22.11.2009

Hakettik Bunu : Galatasaray 1-1 Manisa

Bugün yaşananları nasıl anlatsam, nereye bağlasam henüz karar verebilmiş değilim. Galiba yazdıkça bir şeyler çıkacak ortaya zira uzun zaman sonra ilk kez şu şu sebepten yenildik diyemiyorum ben. Ancak bazı kalıcı gerçekler yüzümüze yine tokat gibi vurdu bugün. Hangisi mi ? Mesela Leo Franco isimli çapsız kaleci. Yahu son anda galibiyet için bastırıyoruz adam geldi rakibe teslim etti topu, oynama kardeşim, en yakınındakine ver şu topu. 1 puandan da ediyordu son anda. Gerçi galibiyetten de edenlerin arasında kendisi, 3 puanı kaybettirmiş, 1 puanı da kaybettirse ne olacak sanki.. Anlamıyorum ya, kendisini ısrarla oynatıp lig başından beri şans veren zihniyeti anlamıyorum ben. Rijkaard ve Neeskens ikilisinin tek ve en büyük hatasıdır Leo Franco'daki ısrarları. Ne olur bir kere Ufuk veya Aykut şans bulsa... Bıktım artık her hafta Leo Franco yüzünden kendimi parçalamaktan, bu kaleci isimli yeteneksizlik abidesini eleştirmekten ve o yenen gollere çaresizce bakmaktan. Yenen golde ön direğe takım arkadaşını koymuş ama topun daha nereye geleceği belli değilken koşup ön direğe çıkıyor, top geçip gidince de çaresizce ağlara giden topa bakıyor. Bu mu kalecilik ? Bu mu Galatasaray gibi UEFA Avrupa Ligi'nin üst düzey takımlarından birinin kalecisi ? Yapmayın etmeyin ya.. Yazık yazık yazık..
Yenen golden gidiyoruz öyle devam edelim o zaman.. Maçın hakemi Kuddusi Müftüoğlu golden önce verdiği en direkt vuruşa kadar adından söz ettirecek herhangi bir şey yapmadı. Hatta 70. dakika civarı maçı birlikte izlediğim arkadaşıma döndüm ve "galiba son zamanlarda hakemin hiç konuşulmadığı ilk maç olacak bu" dedim. Ah ben nereden bileyim tartışmaya açık bir en direkt vuruş kararı verip de gole sebebiyet vereceğini. Gerçi bu yüzden hakem suçlayacak kadar dar görüşlü değilim, dedim ya o kaleci ön direğe durduk yere fırlamasa bir sorun olmayacaktı.. Yine de hakem hiç konuşulmayacakken o en direkt vuruşun şüpheli olması durduk yere kendisinden söz ettirmiş oldu.. Bunun dışında da hakem olaya sebebiyet verecek bir şey yapmadı, konuşulacak yanı yoktu. Zaten Ayhan Akman dışında yaptığı harekete itiraz eden de olmadı. Sadece o gol öncesinde Topal hakeme Mehmet Güven'in fazla eğildiğini ve ayağını fazla kaldırmadığını anlattı o kadar. Mehmet Güven demişken, galiba yıllar yılı kendisine boşuna yüklenmişiz. Adamın kaderi sonradan oyuna girmek olsa gerek, yine 75'te kenara geldi. Ya da Ali Sami Yen diye öyle yapıldı bilemiyorum, ah Mehmet Güven vah Mehmet Güven... Yenen golün bir diğer suçlusu ise stoper ikilisiydi. Gökhan rakibin arkasına saklanmış top karşıdan gelirken, Servet ise ayrı dünyada zaten. Sene başı Marsilya'ya gider mi gitmez mi dendi durdu ama kulübün başına gelmedik kalmayınca yalan oldu o transfer, umarım bu kez devre arasında bir alıcı bulur kendine yoksa gidişat iyi değil.. Ayrıca şu stoper ikilimizin çıkıp da hücumlara yön verme çabalarını, ileride pozisyon yaratma gayretlerini ve çıktıkları her hava topunda topu rakip kaleye değil dağlara taşlara atmalarını dehşetle izliyorum. Bir takım stoperle illa ki çıkıp da ceza sahasına girecek diye kural yok, her pozisyonda bu olmalı diye yazmıyor kitaplarda, bekleyebilirler geride yeri geldiği zaman.. Ama bizdekiler her daim ileride, Linderoth atış kullanacak, Gökhan ve Servet bekleniyor ceza sahasına girsin diye.. Senede 1-2 tane gol atıyor Servet denk gelirse, sonra da dalga geçer gibi kart reklamına çıkıyor "Senin şu kafa gollerin..." diye. Topu topu 2 gol atarsa atıyor adam, biz de 2-3 maçta bir atıyor gibi reklamlarda boy göstertiyoruz.. Ne günlere kalmışız ya..
Kaptan olarak sahaya çıkıp takımını frenleyip geriye götüren o adamdan da bahsetmezsek olmaz değil mi ? Ayhan Akman'ın ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa parmak kaldırsın "ben buradayım!" desin bana. Top taşıyor mu hücuma ? Hayır. Rakipten top alıyor mu ? Hayır. Oyuna olumlu anlamda bir katkısı var mı ? Hayır. Oyuna olumsuz etkileri var mı ? Hem de nasıl... Olmuyor işte, Ayhan Akman denen adamla olmuyor. Linderoth varken Topal-Sarp ikilisinin önüne Ayhan olmuyor. Linderoth girdikten sonra o bölgede oynayan isim hücuma nasıl katılır diye ders verdi adeta. İki güzel pozisyon yakaladı ve ikisinde de yapabileceği en iyi şeyleri yaptı, şansımız yoktu gol olmadı. Gol pozisyonlarına girmek dışında topla hiç oynamasa da eliyle koluyla arkadaşlarını yönlendirip orta sahayı resmen tek başına yönetti. Ayhan'ın Linderoth'u izleyip 15 seneye dayanan kariyerinde neden ligin üst düzey isimlerinden biri olamadığını sorgulaması gerekiyor. Bugün 60 dakikalık Ayhan ile 30 dakikalık Linderoth'u kıyaslayınca süre olarak Ayhan'ın yarısı olan bu performans verimlilik olarak Ayhan'ı gözle görmez hale getiriyor. Yenilgi için Ayhan'ı Franco gibi suçlamam direkt olarak ama bu kadar kötü oynuyorsak kendisine büyük bir payı veririm hiç düşünmeden. Kötü oyunun baş sorumlularından biridir Ayhan Akman ve artık bu kulüpte kredisini tamamen bitirmiştir. Utanmadan bir de kaptan olarak en önde sahaya sürüyoruz bu adamı, yakışmıyor bize.

Elano konusunda ise yarın veya salı günü ayrı bir yazı yazacağım.. Elano için, Topal için ayrıca bahsetmeliyiz, maç yazısında araya sıkıştırılmamalılar.. Şimdilik burada bitirelim maçı, yarın sakin kafayla bir şeyler karalamaya başlayayım..

8 yorum:

Robert de Memo dedi ki...

bence asıl nonda hakkında yazmalısın hocam.

franchi dedi ki...

dogru, o da eklenebilir listeye, iyi diyoruz kotuye gidiyor, kotu diyoruz iki tane atıp susturuyor bizi..

elano ve topal'dan sonra kendisine de bir seyler karalamak lazım..

pivot santrafor dedi ki...

hava toplarında çok tehlikeler yaşadık. ama bence yenilen golde mustafa sarp'ın adamı kaçırışı komikti. acı ama komik..

onur dedi ki...

Valla açıkça söyleyeyim Sarp-Ayhan-Topal (ya da Linderoth, Barış) orta üçlüsü ile oynadığımız zaman TV başında sızıyorum! Hafta ortası hadi yorgundum dedim geçtim, olmadı koltukta pozisyon değiştirdim, hatta rakının markasını bile değiştirdim, bayıltıyor diye...Ama yok yani bizim oyunda sorun, mümkünü yok çıkartamıyorum ilk 45 dakikayı! Hatta bir premier lig maçından sonra seyrettiğim zaman bizim futbolu iyice delleniyorum! Şahsen ben razıyım maçlar 4-3, 3-2 ne bileyim 2-2 filan bitsin ama Rijkaard dönsün şu basan 3lü saha fikrinden! Yemişim total futbolu; ben gol görmek, heyecanlı ve hızlı futbol seyretmek istiyorum, çalım istiyorum, ne bileyim şut istiyorum!

Son olarak da Elano elimizde patlamış bir bombadır bence...İkinci Lincoln vakamız hayırlı olsun!

hagibaba dedi ki...

bizden giden Yaser Gökhan la Servet arasında nerdeyse her kornere yan topa kafayı vurdu
oyuncularda sanki hafif bi ukalalık vardı
Ayhan , Topal beraber oynadığı sürece
Leo Franco da oyunu başlatmakta bu kadar naz yaptığı sürece işimiz zor

Ufuk KURT dedi ki...

bence nonda kötü değil o kadar. akıllı oynuyo oyunu iyi okuyo ama dün gece gerçekten şansızdık.
ayhan-linderoth kıyaslaman o kadar yerinde olmuşki tebrik ediyorum seni. artık tobias'ın ilk 11de başlaması gerekiyor gör bunu rijkaard. ayhan ölü resmen elanoyla ikisinin varlığı yokluğu belli değil. son olarakta leo için söylemek istiyorum Leo bu takıma hiç yakışmıyor, o gönderdiğimiz Orkun bile çok daha iyi kaleciydi bence leo'dan. avrupada kariyeri varmış, peh, yemişim onun kariyerini.

ksenophanes dedi ki...

ustacım topal için baya baya şeyler yazmak gerek bana kalırsa.. Sezon başında everton'a gidecek gazı ile ya biz topal'ı çok büyüttük ya da işin içinde başka birşey var.. Sezon başından beri topal'ın bir tane iyi oynadığı ya da sıradan oynadığı bir maç söyler misiniz ? Her maç kötü her maç yaptıkları ile takıma zarar veriyor.. Çok ciddi bir çöküş var.. Eğer rijkaard'ın sistemine ayak uyduramaması ise söz konusu olan bu adam ingiltere'ye nasıl ayak uyduracaktı ? Derhal bir çeki düzen vermesi lazım kendine.. Bir gün mustafa sarp topal'dan daha iyi diyeceğimi hiç ummazdım..

franchi dedi ki...

@ksenophanes,

topal hakkında yazacaklarım olumsuz degil, sezonun ilk bolumunde evet rezaletti ama son 1 aydır eski gunlere adım adım donuyor, deginmek istedigim konu bu esasen..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO