16.07.2009

Katil Martı #7 : Hedef Avrupa

Bir önceki yazıda bir transferi atlamışım. Beckham'dan önce U21'in stoperi Turgay Keser'i de almıştık takıma. Bu genç ismin maliyeti 650.000 € olmuştu. Ayrıca hemen belirteyim, bu regen oyuncuların fotoğraflarını postlara ekleyip görüntü kalabalığı yapmak istemedim, o yüzden isimleri linkliyorum. Kalın ve mor/gri olanlar link anlamına geliyor blogdan bildiğiniz gibi. Bu ayrıntıyı verdikten sonra sezonu açalım artık. Hem de güzel ve güzel olduğu kadar trajikomik bir haberle açıyoruz sezonumuzu. Yönetim yeni stad müjdesi veriyordu stadı genişletme talebimizi reddetmelerinin 1 hafta sonrasında. Marmaris İlçe Stadı'nın 1520 kişilik kapasitesi az gelmişti. Marmaris Bld. Stadı isimli yeni stadımıza taşınacaktık 2 yıl sonra. Olayın trajikomik tarafı bu kapasitenin yetmediğini açıklayıp 5 Milyon € maliteyle 3077 kişilik kapasiteli bir stadın yapılacak olmasıydı. Hiç yapmayaydınız daha iyiydi be. Madem niyetlendiniz 10-15.000 kişilik stad yapın insafsız herifler.
Konya deplasmanı ile o güne dek tarihimizin en iddialı ve ciddi sezonuna başlıyorduk. Ancak dakika bir gol bir hesabı 1-0 yenilgiyle geri dönüyorduk. Sonraki rakip Manisa'ydı ve kendi sahamızda sezona merhaba demiş oluyorduk resmen. 3-0 galip geliyorduk Cem Sultan'ın 2, Beckham'ın da tek golüyle. Bir sonraki rakip ise belalısı olduğumuz Fenerbahçe'ydi. Önceki sezon canlarını çok sıkmıştık ki bu sezon da Şükrü Saraçoğlu'ndan boş dönmedik evimize, 1-1 berabere kaldık Ediz'in maçın başında duran toptan attığı golün üstüne yatarak. Bunu yapan adam Chelsea'yi yerden yere vurdu 2 ay önce, öyle de bir tezat oluştu ama birisi Marmaris diğeri de Chelsea ve konu Şampiyonlar Ligi Yarı Finali. Bana hak verir gibi olduğunuzu şu satırları yazarken hissettim resmen. Deplasmandaki bu önemli puandan sonra kendi sahamızda iyice coşup Rize'yı 4 golle uğurladık. Bu tempoyla Kupa'daki rakibimiz Beykozspor'u Marmaris'in çimlerine gömeriz diye coşup da sahaya çıkıp 0-0'lık maçın sonunda penaltılarla gruplara kalıp erkenden havaya girmememiz gerektiğini öğreniyorduk. Dışarıda kaybedip içeride kazanarak aynı tempoda 4 haftayı daha geride bırakıp deplasman galibiyeti hasretiyle yolumuza devam ediyorduk. AltayTürkiye Kupası'nda deplasmanda yenip bunu kısmen gidersek de ligde deplasman galibiyeti almamız biraz uzun sürüyordu. Ligde kaldığımız yerden gidip Gençler'e deplasmanda 4-0 yenilip içeride Malatya'yı 3-2 yeniyorduk. Gitgide yurtdışında taliplileri beliren Ali Helvacı bu maçta 2 golle yıldızlaşırken diğe gol bir başka yaşlı yıldız Kewell'dan geliyordu. Hafta arasında Antalya Marmaris'te bizi 2-1 yenip kupadaki ilk yenilgiyi tattırıyordu. Ligin 11. haftası gelmişti, hafta arası yaşanan rezalet ilk deplasman galibiyeti ile telafi ediliyordu. Eskişehir'de Ediz'in tek golü 3 puanı Marmaris'e kaçırmamıza yetiyordu. Sivas'ı içeride Kewell, Ediz ve Aydın ile 3-1 yenip mükemmel bir seriye başlıyorduk aslında. İlk yarı sonuna kadar yenilmeyecektik. Adana Demir deplasmanından 1-1 ile dönüp Marmaris'te Ankaraspor'u Yattara'nın golleriyle 2-1 yeniyorduk. Erciyes'i içeride 4-1 yenip ilk yarıyı Ali Sami Yen'de noktalamaya gidiyorduk. Galatasaray'a karşı ezilmekten başka bir sonuç alamayıp Fenerbahçe ve Beşiktaş'a çelme takarak inceden bir Abdullah Avcı havası yakalamıştık 2 sezondur. Bu defa Galatasaray'dan da puanı çalmayı başarmıştık, Aydın Yılmaz muhtemelen ciddi tepkiler alarak maçın adamı oluyordu ve Sodinha da kendisine eşlik edince 2-2'lik skorla evimize dönüyorduk.

Artık transfer sezonuna girmiştik. Daha ilk günden Kerim Zengin'i 275.000 € karşılığı Adana Demir'e veriyorduk. Ertesi gün de Sodinha 550.000 € karşılığı Trevisolu oluyordu. Türkiye Kupası'nda Ankaraspor deplasmanına çıkıp kulübemizin zayıfladığı günlerde 2-0 mağlubiyet alıp eve dönüyorduk. Maçtan sonraki gün iyiden iyiye zayıflıyorduk ama kulüp kasası dolmaya başlıyordu. Aynı günde Anıl Karaer 550.000 €'ya Ankaragücü'ne gitmişti. Bir türlü dikiş tutturamayan bomba transfer Misimovic de 1.1 Milyon € bedelle Dinamo Zagreb'e doğru uçuyordu. Kupada Ali Helvacı'nın golüyle Gençlerbirliği'ni 1-0 yenmemize rağmen 6 puan çıkmak için yetmiyordu. Bir önceki yazıda tahminde bulunanarı ters köşeye yatırdı sanırım bu. Ali'nin sezon boyu yükselen formu Avrupa'nın dikkatini çekmişti ve Misimovic'i alan Dinamo kapımızı bir kez daha çalmıştı. Pazarlıklar 2 günde sonuçlanmıştı ve Ali Helvacı'dan tarihimizin en büyük gelirini elde edip kulüp rekoru ile birlikte vedalaşıyorduk kendisiyle. Dinamo Zagreb'e tam 6 Milyon € karşılığı transfer olmuştu. Aynı gün Cem Sultan'ın yedeği olmaktan kurtulamamış Iaquinta da Genoa'ya kiralanıyordu 5 aylığına. Bu kadar adamı gönderip birilerini almak lazımdı. Forvetteki alternatif isim 6-7 aydır boşta duran Pantelic oluyordu. 1 gün sonra da Emre Belözoğlu sadece 100.000 €'ya Marmaris'e geliyordu. Ligde de ikinci yarı 17. hafta ile başlamıştı, Antep ile sahamızda 1-1 berabere kalıyorduk ki zayıf kadro ile bu normaldi aslında. Transferde orta sahayı güçlendirme adına Galatasaray'dan Hasan Şengül'ü kadroya katıyorduk. 975.000 € tutan bu transferden sonra Zaragoza'dan Jose Ismael'i 375.000 € karşılığı kadroya katıp taraftarı coşturan bir isme imza attırmış oluyorduk. Aynı akşam Gökhan Töre'yi 5 aylığına kiralamıştık ve sezon sonu 2.5 Milyon € verirsek alabilecektik. Bu imzalar atılırken Ferhat Çökmüş 550.000 €'ya Malatyalı oluyordu. Transferin son günü de Jose Ismael'in etkisiyle Yattara'yı Eskişehir'e 110.000 €'ya veriyorduk hiç düşünmeden.

Konya maçı ile ikinci 17 maçlık maratona giriyorduk ve ilk yarı olduğu gibi 1-0 kaybediyorduk. Üstelik bu kez kendi sahamızda. Madem yeniliyorlar bizim neyimiz eksik diye düşünen Manisaspor da bizi evimize 2-0 ile yolluyordu ve farkında olmadan Fenerbahçe'yi ateşe atıyordu. Bu kötü seriyi sezonun ikinci yarısının ilk galibiyeti ile bozmalıydık. Fenerbahçe'yi 3-1 yenip derince bir nefes almış olduk. Rize deplasmanından da 2-0 galibiyetle dönmüştük. Emre Çolak ve Ediz golleri atan isimlerdi. Yalnız dikkat ettim de golleri atanların ismini verdiğim maçların çoğu Ediz'e denk geldi, topu topu 5 gol attı sezon boyu, sanmayın ki yazmadığım maçlarda Ediz duran toplarda işi abartıp çift haneler çıkardı gol sayısını. İlk yarı bizi yenen Beşiktaş geçen sezonun acısını ikinci maçta da bizi Marmaris'te 1-0 yenerek tamamen çıkartmış oluyordu. Antalya deplasmanı 0-0, Marmaris'teki Trabzon maçı da 0-1 sonuçlanınca durum kötüye gitmişti. Bursa'dan da 2-2 ile dönüp kötü seriye dur diyecektik bir sonraki hafta. Marmaris'teki maçta Gençlerbirliği'ni 5-3 yenip 9. sıraya kadar gerilediğimiz ligde birden 6. oluyorduk. Şunu belirteyim ikinci yarıda son 3-4 haftaya kadar puanlar hep yakın oldu, bir aşağı düş bir yukarı çık UEFA şansını zorla derken kafası karışıyordu insanın. Gençler'e karşı hat-trick yapan Pantelic sezon boyu başka gol atmayarak aldığıma pişman ediyordu beni. Sıradaki kurbanlarımız Malatya ve Eskişehir'di, kendilerini yenip ligde 5. sıraya oturuyorduk. Saçma saçma puanlar kaybetmesek belki de Şampiyonlar Ligi'ni kovalıyorduk da ne haddimizeydi o bizim. Emeklemeden koşmaya benzeyebilirdi bu. 3 maçta seri yakalamışken Sivas dur demişti bize. İçeride Adana Demir'i Emre Çolak'ın golüyle devirip üst sıralarda hiç olmazsa Avrupa Ligi mücadelesinde kalalım diyorduk.
30. haftada Marmarisspor'umuz 6. sıradaydı ve Avrupa Ligi için umutlar Sivas yenilgisi yüzünden azalmıştı. Aradaki galibiyete rağmen 31. haftada deplasmandaki Ankaraspor beraberliği bizi 7. sıraya indiriyordu. Üstelik rakibimiz olan Ankaraspor'u yensek Avrupa için dev bir adım atacaktı. 32. haftada Kayseri Erciyes'i Jose Ismael'in golleriyle 2-1 devirip Avrupa Ligi için son çabaları sergiliyorduk. 33. hafta Marmaris'teki rakibin "Şampiyon" Galatasaray olması ekmeğimize yağ sürüyordu. Şampiyon bir takım olmasına vurgum takımın ligi bırakmış olmasındandı. Ligi umursamayan yıldızlar sayesinde Galatasaray'a karşı ilk galibiyetimizi 2-1'lik skorla alıyorduk. Bu kritik maçta Gökhan Töre ve Emre Çolak 3 puanı getirmişti. 34. haftaya Ankaraspor 60 puanla girmişti. Biz 6. sırada 58 puanla pusuya yatmıştık. 7. sırada ise Fenerbahçe 57 puanla mucize peşindeydi. Son maçlarda Ankaraspor'un rakibi Konyaspor'du. Konya Ankara'ya rakibini eli boş göndermeyi başarıyordu 1-0'la. Bize karşı iki maçını da alan Konya kendini affettiriyordu çünkü Gaziantepspor'u deplasmanda 3-1 yenmiştik. 2 sene önce altyapıdan çıkan Eyüp Atik'in açtığı golünden sonra Emre Çolak ve David Beckham'ın golleriyle çılgına dönüyorduk. Marmaris lige çıktığı sezon yaşadığı mucizeyi tekrar yaşayıp 5. sırada yer alıp UEFA Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazanmıştı. Ancak 2. ön eleme turu biraz sıkıntı olacaktı, ona da katlanırdık, tarihimizde ilk kez Avrupa macerasına atılacakken bundan şikayet edecek halimiz yoktu. Bu sezonki başarımızla UEFA sıralamasında da listede 180. sıraya yükselmiştik. Avrupa hafiften Marmaris adını duymaya başlamıştı.. Şimdi hedef alabildiğimiz kadar galibiyet alıp Avrupa Ligi gruplarına kalmak.
"Tahmin işi eğlenceli oluyor, ben devam ederim" diyenlere gelsin bu da :
- Seri başı olma şansımız sadece 2. ve belki 3. ön elemede var sıralamamız gereği. Takdir edersiniz ki 180. sıradaki takımın ne işi var seri başı listelerinde. Hal böyleyken Avrupa Ligi'ndeki maceramız ne olacak ? 2. Ön Eleme Turu mu yoka daha fazlası mı, daha fazlasıysa neresi ?



- Katil Martı #1 : Başlangıç
- Katil Martı #2 : Bank Asya'ya Merhaba
- Katil Martı #3 : Bank Asya'ya Merhaba 2. Bölüm
- Katil Martı #4 : Hedef Süper Lig
- Katil Martı #5 : Süper Lig'de İlk Sezon
- Katil Martı #6 : Transfer Şampiyonu

6 yorum:

Antagonist dedi ki...

search kısmında ismail köybaşı aranıyor galiba :)

franchi dedi ki...

evet onu aramısım da, kadromdaki adamı niye oradan aradıgımı ben de bilmiyorum :)

siriusjames dedi ki...

Türkiye Kupası'nda hayal kırıklığına uğradık :) UEFA'da gruplara kalmadan önceki son aşamada elenirsin veya sonuncu olursun grupta diyorum bu sefer de :)

Franchi Beckham'ı buraya getir! Sağda Beckham solda Kewell aman allahım karizma akıyor takımdan :)

kosebole dedi ki...

üstad seriye ara mı verdin? gözümüz yolda kaldı yaw :)

franchi dedi ki...

bu ara sınav diye pek yoğunlaşamadım bu seriye.. oyundaki zamanla blogda yazdığımın arasındaki fark da kapanmıştı.. bu akşam yazacağım ama 8. bölümü, merak etmeyin :)

franchi dedi ki...

bu ara sınav dönemindeyim.. oyunla pek içli dışlı olamıyorum blogu güncel tutabilsem de.. haftasonuna kaldı serinin yeni yazısı..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO