30.06.2008

Euro 2008 : En İyi 11


Benim en iyilerim böyleydi, belirtmeliyim ki kötüleri seçmek daha kolaydı en iyileri seçmeye göre..

Iker Casillas : Turnuvanın açık ara olmasa da en iyi performansını gösterdiğine hemfikir sanırım herkes. Boruc iyiydi ama gruptan sonrasını görememiş bir kaleci en iyi olmayı hakedemezdi. Casillas özellikle gruplardan sonraki performansı ile en iyi olmayı haketti.

Philipp Lahm : Sabri'den yediği çalım ile önce hayallerimizi tekrar yeşerten ancak yine Sabri'nin bölgesinden geliştirdiği atakla umutlarımızı yıkan adamdı Lahm. Zhirkov'u çok düşündüm burası için ama öyle bir sol bek performansı çıkardı ki Lahm, Zhirkov sadece yedek kalabildi. Sanki bir sol bek değil de sol açığa geçmiş hızlı bir oyun kurucu gibiydi adeta, parmak ısırtan performansı ile burayı haketti Lahm.

Sergio Ramos : Lahm gibi O da mükemmel bir peformans gösterdi. İkinci yarısını izleyemediğim finalde başarılı oyunu golle süsleyecekmiş ancak olmamış. Turnuvanın geneline bakınca da mükemmel oyunu ile en iyi kadronun sağ köşesinde yer bulması hiç de zor olmadı doğrusu.

Carles Puyol : Kaleci ile birlikte savunmadaki 3. İspanyol oldu Puyol. Böylesine istikrarlı bir oyuncu pek bulunmaz bu tür şampiyonalarda, her maç iyi olan ender oyunculardandı. İtalya ve Rusya gibi takımlardan 3 maçta 2 gol yiyen savunmada O da vardı ve herşeyiydi o savunmanın.

Marcos Senna : Kendisine İspanyol Aurelio demek yanlış olmaz. Orta sahadaki isabetli pasları, hücuma katıldığındaki önemli müdaheleleri ve gerektiğinde yaptığı mükemmel markaj ile İspanya'nın mükemmel orta sahasında belki de en önemli işi yapan adamdı. ATV genç dese de 32 yaşında ve bu O'nun ilk ve son Avrupa Şampiyonası olacak büyük ihtimalle.

Andres Iniesta : Xavi ile birlikte en iyilerde yer alabilirlerdi, Xavi'yi yarı final ve final performansı ile gölgede bıraktığını söylemek hata olmaz. Sadece Barça'nın değil İspanyolların da önümüzdeki 10 sezonda yeri garanti olan isimleri arasında bence Iniesta. Fabregas'ın neden yedek kaldığını kendisini izleyerek görebilirsiniz..

Hamit Altıntop : Sağ bekte ve fazlasıyla vasat başladığı turnuvada 3. maç olan Çek Cumhuriyeti maçının son 20 dakikasında gerçek bölgesinde devam etmeye başladı. Orta sahanın ortasına geçtikten sonra 15 dakika içinde 3 asist yaparak Türkiye'nin başarısındaki en büyük paylardan birini kaptığı gibi turnuvanın da asist krallığına yerleşmişti. Daha sonraki Hırvatistan maçında da sahadaki en iyi isim oldu. Almanya maçında ise tüm takım gibi o da mükemmeldi. Kadroya orta sahadan bir Türk girecekse Arda'dan önce Hamit olmalıydı bu isim.

Lukas Podolski : Turnuvanın başlarındaki performansı ile gol krallığında öne çıkan ilk isim olmuştu. Sol açıkta oynayıp çok önemli işler yaptı. Finalde kendisini gözler arasa da finale gelene kadar sol açıkta sürpriz ismi oldu Almanların. Takım arkadaşı Schweinsteiger'e göre daha fazla haketti en iyilerin arasında olmayı.

Wesley Sneijder : Gruplarda şampiyonluğun en büyük favorisi Hollanda'nın en büyük yıldızı oldu. Total Futbol'un yeniden doğuşuna O'nun katkısı çok fazlaydı. Hollanda finale gidip kupaya uzanmış olsaydı eğer en iyi isim de kendisi olabilirdi turnuvada. Real Madrid'de sürekli oynayamadı bu sezon ama önümüzdeki sezon yerini iyice sağlamlaştırdı bu performansı ile.

Andrey Arshavin : Cezalı olduğu ilk iki maçın ardından önce takımını çeyrek finale taşıyan adam oldu. Çeyrek finalde ise Portakalları yıkan adam oldu, iyi ki maç uzadı ve Arshavin iyi ki o golü atabildi. Mükemmel performansını yarı finaldeki kötü oyun ile bitirse de bir takımın oyununu ve düzenini bu denli etkileyen bir adam pek bulunamazdı.

Semih Şentürk : Pavlyuchenko, Villa, Klose, Torres gibi isimler varken buraya Semih'i koymak şaşırtsa da attığı gollere bakınca burada yer alması pek sürpriz değil. İsviçre'ye attığı kafa golü tekrar sakin sakin izlenince gerçekten hoş geliyor göze. Hırvatlara yaptığını anlatmaya zaten gerek yok, o dakikada o topa belki şansla vurdu ama yıllar sonra maçı hatırladığımızda şans değil Semih gelecek aklımıza. Ve elbette Almanya maçında attığı gol, 38'lik Lehmann o kadar emindi ki topu alacağına, aniden çıkıp golü attı Semih, finale çıksak bu gol ve Semih'in performansı daha fazla konuşulacaktı o kesin. Galatasaray'lı olmam bunları görmezden gelmem anlamına gelmiyor.

En İyi Teknik Direktör : Bu konuda tartışılmayacak bir isim var bu turnuvada. Elbette ki Guus Hiddink bu isim. 2006 Dünya Kupası'ndaki Avustralya mucizesinden sonra bu defa da Rusya ile çok önemli işler yaptı. Yükselmekte olan Rus futboluna ivme kazandırdı bu turnuva ile. Önümüzdeki şampiyonada bir takımın başında olmayacak gibi gözüküyor ama oturup bir milli takım ile anlaşmasını beklemekten başka çaremiz yok.. Herşeyden önce her zaman ilk olarak göze hoş gelen bir oyun oynatmayı düşünüyor, bu bile kendisinin sevilmesi ve en iyi olması için bir sebeptir benim gözümde..

Hiç yorum yok:

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO