13.09.2009

5'te 5 : Galatasaray 3-0 Beşiktaş

Öncelikle bir özür borcum var sanırım, yazının saati konusunda. Sebebi yorum bölümünde yazıyor, tekrar özür dilerim söz verip 2 saat gecikmeli olarak başladığım için.

Maça başlarken en başta bir "eyvah" lafı yükseldi benden. Sebebi ise Ankaraspor maçındaki orta ikiliydi, yani Sarp-Topal ikilisi. Ankara'da o iki isim uyum sağlayamamanın sıkıntısını çekmişlerdi, bugün de olduğu gibi. Mehmet Topal-Mustafa Sarp ikilisi uyumlu olduklarında Sarp'ın bu inanılmaz yükselişi ve form grafiği ile Mehmet Topal'ın bildiğimiz mevcut formu birleşse geçilmez bir ikili oluşacak. Ancak oluşamadı iki maçtır. Zaten Ayhan dönünce iki isim rotasyona uğrayacak. Açık konuşayım ben Sarp'tan yanayım Topal gibi bir yıldıza rağmen. Topal'ın toparlanması biraz daha zaman alacak ve bu da en azından Ocak ayına kadar Sarp'ın şansını daha da arttırıyor. Geneli bırakıp maça dönelim tekrardan. Blogun devamlı takipçileri Ayhan'ı pek beğenmediğimi biliyordur ancak itiraf edeyim ki kendisini aradı gözlerim bugün. Geçen sezonlarda oynamasa da bir şekilde boşluğu kapatılan Ayhan bu sezon sistemin kilit noktası oldu çıktı. Yerine elbet biri monte edilir, hatta çok güzel bir yorum da gelmiş yazıyı yazmadan önce. Aşağıda o yorumu okuyabilirsiniz, ben de benzer bir dilekte bulunmak istiyordum yazıda, güzel çakıştı ikisi. Keşke Ayhan'ın görevini bunun gayet üstesinden gelebilecek olan Arda'ya verebilsek. Hem Ayhan'ı da rotasyona sokmuş oluruz ve sezon içerisinde yük binmemiş olur. İleride bir isim olmayınca Arda yerine geçer ve Ayhan da olması gereken yerde oynar misal. Gerçi burada oturduğumuz yerde bize konuşmak kolay geliyor ama çeşitli senaryolar üretip Arda'yı şekilden şekle sokuyoruz. Biraz haksızlık ediyormuşuz gibi geliyor bana. Ancak bugünkü maçta Arda yerine Topal kenara çekilip bu denenebilirdi. Yine de kulübedeki 4 önemli ismin kararlarına saygı duymak gerekir, işler çok kötü gitmesine rağmen oyun planından taviz vermediler ve şablonun dışına çok çıkmadılar. Sadece Keita yerine biraz daha geride ve defansif olan Barış'ı aldık ki o da İsmail Köybaşı tehlikesi için gerken bir çözümdü. Barış hücumda biraz yetersiz kaldı ama o bölgede 1 aydır Keita'ya alışan gözler haliye yadırgıyor bir başka ismi. Sadece formda bir Aydın kabul edilebiliyor Keita'nın yerine.
Aslında ilk hücumlardan birinde golü bulunca takımın taktik açıdan oyunu rakibe oynatıp kontrolü öyle sağladığını düşünmüştüm. Ancak golden sonra Beşiktaş'ın ani baskısı ve 15. dakikadan sonra sönüp gidip zaman kaybına dönüşen maç bir şeylerin yolunda gitmediğinin işaretiydi. İkinci yarıda 65'e kadar süren o karanlık dönemin habercisiydi o yarım saatlik boş bölüm. 2. golden önce 1-1 olur diye iyice korkmaya başlamıştım. Çünkü olası bir eşitlik durumunda takım oyundan düşebilirdi. Neyse ki düzeldik. Takım bilerek mi böyle baskı yemeye izin verdi yoksa gerçekten mi kötüydük yazıp bırakmıştım yazıyı geç yazacağımı söylemeden önce. Cevaba gelelim, ikinci yarının ilk bölümündeki oyunu şöyle sakin kafayla düşününce sorunun ilk kısmını doğru cevap olarak işaretlemek ciddi bir dayak sebebi olur. O yüzden öyle ilginç olasılıkları düşünmüyoruz. Mustafa Denizli ilk yarıda hatalı oyunundan dönüp Ernst-Fink ikilisini yakalayınca baskıyı kurdu uyumsuz Topal-Sarp karşısında. Zaten bizim taktik olarak oyunu rakibe bırakmadığımızın kocaman bir belgesi de daha 58. dakikada Arda'nın kenara gelmesiydi, yerine giren isim Elano olsa bile... Taktik olarak bunu yapan takım Arda'nın etinden sütünden faydalanmak ister ve oyunda tutardı. Barış'ın da hücum değil savunma gücü için oyuna alındığından bahsetmiştik, hal böyle olunca da iyiden iyiye kontrolü sağlayıp oyunu soğutmaya çabaladık. Neyse ki Barış daha oyuna girmeden önce Rüştü'nün kornerdeki arka direği boş bırakma hatasından sonra bir hata daha geldi de 2. golle birlikte kendimize geldik. Aslında kendimize geldik demek de ne kadar doğru olur bilemem. Beşiktaş oyunu o noktada bırakıp biraz umutsuzluğa kapılınca biz de rahatladık. Maçta %100 kendi imalatımız olan tek golü de atıp keyfimize baktık. Bu kadar kötü, silik, başarısız oynayıp da 3-0 gibi farklı bir skorla derbi kazanmışlığımızı hatırlamıyorum yakın tarihte. Bu şartlar altında biraz da rakibin kendi hatalarıyla farklı bir derbi galibiyeti alıyorsak bazı kritik eşikleri çoktan aşıp önemli noktalara gelmiş olmalıyız.
Bana sezon başı 5 maçta kaç puan alırsınız diye sorsalar 10 yeterli derdim iyimser bir tahmin olarak hem de. Kim nasıl bir süreç bekliyordu bilmiyorum ama ben şimdikinden çok daha sancılı bir süreçten geçip bu ritmi en iyi ihtimalle Kasım ayı sonunda buluruz diye düşünüyordum. Tobol maçından bile kötü oynayıp Beşiktaş3-0 yenebiliyorsak ligde bir şeyler çoktan rayına oturmuş demektir. Sıra Avrupa Ligi'ndeki kurbanlara gelsin. 6 maçta 13 puan gibi bir his var içimde. Bir yenilgi bir beraberlik alıp gerisini kazanırız gibi geliyor. Yalnız maç yazısı diye başlayıp Avrupa Ligi tahminine kadar getirdim işi. Cihan Ceylan'ın Yine O Adam'ına benzedim bir anda..

Bir de son olarak, Beşiktaş taraftarının Ali Sami Yen'e ettiği küfür futbol tarihmizin utanç anlarından biri olarak kayıtlara geçmelidir. Rakibe küfür edilir, bu engellenecek bir şey değil ama bu kadar da ileri gidilmez. İnönü'ye deplasmana gelen birileri Süleyman Seba'ya kötü söz söylese hoş olur mu ? Galatasaray taraftarı da tribünde küfür etti diyeceklerdir de İnleyen Nağmeler gibi tezahüratlar işin rengidir, karşı taraftan da benzeri geldi mi eğlence denir geçilir, en azından ben öyle derim hiç kimse demese bile. Ancak olacak şey var olmayacak şey var. Ali Sami Yen gibi saygı duyulması gereken bir değere bu küfürler edilmemeliydi. Büyük bir ayıp oldu.

8 yorum:

Sacit Tekin dedi ki...

Denizli u akşam hazksızlığı uğrayacak. Gayet iyi oynattı takımını. GS den Keita ve Baros karşı tarafta olsaydı skor rakip takım adına farklı olurdu.

Galatsaray kötüydü bugün. Özellikle de defansta top çıkarırken. Servet-Emre ikilisi zaten topu oyuna sokamıyor, bu zaafa topu sırt dönük alıp ileriye yönlenemeyen Sarp-Topal ikilisi de eklenince 45-65 arası inanılmaz baskı yedi GS.

Kısaca Beşiktaş şanssızdı, GS ise gerçekten şanslı.

İşin kötüsü GS nin şifeleri çözülüyor gibi. Yani ortadaki ikiliyi defansın önüne hapsedip oradan ileriye bu akşam olduğu gibi top çıkmasını engelleyen her takım oyun hakimiyetini ele geçirir. Bu akşamın özeti budur.

sicko dedi ki...

Ayıp ayıp! Gecenin 2.34'üne kadar bekletiyorsun yazı için bizi hala bir şey yok:)

Neyse şaka bir yana senin düşüncelerini de merak ediyorum franchi. Bence bu maçın kötü geçmesinin tek nedeni Ayhan'ın yokluğuydu. Keşke Arda'yı Ayhan'ın kimliğinde kullabilsek böylelikle Elano'yu da yedek bırakmak zorunda kalmaz Rijkaard. Güzel de olur.

Kimi zaman kötü oyunla kazanmak da güzeldir ama. Umarız böyle devam ederiz.

franchi dedi ki...

özür dileyeyim öncelikle geç kaldığım için.. eve gelmeden önce çorbacı çıktı ekstradan, sonra bir de filistinli bir turist ülkesine telefon etmesi gerektiğini söyledi.. ülke kodunu bilmiyormuş, evin olduğu sokaktaki internet cafeden gidip onu bulduk, durduk yere iyilik yaptım yabancı birisine.. ülke kodu da +970 bu arada, onu da öğrenmiş oldum :)

Beercholic dedi ki...

@franchi; ee marmaris'te yaşamanın güzellikleri olduğu kadar zorlukları da olacak bunun gibi :)

Can dedi ki...

Abi Barış'ın hemen öncesinde Nonda girecekti oyuna.Topu ilerde tutamadığımız için Baros'u alacaktı oyundan Rjkaard. Ancak 2.golden sonra oyunu tutmaya gitti, Barış'ı soktu oyuna. Yani Barış değişikliği tamamen skor kaynaklı; zaten Rijkaard maç sonunda kötü oynadığımızı, ileride top tutmakta zorlandığımızı ve takımı beğenmediğini belirtti.

mre dedi ki...

Katılmadığım noktalar var hemen belirteyim. Topal ve Sarp uyumsuz değil de oyun düzeni içinde o bölge de aynı rolü üstlenecek adamlar. Yani Topal yoksa Sarp olur, Sarp yoksa Topal olur ama ikisi bir arada olursa eksik olur. Ama Cruyf'un dediği gibi "her dezavantajın bir avantajı vardır" eğer baskı yediğimiz dönemlerde bu ikilinin sağlan ve disiplinli oyunu olmasaydı skor avantajını kaybedebilirdik. Ayhan top kullanabildiği ve ona eşdeğerde savunma yapabildiği için çok kilit bit oyuncu bu düzen içinde.
Arda meselesine gelince; bir kere sanırım yorgunluğunun etkisiyle en kötü maçlarından birini çıkardı. Takımın sıkıştığı dönemlerde alışık olduğumuz savunma katkısını da yapmadı. Eğer Arda yerine Topal çıksaydı intihar olurdu. Ki Arda bu yıl -belki de Rijkaard'ın isteğiyle- direk sonuca giden bir oyuncu kimliğine büründü. İşin savunma yönüne çok skışmadıkça takılmıyor. Yani Arda'dan Ayhan yaratmaya kalkmak hem yanındaki ön liberonun canının çıkmasına, hem Arda'nın hücüm performansının düşmesine, hem de savunmaya çok fazla yük binmesine yol açar. Ayhan ile rotasyona sokulabilecek biri varsa Caner olabilir. Gerek sarışın katsayısını tutturmak açısından :)gerekse de top kullanma becerisi ve dinamizmiyle zaman zaman yararlanabiliriz özellikle iç saha maçlarında. Sol bek olabiliyorsa orta saha rahat olur :)

DEMİR dedi ki...

bir beşiktaşlı olarak ali sami yen'e edilen küfürden ben de utandım...

Kaan Eren dedi ki...

Fiorentina maçının yazısını bekliyorum Franchi, çok mücadele verdim izlemek için ama bir türlü bir stream bulamadım neyseki 1-0 oldu bizim oldu...

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO