29.03.2010

Teselli : Fiorentina 4-1 Udinese

Kötü biten derbi gününü iyi başlatan maç olmuştu bu maç. Gerçekten de Fiorentina ligde uzun zaman sonra özlenen performanslardan birini gösterdi. Bu maç için şunu söylemek lazım; bir oyuncu vardır, hiç iyi oynamaz, genelde vasatı zor aşar ama sezonda 1-2 tane maç oynar "bu adam o adam mı" diye şaşırır izleyenler. "O" adamın oynadığı "o maçı" izledik işte. Comotto muhtemelen sezonun en iyi maçını oynadı. "İyi" sıfatını hak ettiği maç sayısı bir elin parmaklarını bile dolduramayacak sayıda olan bir adam için bu maç unutulmaz hale gelmiş olmalı. Maçın adamı çoğu kişi tarafından Comotto gibi gösterilse de benim bu maçtaki yıldızım Mario Santana'dır. Arjantinli o özlenen beklenen performansına nihayet kavuşuyor minimum kayıp yaşanması gereken dönemde. Gol attı, gol attırdı, tüm Artemio Franchi'den alkışı aldı. Dün hücum konusunda kusursuza yakındık desem yanlış bir şey söylemiş olmam.

Savunmada beklerde Comotto-Gobbi ikilisine alıştık. Gobbi sezonun sürpriz adamı oldu çıktı. Vargas'ın sol açığa kaymasıyla Pasqual'e yer açılmasını bekledik ancak Gobbi söke söke formayı aldı. Diğer yanda ise Comotto daha fazla oynasa da performansa bakınca De Silvestri daha fazla öne çıkıyor. Yine de tercih Comotto oluyor. Muhtemelen De Silvestri'nin Lazio'daki ağır sakatlığının etkilerinden tam olarak kurtulamadığı düşünülüyor. Ya da gerçekten kurtulamadı, henüz üst üste 90 dakikaları çıkaracak durumda değildir. Stoperdeki sakatlık sorunları yüzünden kim oynasa itiraz edemeyecek duruma geldik. Elde kalanlar Felipe ve Kroldrup'tu, bu maçta da ikisi oynadı haliyle.. Orta sahada ise Marchionni olmadığı zaman ne denli etkili olduğumuz ortaya çıktı. Ortadaki Montolivo-Zanetti ikilisini kanatlarda Vargas-Santana ikilisi destekledi. Vargas'ın sezon sonu yaklaştıkça zirve yapan formu beni korkutuyor açıkçası. Real Madrid söylentilerinin arttığı dönemde sezonun en güzel gollerinden birini atmak hem de Real Madrid'in özlediği Roberto Carlos gibi atmak çok ciddi tehlike takımdaki geleceği konusunda. Tabii bu tehlike Fiorentina taraftarı için, Vargas için değil.
Bu maçta rahat galibiyet bekliyordum ve yanılmadım. Ancak ilk yarı korkutmadı desem yalan konuşmuş olurum. Vargas'ın muhteşem golüyle 1-0 öne geçtikten 5 dakika sonra Pepe'nin golü geldiğinde insan korkuyor ister istemez. 17. sıradaki Udinese'yi sahamızda yenemeyeceksek kimi yenip de yukarılara çıkacağız diye soruyor insan. İlk yarı 1-1 bitti ama çok daha fazla gol gelebilirdi. İki takımın kalecisi Frey ve Handanovic karşılıklı olarak şova dönüştürdüler işlerini. Açık futbol oynayan, genç kadroya sahip olan iki takımın mücadelesinde gol pozisyonu bol olacaktı, kalecilere bol iş düşecekti. İlk yarı iki tarafın da galibiyeti isteyen oyunuyla başlayınca baştan sonra iyi bir maç izledik. Udinese gerektiği kadar fırsat buldu deplasmanda galibiyet arayan bir takım olarak. Fiorentina ise ilk yarıda biraz daha az pozisyon buldu oyun tarzına göre.

İlk yarıda iki kalecinin karşılıklı şovundan sonra ikinci yarıda büyük bir sürpriz geldi. Vargas kenara geldi ve yerine De Silvestri girdi. Böyle olunca da takımın düzeninde ufak bir değişiklik oldu. Comotto sağ açığa geldi De Silvestri sağ beki aldı, Santana ise sol açığa geçti Vargas'ın yerini doldurmak için. Açıkçası iyi oynayan Vargas'ın çıkmasıyla Santana sola geçtiğinde biraz şaşırsam da bu oyuncunun sol ayağını da iyi kullanıyor olması iyi performansla birleşince şaşkınlığı atmam kolay oldu. Frey'in Di Natale'ye dur demesiyle skor anlamında geri düşmekten kurtulup kısa sürede golü bulunca da maçı erken koparmış olduk. Santana'nın solunu iyi kullanıyor oluşu sayesinde bulduk o golü. Soluyla yerden sert vurunca ilk yarıda daha imkansız topları tutan kaleci Handanovic topu tutamadı ve Gilardino her zaman olduğu gibi doğru yerdeydi ve boş kaleye atmak için zorlanmadı.

Golden sonra pek pozisyon vermedik ki burada özellikle sağ çizgideki iki adamın da sağ bek orijinli adamlar olması önemlidir. Oradan gelemediler, sol bekte iyi oynayan ve hücum tehdidi olarak önemli katkı yapan Gobbi'yle Santana'nın sezonun en iyi maçını çıkarması gibi faktörler birleşince kanatları kullanamadılar. Boş alan bulamayan Di Natale de etkili oyununu mumla arattı. Aynı Di Natale'nin Udinese'nin tek golünde boş alanı nasıl muhteşem kullandığını görmüştük oysa ki. Kanatlar kapanınca tek umudu ortadan gelmek olan Udinese, Gökhan'a bağlanmıştı bir anda. Ancak izlediğim en kötü Gökhan İnler vardı bu maçta. Ortadan da gelemeyen Udinese'nin eli kolu bağlanınca meydan Fiorentina'ya kaldı. Santana iyi performansını attığı golle taçlandırdı, soluyla izlemekten en fazla zevk aldığım gollerden birini attı. Gobbi'nin yerden pasına gelişine vurup kaleye yolladı ve top yan ağlara giderek gol oldu. Böyle golleri nedense çok seviyorum. Atılan gol kaleciye, savunmacıya, direğe çarpmadan yan ağlarlar buluşarak gol oluyorsa daha fazla hoşuma gidiyor o gol. Tabii ana kural şu : Plase vurulmuş olacak.
3-1'den sonra maç iki takımın da durulmasına sebep oldu. İki taraf da bitirelim diye uğraştı, böyle olunca da çok keyifli ve güzel giden maç sonlara doğru biraz durdu. Tadın kaçmaya başladığı maçta tadı yerine getiren ise Karadağlı wonderkid oldu. Sağdan gelen güzel ortanın sahibi De Silvestri'ydi ki kendisini Comotto'dan ayıran temel özellik bu. İkisi de adam eksiltebiliyor ancak fark yapılan ortalarda iyice belirginleşiyor. De Silvestri sert ve isabetli ortalar yapabilirken Comotto biraz rastgele yapıyor, denk gelirse diye.. De Silvestri'nin bu isabetli ve güzel ortasının hakkını veren Jovetic de iyi yükselip Handanovic'e iyi başladığı maçı kabusa çevirtti. İki taraf adına da müthiş geçen bir ilk yarıya sahne olan maç Fiorentina'nın ikinci yarıdaki tek yönlü şovuna dönüşünce sevinen biz olduk..

Sezon başından beri yakalanamayan istikrar, gel artık!

2 yorum:

dramaqueen dedi ki...

ben teselli olarak milan-lazio maçının sonucunu bekliyorum, tabi caner'in gidiş haberi de aynı etkiyi yaratabilir bende..

Adsız dedi ki...

Comotto...

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO