18.10.2009

Sistem 4-3 B Planı

Şu maç 2-2 olduğunda Rıdvan Dilmen'in meşhur B planı devreye girse, sistemden taviz verilse ve çift forvete geçilse ne olurdu acaba ? Açık konuşalım mevcut sistemle bu kadar hata yapan savunma bir kişi eksikle tamamen dağılırdı ve bu defa B planı sevdalıları sistem değiştirdi diye konuşur dururdu. Bu kısır ve amaçsız tartışmalara girmiyorum, bir B planımız olmamasından ve ısrarla aynı sistemin peşinde koşuyor olmamızdan memnunum ben. Konuyu uzatmadan maça gelelim biz..

Kadroya başlayayım öncelikle, Elano yoktu ve sürpriz de olmadı doğrusu. Brezilya'ya gidip geldi ve yorgun düştü diye düşünülmedi muhtemelen ama normal şartlarda da 11'de olmamalıydı. Elano hala takıma alışamadığı için hücumda ister istemez tedirgin davranıp hız kesiyor. Bugün Kewell-Arda-Keita üçlüsü gayet olumluydu. Önlerinde bugün Nonda olsa daha iyi olabilirdi zira Baros'un pozisyon bulmasına uygun bir oyun oynanmıyordu sahada. Çok fazla kanattan yüklendik ve Baros'un istediği ara paslar özellikle de ilk yarıda ortalarda yoktu. Nonda olsa geriye gelip topunu alırdı ve pozisyonların içinde olurdu. Baros bu yüzden biraz araya kaynadı ama son iki golde bir gol bir asist ile ilk yarıdaki katkısız oyununu unutturdu. Neyse maçı dakika dakika anlatacak değilim, derdimi anlatmaya devam edeyim ben en iyisi. Umarım haftaya da Elano olmadan sahaya çıkarız. Bu bir temennidir, Elano ile bir alıp veremediğim yok, geçen sene Lincoln'e olan gıcığım kendisine yok en azından. Sadece henüz ilk 11'de çıkıp da tek başına maç kurtaracağını düşünmüyorum. Ben ligin ilk yarısında Elano'yu gözden çıkardım, bir kaç gol ve asist yaparsa bizim kazancımız olur, kendisini eleştireceksem ikinci yarı eleştiririm.

Kadroyla daha fazla uğraşmaya gerek yok diye düşünüp saha içindeki bir kaç isme geçelim şimdi de. İlk durak Ayhan Akman olacak. Açık ve net konuşayım, daha çok yakın zamanda Ayhan'ın sistemin en önemli parçalarından biri olduğunu söyledim durdum ancak bugün resmen rezilleri oynadı. Sistemin önemli parçasıydı dedik ama o sistemi tek başına çökertmek üzereydi az daha, Trabzon'un attığı 2. golde asisti yaptı saçma sapan artistik hareketler yüzünden. 2-0'dan sonra tek başına maçı veriyordu Ayhan, gereksiz oyunu yüzünden rahat ve güzel giden maçta puan kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldık. Ayhan mevcut Galatasaray'ın hücumunun en etkin ve önemli parçalarından biri ancak bu kadar oyun zekasından yoksun oynarsa ilk 18'i zor görür. Bugünkü Ayhan'ın savunulur veya affedilir bir yanı yok. Durum zaten 2-1, bir gol daha atıp rahatlamamız lazım ama Ayhan gidiyor topuğuyla şov yapayım derken rakibe teslim ediyor topu, sonuç da gol. Yok, böyle olacaksa Ayhan sistemin en önemli parçası olmasın, Emre Çolak olur, Barış olur, Sarp olur, Topal olur birisi o bölgede oyunu seri oynayacak hale getirilir.. Böyle bir Ayhan istemiyorum ben tuttuğum takımda, sezon başındaki Ayhan'ı istiyorum.
Bir olumsuz isim de Hakan Balta'ydı bugün. Sezonun en büyük hayal kırıklığı olmaya doğru adım adım ilerliyor. İlk gol şapkadan çıktı, ikinci gol Ayhan beyin hatası, üçüncü gol de Hakan'ın yerinde yeller esmesi sonucu geliyor. Eskiden solda boşsa veya tehlike yoksa Servet'in arkasına sızar ve kritik toplar keserdi, zaten bir bek oyuncusunun asli görevinden sonra en önemli yan görevidir bunu yapmak. Ne yazık ki Hakan Balta bunu yapamadı, başaramadı bugün. Zaten bir süredir bunları başaramayıp amaçsız bir oyun oynuyor ya neyse.. Ne hücumda sürpriz goller atıp pozisyonlara girebiliyor geçen sezon olduğu gibi ne de savunmadaki ana görevini yapıyor. Ruh gibi bir Hakan dolaşıyor sahada ve biz çözüm bulamıyoruz. Gerçi çözüm bulsak ne olacak ki, forvete koysak sırıtmayacak seviyede bir hücumcu olan Caner Erkin'i sol bekte oynatıyoruz. Hakan'ı oynatmamak bugün bizim için daha büyük problem. İnsanın gözleri Trabzon'un kulübesindeki Ferhat'ı arıyor ister istemez. Keşke kulübede öyle bir sigortamız olsa Hakan'ın kötü günleri için.

Neyse kötüleri sonlandıralım ve bu blogun tarihine geçecek bir bölüme gelelim. Yani Sabri Sarıoğlu ile igili kısma.. Bugüne kadar sahada esen ters bir rüzgardan bile Sabri'yi sorumlu tutacak kadar ön yargılıydım kendisine karşı, blogu okuyan herkes bunun farkındadır herhalde. Ancak bugün takımda en çok kimi beğendin sorusuna cevabımdır Sabri Sarıoğlu ismi. Helal olsun diyebiliyorum sadece, 1 ay önce alakasız ve saçma paslarından dem vurduğum adama bugün 50-60 metrelik isabetli uzun paslarına hayranlıkla bakıp alkış tuttum. Attırdığı ilk gole ve son golde kısa boyuna rağmen tekrar taca yönelen topu kafayla Barış'a indirip pozisyonu golle sonuçlandırmaya yardımcı olan hareketine alkış tuttum. Bravo be Sabri Sarıoğlu... Benim gibi sana karşı olup her şartta eleştiren bir adam bile önemli ve ciddi bir maçın maç sonu yazısında maçın kahramanı olarak seni ön plana çıkarıyorsa sen artık olmuşsun. Haftaya derbide de bugünkü gibi oyna Sabri, sinirlenip çıldırıp kendini heba etme. Ayak uçlarında beynin arasındaki köprüyü kurabildiğin anda işte böyle mükemmel bir maç çıkarıyorsun. Aman diyeyim bir derbi uğruna heba etme şu güzel övgüleri. Gerçekten bu satırları yazdığıma inanamıyorum hala ama bir gerçek var ki gözümdeki Sabri imajı kolay kolay yıkılmayacak şekilde düzeldi. Tekrar tekrar bravo Sabri Sarıoğlu.
Ve Keita... 1 maç oynamadı ve kendini ne kadar da özletti, kadroda alternatifi olmayan tek adam desem mi demesem mi bilemedim şimdi. Gerçi bu maçta biraz şova kaçayım dedi ve fazlaca pozisyon harcadı ama olsun o kadar da. Kazandık ve bir gole de doğrudan katkı sağladı ya, daha ne olsun. Tabii Kewell'ın hakkını yememek gerek, yine 90 dakika oynatılmadı yine kenara ilk gelen isim oldu ama bu adam bu takımda Keita ile beraber ilk 11'i hakeden ilk isimdir gözümde. Bu adam sahadaysa ve yüzü gülüyorsa belli ki o gece işler bir şekilde yoluna girecektir. Böyle bir isme sahip olduğumuz için bir kez daha yönetime teşekkür ediyorum. Bu sezon yıl sonu beklenmeden sözleşmesi uzatılmalı, hem para hem tarih hanesi boş bırakılıp Kewell'a buyur sen doldur demek lazım. Ancak tarih hanesine en az 3 yıl öncesini yazmak koşuluyla..
Son olarak her zamanki gibi hakemle bitireyim. Programlarda Mustafa Sarp ve Serkan'ın pozisyonu sıkça tartışıldı. Ferrari'nin pozisyonu ile karşılaştırıldı ki Mustafa'nın hareketi Ferrari'nin hareketine göre çok daha net bir faul. Orada hakemin ciddi hatası var, es geçmemek gerek. Hoş onun penaltı olmadığını düşünenler de vardır ama bu benim düşüncem. Tabii bu karar yüzünden kazanılan bir 3 puan değil bizimkisi. Zira Kamil Abitoğlu orada penaltı çalsa dengelemek için Trabzon'u 10 kişi bırakırdı ya da bize de havadan sudan bir penaltı çalardı. Bu hakemin doğasında maçı dengelemek var. Doğru veya yanlış nasıl bir karar verirse versin dengeyi kurmak adına diğer takıma da aynısını yapıyor ve iş çığrından çıkıyor. Bugün hakem çok konuşulmayabilir ama maçın geneline bakıldığında bu dengeleyici karakteri çok kötü yerlerde devreye girdi. Sayın Abitoğlu sonucu ve skoru pek etkilemez zira bir takıma karşı hata yaptıysa diğerine karşı da yapıyor ve değişen bir şey olmuyor. Bu yüzden o penaltı maçın kaderini değiştirdi demek hata olur. Maçın kaderini illa ki tek bir pozisyona bağlayacaksak da Serkan Balcı'nın atamadığı aşırtma gole bağlamak gerekir. Onu atsa yine 4-3 yapar mıydık ? Hiç sanmıyorum...

Hiç yorum yok:

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO