5.06.2009

Hoşgeldiniz : Frank Rijkaard & Johan Neeskens

Şubat ayıydı sanırım ya da sezon başıydı, MSN'de futbol üzerine koyu bir muhabbet sürüp gitmişti. Yanlış hatırlamıyorsam Demir'le konuşuyorduk. Başka biriyse de burayı okuyunca "Benim o" diyecektir zaten. Laf Galatasaray'a geldiğinde ihtiyacımız olan teknik adamdan bahsediliyordu. Mourinho, Wenger, Ferguson gibi imkansız şeylerin dışında isimler düşünülüyordu. Hani hayal kurmak değildi amaç, gerçekten gelseler neler olur deniyordu. O gece karşılıklı onlarca isimden bahsedilip istediğimiz gibi savunmayı da elden bırakmayan ama eldeki kadroyla en iyi hücum futbolunu oynatacak isimleri düşünüyorduk. Karşı taraftan bir çok öneri gelmişken ben tek isimde direttim durdum : Frank Rijkaard. O gece sanki Rijkaard bize gelmiş gibi konuşuyorduk. Tek tek bizim oyuncuların isimleriyle O'nun dönemindeki Barcelona kadrosundaki isimleri karşılaştırmıştık. Kalite olarak Sabri'yi Belletti'ye denk düşürmedik elbette, sadece görevleri ve oyuncuların tarzlarıyla ilgili bir konuşmaydı. Uzun uzadıya açıkladıktan sonra Demir de Rijkaard'ın aslında bu kadro için yer yüzündeki en iyi alternatif olduğuna inanmıştı benimle birlikte. Ama hiç de ihtimal vermemiştik, öyle ya, Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış hoca, önünde sayısız fırsatlar varken bize mi gelecekti ? Geldi işte.. Kewell için 1998-2001 arası nasıl "keşke" dediysek ve gerçek olduysa, bugün de bu oldu.
Oyun karakteriyle, kadro yapısıyla tamamen bize uygun bir isim Rijkaard. Bahsettiğim konuşmadaki benzerlikleri buradan da yazayım, böyle ön inceleme de yapmış oluruz Rijkaard için. Baştan belirteyim, yukarıda da dediğim gibi benzerlik kalite değil yapı olarak görülecek okuyacağınız satırlarda. Yoksa Ronaldinho ile, Messi ile bizdeki herhangi bir ismi aynı seviyede tutacak değilim. Ve daha da önemlisi, Rijkaard'ın Barcelona'daki sistemini kuracağını göz önünde bulundurarak bu incelemeyi yapıyoruz.

Herşeyden önce oynatacağı karakter uyuyor dedik, Total Futbol sevdalısı bu adam için mevcut tüm şartlar ortada. Savunma kurgusu bir şekilde tutturulur günümüz futbolunda. Valdes'in koruduğu kaleyle bile başarılı bir savunma hattı kurulduysa, Ufuk Ceylan ve benzeri bir isimle hedefler doğrultusunda uygun bir savunma kurulur. Geride oyuna katılan savunmacılar önemli. Semih Kaya'ya güvenilse savunmadan hücuma çıkabilen stoper olarak bu görevi sağlayabilir. Sağda Uğur solda Hakan olduğu sürece Rijkaard'ın sistemi için sorun olmaz. Şu stoper işini bir şekilde halletmesi lazım. Semih'e güvenilse derken Ekim 2009'da sahalara döneceğini unutmamalıyız. Orta sahada Marquez'e yaptırdıklarını ve bence daha da fazlasını Mehmet Topal'a yaptırabilir Rijkaard. Bu sene yerlilerden hiç kimseyi kaybetmemeliyiz, sistemin kilit noktaları olacaklar. Kanatlarda Kewell ve Arda olduğu sürece sorun göremiyorum. Henry'den yaratmaya çalıştığı sol açığın orjinali olacak elinde. Solak Messi nasıl ki sağ açık oynamaya adapte oldu, Arda'yı da bu hale getirmesi konusunda en güvenilir isimlerden biri olur Rijkaard. Messi o yeteneğiyle nereye koyulsa adapte olur ama 17-18'inde buna alıştırılması yabana atılacak bir şey değil, basit bir konuymuş gibi görmezden gelemeyiz. Forvette Eto'o tarzı adamı bulma gibi bir şansı elbette yok. Ronaldinho gibi tek adamın çevresine oyun kuran bir isim değil kendisi, bu yüzden de Ronaldinho'ya bir noktadan sonra tahammül edememişti ve "Ronaldinho'yu harcadı, Galatasaray'da da Arda'yı harcar" geyiklerine konu oldu ilk gününde. Tek oyuncu ekseninde bir takım kuracaksa bu Arda Turan olur ki kendisini çok daha etkili şekilde kullanır. Ben Lincoln'ü tutup da belirli işlerle kısıtlayacağını düşünmüyorum. 90 dakika koşturup mücadele edecek bir Lincoln elde edecekse sisteminde kritik bir parça haline gelen ama git gide zararı faydasından büyük olmaya başlayan Deco'ya döner iş. Bu riski derin derin düşünmeli kıvırcık saçlı hocamız.

Sezona ve güne olabilecek en iyi haberle başlamıştık belki de. Tüm bunların ışığında çok çok kilit başka bir nokta var ki o da Tobias Linderoth. Ameliyathanelerde ve rehabilitasyon merkezlerinde geçirdiği futbolsuz 2 sezonun acısını bu sezon çıkartacak kondisyona-güce kavuşursa o zaman Rijkaard'ın sisteminde temel taş olur. Xavi ile yapılmaya çalışılanları Türkiye'de ve UEFA Ligi'nde başarıyla uygular. Linderoth'u bu güne kadar hiç mi hiç istemiyordum, umudu tamamen kesmiştim ama geri dönerse çok kilit bir rolü olacak. Umarım kendisinden göremediğimiz faydayı sağlıklı geçireceği bir yeni sezonda görürüz. Mehmet Topal ve hemen önünde Linderoth ile orta saha sağlama alınacaktır. Messi'yi yavaş yavaş Barcelona'ya kazandıran bu adamdan Emre Çolak ve takımda kalması durumunda Gökhan Öztürk hamlelerini de görebiliriz. Amaçsız şeylerin peşinde koşturmaktansa altyapı çıkışlı bu parlak gençleri kullanacaktır. Kamp kadrosunda son yılların en kalabalık genç oyuncu nüfusunu görmeyi arzu ediyorum. Ayrıca atlamamak lazım, Cem Sultan ve İrfan Başaran gibi A takımda oynayacakları günler merakla beklenen isimlere sahibiz. İrfan'ı Topal ve Linderoth'a uyumlu 3. isim olarak düşünebilirse mükemmel olacak. Bunun yanında çift forvetli sistemi denemesi durumunda Topal - Linderoth, o da olmazsa Topal'ın yanında ne kadar sevmesem de Ayhan'ın bulunduğu bir ikili işini görmesi için yeterli olacaktır. Alınması durumunda kaliteli ve Baros'a göre daha durağan ama daha güçlü fiziği olan bir golcü ile çift forvetli sistemi ile birlikte Rijkaard'ı efsanaler arasına kazıyacağız, eminim buna. Bu forvetin Ruud van Nistelrooy olmaması için bir sebep göremiyorum ben.

Ben Del Bosque faciasını yaşayacağımızdan korkmuyorum, mentalite, sistem ve eldeki malzemeler tamamen farklı konumdalar. Ama çok çok kritik bir nokta da var ki, 2 senelik anlaşma. İlk sene olabilecek her türlü başarısızlık kabul edilmeli. İlk gelişinde sistemin tam olarak oturması ve uyum sorunu derken biraz tatsız performans izleyebiliriz ancak bu noktada Johan Neeskens devreye giriyor. Geçen sezon olduğu gibi Skibbe'nin dahi dinlemediği, pasif konumda bulunan Boekamp faciasını Neeskens ile yaşamayacağız. Futbolcularımız Rijkaard'dan çok Neeskens'e saygı duyacaklardır, disiplin ve çalışma prensibi bunu gerektiren bir isim. Henk Ten Cate ve Johan Neeskens bugün Rijkaard'a bu kadar sevinip bu kadar heyecan duymamızın temel taşları konumundalar. Bu iki isim vaktinde Bülent Abi'nin yazdığı gibi kulübedeki esas oğlana hem danışmanlık hem abilik eden isimler. Rijkaard gibi egosu ve özgüveni oturmuş insanlar için "Ben nerede hata yapıyorum ?" sorusunu sormalarını ve cevap almalarını sağlayan isimler bunlar. Rijkaard yanlış yaptığı şeyleri Neeskens'in ağzından duyduğu zaman daha bir özen gösterecek, Skibbe'nin Boekamp ve Davala'ya yaptığı gibi "Ama..." diye başlamayacak lafına, söylenenlerden ders alarak yapacak işini. Bu durumda da Kalli'ye gerek kalmadığını zaten herkes biliyor.

Kulübede oyuna bir teknik direktör kadar etki edebilecek bir Johan Neeskens ve dünyada her yerde saygı görecek Rijkaard bulunurken Adnan Sezgin diğerlerine yaptığı gibi bu işi onlardan bildiğini iddia etmediği takdirde Rijkaard ile beraber dolu dolu sezonlar yaşarız. Adnan Sezgin faktörü nefret uyandırıyor içimizde ama özellikle Neeskens'in işlerine burnunu sokturmayacağını düşünmek rahatlatıyor bir nebze. Tek gereken ilk senenin Rijkaard için ölçü olmaması, başarılı olursa tamam bu ölçü sayılır da, başarısız olursa kurban edilmemeli kendisi. Barcelona kendisine güvenirken başarısız geçebilecek 1-2 sezonu göze almıştı, bizim bunu göze almama lüksümüz yok bu saatten sonra.

Not : En başta bahsettiğim o geceye ait kayıtlar evdeki bilgisayarda duruyordur, 12 veya 13'ünde Marmaris'e gittiğimde bulabilirsem yayınlarım burada, veya Demir eski hard diskin içindeki kayıtlarda bulabilirse kendisinden alırım.

5 yorum:

os dedi ki...

abi ben rıdvan'ın geleceğini düşünmüyorum, milli takım başındayken yaşadıkları bir sıkıntı vardı onların, böyle kolay kolay çözüldüğünü zannetmiyorum :)
olursa eyvallah tabii ki..

franchi dedi ki...

real'deki hollandalı kıyımından nasibini alacak o da, kulup takımı ayrı milli takım ayrı is.. iki taraf ikna edilirse, baros ile birlikte neler yapabileceklerini dusunmek bile guzel..

hetfield dedi ki...

açıkcası ben rijkaard'dan baros&nistelrooy gibi çift forvet düzeni beklemiyorum.. aklımda hep arda kewell baros ya da o kısımda hem baros'un rolünü hem de arda kewell'ın rolünü üstlenebilecek saviola tipi bir hücum oyuncusu var.saviola demesem de o tip futbolcu onun kafasındaki sisteme daha uygun bence.alman ekolünü denendi o pek tutmadı gibi ama hollanda olucak gibi.ayrıca ben de emre çolak ya da gökhan öztürk 'e kadroda yer verebileceğini düşünüyorum..

ayrıca da gözden düşen van der vaart düşünüleilir.orta sahayı güçlendiri.lincoln'den 2-3 kat daha iyi ve hem orta sahanın ortasında hem de 10 umara mevkiinde oynayabilen bi adam olması insanı heyecanlandırııyor.real'den gitmesi kesin olan bu adamın türkiye'yi normal şartlarda düşünmeyeceğini bilsem de rijkaard umutlandırıyor beni.herkesin bi hayali olur. benim ki ruud değil yıllardır van der vaart..

Arkhe dedi ki...

Hala Linderoth yani.. :s

franchi dedi ki...

linderoth konusunda umudum yok ama iste tamir edilir de calısmaya baslarsa o zaman rijkaard'ın sisteminde onemli bir acık kapatılmıs olacak..

ancak olacak gibi durmuyor linderoth'un isi.. "hala mı linderoth" diyebilmek icin oynayıp da basarısız oldugunu gormek lazım.. oynadıgı uc bes maclık surecte cok olumlu isler yaptı, kabul etmeliyiz bunu kendisini ne kadar istemesek de..

mevcut sartlarda rijkaard'ın getirecegi isimlerden biri linderoth'un mevkiisinde oynayan bir isim olmalı.. linderoth coktan unutuldu, benimki bos bir umut sadece..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO