1.03.2010

Aaa Forvet Gelmiş! : Galatasaray 4-1 Kasımpaşa

Dün vasatlığıyla insanın ömründen ömür çalan Lazio-Fiorentina maçından sonra ilaç gibi geldi şu maç. Forvetine kavuşan Galatasaray geçen haftaki derbinin son bölümünde iyiye gideceğinin sinyalini vermişti. Bugün gerçek bir forvetle sahaya çıkıp açık oynayan bir rakip bulunca izlemeye doyulmayan bir maç çıktı ortaya.

Sistem konusunda ısrarcı olan Rijkaard, Elano'dan oluşan boşluğa Arda'yı çekip Sarp yerine de Ayhan gibi inanılmaz bir sürpriz yaptı. İleride de nihayet ilk 11'de başlayan bir forvete kavuştuk. Ayhan hamlesi Madrid maçında ne denli hatalıysa, bu maçta da o denli hatalıydı. Hasan Şaş gibi "tüm topları ben dağıtıp, oyunu ben kumanda edip kahraman olmalıyım" mantığı ile hareket edip gelen her topu çok uzun süre ayağında tutup bu tempolu maçta ara ara frene basmış oldu. Yine tekrar ediyorum, Madrid maçı "tecrübe" gerektiriyordu diyelim bu maç da mı tecrübe ile oynanacaktı ? Emre Çolak olamaz mıydı sahada ? Böyle açık ve tempolu bir futbolun oynandığı sahada Ayhan Akman isterse yeryüzünün en tecrübeli insanı olsun yine de Emre'den daha faydalı olamazdı. Olamadı da zaten. Ayhan Akman mükemmel maçın tek kötü anısı olarak akıllarda kaldı.
Bugün uzun zamandır ilk kez gördüğümüz bir şey vardı. Takım rakip sahada 7-8 kişiyle pres yapıyordu. Savunmada top çeviren rakibin üstüne 5 oyuncuyla saldırmak hemen 96-2000 döneminin özellikle son senesindeki yorulmak bilmeyen takımı akıllara getirdi. Önceki pazar derbiden, perşembe günü de hüsranla sonuçlanan bir Avrupa macerasından çıkıp gelen takım Kasımpaşa gibi ligin en tempolu takımlarından biriyle 90 dakika oyundan düşmeden oynadı. Büyük takım olmanın gereği bu olsa da Barcelona'nın dahi haftada 2 maç oynarken zaman zaman bir tanesinde tempo yapmakta zorlanıp istediği oyunu sergileyemediğini unutmamak gerek. Bundan sonra haftada 2 maç kalmadı bizim için. O açıdan bakınca her maça dinlenerek çıkıp doğrudan Şampiyonlar Ligi'ne katılım anlamına gelen şampiyonluğu elde etme yolunda daha rahat edeceğiz. Alışılagelen pas futbolunu tam anlamıyla sergileyemedik bugün. Ortalama bir takımın yaptığı kadar pas yaptık ki böyle temponun bulunduğu maçlarda pas sayınızın yüksek olmasını bekleyemezsiniz. Karşı takım kapanıyor olsaydı yine 600 civarı pas yapan bir Galatasaray izlerdik. Hatta şöyle diyelim, sezonun neredeyse tüm maçlarında rakipten daha fazla başarılı pas yapan ve topla oynayan Galatasaray bugün iki kategoride de rakibinin gerisinde kaldı. Sistemi uygulamamıza rağmen böyle bir sonuç almamız enteresan oldu. Bunda yine Ayhan'ın kritik rol oynadığına inanıyorum ben, orta sahadaki pas akışını bozdu.

Özlenen ve geri kazanılan iki şey vardı bugün, ilki forvet, ikincisi Sabri-Keita sağ kanadı. Uğur Uçar konusunda ikiye ayrılan kitlenin Uğur'u beğenen tarafındayım bilindiği üzere. Ancak şunu da hep belirtiyorum özellikle Sabri'nin müthiş gelişiminin tavan yaptığı Aralık ayından itibaren Uğur ne kadar iyi olursa olsun Keita varken Sabri'nin her zaman oynaması gerektiğini söylüyorum. Uğur Uçar önündeki Keita ile en uyumlu maçını 2-1 kaybedilen Madrid maçında oynadı, bu yüzden de geç kaldı biraz forma kapmak için. Yine de Sabri ile rotasyonda sene başındakine oranla daha iyi durumda. Sabri hem futbolu, hem tribünü hem de Keita ile oynamayı fazlasıyla özlediğini bu iyi maçın çok iyi isimlerinden biri olarak gösterdi. Kalan 11 maçta Sabri-Keita ikilisini izlemek çok daha keyifli olacak. Keita dedik devam edelim, ileride 3 forvet Gio-Jo-Keita şeklindeydi ama pozisyon değişimi o kadar sık uygulandı ki bir oyuncu aynı mevkide 6-7 dakikadan fazla kalmadı ilk yarıda. Mantık olarak başladığı pozisyonda en fazla kalan Jo oldu devre sonunda ancak Gio ve Keita'nın hareketliliğine Arda da karışıp hücumda Kasımpaşa'nın adam adama savunma yapmasını zorlaştırdı. Sol bek Keita'yı tutmaya kalkıp bir sonraki hücumda Keita'yı arasa başı derde girerdi bulana kadar. Pozisyon değişimi yapmak ağır değil de bu tip tempolu maçlarda çok daha iyi işe yarıyor.
Sabri'den sonra diğer özlenen şey de gerçek forvetli bir 4-3-3'tü. Nihayet 90 dakikayı forvetle geçirip olması gerektiği düzende oynadık. Gerçi az önce bahsettiğim maç içerisindeki pozisyon değişiklikleri yüzünden ara ara 4-4-2 gibi oynadık. Dikkatli izleyiciler farketmiştir onu, Gio-Jo veya Keita-Jo ileride forvet ikilisi olarak kalıp Arda ve diğer boş kalan isim de kanatlara yayılıyordu. 4-4-2 ve 4-3-3 arasında gidip gelinen bu sistemi forvetsizken uygulamak takımı bir bilinmeze sürüklerdi maç içerisinde. Forvete kavuşunca ara ara bu tip oyunlar yapıp hücumda çeşitlilik yaratmak mümkün oluyor. Baros'tan alıştığımız o hareketli santrfor kimliğini Jo'da da gördük bugün, Jo'nun bir de boy avantajı ile çok etkili oldu bu tempolu oyunun arasında. Baros'un koşularını ve arkadaşlarına yarattığı alanları özleyen bizlere hasret giderici bir etken oldu Jo. Baros gelince ikisi aynı anda pek sahada olmayabilir belki ama ben bugünkü gibi etkili bir Jo ile Baros'u yan yana görmek istiyorum en azından 1-2 maç da olsa. Bugün şu vardı yalnız, o kadar Jo demişken atlamamak lazım, takımdaki arkadaşları ile uyumsuzluk yaşıyor zaman zaman. Ya terse koşuyor ya da pas alması gereken yerde arkadaşlarından doğru topları alamıyor. Buna 1-2 maç sonra alışacağını umut ediyorum ki ilk gelen Jo ile bu maçtaki Jo arasındaki farkı düşününce zor bir hayal olmadığını görüyorum.

Son olarak Kasımpaşalı oyunculara da teşekkür edelim. Açık oynayan takımlar 1-1'i bulunca sertlik-çirkeflik arası gidip gelip oyunu çok soğutucu hareketler yaparlar. Kendileri bunlara başvurup tek puan alabilecek durumdayken hiç o tip şeylerle uğraşmayıp bildiklerini oynamaya devam ettiler her zaman olduğu gibi. Bu tip oyun tarzı alt sıralardaki takımlar için tehlikeli oluyor. Fenerbahçe deplasmanında bu oyunları inanılmaz bir maç sonunda 3 puan getirdi, belki de 3 puanı 6-7 farklı bir skorla alacaklardı o gün. Bugün aynı oyun tarzı 4-1'lik bir mağlubiyete sebep oldu. Bu oyun bu dengesiz skorların davetiyesi olur ancak ligde kalmak için de yeterli olur genelde. Kasımpaşa'nın düşmesi büyük bir sürpriz olur bu sene, kesinlikle haketmezler bunu. Bir de özel teşekkürümüz var Emre Toraman'a.. 1. dakika dolmadan geriye düşüp zorlanacaktık belki ama maçın kaderini iki arkadaşının "Topa dokunma!" çırpınışlarına rağmen topu ağlara yollayarak değiştirdi. Çok büyük hataydı bir futbolcu adına. Herhangi bir tartışmanın olmadığı, sezonun en doğru kararlarından biriydi o ofsayttan verilmeyen gol ama ne enteresandır ki sezonun en kritik olaylarından biri oldu tüm doğruluğuyla.

11 yorum:

ichi dedi ki...

franchi, senin deyiminle giovani fos santos, bizce giovani dos santos'a bugunku oyunundan dolayi bir tebrik falan beklerdim ben. en azindan leo franco'ya bile bu kiyak yapildiysa, bu macta gio bunu fazlasiyla haketti bence.

barcelona'daki gunlerinden daha iyi bir giovani izledim ben bugun. yazida gormek isterdim acikcasi. 1-2 satirla gecistirilecek bir oyun degildi onunki cunku..

Can dedi ki...

Abi Ayhan olayını çok abartmışsın. Ayhan anlattığın kadar kötü bir oyun oynamadı, o kadar çok top kaybetmedi. Emre Çolak'ın o görevi yapması için bacaklarının yarısı daha kadar kalınlaşması lazım. Hücumda serbest dolaşır rakipten kurtarırsın kendini de, adam adama çarpışman gerekiyor o bölgede. Emre o fizikle nasıl kaldırsın o pozisyonu.

Adsız dedi ki...

Giovani nasıl oynadı sence?

Erdem Karakuş dedi ki...

Rijkaard'ın torpillisinden fazla bahsetmemişsin. Kötü oynasaydı günah keçisi olurdu, iyi oynayınca yorum yok. Bu da böyle bir anı olsun.

baggio dedi ki...

Fırat mükemmel başlık. İnanılmaz fark yarattı forvet oyuncusu.

CaptainIrmak dedi ki...

Forvetli, Presli, Güneşli Günler diliyorum herkese :) Ayhan'a dikkat ettiyseniz orta sahada pres yaparken arkadaşlarını bile yönetmeye çalıştı. Ayhan kötü oynamadı.Hatta Gsantos ile takımın en iyilerinden biriydi bu akşam.

http://captainlogbook.blogspot.com/2010/03/galatasaray-kasmpasa4-1.html

mre dedi ki...

Yazınızın hemen tamamına katılıyorum. özellikle de kasımpaşa için paragraf açmanız takdire değer.
Yalnız izninizle küçük bir eleştiride bulunacağım ki yukarıda bu konuya değinen arkadaşlar da olmuş. benim tekrarlama nedenim bir tahmin.her taraftarın takımında daha fazla sevip değer verdikleri gibi daha çok kızdıkları, beğenmedikleri hatta hafiften nefret ettikleri vardır. mesela herkesin çok beğenmediği mehmet topal benim nazarımda çok önemli bir oyuncudur. bolca eksikleri olsa da geldiği günden beri pek çok konuda kendini geliştirmiştir. takımın bu kadar hücumcuyla oynayabilmesi için vazgeçilmezdir nazarımda.
siz de kuvvetle muhtemel bir ayhan akman sevmezsiniz ki bu konuda sizden uzakta biri değilim. hatta belki sizden de fazladır hislerim. ancak bugünkü maça objektif bakarsak gerek orta sahada kaptığı toplar, gerek ayağına topu alan oyuncuya yaptığı yardımlar (özellikle sarp bu konuda sıfırdır) gerekse de elinden geldiğince hücuma desteğiyle dos santos'la birlikte bana göre takımın en iyi ismidir. ayrıca bu maçtaki pas sayısının azlığını Ayhan'a bağlamışsınız ki bence asıl sebep Kasımpaşa'nın açık oyunu ve buna karşı bizim rakibi eksik yakalama adına dikine ve çabuk oynamamız. Zaten dediğiniz pasları yapsaydık rakibi böyle açık alanda yakalayamaz skoru da bu hale zor getirirdik. Emre Çolak'tan ben de çok ümütliyim ama bugünkü kadro Ayhan yerine oynayacak bir Emre Çolak'ı kaldırmazdı.
Maçı bir kez daha sakin kafayla izlerseniz Ayhan'ın belki de yılda 1-2 kez oynayabildiği bir 90 dakika çıkardığını göreceksiniz.

Uzun oldu kusura bakmayın.

CaRtMaNtR dedi ki...

Emre Çolak, Elano yada Ayhan gibi Mehmet Topal'a yakın hem ileri hem geri çalışacak bir fizik güce vede defansif pozisyon almaya sahip değil. Önceki maçlarda rakibe basmaya çalıştığı çoğu anda gereksiz kartlık faullere göz kırptı şimdilik onun forvet arkası oynaması daha hayırlı. Güçlenir ve tekniğinin yanına mücadele gücü ve rakibi karşılama konusunda pozisyon alma bilgisinide eklerse o pozisyonu güvenle ona emanet ederiz.

franchi dedi ki...

ben zaten burda haftalardır emre'nin defansif rol almasını istemiyorum ki.. emre forvet arkasına gectigi vakit gidip gelme gorevini arda basarılı bir sekilde yapar, yapıyor da yeri gelince..

zorunlu hallerde arda'yı oraya cekip emre'ye on tarafta yer acmak mantıklı olsa gerek..

kutay dedi ki...

ayhan dün iyidi. rakip sahadaki baskının başını çeken isimdir. mehmet topal-mustafa-sarp-barış üçlüsünün son haftalardaki oyunlarından, daha iyisini çıkardı bence..

bigbossares dedi ki...

Mehmet topal konusunda bir tespitim var: dünkü maçta yediğimiz golün başlangıcında uzaklaştıramadığı ( ki bunu sık sık yapar kendisi) bir top var..hemen hemen yediğimiz çoğu golde saolsun m.topal'ın parmağı var...Top kazanma:24 kaybettiği top : 35 tarzı istatsitiklere sahip bir oyuncu gerçi bahsettiğim :))

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO