11.02.2009

Aziz Yıldırım İş Başında

Türkiye gazetesinde 10 Şubat tarihli Aziz Yıldırım röportajından bahsetmek istiyorum ama bunun doğruluğuna emin olamamakla birlikte resmi veya gayrıresmi yoldan bir açıklama gelmediği için bu yazılanların doğru olduğunu düşünmemizde bir sakınca yok. Aziz Yıldırım'ın sık sık gündem değişikliğine imza atan birisi olduğunu bilmeyen yok. Galatasaray'ın 14 Mayıs 2006'daki şampiyonluğu ve yine 2007/2008'deki son şampiyonluğu sonrasında aniden değişen gündem ve şampiyonluk haberi yerine Aziz Yıldırım haberlerinin çıkıyor oluşu akıllarda hala. Ana teması Galatasaray'ı karalamaktan ziyade Fenerbahçe'deki başarısızlığı gündemden düşürüp farklı şeyleri gündeme getirmek.

Bir kaç gündür süregelen yoğun bir gündem var ve burada iki ana başlık ön plana çıkıyor :
1. Galatasaray - MHK - Federasyon tartışması
2. Fenerbahçe'deki taraftar, yönetim, teknik kadro karışıklığı


Aziz Yıldırım'ı ilgilendiren 2. madde oluyor doğal olarak. Fenerbahçe Aragones-Alex, Aragones-Semih, Aragones-Taraftar, Yönetim-Teknik Kadro, Taraftar-Yönetim, Güiza-Yönetim gibi çeşitli kutuplaşmalarla boğuşuyor son dönemde seri halde gelen kötü sonuçlardan sonra. Ve Aziz Yıldırım yine bu karmaşık gündemi tek başına değiştirmeye çabalıyor gibi bir görüntü var ortada. Eğer Türkiye gazetesinden çıkan ve 11 Şubatta çıkacak olan gazetelere sıçrayacak olan kıvılcım daha da yayılırsa gündem yine Aziz Yıldırım ve başkanlığı olacak.
Şimdi göz atalım Aziz Yıldırım'ın dediklerine..

"İstanbul Belediye maçına kardeşim Ali (Yıldırım) ile geldim. Anjiyo sonrası Londra'ya gitmişti. ‘Abi', dedi ‘İngiltere'de TV'ler, Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı tanıtırken seni öyle anlatıyorlar ki, göğsüm kabardı!' Hayrola dedim, ne anlatıyorlar? ‘Maçlar oynanırken, stadı, bölüm bölüm, yıktı, yaptı. Anelka, Ortega, Roberto Carlos gibi yıldızları transfer ederek, F.Bahçe'ye, Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final oynatıp, markalaştırdı', diyorlar! Çok güzel şeyler yaptık. Ama F.Bahçe bizi stresten götürecek. Ne paraya pula ne de şana şöhrete ihtiyacımız var, bize artık sağlık gerek. F.Bahçe yüzünden ben de, sen de anjiyo olduk. Ailemizden, sağlığımızdan fedakarlık ediyoruz, ama takdir eden yok! Çok üstüne geliyorlar, artık bırak' dedi.

Bilen de bilmeyen de konuşuyor. Diyorlar ki, Aziz Yıldırım, 750 milyon dolar harcadı. Doğru harcadım. Ama o parayı otel odalarında, orda, burada yemedim, F.Bahçe'nin geleceğine yatırım yaptım. Fena mı yaptım, stadı yenileyerek, Samandıra'yı bitirerek, Dereağzı'nı ve Sosyal Tesisleri modernize ederek? Fena mı yaptım, F.Bahçe televizyonunu kurmakla? Allah aşkına biri söylesin, bugün F.Bahçe Stadı'nı yeniden yapalım desek, kaça inşa edilir? Bakın, o stat için Türkiye'ye UEFA Kupası finali verdiler. Profesyonel futbol takımımız, 100 milyon euro harcandığı halde nasıl Şampiyonlar Ligi ve UEFA'dan elenirmiş? Aslında bu takım Şampiyonlar Ligi'nde de olurdu. Bir-iki dünya yıldızı daha transfer edebilirdik. Ama heves mi bıraktılar? İnan, insanların rüyalarına giren yıldızları, Carlos'u, Anelka'yı transfer ettiğime bile pişman oldum.


Burada dikkat çeken yerleri işaretledim ve onlara değinmek istiyorum. Yaptığı icraatları hiçe saymıyorum ama gündemi yaratacak olan sözlerine değinmek daha doğru. Takımın Şampiyonlar Ligi'nde olmayışından bahsederken sitem ediyor heves bırakmadılar diye. Acaba bu sene tekrar edilemeyen başarının sebebi sezonun ilk yarısında yaşananlar mı yoksa daha Haziran 2008'de yaşanan gelişmeler mi ? Futbolla ilgilenen taraflı tarafsız herkesin ortak görüşü Zico ve Aurelio meselesinde suç bu sezon kötü olan Aragones ve Güiza'da değil elbette. Sen tarihinin en büyük Avrupa başarısını yakalatan teknik adamla sırf ligde şampiyon olamadığı için yollarını ayır, daha sonra ununu elemiş, eleğini asmış, yaşayabileceği en büyük başarıyı yaşayıp her şeye doymuş teknik adamı al getir bulunmaz bir nimetmiş gibi. Aurelio gibi bir oyuncuyu elinde tutama üç beş kuruş için, sonra yerine gelen Maldonado ve Josico suçlu olsun. O Maldonado ki zamanında fırtınalar estiren Cruzeiro'nun Alex ile birlikte en büyük yıldızıydı. Sonra da heves bırakmadılar oluyor.. Yapılan bir başarısızlık ve ayıp var, ancak bu konudaki suçu inkar edip tüm olan biteni bu sezon yaşanan gelişmelere bağlayarak aradan sıyrılmak isteniyor. Ve bir mesaj daha çıkıyor buradan, o da başkanlığa aday olmamak.
Yıldızları aldığıma pişmanım diyor ve işte bu noktada "ne yapsam yaranamıyorum" mantığı devreye giriyor. Yani, ben yıllardır herşeyi yaptım, herşeyimi feda ettim ama kıymetim bilinmedi demeye getiriliyor bir anlamda. Ben de suçluyum diyemiyor Aziz Yıldırım, halbuki bunu dese bu tutumuyla elde ettiğinden çok daha fazla destek elde edeceğinin farkında bile değil. Bu açıklamalar ve başkanlığı bırakıyor haberleriyle önümüzdeki seçim için de çok sağlam bir destek kazanmış oluyor. Hani sporun dışından örnek vermek gerekirse Davos'ta yaşananları örnek gösterebiliriz. Seçim öncesi çok güzel hareketler bunlar..

Fenerbahçe'de de aynı durum işliyor işte. Başkanlığı bırakıyor düşüncesini zihinlere kazıyor, gündemi bu yöne çekiyor.. Böylece Fenerbahçe'de Aragones ve Güiza kaynaklı devasa sorunlar bir anda unutulup gündem başkanlık meselesine çevriliyor. Sağlık her şeyden önemli ve Aziz Yıldırım da gerçekten ciddi sağlık sorunları yaşıyorsa bu açıklamaları yapmadan yanına doktorunu alıp görevini bırakacağını açıklayabilir. Bu zor bir şey değil. Ama bu şekilde açıklamalar yapıldı mı niyet iyi de olsa kötü de olsa sadece kötü tarafı algılanıyor ki bunu yapmakta haklı herkes. Başkana haksızlık yapıldı, başkan küstürüldü, acaba aday olmaz mı, soğuttuk mu O'nu Fenerbahçe'den diye diye gündemi değiştirmeyi başarıyor yine Aziz Yıldırım.. Olan da Fenerbahçeliler'e oluyor.. Adamlar net ofsayttan iki gol yiyorlar ve maçı kaybediyorlar rakiplerinin de puan kaybettiği haftada, ancak aralarında hakem lafını ağzına alan hiç kimse yok. Herkesin derdi oynanamayan oyun, 60 dakika boyunca 10 kişi kalan rakibe karşı tek pozisyon bulamamak. Bunun yanında takımın kaptanı da 55. dakikada oyundan alınıyor ve taraftar ile teknik kadro arasındaki bağ da kopuyor gidiyor.. Normal şartlarda bu hafta boyunca Cüneyt Çakır konuşulmalıydı ancak Fenerbahçeliler'de bizim gibi hakem konuşacak hal yok. Eminim ki hepsi "keşke tek derdimiz hakem olsa da öyle puan kaybetsek" derdindeler.

6 yorum:

Othello dedi ki...

3. seferde yemezler artik

Tarjeta Amarilla dedi ki...

Pre-secim sendromu basgostermis..Ayni seyler tekrarlanmaya baslanmis, saglik problemi vs. varsa saglik problemin birakirsin, bir papagan alir gider Bodrum'a yerlesirsin ;)

Arkhe dedi ki...

Bir Türkiye gazetesi haberi üzerinde parmaklarını fazla yormuşsun bence. :)

franchi dedi ki...

turkiye gazetesi haberi olabilir ama bu yazanların somut ornegi 2 defa yasandı..

dahası bugun yaptıgı acıklamalar da dediklerimi destekler nitelikte.. "bana baskanlıgı bıraktırmak istiyorlar ama baskan olacagım, engelleyemezler" gibi bir tutum icerisinde.. biz buna amacına ulasmak diyoruz kısaca..

talento dedi ki...

bugünkü açıklamaların dediklerini desteklediğini düşünmüyorum. dediğine göre bir süre bırakma sinyalleri verip geri dönüş olmalıydı. ama bu "bir süre" birkaç saat değildir heralde. basın açıklamasının bugün yapılması tezi çürütmüş bu nedenle.

franchi dedi ki...

insanların her seferinde aynısını yemeyecegini dusunmus olamaz mı peki ?

2 defa bırakıyorum dedi gitti.. simdi de aynısını yemeyecek ki insanlar.. bu defa direk olarak magduru oynadı ve sonuc ortada.. ustume geldiler karalamaya calısıyorlar dedi ve anında baskan oldu..

bu gazete haberi ciddi olmasa transfer doneminde onlarca defa yapıldıgı gibi bir yalanlama yayınlanır "ciddiye almayın" denip gecilirdi..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO