4.10.2009

Haydi Rijkaard'ı Asalım! : Ankaragücü 3-0 Galatasaray

Maçtan sonra iyi ki hemen TV başına oturmamışım, zira ntvspor.net'te gördüm kü Rıdvan Dilmen dakika 1 gol 1 coşmuş hemen B planı diyerekten. Yahu adamın dediklerinin %10'unu bile yapan bir takım yoksa Rijkaard'a neden yüklenelim ? Eskişehir maçında kenar yönetimin tercihleri eleştirilecek bir unsurdu, oradaki eleştirimi savunabilirim zira Rijkaard'ın olmadığı iddia edilen B planı o gün uygulamaya konmuştu ve başarısız olmuştu. Tercih edilen isimler konusunda sıkıntı vardı o gün, hepsi o kadar. Yoksa kimse sistemini ve yetersiz olduğunu iddia edecek kadar futbol cahilliği yapmadı. Ekranlarda hayli yüksek sayıda bunu yapanlar, orası ayrı.. Bugün Rijkaard'ı eleştirebileceğimiz tek nokta yine sonradan oyuna giren oyuncu tercihiydi, zorunluluktan bir değişiklik yaptı ama Aydın'ı çıkarıp Serkan veya Barış'ı alsa bundan daha kötüsü olamazdı, hatta bu kadar kötüsü de olamazdı. İki sağ kanat oyuncusu kadrodayken dizilişi karıştırıp sakatlanan kanat oyuncusu yerine ön libero almak hiç doğru olmadı.

Artık Galatasaray maçı yorumlarken sistem konusunda detaya inmeye gerek kalmıyor, Rijkaard'ın oyun planı ekstra bir gelişme olmadığı sürece sabit kalıyor. Bir kere orta ikiliyi bozup forvetle ön libero arasındaki 3 oyuncuyu 4'e çıkardı, bir de bugün Topal'ı oyuna alıp çok kötü olan takımı biraz daha bozdu. Temmuz ayından beri her hafta resmi maça çıkan takımın hocası 2 tane hata da yapsın artık. Hem Nonda'yı indirdikleri pozisyonda penaltı çalınsa bu ağır mağlubiyetin esamesi okunmayacaktı, haksız mıyım ? Hakemin oradaki ciddi hatası sonucu direkt olarak etkilemiştir bugün, bunu sonuna dek iddia ederim ancak mağlubiyetin faturası olarak öne süremem. Daha ciddi sebepler var çünkü, kalecinin önündeki geçici dörtlü ile uyumsuzluğundan tutalım da beklerin yerlerde sürünmesine ve milli takım yüzü görmüş yıldızların hadlerini aşmasına kadar çok ciddi sebepler var mağlubiyetin arkasında.
Bu defa şansımız şu ki Aydın'ın sakatlığı ile değişen sistem ve o verilmeyen penaltı kararı gerçekleri çok erken yüzümüze çarptı. Hem teknik kadronun, hem yönetimin hem de biz taraftarların kafasına bir şeyler erkenden dank etti. Bugün Nonda'nın pozisyonundaki penaltı çalınsa, üstüne son anlarda iki üç rahat gol atıp farklı kazansak tüm bu saydığım etkenleri çoğu kişi sayamazdı. Ben daha ilk yarıda olacakların farkına varıp bunları kafamda şekillendirdim yazmak için, muhtemelen bir çok blog yazarı arkadaşım da aynısını yapmıştır, kazansak da yazılar pek değişmeyecekti eminim buna. Bugün teknik kadro ve tarcihler açısından felaket senaryosu yazmak sezonu şimdiden noktalamak olur. Ancak teknik kadrodan gelen talimatları dinlemeyip sahada yapması gerekenleri yapmayan ve amaçlarının dışına çıkan isimler konusunda yazacak çok şeyimiz var. Bu isimler Arda Turan ve Servet Çetin, şimdiden belirteyim bu iki isim hakkında ayrı bir yazı yazacağım, maç yazısının arasında bir kaç satırla geçiştirilecek gibi değiller zira iş çığrından çıktı, başka bir boyutta geziyor bu iki isim.

Gelelim diğer isimlere. Şimdi UEFA maçında eleştirdiğim Sabri'nin yerine oynayan Uğur'u eleştirip de Sabri olsaydı daha iyi olurdu desem elbet çıkacaktır "dönmek" temalı laf edenler. Dönmüşlüğüm ve Sabri konuşundaki fikrimin değişmişliği yok ancak Uğur Uçar'ın Sabri'den önceki tercih olabilmesi konusu Murat Duruer'le girdiği ve golle sonuçlanan pozisyonundaki halinden sonra tamamen uçtu gitti zihnimden. Böyle bir Uğur Uçar ilk 11'deki Sabri ile forma için değil ilk 18'deki Serkan Kurtuluş ile kulübedeki koltuk için mücadele eder. Sakatlığı çok ciddiydi, büyük bir olay atlattı ve yeniden 90 dakika mücadele edebilir konuma gelmesi bile futbol tarihimizde yerini alacak bir başarı öyküsü, bu konuda pek itiraz olmamalı ve arkasında olmalıyız her zaman. Ancak bu demek değildir ki körü körüne destek olalım. Murat Duruer'in ardında çaresizce sürünen bir Uğur Uçar'ın affedilir bir yanı olmamalı. 2007/2008'in ilk yarısındaki kusursuz Uğur'a yaklaşsa bile yeter bize ki şu an kendisi Cihan Haspolatlı seviyesinde dolanıyor, daha ötesinde değil.
Uğur'dan sonra sıranın geleceği isimlerden biri Mehmet Topal'dır ki günün en kötüsüydü oynadığı kısa süreye rağmen. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Mehmet Topal oyuna girdikten sonra tam anlamıyla çöktük. O ana kadar en kötü 1 puan alıp dönecek gibi duruyorduk, O oyuna girdikten sonra 1 puana razı hale geldik. O kadar formsuz, o kadar etkisiz ki geçen maçta dediğim "Anfield'daki genç Mehmet gibi oynuyor" lafından bile utanır oldum. O günkü gibi oynasa en azından maçın kaderini değiştirecek hataları yapmazdı. O seri top alıp rakibi geçen ve hücumu hızlandıran adam yerine takım temposunu baltalayan bir isme dönüştü bu sezon. Sakatlık kendisini Uğur Uçar'dan daha fazla vurdu, daha önce söylemişimdir yine söylüyorum : Keşke sene başı istendiği zaman yurtdışına yollasaydık kendisini. O bölgede rotasyonda 3 isim var ve her ne kadar takımdan ayrılması taraftarı olsam da Barış'ın da mücadeleye girmesi lazım. Ayhan'ın daha çabuk toparlanmasına yardımcı olur bu hamle ve Topal'ın kendine gelme süreci diye bir şey olacaksa bunu da hızlandırır. Diğer türlü 11'de sürekli kalacak bir isim değil Barış, asla olamaz. Kimya deneylerindeki katalizör görevini görecek yani, başka bir işi olmayacak. Bugün takım ortalama bir oyun oynadı ama Topal girdiği anda tamamen çöktük, sonraki maçlarda ne şekilde şans bulacağı çok önemli zira bugünkü yaptıklarını unutturmak için Euro 2008 öncesindeki formunu acilen yakalaması lazım. Yoksa Topal'ı Avrupa'nın kıyısından dönen parlayamamış bir yıldız olarak hatırlama tehlikesi var elimizde.

Bir de son olarak günün 3. kötü ismine gelelim : Caner Erkin. Yok Hakan çıkmazmış da yok sol bekte çok açık veriyormuşuz da yok hücum gücümüz Hakan varken azalıyormuş da. Yapmayın lütfen, etmeyin. Şu takımda Hakan Balta dururken başka bir sol bekten bahsetmek en son yapılacak şeylerden biri. Varsın ileri çıkmasın, varsın olduğu yerde stoper gibi davransın. Caner gibi ne çıkıp ne kalıp tam ikisinin arasında boş bir oyun oynamaz en azından. Manisa'daki Caner nerede bugünkü Caner nerede, aradaki farkı anlatmaya kelimeler yetmez. Gerçi adamın asıl görevi bek oynamak değil ama sol bekte Hakan'ın yerine oynaması için ısrarcı olanları susturmuştur bugünkü oyunundan sonra. Attığı hiç bir uzun pasta isabet yok, ara pası atamıyor, bir kere iki kişinin arasından çıktı onda da topu çabuk kaybetti ve uçup gitti o pozisyon da. Başka da gözle görülür işi yok ne yazık ki..

9 yorum:

Erdem Karakuş dedi ki...

Arkadaşım bunları yazıyorsun iyi güzel de, Ankaragücü Galatasaray'ı futbol oynatmamak için elinden geleni yaptı. İtti, kaktı, sindirdi. Ediz Baros'u defalarca itti faul bile vermedi, bir pozisyon oldu müdahele bile etmedi Baros, adam düştü faul çaldı hakem. Elano'ya, Aydın'a yapılan faulleri saymıyorum bile, maçı izlerken bunaldım resmen.

Maçı, oynanan futbolu falan geçtim ben tamamen. Sistem konuşmak yanlış çünkü sistemi oluşturmak için gereken hiçbir unsur yok ki. Karşıdaki takım seni sindirmek için elinden geleni yapıyor, Eskişehir maçında da aynısı olmuştu. Sivasspor'un 2 yıl boyunca yapıp bu sene vazgeçtiği taktiğin aynısını bu takımlar yapıyor bu sefer. Bu şartlar altında Rijkaard bu takımı istediği sistemle oynatabilir mi, mümkün mü? Bu futbolcular bu oyun sistemine bu rakiplere karşı alışabilirler mi? Şimdi bu oyunu gören bir başka takım ileriki haftalarda aynı mantıkla çıkacak, aynı futbolu oynayacak bile demiyorum, çünkü futbol oynamak gibi bir amaç yok sahada. Sadece rakibi bozmak, oynatmamak, sindirmek ve sinirlendirmek üzerine. Böyleyken biz bu takımdan nasıl "sistem" üzerine birşeyler yapmasını bekleyelim?

Ankaragücü şu maçı 9 kişi tamamlamadıysa bu maçın konuşulacak bir şeyi yoktur. Bu ligin de yoktur. Futbol oynamak için gereken hangi faktör var ki sahada, biz burada sistemi, değişiklikleri, oynanan futbolun kalitesini tartışalım?

Sana çok basit bir soru sorup bitiricem, Messi Türkiye Ligi'nde yetişseydi Barcelona'daki Messi olabilecek miydi sence?

franchi dedi ki...

yani diyorsun ki hakem konusalım hep ? su macta onlarca kotu unsur var, onlarca sebep var maglubiyet ve kotu oyun icin ve biz hemen hakemi suclamaya hazırız, yapmayın etmeyin.. yeri geliyor burada tum macı hakeme yıkıyorum, baska sey konusmuyorum ama o macta gercekten hakem kotu oldugu icin yazıyorum, maglubiyeti, kotu oyunu veya puan kaybını basit bir bahaneyle gecistirmek icin degil.. kazanılan kasımpasa macında bastan asagı hakem yazdım.. bugun kaybedilen bu macta da hakemin galibiyete sadece 1 tanecik kararla mani oldugunu yazdım, soyledim.. nonda'ya yapılan hareket penaltıydı ve onu calınca golu atsak bu macı kazanacaktık eminim, o noktada mac vermezdik.. ancak o galibiyeti alsak bazı olumsuzlukları goremeyecekti herkes, bu yuzden sezonun en ciddi hakem hatalarından biri oldu bizim acımızdan ama boyle bir sey ilk kez isimize yaradı.. tum olayı hakeme yıkmakla kim ileri gitmis de biz gidelim..

messi turkiye'de yetisse elbette messi olamazdı, messi gibilerini yetistirebiliyor olsaydık italya-ispanya-ingiltere uclusunun yanında bizim adımız da anılırdı degil mi ?

opeskirci dedi ki...

servet ve arda hakkında dediklerine tamamen katılıyorum. arda günün kahramanı olmak için uğraşıyor. gereksiz şutlar,top tutmalar vb. futbolu basit oynanayan arda bjk ve bosna maçlarından sonra tamamen kayboldu. servette aynı şekilde basit oynamak varken herşeyi yapmaya başladı. kanattan çalım atıp orda bile açmaya kalktı ki artık kesin uyarılması gerekiyor.
uğur konusunda biraz daha iyimserim. ordaki pozisyonda çalım yemesi kötüydü ancak düştüğü durumu düşününce o kadarda kötü değil. servet ve pozisyonda hiç görünmeyen "stoper" hakanı aradı gözlerim. bunuda düşünmek lazım. ayrıca hücümda uğur daha verimli oynuyor. 2.yarıda baros verdiği yerden mükemmel orta. (sabrinin yerden açmak aklına bile gelmezdi)
son olarak değinmek istediğim duran toplar. bu konuda da yazı yazmak lazım.ilk haftalarda organize, değişik şekillerde korner ve faul kullanırkenn artık sadece ön direğe etkisiz orta atmaya başladık. sürekli aynı şeyi deneyip başaramıyoruz ama devam ediyoruz ısrarla. bundada eski verimliliğimize dönmemiz gerek bence.
sarp, ayhan ve topal ında bir önce form tutmaları lazım. ayhan bugün önündeki adama pas veremedi ki 3. golde nasıl pas verdiğini herkes gördü.

Erdem Karakuş dedi ki...

arkadaşım, ben futbol namına birşey konuşmayalım diyorum, hakemi konuşalım demiyorum. böyle bir sonuca nasıl vardın anlamadım, yazdığım yazının odak noktası "futbol dışı faktörler" idi.

ben bir takım sahaya futbol oynamaya çıkmıyor, bu takımların teknik kadrosu, yönetimleri, taraftarları "tek amacımız günü kurtarmak" mantığıyla yaklaşıyor, futbol namına sahada birşey göremiyorsun dedim. yani diyorum ki, sahada önce "futbol" oynamak lazım ki, sen sonra takımın sistemi, sahaya yayılışı, yaptıkları, yapmadıklarını konuşasın.

sevgili arkadaşım bana geçen hafta eskişehir'in, bu hafta da ankaragücü'nün futbol adına ürettiği güzel birşey gösterir misin bu maçlarda? mesela eskişehirspor hiç organize ataklar geliştirmeye çalıştı mı? hatta bunu da bırak, daha önce çalışılmış, planlanmış bir şeyler yapmaya çalıştı mı, bir pozisyon üretmeyi denedi mi? yoksa ben bu rakibe top oynatmayayım, alayım puanımı gideyim mi dedi?

bu hafta ankaragücü ben futbol oynayayım, rakibim de oynasın mı dedi, yoksa ben işime bakarım, rakibimi sindiririm, faul yaparım, futbol oynamasını engellerim, sonra bir tane sıkıştırıp daha da sertleşirim diye mi düşündü?

futbol oynamakla uzaktan yakından alakası olmayan, tamamen günlük kazanıma odaklanmış, ve bu kazanımları da dışarıdan "başarı" olarak etiketlenen bu sistem içinde allah aşkına ne sistemi bekleniyor ki galatasaray'dan?

galatasaray 8 maç oynadı, bu 8 maç içinde futbol oynamaya çalışan 2 tane takım oldu, bir tanesi ankaraspor, bir tanesi de gaziantepspor. ankaraspor düşeceğine ankaragücü küme düşseydi keşke de, en azından futbol oynamaya çalışan insanları görebilseydik sahada.

franchi dedi ki...

tum dunyada kucuk takımlar buyuk takımlara karsı 8-9 tane hucumcuyla cıkıp stoperleriyle bile hucuma kalkıyorlar da benim mi haberim yok ?

kucuk takım elbette buyuge top oynatmayıp puan almaya calısacak.. en yakın ornek; haftasonu sunderland old trafford'da galip gelirken savunmayı elden bıraktı mı ? hayır.. neyi tartısıyoruz ki o zaman ?

ligde orta seviye bir takımdasın ve karsında baros, elano, kewell gibi 1-2 sene oncesine kadar gıptayla baktıgın yıldızlar var, "aman hadi oynasınlar" diye adamların acık oynamasına izin mi verirsin yoksa elinde geldigince yıpratmaya mı calısırsın ? bunu iyi ozumsemek lazım.. kucuk takımın rakibi yıldırıp kontralarla gol araması gorulmemis duyulmamıs bir olay degil ki.. bu rakibi yıpratıp yıldırma cabalarının dozu kactıgı zaman is hakemde biter.. hakem dur diyecek onlar da yapmayacak, ne yazık ki uc buyuklere karsı tekme-tokat saldırıp onları sindirme anlayısı hakemlerimizin engel olmak istemedigi seylerden biri.. gercekten guzel oynayanın tarafında olsalar bu cirkinlikler senede en fazla 2-3 macta olur..

Adsız dedi ki...

Seytan Ridvan kimdir? Bu Seytan lakabi yakin arkadaslari tarafindan mi takilmis bugün onu cok merak ettim.. Bir insan bukadar sinsi olamaz yahu.. Kasimpasa macindan sonra agliyan adam bugün Galatasaray 3 puan kaybedince nasilda gülüyordu..Nasilda elestiriyordu.. Elestirmesine bisey demem ama elestiri biraz yerinde olur, böyle "Nerde kondisyoner Neeskens? nerde Not tutan Neeskens abi?" (Neeskens Kondisyoner degil Seytan!). Sonra diyorsun ben B Plani derken herkez elestirdi bizi.. Tabi elestircem Seytan!
Senin B Planin neydi? B Planin acaba calistirdigin her kulübte basarisiz olduktan sonra Televizyon´a mi transfer olmakti? Seni Futboll ilahi yapanlar asil utanmalilar ya neyse.. 5 takim calistirmisin ve Vanspor haric hepsinde basarisiz olmusun! Üstelik bir takimda 1 seneden fazla kalamamisin Seytan!
1998-1999 / Vanspor
1999-2000 / Fenerbahçe
2000-2001 / Altay
2001-2002 / Adanaspor
2002-2003 / Karşıyaka SK
---
Sen kimsin Rijkaard´a "Sparta´da napmis? ona birde bakilmali" diyorsun? Kardesim Sparta´ya Rijkaard gittigi zaman kadrosu iyi sayilirdi ama bir bak Rijkaard gittikten sonra kac futbollcusunu satmis..

Erdem Karakuş dedi ki...

sunderland - manu maçını örnek olarak vermişsin. şunları sorucam sana.

1. sunderland oyuncuları tekme tokat dalıyorlar mıydı manu oyuncularına her pozisyonda?
2. sunderland oyuncularında topun oyunda tutulmaması çabası var mıydı?
3. ikili mücadelelerde sunderland oyuncuları yere düşünce faul, manu oyuncuları yere düşünce temiz mi oluyordu pozisyon?
4. hakem bu tarz tavırlara müsahama gösteriyor muydu?

ben küçük takımlar 10 kişiyle atak yapsın demedim. iki seferdir anlattıklarımı farklı anlıyorsun. yunanistan savunma futbolu oynuyordu ve belli bir sistemi vardı. ankaragücü, eskişehir savunma futbolu oynamıyor, dan dun futbolunun adı savunma futbolu olmadı. sen rakibi sindireceksin, faul yapacaksın, hakemi de sertlikte arkana alacaksın, sonra yaslanacaksın geriye, bunun adı defans da değildir savunma da değildir. sen eğer buradan çıkıp da bu takımlar iyi defans yaptılar dersen futbol konuşmaya gerek kalmaz, nitekim futbol değil bu. ancak savaş diyebiliriz, veya vücut sporları.

franchi dedi ki...

benim seni anlamadıgımı iddia ediyorsun da sen beni anlamıs mısın ona da bir bak derim.. ben ankaragucu ve eskisehir'in mukemmel bir savunma futbolu oynadıgından mı bahsetmisim ?

bu arada sunderland galip gelirken demisim, yanlıs olmus, puan alırken diyecektim.. 2-2 bitti mac zira..

ufukus dedi ki...

Takımda inanılmaz bi fizik düşüş var baş sebebi bu..gerçektende bizim oyuncuların profosyonellikden bir haber olduğunu rijkaard'ın anlayıp bu takozlara hakettikleri şekilde davranması lazım ( bkz ss subayı kalli )

Mehmet topal konusunda sonuna kadar haklısın rakip takımın orta saha oyuncusundan daha çok zorladı bizim takımı..hayret bir şey bir insan bu kadar geriye gidermi..

Arda konusunda çok kişiden tepki almama rağmen her zamanki tezimi yineliyorum arda'yı hem basın hemde yöneticilerimiz iyice şişiriyor..E tabi bizde onlardan eksik kalmıyoruz..Bütün maç eli belinde dolaşan bir arda , kimseye pas vermeyen rijkaard'ın akıcı tek pasa dayalı sisteminin aksine " topu alırım 5 kişide çalımlarım bana kimse karışamaz " modunda bi arda , şuursuz şut seçimleri yapan bir arda..Peki arda ne zaman büyük maç kazandırmış bize ??Artık arda'nın biraz aklını başına toplayıp düşünmesi gerek..Arsenal'de barcelona'da bu haliyle kadroyu bırakın top toplayıcı yapmazlar...

Yönetiminde artık arda'yı pohpohlamayı kesmesi lazım 22 yaşında eli belinde gezen bi adamın GS'de kaptan olması ile lincoln'un kaptan olması arasında bir fark görememeye başladım..

Kewell'ın küstüğü aşikar..Elano hala adapte olamadı..Nonda gene formdan düşmeye başladı..Arda bu haldeyken kewell yedek kalırsa kewell'da küser..elano'da küser..

Orta sahamız gerçekten çok kötü..bu bölgeye çok kişi karşı çıkmasına rağmen mehmet aurelio transferinin zamanında yapılması gerektiği ortaya çıkmış oldu..ayhan müthiş düşüşte..mustafa sarp yoruldu..linderoth boşuna 1 yabancı hakkı işgal etmekle meşgul..barış pas atmayı öğrense bişiler yapacak..o bölgeye takviye şart hemde öle sıradan birisi değil kaliteli bir yabancı şart yoksa bu sene çok maçı 60. dakkadan sonra teslim ederiz..Savunmada bir stoper ( topu oyuna sokabilecek )gerektiğide aşikar..servet'de riquelme sanmaya başlıyor kendini ki kötü bir gelişme..

Franchi hakan balta'yı savunmuş doğru ..caner o bölgede verimli olamıcak gibi , alparslan'ında savunması hiç yok bu durumda kötünün iyisi hakan balta..Hakan balta iyi mi peki.?? Hayır oldukça kötü bir sezon geçiriyo ve kendine bakmadığıda fiziki düşüşünden belli..

işin komiği şu takım lucescu zamanındaki perez ve victoria'dan beri nasıl eli ayağı düzgün bek bulamaz hayret doğrusu...

Sezon başında rijkaard geldi avrupa ligi bizim , türkiye ligi zaten banko gibi fantezilere hemen giren taraftarımızın biraz ayaklarının yere basmasıda gerek..bu takımdan ilk sene kimsenin ciddi bir başarı beklemesi gerekli kadromuz sandığınız kadar çok iyi değil..Fenerbahçe'nin defansı ile orta sahası bizden hem savunma , hem direnç olarak şu an açık ara önde..devre arasına kadar bu kadro içinde çözümler bulup devre arasında en azından 1 orta saha ve 1 stoper alınması gerekli..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO