edenler haklı bulur oldular beni. Bu adamın Galatasaray'ın değil basit bir Süper Lig takımının bile kalecisi olamayacağını çok geç anladı herkes. Çizgi kalecisi diye bir saçmalık aldı yürüyor. Leo Franco çizgi kalecisi olmadığı için tercih edilmiş güya. Eh be güzel kardeşim, eh be sevgi pıtırcığım, eh be çiçeğim, bana dünya tarihinde 1 tane sağlam bir efsane gösterin "çizgi kalecisi" değil de "ceza sahası kalecisi" olan... Günümüzün en elit kalecilerine bakalım: Casillas, Buffon, Cech, Frey, Van der Sar ve diğerleri, hepsi birer "çizgi kalecisi" işte. Victor Valdes çizgi kalecisi değil, Pepe Reina değil... Görüyoruz sonuçlarını. Çizgi kalecisi saçmalığına acilen son verilmeli ve Leo gibi gereksiz isimler bir daha düşünülmemeli kaleye.

30) Giovani dos Santos: Kiralık olarak geldiği yarım sezonuna çok kötü başladı -ki bunu düşünen az sayıda insandan biri olduğumu biliyorum- devamında ise önemli bir patlama yapıp devamını getiremedi. Son 4-5 hafta "iyi" denen bir maç çıkaramamış olması satın alınmasına engel oldu. En azından Trabzon veya Fenerbahçe maçlarından birinde ön plana çıkıp yerini garantiye almalıyı. Seneye burda olsa geleceğinin parlak olduğunu düşünürdüm ancak geldiği zaman yaptığım ağır yorum kısmen de olsa haklı çıktı, üzülsem bir türlü sevinsem başka türlü...

32) Joao "Jo" Alves: Baros ile forma rekabetine girecekti, boyuna göre çok teknik ve hızlı olduğu için bu ligin tozunu atacaktı, sene sonu alamazsak arkasından çok üzülüp parçalayacaktık kendimizi... Böyle düşündük geleceği zaman ama ligin tozunu atacağına kendisi toz bağlayıp gitti. Tozunu attığı tek yer kendi evi oldu(!)
37) Emre Çolak: Şöyle özetleyeyim durumu. İlk olarak; Arda'dan çok daha büyük bir yıldız olacağına inanıyorum. İkincisi; Arda'yı satmış olsaydık ve Emre Çolak da Arda ile aynı sayıda maça çıksaydı yine en kötü yine 3. bitirirdik bu ligi, daha kötüsü olmazdı. İlk sezonunda 11 maçta 4 gol attı, bir orta saha oyuncusu için güzel bir kariyer başlangıcı.

39) Serdar Eylik: Tobol maçındaki dirsek mi bitirdi kendisini? O sakatlık mı düşürdü formdan? Rijkaard'ın çok ümit besleyip 4-5 ayda vazgeçmesinin özel bir sebebi olmalı. Aman diyeyim yanlış anlaşılmasın, Rijkaard'ı suçlamıyorum, hani bilmediğimiz bir şey olabilir, Serdar'ın bir hatası olabilir...

55) Sabri Sarıoğlu: Bu adamı destekleyeceksin ve kaptan olmasına sevineceksin deseydiniz sezon başı, muhtemelen benden ağır laflar işitecektiniz. Hatta yakınımdaysanız bir takım dayak tehditleri de cabası... Takımda en sevmediğim bir kaç oyuncudan biri olan Sabri özellikle Kadıköy'deki maçtan sonra yaptığı açıklamalarla ibreyi bir anda terse çevirdi benim için. Futbol olarak Rijkaard'ın sihir yapmışcasına geliştirdiği bu adam benim bile takdirimi kazandıysa daha da sırtı yere gelmez. Yürü be Sabri!

76) Servet Çetin: Marsilya seni neden almadı ki?.. Ya da neden bir Zenit daha bulamadık ki?..

86) Ufuk Ceylan: Aykut için söylediklerim kendisi için de geçerli. Leo Franco'dan az sayıda maç yapmış olması, hatta yanılmıyorsam sadece iki maç yapmış olması çok büyük haksızlık. Bu adam çok daha fazlasını hak etti, hatta Aykut yerine kaleyi devralan isim olmasında hiç bir sakınca yoktu. Nedense cesaret edemedik, umarım 2010/2011'de Ufuk'u en çok oynayan kalecimiz olarak anacağız.

88) Caner Erkin: Sol açık olarak gelse iyiydi de sol bek oynayınca nefret ettirdi, tiksindirdi adeta. Saha içinde bir şekilde katlanırdık, zaman zaman iyi oynadı ama saha dışında Galatasaray taraftarı olmasa da "Galatasaray'ın futbolcusu" gibi durabilirdi en azından.

4 yorum:

silent lucidity dedi ki...

elano ve nonda dışında sonuna kadar katılıyorum düşüncelerine.ancak elano'ya haksızlık ediyorsun,mecburen oynuyor,olsa da olur olmasa da diyince sergen yalçın'a yaklaşıyor bu yorum.yanındaki adam nasıl oynuyor,arkasında kimler var ki elano kötü oynuyor?olmadığı maçlarda takım üç pas yapamıyor.bu ülkede 4.sezonunu geçirmiş bir deivid de souza örneği var,ilk sezonunda 6 gol atmış forvet diye alınıp,takımı şampiyon olmuş.gönderilmesi düşünülürken ikinci sezonunda takımını şampiyonlar liginde çeyrek finale taşımış.elano hakkında maalesef yönetim de senin gibi düşünüyor galiba.o zaman elano'yu satıp grella-veli kavlak-arda orta sahasıyla oynayalım,görelim neler olacak.nonda kalsaydı da değişen birşey olmazdı,eğer çok müthiş bir forvet olsaydı hala boşta olmazdı zaten,o konuda yeterince konuşuldu.

aksilaz dedi ki...

Ciddi bir emek gerektiren bu yazı için teşekkürler. Sonuna birde Rijkaard değerlendirmesi olması gerekli sanırım.

Tabi ulu Rijkaard'ı değerlendirmek haddimize olmasada.

sinem dedi ki...

neill geldiğinde çok sevinmiştim, hatta gecenin birinde oda arkadaşımla haber alınca halaya durmuştuk :) herkesin yorumları iyi kötü duruma uygundu da sen çok karamsardın, hatta beni de şüpheye düşürdün. ama bu konuda haksız çıkmış olman güzel bişe :)

franchi dedi ki...

@aksilaz,
fiorentina icin de benzerini yazdıktan sonra sıra rijkaard ve prandelli'ye gelecek :)

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO