3.07.2009

Türkiye'de Spor Bilinci

Ekşi'deki başlığı görünce dayanamadım patlayıverdim gece vakti. Futbol iyi, futbol güzel de, dünyadaki tek spor o değil, üstüne düşülmesi gereken tek spor o değil.

Direkt olarak kopyalıyorum orada yazdığımı :

derya büyükuncu gibi alanında ülkesinin tek temsilcisi olan isimlere bok atmayı marifet bilen bilinçtir. hemen konuyu açalım.. derya büyükuncu 5. olimpiyatına katıldı ama pek ilerleyemeden elendi diye demediklerini bırakmadılar, gidip gidip sonuncu oluyor dönüyor, yok efendim böyle olacaksa hiç yarışmasın, bu adam böyle olursa yüzme nasıl gelişsin ülkede... bahanenin ukalalığın bini bir para anlayacağınız..

sen ülkede haftalarca bir ofsaytı veya çıkan sarı kartı kırmızı kartı tartış dur, yüzme denen şeyi aklına getirme, sonra de ki o kötü bu kötü şu imaj zedeledi.. imajın yok ki zedelensin, hangi imajdan bahsediyorsun ?

ülkenin üç tarafı denizle çevrili, kuzey kesiminde ortada küçük kapalı bir iç denize benzeyen marmara var.. gölleri saymıyorum hadi, zaten tuz ve van göllerini kurutmadığımıza şükredelim, bırak tesisi ve sporu..

gelelim yüzme meselesine.. buradan yola çıkmak istiyorum zira kendi ilgi alanımdaki sporlardan birine değinmem daha mantıklı olacak.. benim hayatım futboldur, öyle böyle değil, gün içerisinde 24 saatin 24'ü de bunun peşinde geçse itiraz etmem belki de.. ancak futbol kadar değer verip yine 24 saatimin tamamını birlikte geçirip itiraz etmeyeceğim sporlar da var.. tenis ve yüzme başta geliyor özellikle.. atletizm, basketbol, curling(evet), snooker diye uzar bu.. yüzme konusunda bakıyorum akdeniz ülkelerine, sürekli bir başarı olmasa bile isimleri hep var.. denizle iç içe olan ülkeler her şampiyonada madalyaları domine etmeseler de finallerde hep isimleri geçiyor.. bizim ise derya'dan başka kimsemiz yok.. derya'yı ne zaman izlesem bir olimpiyatta veya şampiyonada, hep gurur duyarım, bir gün daha fazla sporcuyla yüzeceğimizi hayal ederim..

ben marmarisli'yim, ömrüm burada geçti ve geçiyor, üniversite yüzünden 4 senedir izmir'e gelip gidiyorum işte.. kendimi bildim bileli denizin suyun içindeyim.. ben çocukken yüzme konusunda ciddi ve profesyonel bir eğitim alıp kendimi geliştirme şansım yoktu, oturur izlerdim gördüğüm yüzücüleri hayranlıkla.. şansım yoktu dedim zira marmaris gibi çocukların anne-baba bile demeden denizle tanıştığı bir yerde yüzme için yeterli altyapı ve olanak yoktu.. son 8-10 senede iş profesyonelliğe doğru yürümeye başladı ancak seviyemiz sadece genç yaşlardaki yetenekleri alıp turnuvalara götürmekte kaldı.. hem marmaris hem de ülke olarak.. marmaris'te bir çocuk çıkar türkiye şampiyonası'nda altını alır rekoru kırar gelirdi herkes övünürdü marmarisli çocuk bunu yapmış etmiş diye.. sonra o çocuk büyürdü, 5 olimpiyat yüzü görmesine rağmen yerden yere vurulan derya büyükuncu gibi olimpiyata katılıp sonuncu bile olamazdı.. türkiye genelinde de alt yaş gruplarından yüzmeye çocuklar/gençler yollanır rekorlar madalyalar alınır gelinir ama aynı isimler büyüdüklerinde derya'ya uzaktan bakarlar.. sen yeteneği görüp başarıyı kazanıp, geliştirmeye uğraşmayıp 11-15 yaşındaki seviyeden bir adım ileri götüremezsen o çocukları, derya tek başına 5 olimpiyat da görür, 6. olmipiyata katılıp dünya tarihine geçmek için de çabalar.. sporu yönetenler de -ki sporu yönetme hadisesi ayrı bir olay- oturdukları yerden laf ederler, gitti de ne oldu diye..

derya 15 yıl önce phelps'in yarısı kadar eğitim alsa, altını geçtim en azından bir bronz madalya alamaz mıydık 5 olimpiyat boyunca ? hep uzaktan baktık hep imrendik.. yüzmeyi ilk defa baştan sona izlediğim turnuva istanpool 99 olmuştu.. o dönemlerde hoogenband'a hayran kalmıştım.. sonra taa avustralyalar'dan çıkıp thorpe diye bir adam geldi tahtını salladı ama yıkamadı.. hoogenband sahneden inerken de yanında merdivenleri yeni yeni çıkan phelps vardı, o phelps çocukluğundan beri disiplinli ve sistemli çalışarak dünya tarihine geçti..

ben ise hala bekliyorum, marmaris'imde, bodrum'da, antalya'da, denizin merkezi olan 3 büyük tatil yerinde yüzme konusunda avrupa çapında sistemler ve eğitmenlerle türkiye'nin şampiyonalarda o final senin bu final benim yüzeceği günleri..

ancak biliyorum ki benim gibi futbolu hayatında en ön sıralara koyanlar yine benim ve diğer sporseverlerin yaptığı gibi futbolla aynı seviyede tutamıyorlar yüzmeyi, tenisi ve diğerlerini..

bir phelps, bir usain bolt, bir muhammed ali, bir schmuacher, bir rossi, bir agassi çıkaralım demiyorum bu topraklardan.. o kadar devasa başarılara gerek yok, sadece senede 5-6 kez farklı sporlarda en azından bronz kazanabilelim..

phelps yüzdü mü "adamlar nasıl başarıyor azizim değil mi?" dedikten sonra tv'lere çıkıp da "derya büyükuncu'nun başarısızlığını gören türk insanı nasıl yüzücü olur?" demesin artık pek muhterem spor insanları, yöneticileri... sen derya'ya "hadi evladım" diye destek olmadıktan sonra 5 değil 15 olimpiyata katılsa ne olur ? ipek şenoğlu çiftlerde ön eleme turunu geçti diye ortalığı ayağa kaldırıp sevinene kadar "bu yetersiz, bu haber bile yapılmamalı, daha iyilerini yapmalıyız" deseniz koltuğunuzdan mı düşersiniz ?

ama pardon unutmuşum, baros'un gole giderkenki pozisyonu ofsayt mı değil mi onu tartışıyorduk değil mi ? ona 10-15 gün ayıralım yüzmeye sıra gelir, hem belki derya 6. kez olimpiyata katılır, ipek şenoğlu ilk 50'ye girer siz o ofsayt ve penaltı pozisyonlarını çözene kadar.. oynatalım uğurcum biz, diğer sporlara sıra gelmese de olur..

5 yorum:

tanjue dedi ki...

Franchi tam yatmaya karar vermiştim,bir bakıyım neler yazmışsın bugün dedim,iyi ki de uğramışım. Gerçekten o kadar güzel anlatmışsın ki benim de yazasım geldi sabaha kadar.Ama herşeyi demişsin yine,söylecek fazla söz kalmamış bize. Gün olur devran döner bu gençler de bir gün başa geçer.İşte onlar o zamanlar bu günleri unutmazlarsa bu hayaller gerçek olur.Biz umut etmeye devam ederken bir yandan inanmaya çalışalım. Hepimize küçükken öğretildiği gibi inanmak başarmanın yarısıdır...

Russell dedi ki...

çok güzel yazı olmuş, ellerine sağlık..

"bir phelps, bir usain bolt, bir muhammed ali, bir schmuacher, bir rossi, bir agassi çıkaralım demiyorum bu topraklardan.. o kadar devasa başarılara gerek yok, sadece senede 5-6 kez farklı sporlarda en azından bronz kazanabilelim.."

şu tespit çok önemli bence. üstüne şunu da ekleyeyim. maalesef türk halkı, istediği bir şeyin hemen olmasını ister. sabredemez. bir eylemi, iki kez üst üste başaramayınca, oflayıp puflamaya başlar. spor olayı da aynı şekilde. yüzmede çok kötüyüz falan filan diye sayıklıyoruz sürekli, bizim neden phelps'imiz yok diyoruz. e yavaş be kardeşim, bir önce düzenli olarak olimpiyatlarda finallerde yüzen 3-5 tane yüzücü çıkar. hemen balıklama atlanmaz ki, "neden phelps'imiz yok?" diye. bronz olmasa da razıyım ben. illa ultra başarı gelecek diye bir şey yok, önemli olan o üst seviyeye çıkabilmek. zaten siz oralara bol bol sporcu yollamaya başlarsanız, iyi eğitimini verirseniz, aralarındaki özel yetenekler kendilerinden sivrilecektir zaten.

ayrıca, amatör branşlarda kabul gören yargı, sporcuyu olabildiğince rahat bırakmak ama bir yandan da sürekli destek vermek, eğitim vermek. maalesef, biz bu ikisinin ortasını yakalayamıyoruz, sürekli uçlardayız ne yazık ki. ya, sporcunun kafasına bindik mi biniyoruz, "hadi hadi altın hadi altın altın altın" diye. ya da bir köşeye atıyoruz zerre kadar değer vermeden derya büyükuncu gibi...

aslında daha söylenecek çok şey var ama fazla da uzatmaya gerek yok aslında...

tekrar teşekkürler bu konuya değindiğiniz için.

hücum futbol dedi ki...

curling nedir allahaşkına? hocam bir insan profesyonel olarak curling nasıl yapar? nedir abi amacı bu oyunun.

beril dedi ki...

hücum futbol'un yorumu tam olmuş ama yazıya penaltıyı tartışmaya devam et sen!

franchi dedi ki...

@hücum futbol,
keyif ve zevk meselesidir bu.. herkes bayıla bayıla voleybol izler ama ben de aynı şeyi o spora karşı söylerim, hiç mantıklı gelmez, hiç anlamam amacını.. ama yine de izmir'de olsun marmaris'te olsun fırsat buldukça giderim maçlara, spor sonuçta, biz izleyelim diye orada oynuyor o insanlar..

curling meselesine gelince, anlayana ve izlemeyi sevene futbol kadar keyif verebiliyor zaman zaman.. evet günün 24 saatini geçiremezsin bu sporu izleyip iç içe olarak ama zaten çok az yayınlanan bir spor, denk geldikçe o kısıtlı yayın zamanında izlemek beni fazlasıyla mutlu ediyor.. türk insanının çoğu hala buzun üstünde ütü kaydırmaca desin o spora.. dedim ya, o spor böyledir, şu spor şöyledir, hepsine kulp takarız ama bir penaltıyı sezon boyu tartışmayı biliriz.. üzerinden 7 ay geçti hala delgado 4-2'lik gs-bjk maçında haklı mı haksız mı atıldı diye tartışılıyorsa ben bu ortamda curling'e de laf ettirmem diğer sporlara da..

  ©Artemio Franchi. Template by Dicas Blogger.

TOPO