24.06.2010

Horoz Dövüşü


Fransa'nın yaklaşık bir haftadır içinde bulunduğu skandal çığ gibi büyümeye devam ediyor...

Biraz geriye doğru giderek bakalım: Aslında ortalık gerilmeye Zidane ve Sagnol ikilisinin eleştirileriyle başladı. Zaten Domenech'i günahı kadar sevmeyen Fransız medyası Domenech ve elbette Domenech aracılığıyla takımın üzerindeki baskıyı arttırdıkça arttırdı. Her şey Uruguay ve Meksika maçlarıyla çözülecekti.

Çözülen Fransa Milli Takımı oldu. Liderlik ya da şöyle diyelim; bir futbolcu olarak "kişilik sahibi olmak" marifetinden pek nasibini almamış bulunan Anelka'nın patlamasıyla ortalık yangın yerine döndü. Oysa zaten Domenech gidecekti. Şu da ortadaydı ki takımın teknik direktörünün mental ya da teknik olarak 2006'dan beri takımın üstünde etkisi kalmamıştı. Anelka'nın bu vahim tablo karşısında soğuk davranamaması, kariyer geçmişi boyunca yeteneğini çoğunlukla heba etmesine sebep olan sabırsızlığı sebebiyle senelerdir Domenech'in elinde pimi çekilmiş bir el bombası misali tuttuğu Fransız Milli Takımı en sonunda darmadağın oldu.


Ortalığın karışmasında daha pek çok etken sayılabilir: Evra'nın takım kaptanı olarak uzlaşma ortamı yaratmayı denemek yerine bir nevi örgüt liderliğine soyunması, Ribery'nin sahada çook uzaklardan belli olan ruhsuzluğu, medyanın turnuva öncesi ortaya koymadığı destek ortamı gibi. Ama ortada açık bir gerçek var: Les Blues iyileşmesi çok zor yaralar aldı. Şimdiden takımda bir daha oynatılmaması konuşulan çok kritik isimler var. Daha önemlisi ise bu isimler ayrıldıktan sonrası... Çünkü yeni gelişmeler ortaya dökülmeye devam ediyor.

En son iddia ise Domenech'e isyan eden takımın içinde belirli kamplaşmalar olduğu. Abidal, Ribery ve Evra'nın başını çektiği kıdemlilerle; Gourcuff, Sagna ve Lloris'in başını çektiği takımın yenilerinin de birbirlerine girdiği hatta takım otobüsünde yumruklaşmaların yaşandığına kadar varıyor havadisler. Anelka'nın patlaması bir antrenman boykotundan çok daha fazlasına sebep oldu, bu açık. Büyük bir futbol ülkesinin gelmiş geçmiş en önemli nesillerinden birini ortadan ikiye böldü.

Bu şartlarda Fransa Futbol Federasyonu'nun daha cevaplaması gereken çok fazla soru, vermesi gereken daha çok karar olacağı açık. Bir tarafta ise Laurent Blanc var. Kupadan sonra geleceğini yönlendirmesi gereken koca bir kaos onu bekliyor. En vahim durum onun karşısında duruyor.

Diğer tarafta ise Domenech var. Masumu oynaması için fırsat veren bir boykotun ardından ceplerini parayla doldurmuş ayrılıyor işinin başından. Fransa futbolunu bu şartlara onun saçma sapan icraatlarının getirdiğini hatırlayan ise pek fazla değil gibi. Adam bir Dünya Kupası finali karşılığında ülke futbolunun altına dinamit döşemiş giderken...

Fransızlar'a o kadar yıldır edilen beddualar yerini bulmuşa benziyor...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

domenechin cebini doldurmasi sacma. imzaladigi sozlesme cok cuzzi bi miktardi. bi goz at derim.

rodion dedi ki...

vallahi bir ülkenin futbolunu böyle sabote ettikten sonra sana 1 euro ödeseler bence "ceplerini doldurmuş" sayılırsın.

önemli olan domenech'in ne kazandığı değil, ne karşılığında kazandığı.

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO