10.02.2009

Alper Tezcan

Fanatik gazetesi yine Alper Tezcan olayıyla gündemi yaratıyor bugünkü(10 Şubat) sayısında.

Bildiğimiz kadarıyla Alper o sakatlıktan sonra bir türlü iyileşemedi, yeterli desteği göremedi ve bir kenara atıldı gitti. Alper'in gece hayatının da etkisiyle kendisine bakmadığı da yazılmıştı rahmetli Alpaslan Dikmen tarafından. Bunu kesin olarak bilemeyiz, Alper mi bakmadı, gerçekten destek mi görmedi o tartışılacak kısmı. Sonuç olarak bakmış veya bakmamış kendisine, 11 tane ameliyat geçirmiş, hala "10 bacağım olsa hepsi Galatasaray'a feda olsun" diyebilen bir adama sahip çıkmamak da ayıp.. Hem medya için sürekli sıcak ve gündem yaratacak bir malzeme, hem de Galatasaray'ın duruşuna saldırıda bulunmak için eşsiz bir fırsat.. Sadece tek bir şeye canım sıkılıyor, bu ülke tarihine damga vuran kadroda olduğunun en büyük belgesi, her zaman gururla taşıdığı ve ömrünün sonuna kadar sahibi olması gereken UEFA Kupası madalyasını satacak kadar çaresiz konuma gelmesi. Yönetim büyüklüğünü gösterip bu madalyayı satın alsa, Alper'in madalyası Alper'e kalsa, kendisi de bulunduğu çıkmazdan kurtulsa her iki taraf da memnun olmaz mı ? Dahası, ısıtılıp ısıtılıp önümüzde sunulan bu haberlerin sonu gelmez mi ?

Sonuçta bu olayda net bir tarafı suçlamıyorum ama dikkatimi çeken noktaya da değinmek istiyorum. Galatasaray'ın kötü olduğu, başarısız olduğu hiç bir dönemde Alper Tezcan adı gündeme gelmiyor. Ne zaman ki Galatasaray iyi, ne zaman ki Galatasaray güçlü, o zaman Fanatik'te Alper Tezcan çıkıyor manşetlere. Hani medya iyi yapıyor, üzerine gidiyor diyorlar ya bir yandan da bu şekilde düşünmek lazım. Galatasaray'a binbir suçlama yapanlar neden acaba bu zamanları seçiyor. Galatasaray Avrupa kupalarına katılamadığı ve ligde çok kötü olduğu zaman bu haberler çıkmıyor da başarı adına kritik bir dönemden geçerken niye çıkıyor bu haberler ? Bunu haberi karalamak için yazmıyorum, dikkat edin ne zaman Galatasaray şimdiki gibi başarılı/güçlü ama üstüne yüklenilmiş ve karışmaya müsait bir durumda olsa anında Alper haberi önümüzde.. Ayıp.. Sen de az çakal değilsin Fanatik..
Alper'in başına gelenleri sadece Galatasaray tarafından bakarak kulübü suçlarken Alper'in de çevresine danışmak lazım neden bunların başına geldiğini. Sakatlığı düzeldikten sonra defalarca kiralandı, hepsinde de geri döndü. Biraz kendine baksa, biraz toparlamaya gayret etse bunların hepsi başına gelir miydi. O dönemde o yaşta 2-3 Milyon Dolar bonservisi olan oyuncu o ağır sakatlıktan sonra futbola madem ki devam edebiliyor, o zaman günümüzde en kötü ihtimalle Bank Asya 1. Lig'de işini yapıyor olurdu. Acaba "ne de olsa bakarlar, sokağa atacak değiller" mantığıyla mı hareket etti ve her şeyi boşladı, yoksa gerçekten tek suçlu Galatasaray mı ? Ben Galatasaray'ın tek suçlu olmadığını işi senede bir gazeteden çıkan şekliyle değil tüm iç yüzüyle değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Alper'in hayatını Galatasaray kararttı, herşeyini elinden aldı demek yargısız infazdan öteye gitmez.

Peki Galatasaray ne derece suçlu bu olayda ? Alper'den daha fazla olduğuna eminim, o düşüncemi de belirtmeliyim. Böyle bir oyuncu tüm yaşadığı sorunlara rağmen Cihan Haspolatlı'dan, Almaguer'den, Horvath-Spehar-Mpenza faciasından veya Orhan Ak'tan daha verimsiz olamazdı bu takım için. Yedek kulübesinde de olsa bir kaç sezon idare edilip adamın malını mülkünü satacak konuma gelmesine mani olunur, futbola doğru düzgün başladığı zaman da oynayabileceği bir yere verilirdi. Psikolojik olarak da çok zor dönemden geçen bir genci sürekli bir yerlere kiralamak çözüm müydü, o da bir tartışma konusu.

Diyorum ya, Alper'e tüm suçu atamayız ama tek suçlu da Galatasaray diyemeyiz.. Olayın iç yüzünü bilmeden yargısız infaz yapmamak lazım iki tarafa da.. Aynı haberleri ısıtıp ısıtıp gündeme getirme konusunu aşmak lazım öncelikle..

Hiç yorum yok:

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO